top of page

TEFEKKÜRÜ MEVT VE SEKERAT


1- Ölüm Neden ve Niçin Vukua Gelmektedir?

Hem Enam suresinde (62. ayet) hem Bakara suresinde (28.ayet) Bismillah, Hepsi gerçek sahipleri olan Allah'a döndürürler, buyrulurken ayette geçen ruddu turceun ayrıca kuranımızın 19 yerinde daha geçer ki bu sizi tekrar döndüreceğiz, anlamı taşır. Burada görülüyor her canlı mutlaka ölecektir. Bu bir sünnetullah kanunudur.

Mu’minun suresi 37. ayetinde bismillah, İn hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb'usin. Hayat, yalnızca bu dünyadan ibarettir. Yaşarız ve ölürüz. Yeniden diriltilecek değiliz, buyurarak nefsani arzularının esiri olmuş kafirlerin bir daha dirilecek değiliz dediklerine vurgu yapar. Kafirlerden bizi ayıran en büyük fark bu ahiret inancıdır. Ancak müslümanların bir kısmı dünyaya öyle bir hırs ile zebun hale geliyorlar ki onlar da ‘’bir daha mı dünyaya geleceğiz, bu gençlik bir daha eline mi geçecek? diyerek kendi evlatlarının beyinlerine gayesiz ve inançsız yaşamayı sinsi şekilde empoze ederler.

Yine Mu’minun suresi 115. ayetinde bismillah, E fe hasibtum ennema halaknakum abesen ve ennekum ileyna la turceun. Yoksa sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız? Buyurarak bizi ikaz etmektedir.

2-Tefekkürü Mevt

Ölümü düşünmek yani tefekkürü mevt kuranımızda 18 kez geçer. Bu 18 ayeti celileden birisini özellikle açarak her gün nasiplendiğimiz bir gerçeğe bakalım. Nasiplenmek ayrı rızıklanmak ayrıdır. Rızıklanmak nasiplenmenin sonucu ve meyveye dönmesidir.

Bismillah,Ve min ayatihi en halaka lekum min enfusikum ezvacen li teskunu ileyha ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh, inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun. O'nun ayetlerinden biri de, sizin için kendilerine ısınasınız aranızda sevgi ve rahmet oluşsun diye nefislerinizden eşler yaratmasıdır. Bunda düşünen ve tefekkür eden bir toplum için nice ayetler vardır. Yani erkekler için kadınları, kadınlar için erkekleri yaratmamızda 3 bereket vardır. Bunu tefekkür etmeniz ölümü tefekkür etmenizle eş değerdedir, buyuruyor. Bu ayet Araf, Rum, Şura, Şuara, Nisa surelerinde geçer. Burada rabbimiz 3 şeye dikkat çekti. 1-Teskun yani sükun bulma, rahatlama için buyurdu ki hem erkek hem kadının bu nimetlere şükür etmesi zorunludur. 2. olarak Meveddet yani siz bu şükrü eda ederseniz aranızda sevgiyi yaratırız buyurdu. Cenabı hak direkt sevgiyi yaratmıyor. Sevgiyi şükretmemizin ardından yaratacağını ifade ediyor. 3. Olarak da Rahmet buyuruyor ki rahmet, birbirine acıma, merhamet etme demektir.

Burada halk kelimesi yerine ceale buyurdu. Bu ceale kelimesinin geçtiği her yerde Cenabı hak bize neyi emrediyorsa onu yapmak üzere önce biz hareket edeceğiz. Yani Cenabı hak biz irade-i cüzziyyemizle o fiili gerçekleştirmek için karar aldığımız zaman onun bereketi olarak o güzelliği yaratır. Kuranımızda ceale fiili 346 ayette geçer.

Ayetin en sonuna baktığımızda teskun yani eşler arasında sevgi ve merhametin oluşması için eşlerin her ikisinin de şükretmesi gerekiyor. Cenabı hak şükrün ardından meveddet oluşturuyor, onun hürmetine de aralarında rahmeti yani acıma ve merhameti halk ediyor. Bu rahmet azaldığı için son 30-40 yıllık neslimiz huzurevlerine düşmüştür. 3 fiilin oluşumunda adım atmayı kolaylaştırıcı ve o adımı atabilme şevkimizin artması için dua etmeliyiz.

O zaman günlük dualarımızı bir hatılayalım;

1-Rabbimiz nefislerimizi haramlara karşı helallerinle doyur. 2-El hafiz olan yüce rabbimiz biz Müslümanların deprem musibeti sınavımızı hitama erdir. Bölgemizde yıkıcı ve öldürücü zelzelelerin olmasına izin verme. 3-Allahümme'ftah lî ebvâbe rahmetike. 4- Ya Rabbi bizi zatının muhabbeti ile ve zatına yaklaştıklarının muhabbetiyle rızıklandır. 5-Teveffeni muslimen ve elhıkni bis salihin. 6- Ya Rabbi insan eliyle öldürülmekten yakınlarımın böyle bir fitne ile imtihan olunmasından sana sığınırım. 7- Ya Rabbi eşimle aramıza ve aile efradımın aralarına meveddet, ülfet ve ünsiyetini ilka eyle. İşte böyle dua edip sığınmaz isek aileler darmadağın ve paramparça olur ve ayetteki teskun, meveddet ve rahmet vukua gelmez. Aileler birbirine düşman olur. Buda toplumun tamamını olumsuz yönde etkiler.

3- Ölüm Sekeratı

Etrafımızda ölüm vaktimizin gelmesiyle her canlının öldüğünü görüp dururken sanki bize gelmeyecekmiş gibi bir gaflet içinde yaşamak bir müslüman'a yakışmayacağından dolayı bu tefekkürü mevt günlük yaşamımızın bir parçası olmalıdır.

Cuma suresi 8. Ayeti celilesinde bismillah,Kul innel mevtellezi tefirrune minhu fe innehu mulakikum. De ki sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır, buyururken bu ayeti celileyi tefsir eden Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor;

Lezzet ve zevkleri keseni onlara son vereni (ölümü) çokça hatırlayınız. Zira çok olan bir şeye bulaştığı zaman onu azaltır. Az olan bir şeye bulaştığı zaman da onu dağıtır. Gece ve gündüzünde, (24 saat içinde) 20 sefer ölümü zikreden kişi şehitlerle beraber haşrolacaktır. Ölümü zikredenler ibadetlerinde sevinç ve ferahlık bulurlar. Ölümü zikretmeyenler ise ibadetlerin de tembellik yaparlar, buyuruyor.

Vakıa suresinde Euzubillah bismillah, hulkume… tenzurun… ve nahnu akrabu Can boğaza dayandığı zaman, Onu geri döndürsenize o vakit bakar durursunuz Biz ona yani ölene sizden daha yakınız fakat siz göremezsiniz, buyuruyor.

Kaf suresi, Enam suresi ve Kıyamet suresinde ise Bismillah, …sekretul mevti bil hakk, ölümün sekeratı, şiddeti, can çekişmesi ve sarhoşluğu, bir hakikat olarak insana gelecektir, buyuruyor.

Şimdi bu 2 ayeti celilenin kelimelerine baktığımızda et terakkiye diye bir kelime geçer. Et terakki köprücük kemiği dediğimiz kemiklerin kurandaki ifadesidir. Yani biz ölümü bütün hücrelerimize kadar öyle düşünmeliyiz ki mevt ibadeti bizi ahrete en mütekabil şekilde hazırlayabilsin. İnsanlara ölümü unutturmasın.

Kıyamet suresinde de Rakın diye bir kelime geçer. O köprücük kemiğine dayandığı zaman dünyadaki efsunlama sanatını bilenleri, tıbbi hekimleri ve duası müstecab olan salih kulları çağırsanız dahi o ruhu geri çevirmeye güç yetiremezler buyuruyor. Tedavi olmak sünnettir. Tedavi olup şifa bulursunuz ama ruhunuz köprücük kemiğine dayandığı zaman artık hiç kimsenin yapacağı durum kalmamıştır. Artık ölüm hakikati yani sünnetullah tahakkuk edecektir.

Büyük müfessir Kelbi rahmetullahi aleyh tefsirinde buyuruyor ki; Kişi ölürken ölüm meleğinin yanı sıra yedisi rahmet yedisi de azap meleği olmak üzere yanında 14 tane melaike bulunur. Yani başlarında Azrail aleyhisselam ve beraberinde 7 azap, 7 rahmet melaikesi olmak üzere 15 melaike bulunuyor. Neden bu şekilde geldiğine dair Peygamberimiz buyuruyor ki; Melekler ölüm anında kulların etrafını kuşatıp onları kımıldamayacak şekilde hapseder. Ölen kişi kıpırdayamaz. Küçücük bir sivrisinek ısırmasında dahi yerinde duramayan insanı bu melaikeler hapsetmese milyonlarca hücreden can çekişirken yerinde nasıl durabilsin?

Hazreti Enes (ra.) aktarıyorlar; Resulullah (sav.) Melekler, ölüyü kuşatır ve tutarlar. Kendisini koruyan 2 melekten biri siyah biri beyaz giysiyle o ölen kişinin gözüne görünür. O kişiye beyaz giysili yakınsa Allah katında iyi bir şekilde can vereceğinin ilk müjdesidir. Ama (Allah muhafaza) siyah giysili melaike daha yakın ise bu da kişinin amelinin ve ölümünün kötü olacağının ilk belirtisidir. Hadi şerif devam ediyor; Ölüm meleğini görmek 1.000 kılıç darbesinden daha şiddetlidir. Şimdi insanların birçoğu ölürken tıbbi kayıtlarda ölüm nedenine kalp krizi geçirdi yazar. Aslında bu krizin nedeni kişinin ölürken Azrail (as.)’mı gördüğünde oluşan korkudur.

Ebu Musa (ra.) aktarıyor; Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesselame Ya Resulullah kişi ölüm anında iken insanları ne zaman tanıyamaz olur diye sordum. Resulullah Efendimiz ise; Ruhu almakla görevli melekleri ve berzah alemi ile ilgili şeyleri kalp gözüyle gördüğü zaman artık etrafındakileri tanımaz olur buyurdular.

İşte o hâli gördüğümüz andan itibaren cüzi irade tamamen alınmış ve bize ait hiçbir irade kalmamış olur. Sadece ya dilimizle ya da kalbimizle kelimeyi tevhidi, kelimeyi şahadeti getirebilmenin dışında bizdeki iradenin hepsi bitmiş oluyor. Tamamen külli iradeye teslim oluyoruz. İşte günlük olarak teveffeni müslimen ve elhıkni bissalihin diye dua etmek bu kadar elzemdir.

Hazreti Aişe (ra.) annemiz bize aktarıyor; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ölüm anında yanındaydım. Peygamberimizin mübarek başını başımla boğazım arasına koydum. İçinde su bulunan bir kaptan aldığı su ile yüzünü silerken hem Allah'ım, ölüm acılarından ve ölümün şiddetinden dolayı bana yardım et, diye dua ediyor hem de La ilahe illallah diyordu. O mübarek insan dahi böyle dua ederse bizim halimizi düşünün.

Abdullah bin Büreyde (ra.) buyurdular ki; Peygamberimiz bize müminin ölümün şiddetinden veya Allah'ın bağışlanmasına karşı mahcup oluşundan dolayı (Tirmizi, İbni Mace ve Nesai de geçen bu hadisi şerifte kötü olan 4 belirtiyi ola ki yakınlarımızdan birisine şahit oluruz da ona karşı kalbimizde şühe olur düşüncesiyle açıklamayacağız.isteyen kendisi araştırabilir.) alnı terleyerek ve gözlerinden yaş gelerek ölür, buyurdu. Yani kişinin alnı utancından terler. Mahcubiyetinden de gözünden yaş gelir. İşte bu kişinin ölümündeki en sevindirici 2 büyük belirtidir.

Hazreti Abdullah bin Mesut (ra.) Aktarıyor; Peygamber Efendimiz, Müminin nefsi sızarak, kâfirin nefsi akarak çıkar, buyurdular. Yani mü’minin nefsi sızarak yavaş yavaş çıkarken sahibine acı vermez. Kâfirin nefsi akarak bir kaptan dökülmüşçesine çıkar ve kişiye acılar yaşatır. Müminin nefsinin sıza sıza çıkması birçok günahının affına sebep oluyor. Kafirin ki akarak çıkar ki ona rahmet tecelli etmediği için bir anda ruhla çıkıyor. O kadarcık kolaylığı ise kafirlerin dünyada faydalı şeyler yapmaları nedeniyle Cenabı hak ölüm anında ruhunu kolayca çıkarır. Böylece iyiliklerinin karşılığını daha dünyada iken almış olur.

Hazreti Ayşe annemiz şöyle aktarıyor; Peygamberimiz, Göz belerip ölüm anında bir yere dikilip kaldığında, göğüs inip kalkmaya başladığında, derileri ürperip tüyleri diken diken olduğunda, parmakları yumulduğunda kim Allah'a kavuşmayı isterse Allah da ona kavuşmayı ister, kim de Allah'a kavuşmayı istemez ise Allah da ona kavuşmayı istemez, buyurdular.

4-Telkin Nedir?

Hazreti Peygamberimiz (sav.) buyurur ki; Ölmek üzere olanlara la ilahe illallah demeyi telkin ediniz. Muhakkak ki ölüm zamanında insanoğluna en yakın olan şeytandır. Onu orada bulunanlar görmez. Onu sadece ölen kişi annesi, babası veya sevdiği dostları suretinde görür. Herhangi birinize ölümünden önce muhakkak şeytan gelir ve Yahudi olarak öl, Hristiyan olarak öl der, (Baba olarak görünen genelde Yahudi olarak öl der. Anne suretinde gelen de Hiristiyan olarak öl der.) Bunu Peygamberimiz ifade ediyor.

Ölecek kişinin yanında kelimeyi tevhidi yüksek sesle söylemek vefat edene bu mücadelesi esnasında dolaylı olarak sen de söyle demektir. Aynı zamanda şeytanı oradan kovmak içindir. Ancak ölüm sekaratı çeken kişiye kelimeyi tevhidi söylemesi için asla ısrar edilmez. Çünkü ilim ehlimiz o anda diyor şeytan onun dilinin üzerine oturur, ağırlık verir. Onun kelimeyi tevhidi söylemesine engel olur. Allah muhafaza küfür hâline gitmesine sebep olabiliriz. Onun kalbinin tasdik etmesi yeterlidir, diyor.

5-Telkinin İkinci Kısmı

Ehli sünnet vel cemaat inancına göre vefat eden kişiye kabir suali büyük ulamamızın icmasıdır ve hepsi bunda ittifak etmişlerdir. Günümüzde her ne kadar bunu inkar eden sapıklar olsa da bizim inancımız budur.

İbni Abidin Reddül Muhtarda Defin sonrası telkin yapılırsa bir zararı olmadığı için telkin yapılmasına mani olunmaz, buyuruyor. Ayrıca kabre defnedilen kişiye dışarıdan birisinin 3 defa telkin yapması yönünde Hazreti Ebu Umame tarafından aktarılmış bir hadisi şerif vardır. Ama üzerinde bir tartışma çıkmıştır. Bu hadisi şerif, İmamı Taberani Hazretlerinin mucemul kebir isimli 22.000 hadisi şerif'i içine topladığı kitabında, 5 ciltlik Taç isimli hadisi şerif kitabında ve İmam Hafız Süyuti Hazretlerinin şerhi sudurunda geçer. Buna rağmen fıkıh ulemamız tartışmaların önünü tamamen kapatmamış ve telkin yapana asla mani olunmaz, demiştir.

Hazreti Osman Efendimiz aktarıyor ki; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesselam defin edilmekte olan cenazenin yanından geçerken buyurdular ki; Şu kardeşiniz için istiğfarda bulunun. Kabir sorgusunda ki cevaplamayı da sebat bulması için de dua edin. Şimdi o sorguya çekilmektedir. Yani taziyeye gidildiğinde boş boş konuşmak yerine Yarabbi istikametini bozmadan kendisine sorulan kabir sorularının hepsini doğru cevaplasın diye dua edeceğiz.

Sahabenin seçilmişlerinden Hazreti Amr bin As (ra.) Aile efradına şöyle vasiyet etmiştir. Beni defin edince deve yavrusunu kesme zamanı kadar (30-40 dakika) yanımda kalın ki kabir yerime ve gelecek sorgu melaikelerine ünsiyet edeyim. Demek ki defin olunan kişi dışarıdaki her hal ve durumdan haberdar oluyor.

6-Kabirde Sorgulama Olmayacak Kişiler

1-Peygamberler. 2-Ergenliğe ulaşmadan ölmüş çocuklar. 3-Şehitler. 4- Sınırları bekleyen askerler. 5-Taundan ölenler. (suda boğulanlar, enkaz altında kalanlar, yangında ölenler, doğum esnasında ölen anneler, zatüreden ölenler ve malını, canını, namusunu müdafaa esnasında ölenler) 6-Karantina altına alınan yeri terk etmeyip orada ölenler.7- Sıddıklar. 8- Cuma günü veya gecesi ölen mü’minler.

9- Her gece yatmadan önce mülk suresini veya secde suresini okuyanlar. Peygamberimizin döneminde bir kişi bilmeden bir kabir üzerine çadır kuruyor. O çadırı kurduğu yerde toprağın altından sabaha kadar mülk suresinin okunduğunu işitiyor. Adam şaşkınlık içinde sabahı zor edip Resulullah'a gelerek ya Resulallah bu gece çadır kurduğum yerde sabaha kadar mülk suresinin okunduğunu işittim, dedi. Peygamberimiz, O çadırın altındaki kabir sahibi her gün mülk suresini okuyan biriydi. Sen üzerine çadır kurunca rahatsız ettiğin için seni ikaz ediyor hemen çadırın yerini değiştir, buyurdu.

Günümüzde de böyle mezar yerleri satılarak, yol yapılarak veya mülk haline dönüştürülerek ucuz ucuz satıldı. Oraları alanların veya yol açanların bir kısmına benzer ikazlar oldu. Ama ikazlara aldırış edilmeyince arkası kesildi. Çünkü itirazdan herhangi bir işaret almayanlar çoğalınca ikaz yapılmaz olur. Eğer evimizin bulunduğu yerde böyle bir olay vukua gelmişse büyük sermayeyle bile almış isek orayı terk etmemiz gerekir.

10. Ölüm döşeğinde ihlas okuyan kişi kabir sorgusuna girmeyen gruptandır. Bu da yine Peygamberimizin bir müjdesidir.

Kişiyi ölüm hazırlığına teçhiz denir. Öleni yıkamaya gasil, kefenlemeye tekfin, cenazeyi taşıma teşhir, kabre konulmaya defin, hane halkına baş sağlığı, dileme ve teselli vermeye de taziye denir.

Euzubillah bismillah, Fağfir lillezine tabu vettebeu sebileke vekıhim azabel cahim. Fağfir lillezine tabu vettebeu sebileke vekıhim azabel cahim. Fağfir lillezine tabu vettebeu sebileke vekıhim azabel cahim. (Mümin/7.) Ey rabbimiz tövbe edenlere ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et. Onları ve bizi cehennem azabından koru.

el Fatiha.

19 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page