RAMAZAN-2017 (KONFERANS)


RAMAZAN AYI VE ORUÇ İBADETİ

3 aylar olarak bildiğimiz Recep Şaban ve Ramazan ayları genel af aylarıdır. Yılın 9 ayındaki gafletine rağmen rahmetten istifade edememiş olanlara Cenabı Allah bu 3 ayda rahmetinin daha yoğunlaştırıyor daha çok artırıyor ki bütün kulları asilikten uzaklaşsın, kendi zâtına yaklaşmayı arzulasın. Bundan dolayı bu aylar uçak genel af aylarıdır. Ramazan adını çocuklarımıza koyuyoruz, gerektiğinde kendi alanında sıkça kullanıyoruz. Konuşurken veya ismi telaffuz ederken biraz daha dikkatli olmamız açısından Ramazan ismi rabbimizin adıdır. Buna dönük bir küfür, alay hakaret olmaması için kulağımız da kültür olarak kalsın. Ramazan ayındaki oruç farz olmadan evel Müslümanların farz orucu Muharrem ayındaki 9-10-11. günlerinde tuttukları oruçtu. Ramazan ayında oruç farz olunca Cenabı Hak o Muharrem ayında bir onu bize sünneti müekkede olarak devamını buyurdular. Bu ufak tefek genel bilgilerden sonra hemen konularımıza geçelim.

Ramazan ayında bize sunulan nimetler vardır. Hepsi birbirinden değerli, biri diğerine mukayese edilmesi mümkün olmayan nimetler. Bu nimetlerden hem istifade etmeye çalışacağız hem de bunları sırasıyla gitmeye çalışacağız ki kafamızda o sırası yer etsin.

Birinci nimet Ramazan ayına girmeden ile başlayan teravih namazıdır. Teravih namazına erkekler çalışmaya gitmesi, bayanların evinde kalması nedeniyle bazen gidilemiyor olsa da camiye gitmemiz gerekiyor.

Teheccüt Namazı Sabah namazının sünneti, öğle namazının ilk ve son sünneti, cuma namazının ilk ve son sünnetleri, akşam namazının sünneti, yatsı namazının son sünneti ve teravih namazı. Bunların hepsi müekket sünnettir. Bir kişi evinde bile kılmak istese bu sünnetlerin hangisi olursa olsun kılma sorumluluğu var. Bu sorumluluğunu gafletinden dolayı yapmadıysa cezası Şefaatten mahrum olmasıdır. Yani kişi o sünnetleri işleyerek elde edeceği Şefaatdan mahrum olur. Sünneti müekkedenin terki hem şefaati kaybetmek hem de itaptır. İtap demek Cenabı Hak kulunu azarlayacak demektir. Öyle olunca bayanlar da teravihten ve yukarıda saydığım bütün sünnetlerden cuma namazı sünnetleri hariç aynı derecede sorumludur. Diğer bütün nafile namazlarda niyet ettim, Allah için namaza dememiz yeterli iken teravih namazında bunu dersek teravih namazımız yerine gelmiş olmaz. Niyet sırasında teravi adını mutlaka zikretmek zorundayız. Bunun nafile ibadet olmasına rağmen böyle bir ayrıcalığı vardır. Bunu sakın ihmal etmeyelim niyeti ettim teravih demediği sürece kıldığınız namaz teravih olmaz.

Camilerde her 4 rekâtta bir selam verilerek kılınması genelde devam ede gelen bir sünnet şeklidir. Selam aralarında birileriyle konuşup sonrada namaza duran cematın namazı olmaz. Konuşmasından itibaren teravih bitinceye kadar kıldığı namazın hiçbir teravih değildir. O arada biriyle konuştu veya göğsünü kıbleden başka tarafa döndü ise niyetini yenilemek zorundadır. İşte bu teravih namazı kılanların için en büyük eksikliktir. 3 veya 4 rekatlı namazların ilk oturuşu farz olduğu gibi teravih namazının her 2 rekâtında oturulması farz hükmündedir. Bundan dolayı bir kişi yanılarak 3.rekata kalktıysa 4 rekatı bitirince sevi secdesi yapsa dahi 2 rekat kılmış gibi olur. Teravih namazlarını camilerde 4 kılınması adet haline gelmiştir. Ancak evimizde kılarsak 2 de selam verdiğimiz gibi 4-6 8-10 hatta 20 de tek selam da bitirebiliriz ama her 2 rekâtta oturmak farzdır. Bazı camilerimizde teravih biter bitmez vitir namazına başlamadan önce bir dua yapılır bu dua bidattır, böyle bir sünnet yoktur. Bu durumda biz bidat olan bir hükme destek vermemek için elimiz açık kaldıracağız ama bu duaya gönülden katılmayacağız. Bir sünnetin yok olmasına sebep olmayacağız.

İkinci nimet sahur, sahura ilgili 2 hadisi şerif sunacağız. Bir yudum su içerek de olsa sahur yapınız demek ki o bir yudum suyun bile sahurda ayrı bir ehemmiyeti ve bereketi var. İkinci hadis şerif, Hurma ile sahur yapması ne kadar güzeldir? Bunun hikmetini sonunda açıklayalım.

Üçüncü nimet oruç tutmak ya da Arapça ifade ile savm yapmak, Neden oruç tutarız? Bunun hikmetini Nisa süresini 58. ayetinde buyuruluyor ki; Muhakkak Allah Size emanetleri ehline vermenizi emreder. Bu ayetin oruçla alakası yok gibi görünse de Peygamberimiz bu ayeti kerimeyi tefsir sadedinde şöyle buyuruyor; Eliyle kulağını ve gözünü göstererek bunlar emanettir diyor. Yani insan vücudunda organların en değerlisi 5 duyu organı içinde kulaktır. Çünkü hiçbir sağır duyma özürlü peygamber olmamıştır. Ama görme özürlü peygamber olmuştur. Görmeyen ilimi toplar ama duymayan ilim toplayamaz. Bundan dolayı kulağın önemi her zaman gözünün önünde kullanılır. Eğer oruç Allah'ın emanetlerinden olmasaydı yanlış davrananlara karşı özellikle iftar zamanı yaklaşınca sanki yaptığı ibadeti kendi nefsine değil de diğer insanlara yapıyor gibi bir üstünlük taslayarak öfkeler, kavgalar arttığı bir vakit ben oruçluyum desin buyurmaktadır ki bu ben oruçluyum ifadesi rabbimizin kur an'ı kerimde bize eğitim tarzıdır. Biz bu hadisi şerifi ayette bütünleştirdiğimizde orucun bir emanet olduğunu görürüz.

Hazreti Meryem (as.) Doğum yapıp İsa(as.) kucağında Kudüs'e girdiğinde kadınlar erkekler kendisini zina ile itham edeceklerini rabbimiz bildiği için oraya gelirken Hazreti Meryem'e şöyle bir ilka buyurmuştur. Ya Meryem bunu nereden aldın diye sorarlarsa kucağındaki çocuğunu göstererek ben oruçluyum, buna sorun de buyurmaktadır. Hazreti Meryem Kudüse girerken Yahudiler Meryem bunu kimden aldın dediler. Hz. Meryem ben oruçluyum, ona sorun diyerek beşikteki çocuğu gösterdi. Onlara cevabı kundaktaki 2 saat önce doğmuş Hazreti İsa vermiştir. Ümmeti Muhammed olarak bize dürüstlüğü, yersiz sataşma gibi manevi ibadetimizi lekeleyecek insanların hareketlerine karşı oruçluyum diyeceğiz ve üzerimizdeki oruç emanetine halel getirmeyeceğiz.

Bir diğer hadisi serifte ise Her şeyin bir zekatı vardır. Bedeniniz zekâtı da oruçtur. Orucu hakkında yorumlar yapılır. Efendim yoksulların halini bilmek için farz kılındı, nefsin açlığı tatması için farz kılındı gibi. Bu anlatılanların hepsi bir kenara oruç islami bir kavramdır. Taavvudi emirdir. Taavvudi emir demek hikmeti bilinmeyen derinliğindeki sırrı bilinmeyen rabbimizin bizden kayıtsız şartsız yapmamızı istediği emir demektir. Biz hikmetini bilemeyiz dinimizde haramlar, yasaklar, bütün ibâdetlerin hikmetini biz bilmeyiz. Biz kendimizce işte önce yapılan az önce bir yorumlar gibi yorum yapabiliriz ama bu yüzde 100 budur diyemeyiz. Rabbimiz bizden kayıtsız şartsız kulluk yapmamızı istiyor. Hikmetini biliriz ya da bilmeyiz, bildiğimiz düşünelim. Biz hikmetine göre ibadet yapmıyoruz ki emir olduğu için yapıyoruz.

Öyleyse oruç bize ne kazandırır? Bunu da hemen 4 hadisi şerifle bir ufkumuzu zenginleştirelim. Buyuruyor ki Sallallahu aleyhi vessellem; Oruçlu döşeğinde uyuyor dahi olsa ibadette sayılır. İbâdetler içinde en üstün ibadet hangisidir dediğimizde ilk aklımıza gelen namaz olarak ifade edilir ama en üstün ibadet oruçtur. Çünkü oruçlu bir mümin yüce rabbimizin 99 esması içerisinde yemeye içmeye ihtiyacı olmayan anlamına gelen Samet esması var İmsak ve iftar arasında rabbimizin bu esmasına bu sıfatına ruhen benzeme yapıyoruz. İşte bu yüzden dolayı en üstün ibadettir. Oruçlu kimse gizlice yese içse Allahtan başka kimse bilemez oruç böyle ulvi bir ibadettir. Bunun için uykusu bile ibadet sayılıyor. 2. Hadisi şerif ise Tuttuğumuz oruçlar kıyamette hepimize şefaat eder. Orada bir manevi surete bürünüyor, Ey Rabbim Ben o kulunu gündüz yemekten ve içmekten alıkoydum. Onun hakkındaki şefaatini kabul eyle diye dua eder. 3.Hadisi Şerifte Oruçlu olduğun günde yüzün asık olmasın. Demek ki mümin rabbimizin Samet ismine benzeyen bir sıfatı sergiliyor. Bu sıfatın sahibi ne diyor öncelikle ev halkına, sonra eşine, dostuna, topluma yüzü asık olamaz. Mümin sevecen olacak, gülen olacak, cana yakın olacak, rıfk ile muamele edici olacak. 4. Hadisi şerifte ise Oruçlu olmayan kimseler oruçlunun yanında yemek yerken onlar yemeklerini yiyinceye kadar melekler oruç tutan kimseye dua yaparlar. Özellikle ramazan orucu değil de diğer kefaret kaza nafile orucu tutan kimselerin yanında biz oruç olmadığımız için yemek yiyebiliyoruz. Onların yanında yemek yemeyip bitirinceye kadar oruçluya melekler dua ediyorlar. İşte oruçluyken hiç beklemediğimiz yerlerden kazanç geliyor. Şimdi geliyoruz oruçlularla ilgili uyarılara. Önce Resulullah Efendimizi dinlersek;

1-Nice oruç tutanlar vardır ki açlık ve susuzluktan başka hiçbir şey elde edemezler. Bu hadisi şerifi sahabilerden Hazreti Ebu Derdâ hazretleri şöyle açıklıyor. Akıllı adamların uykuları da yemeleri de ne güzel? Ahmakların oruçla uykusuzlukları nasıl ayıklanmasın ki takva sahiplerinin bir zerre ibadeti ahmakların dağ gibi ibadetlerinden üstündür. Nice oruç tutanlar vardır ki oruçsuzdurlar nice yiyenler de vardır ki oruçludurlar. Bu denge nasıl oluyor? Yediği halde oruç tutmuş sayılanlar; Yemek yiyip içerken oturuşu, besmele ile başlaması, yemek yerken sürekli şükrederek yemesi, o yemeği yapanlara tuzu eksikti yakmışsın gibi eksik kusur bulmadan emeği geçenlere teşekkür ederim diyorsa bu kendini günahtan koruyarak yemektir. İşte nafile oruç tutmamış olduğu halde bu haliyle oruç tutanlardan fazla sevap alıyor. Bu açlık çektiği halde oruçsuz sayılanlar nefsine hakim olamayan kimselerdir. Biz demek ki nefsinize hakim olmak orucla bütünleştiricimiz onun içini dolduracağımız en büyük manevi zenginlik oluyor.

2-Sahabi efendilerimizden birisi Peygamber Efendimize gelerek dedi ki; Ya Resulullah, Annemin değişik nedenlerden dolayı bir aylık oruç borcu vardı, öldü. Onun yerine ben tutabilir miyim dedi. Peygamberimiz (sav.) evet annenin kaza orucunu tut buyurdular. Bir kişi ölen bir yakınının adına kaza orucu tutabileceği gibi onun adına kaza namazını kılıp ona hibe edebilir. Ancak hibe etmeli etmezse oraya ulaşmaz. Veya bunun dışında evinde normal gündelik namazlarımızı sünnetlerin selamını verdikten sonra babama anneme kardeşime hibe ettim diyerek sünnetleri hibe edebilir. Hibe ettiği zaman kendisinin sevabından hiçbir şey eksilmez, aksine onlara inanılmaz derecede kazanç sağlar. Nafile namazlarımızda onların kaza orucu kaza namazı varsa onları da onların adına kılabiliriz.

3-Kadın, kocasının izni olmadan, işçi olarak çalışan sahibinin izni olmadan nafile oruç tutamaz. Demek ki nafile oruçların bazı şartı var.

4-Arkadaşları tarafından yemeğe davet edilen bir kimse eğer nafile orucunu bozar ama kaza orucunu kefalet orucunu asla bozamaz.

5. Oruçta riya olmaz en yukarıda dedik ya en değerli ibadet oruç onun için oruçta riya olmaz. Bir kişiye oruç tutuyorsun ama namaz kılmıyorsun, namaz kılmıyorsan Cenabı Hakkın senin aç kalmana ihtiyacı mı var gibi aşağılayarak ve o kişinin o yaptığı ibadeti riya yapıyormuşçasına suçlama yaparız işte bu hadisi şerif bize meydan okuyor oruçta riya olmaz. Öyle ise kişi ne tür bir yaşam için olursa olsun, kim olursa olsun. Oruç tutana saygımız sonsuzdur. Onun giyimi, kuşamı bizi ilgilendirmiyor. Çünkü her ibadet kendi alanında yargılanır. Bir ibadet diğer ibadeti süpürüp yok etmez. Birini yapınca diğeri yapmadım diye kabul olunup ret olunmaz hep ibadet ayrıdır. Biz onu dışlamak ve alay etmekle bu suçun ortağı oluruz.

Her ibadetin farzlarını bir sayısı vardır. Mesela namazın farzı 12, orucun farzı 3 tür. Orucun farzları; 1-Vakit 2-Niyet 3-orucu bozan şeylerden kaçınmak.

Vakit durumu Hanefi mezhebine ve Şafi Mezhebine göre ayrı ayrıdır. Önce Hanefi mezhebimize göre açıklayalım. Ramazan orucu, her türlü nafile orucu, Adak orucu Bunların niyetleri istiva vaktine kadar yapılabilir. Ortalama sabah saat 10:00 istiva vaktidir. Ama kaza orucu ve kefaret orucu imsak vaktine kadar yapılabilir. Geliyoruz Şafi Mezhebine nafile oruçları hariç diğer bütün oruçların niyetleri imsak vaktinden önce yapılmalıdır. Oruca niyet ederken imsaktan önceyse niyet ettim yarınki oruca denir. Ama hanefiler sabah saat 9-10 a kadar niyet edebildikleri için eğer sabah niyet ediyorlarsa niyet ettim bugünkü Ramazan orucunu tutmaya diye niyet ederler. İmsak ve iftar saatlerinin tespitinde diyanetin takvimine ve radyo televizyonlarda da TRT yi baz almalıyız.

Diğer bir hadisi şerifte Rasulullah, (sav.) Yeme içmeyi kestikten sonra 50 âyet okuyacak kadar bir zaman geçince sabah namazını kıldırın demiştir. Ramazan ayında imsak biter bitmez ezan okunur bu ezan vaktin bittiğinin ilanıdır. İmsak vakti biter bitmez ezan dahi okunsa namaz kılınmaz. Namaz vakti bu hadisi şerife göre imsaktan 15-20 dakika sonradır.

Orucun ikinci farzı niyet etmek, Hazreti peygamberimiz buyurdular. Oruca geceden azim etmeyenin orucu yoktur. Azim, bir şeye kesin karar vermektir. Oruç tutan bir kimse mutlaka niyet etmelidir. Gece sahura kalktım zaten oruç tutmak için kalkıyorum diye düşünmek bizi aldatan şeylerdir. Ramazan 30 oruç 30 ayrı ibadettir farz olan ibadetin niyeti farzdır. Biz ne kadar sahura da kalksak o azmimizi iradeyi kesin kararı onaylamak her gün geceden niyet etmek farzdır. Bazen işin yoğunluğundan gündüz sıcaklığın etkisinden gideceğimiz yolun zorluğundan oruç tutamayabiliriz. Bu durumlarda kendi ailemize karşı yanlış algı oluşturmamak için sahura kalkabilir ama oruca niyetli değildir. Niyet etmediği orucu ilerde kaza eder.

Biz 30 oruca ayrı ayrı ister dilimizde yapalım ister kalbimizden niyet etmek zorundayız. Gece sahura kalkmamız niyet için asla yeterli değil. Bir kişi yoktan bir sebeple Ramazan ayında orucunu tutmayarak sonra da kaza edebilir. Sonunda orucu kaza ettiğinde o borçtan kurtulur ama Ramazan ayı içindeki bir orucun manevi sevabına asla ulaşamaz. Hz. Peygamberimiz buyuruyor ki o kişi borçtan kurtulur ama ömrünün sonuna kadar o bir tane Ramazan orucunun sevabını elde etmek için oruç tutmaya devam etse bir gün tutmadığının sevabını asla alamaz oluyor. Şafi mezhebimize göre kefaret sadece bir şartla oluşuyor. Eğer erkekler hanımıyla bile bile yakınlaşırsa kefaret tutmak zorunda bunun dışında kefaret yoktur. Kadınlara ise hiç kefaret yoktur. Hanefiler de kefaretin sebebi çok tutması zor. Hikmetini biz bilmeyiz Rabbimiz bilir. Her Müslüman kendi mezhebinin hükümlerini uygular bir başka mezhebi eleştirmek sorgulama hakkımız yoktur.

Hadis i şerifte buyuruluyor ki; Nafile oruç tutan nefsinin ya mutemedi ya da kumandanıdır. İster onu tutar isterse bozar. Bu hadisi şerife göre demek ki sabah kalktık hiçbir şey yiyip içmeden Saat 10’a doğru yaklaşıyor dedik ki, Ya bugün bir mübarek gün nafile oruç tutayım. O zaman nefsinizin ya kumandası bizde oluyor, ya mutemetliği oluyor. Niyet etmezse bir şey değişmese oruçsuz oluyor, 10 ‘a kadar düşünme, karar verme zamanımız oluyor. Diğer bir hadisi şerifte ise Hiç ara vermeden sürekli oruç tutanın hiç orucu yoktur. Öyleyse her aydan 3 gün oruç tutunuz ki tüm sene tutmuş hükmüne ulaşasınız. Peygamber efendimizin bu yol göstermesine baktığımızda etrafımızdan biz duyarız işte falan adam Recep Şaban mecburen ardından Ramazan geliyor 3 ay tutarmış 3 aylarında bilmem kaç yıldır oruç tutarmış. Bu hadisi şerife göre 3 aylarda oruç tutmak marifet değil cehaletmiş. Bize peygamberimiz bunun yolunu hadisi şerifle bize öğretiyor. Siz diyor, her aydan 3 gün tutun. Siz bu yılın tamamını oruç tutmuş hükmündesiniz diyor. Eyyami buiz dediğimiz Ay'ın yuvarlak olduğu 13-14-15 inci günlerinde ard arda 3 gün tuttuğumuzda diyor yılın tamamını oruçlu olursunuz. Böylelikle de bir yılı oruçlu geçirmenin formülünü öğretiyor. Diğer bir hadisi şerifte peygamberimiz (sav.) Pazartesi ve perşembe günleri mutlaka oruç tutardı. Neden böyle yaptığını Ayşe annemiz sorunca şu cevabı verdi. Amellerimiz her pazartesi ve perşembe günü Allah'a sunulur. Oruçlu iken amelinin Allah'a arz olunmasını severim işte bu da sünnetin bir değişik şekli. Yine bir hadisi şerifte Arefe günü oruç tutmak ondan önceki sene ile sonraki senelerin günahını bağışlayacağını umarım. Arafe günü bir tek zilhicce ayında vardır. Zilhicce ayının 10. günü kurban kesiyoruz. 9. gününü arefe oluyor. Eğer zilhicce ayının birinden 10 ona kadar yani 9 gün tutarsak sevabımız 10 kat katlıyor. Başka bir hadisi şerifte Muharrem ayının onuncu günü oruç tutmak, ondan önceki senenin günahına bağışlayacağını umarım gelecek seneye sağ kalırsam dokuzuncu günü da tutam. Ve gelecek sene rasullah efendimiz sağ kalmadı. Dokuzuncu günü tutamadı. Bize gösteriyor ki demek Muharremde sadece onuncu günü tutmak yetmiyor. Yahudilere benzememek için bu onun güne önemle 9-10 ya da 10-11 şeklinde 2 seçenekli tutuyor. Diğer bir hadisi şerif sizden biriniz tek başına cuma günü sakın oruç tutmasın. Ve onunla beraber bir gün evvel ya da bir gün sonra tutarsanız o zaman olur. Demek cuma günü tek başına oruç tutmak tahrimen mekruh oluyor. O gün müminlerin bayramı olduğu için tek başına bu bayramın borçlu geçirmek bize olumsuz oluyor ama adeti gereği ya bir gün evvel bir gün sonrasını ilave ederse olabiliyor. Diğer nafile oruçlar ise Şevval ayında 6 gün savmu Davut dediğimiz bir gün yiyip bir gün tutmak bütün bunlar nafile olarak tutulması sevap olan oruçlardır. niyet ettim geçmişteki bir kaza orucumu tutmaya dediğimiz zaman hem bugünün derecesine alırız hem de geçmiş borcumuzu ödemiş oluruz. İşte bu uyanıklığı bilmemiz lazım.

Üçüncü farz orucu bozan şeyleri bilmek ve onlardan sakınmak. Orucu bozan şeylerden de tek tek ilmihal gibi saymayacağız. Burada anlatılanlar ilmihal bilgileri değil binayı ayakta tutan kolonlarıdır. Burada tuğlasına çimentosuna giremeyeceğiz. Burada temel kaideler verilecek.

1-Vücuttan çıkan da abdesti bozar, vücuda giren abdesti bozar bu bir kaidedir. Vücuttan gözyaşı, tükürük ve sümük gibi şeylerin çıkması dışında diğer çıkanlar abdesti bozar. Ama vücuda ne girerse girsin orucumuz bozar. Bu işin omurgası ayrıntısı değil.

2-Yanlışlıkla imsak daha bitmedi akşam da oldu, hava karardı ezan okunmuştur dedik ve yedik. Burada yanlışlık var kasıt olmadığı için kazayı gerektirir, kefaret olmaz.

3-Saliha bir kadın mazeretsiz olarak orucunu bozdu. Hanefilere göre kefareti ödemesi gerekir ama o gün Allah'tan adet oldu. Onun sadece kefalet borcu düşer, kazayla kurtarır.

4-Bir kişi hiçbir mazereti yok o gün orucunu bozdu. Ama akşama doğru akşam iftar olmadan ağır bir şekilde hastalandı. Hastanede olacak şekilde hastalandı. Kefaretten kurtulur sadece kazayla borcunu öder.

5-Oruçlu iken istemeden kusarsa ona kaza gerekmez, fakat kendi iradesiyle parmağını oynatarak kusma isteğinde bulunur ve o şekilde kusarsa kaza gerekir. Bu hadisi şerife göre 2 çeşit kusmak var bir kendi irademizle kendi kendimizi kusturmak, bir de elimizde olmadan kusmak var. Hiç elimizde olmadan kusarsa midesinde ne varsa hepsini çıkartsa dahi orucu bozulmaz. Ama kendi elimizin kendi irademizle kendi parmağınızla kendimizi kusturursak bir lokma büyüklüğünde olursa Bazı mezheplere göre kazayla kurtarır. Bir lokmadan fazla olursa kendi iradesiyle olduğu için o zaman suç işlemiş oluyor suçu ağırlaşıyor.

6- Acil hastalanan oldu, kan gurubumuz tuttu, kanımız verince o iyileşecek. Bizi belki biraz sarsıntı yapar ama onun kurtulması önemli. Kanımız gönül rahatlığı verebiliriz orucumuz bozulmaz. Ardından bir şey yemeyecek.

7- Kişi uyandığında kendini ihtilam olarak buldu bu orucu bozmaz. Herhangi bir kişiyi tükürüğünü yutmaksızın eşini bir başkasının öpme gibi bir harekette bulunduysa tükürüğünü yutmaksızın yaparsa orucu bozmaz.

8-Cünüp olduğu halde yıkanmadı. Ama imsak vakti yaklaşmış ellerin ağzını yıkayıp sahurunu yapar müsait olduğunda guslünü yapar aile durumu evin müsait olmamasından dolayı yıkanamasa da ilk fırsatta yıkanır orucuna zarar gelmez bu keyfi de olsa öyledir.

9- Suyun hukne deliğinden içeri girmemesi için nefes almamalı ve kendini sıkmalıdır. Oruçlu kişi taharetten önce kendini gevşek bırakır Su hukneye girerse orucu bozulur. İnsanda hukne dediğimiz yerin uzaklığı yarım santim bile değildir. Oruçlu iken banyo yapan kişi aynı hassasiyete dikkat etmez. Ayrıca hukneye sabun kaçmaması için daha da dikkat etmeliyiz.

10-Şafilerde çok tehlikeli bir hüküm taharetlenirken parmağı insanın alt solunum yollarına azıcık da olsa girerse oruç bozulur.

11- Hanefiler aşı ve iğnelerini kana karışan kremlerini zaruret yoksa iftardan sonraya bırakmalıdır. Bu şafilerde iğne yapılması orucu bozmaz burada şafiler rahatlıyor, hanefilerde sıkıntı var.

12-Şafilerde Oruçlu iken pamuklu kulak çöpünü kulaklarına sokarsa orucu bozulur.

Ramazan ayının dışındaki tutulan hiçbir orucun bozulmasında kefaret olmaz. Kefâret sadece Ramazan ayı içinde Ramazan orucunun bilerek bozulmasın da vardı. Başka hiçbir oruçta kasıtlı bozulmasında dahi ve kefaret olmaz.

13-Şeker, tansiyon, böbrek hastaları kendilerini denemeli çünkü herkesin bünyesi farklıdır. Doktorların fetvasıyla olmaz. Kendini bir gün deneyecek tutabiliyorsa tutacak. Doktor tavsiyesiyle hareket etmeyecek.

14-Orucu bozan, bütün bu hükümler unutulması halinde asla orucumuz bozulmaz.

Ramazan ayının bir diğer bereketi mukabele asıl adı müzakeredir. Hazreti peygamberimizin şu hadisi şerifine kulak verdiğimizde mukabeleyi müzakereyi hakkında yanlış bilgilerimiz ortaya çıkar. Efendimiz buyururlar ki; Hazreti Cibril (as.) Ramazan ayının her gecesinde hazreti peygamberimizle buluşur kuranı Hazreti Cibril okur peygamberimiz (sav.) dinler. Bunun adı müzakeredir. Kur'anı kerim Ramazan ayında kadir gecesinde toplu olarak 4.kat semaya indirilmiş, dördüncü kat semadan da peygamberimize peyderpey indirilmiştir. Ramazan ayının her gecesinde de her gün hüzün hazreti Cibril okuyor, Peygamberimiz dinliyor. Bu müzakere vefat ettiği yıl peygamberimize 2 kere tahakkuk etti. Müzakere, yanlışımız varsa onu düzeltmek içindir. Dinleme sevabı alıyoruz ama hatim yapmış olmuyoruz. Hatim yapmak için bütün harfleri tek tek okumak zorundayız. Biz bunu dinleme esnasında yapamayacağımıza göre hatim yapmış olmuyoruz.

İftar nedir? Peygamberimiz buyuruyorlar ki; Her kim helal olan kazancından oruçlu bir kimseye yedirir içirirse melekler bütün Ramazan saatlerinde bu kişiye istiğfar ederler gözyaşları ve kalp yumuşaklığı ile rızıklandırırlar. Dedim ki ya Resulallah oruçluya yedirecek bir şeyim yoksa? Bir parça ekmek bir tadımlık süt bir tane hurma bir yudum suyunda mı yok dedi. Bir bardak su bir parça ekmeği oruçluya ikram etmekle göz yaşlarımızın atmaya başlama nimeti, kalp yumuşaklığı nimeti bize nasip olabiliyor.

Diğer hadisi şerifte bir oruçlunun kemiklerinin tespih ettiğini, meleklerin onun yanında yemek yenince mağfiret ettiklerini biliyor musun? Bizim vücudumuzda 214 kemik var Demek ki oruçluya iftarını yaptırdığımız zaman onun kemikleri zikre geçiyor iftar açan kişinin sevabına ortak oluyoruz. Farz olan oruçlar dışında çarşıda pazarda masum veya kasıtlı yiyenler vardır. Biz hiçbir şey kaybetmiyoruz, onlara kızmıyoruz herhangi bir kelime kullanmıyoruz, belki pişman olur, bir gün bizden daha fazlasını yapar. Biz sadece bak sevabınız alıyoruz. Evinizde hep oruçlular iftar etsin. Yemeğinizi iyiler yesin, melekler duacımız olsun buyruğun peygamberimiz. Biz ne yapıyoruz falan bizi davet etti biz de onu edelim veya filan bizi davet etti mi ki onu çağıralım diye karşılıklı ödünçleşiyoruz. Bu şekilde yapılan ikramdan hiçbir şey elde edemeyiz. Bir hurmayla da olsa karşılıksız Allah rızası için ikramda bulunmalıyız.

Hurma ile sahur yapması ne kadar güzeldir? Hadis şerifini biraz açıklarsak Hurma Hz.Adem (as) vakfiye çamurundan arta kalan çamurundan yaratılmıştır. Yani insanın tamamlayan insanın özüne en çok şifalı olan çekirdeğine kadar faydası olan bir bitkidir. Bundan dolayı bulunabilmiş bir zararı yoktur. Hiçbir kişiye dokunmamıştır vücudun onu alıp kendisini tamamlama gibi bir ihtiyacı vardır. Onun için bir iftarda değil, sahurda da bulabilirsek yemek lazımdır.

İtikaf ramazanın son 10 gününde sünnet olan bir ibadettir. Bir beldede bir Müslüman itikafa girerse o beldede bulunan her Müslümanın üzerinden sorumluluk kalkar. İşte o yüzde itikafa giren Müslümana minnet borçluyuz. Onun dışında bir camiye girerken Niyet ettim nafile itikafa diye niyetle girersek o camide bulunduğumuz kadar itikaf sevabı almış oluruz. Bir niyet ile elde edilen çok büyük bir kazanç. Bunu alışkanlık haline getirip bu kazancı kaybetmemeye çıkalım.

Kadir gecesi,

Kadir gecesi şafilere göre 23. Hanefilere göre 27. gecedir. O gece Biz teravihi cemaatle camide kıldık, sabah namazını da cemaatle kıldığımızda o geceyi sabaha kadar ibadetle geçirmiş oluyoruz. O gece hiç uyumadan değerlendirmiş gibi sevabını alıyoruz. Demek ki bir gece sabaha kadar uyanık durma diye bir şey yok. Yatsı namazını cematla kıldık sabah namazını da cemaatla kıldık, o gece tamamını uyanık geçirmiş sevabı alırız. Bunun için mübarek gecelerde izleyeceğimiz yol budur. Kadir gecesinde teraviden sonra bütün camilerde o gün daha çok halk geliyor orada cemaat ile kılınan tesbih namazından sevap alamazsınız. Çünkü cemaatle nafile namaz kılmak tahrimen mekruhtur. Kadir gecesi bizim yapacağımız kaza namazı kılmaktadır. Gidemediğimiz kaza namazlarımızı kılarız Yasin suresi okuruz. Teheccüt namazımızı kılar manevi tesbihatımızı yapabilir, işte o geceyi değerlendiririz.

Fıtır zekâtı, oruçlunun fuzuli yanı boş yere ve kötü sözlerinden temizliği demektir. Demek ki biz filtreyi bunun için veriyoruz. Ancak fitreyi zengin verir fakir vermez. Fitreyi biz işte bayram namazını beklemeden birinci ramazandan itibaren verilmelidir. Fitrenin en makbulü en kıymetlisi Ramazan birinci günü verilenidir. Fakir onunla bir şey alsın yesin onun sevabını biz alalım. Bayrama çıkmış ramazanda paraya ihtiyacı olduğu zamanda alamamış. Bu bizim için bir kazanç olmaz. Bayram namazı nimetiyle Cenabı Hak bizim bütün bu yaptığımız ibadetlerden sonra ödüllendiriyor ve biz ondan sonra da artık bayramlaşmaya dönüyoruz. Bayramlaşırken ilk önce manevi büyüklerimizle bayramlaşmaya başlıyoruz zaten kan bağı olan büyüklerimize gidip ziyaret ediyoruz.

22 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör