top of page

MÜMİNLER TAHİRDİR.

  • 10 dakika önce
  • 9 dakikada okunur

Mü’minler tahir, tertemiz, arı, duru, pırıl pırıl insanlardır. Konumuza 14 maddelik bir açıklama ile giriş yapacağız.

Bir insanın üzerinde bulunan ve duyu organlarımızla algılayabildiğimiz olumsuzluklara necaset denir. Necaset insan vücudunda bulunan maddi kirliliktir.

Duyu organlarımızla anlayamadığımız, göremediğimiz ancak basiret ile idrak edilebilen kirlilik ise hadestir. Hades, ne görülür ne duyulur ne hissedilir. Müşrikler bu ikinci maddede ifade edilen hades kısmına girer. Kafirler ne kadar yıkanırsa yıkansın vücuden temiz olabilir ama pak olmazlar. Ancak ne zaman iman ederlerse o zaman paklanmanın başlangıcı olur. Tek çareleri imandır.

Müşrikati ve müşrikine kavramları Kur'an'ımızda beş değişik yerde geçer. Müşrik kadınlar ve müşrik erkekler demektir. Müslüman erkek ve kadınların bunlarla evlilik yapması haramdır.

Bir Müslüman Allah korusun bazı küfür sözleri söylese iman bağı kopar. İşte o bağ koptuğu zaman tecdid-i iman, tecdid-i nikah yapması gerekir.

Abdestsizlik bir çeşit hadestir. Cünüplük ise bu hades-i ekberdir ve hükmen kirliliktir. Cünüplük konusunu günümüzde de öyle bir hale geldi ki gençlik tamamen bundan uzaklaştı. Halk arasında al bastı diye isimlendirdiğimiz olay İblis ve şeytanların ve onların yardımcıları olan müşrik cinnilerin manevi necislikten kaynaklanan pislikleri ile bizi rahatsız etmeye çalışmasıdır. Bu duruma düşen ve kurtulmak isteyen kişi 1-Fatiha suresi, 2-Ayetel Kürsi, 3-Yasini -Şerifin 9. Ayeti, 4-Altı adet şifa ayeti, 5-kalem suresinin son iki ayeti, 6-Felak ve Nas surelerini yazıp üzerinde taşısın. Cinnilerin yapısında inatçılık vardır ama bir süre sonra umutlarını keserek o kişiyi terk ederler. Ama kolay kolay da terk etmez.

Peygamberimiz (sav); Mümin necis olmaz, buyurmuştur. Konuya fıkıhtan bir örnek verirsek; Bir insanın derisi ya da bir tırnağı bir suya düşse artık o su içilmez. Necistir ve o suyla abdest alınmaz. Halebi Hazretleri insandan ayrılan her parça meyte hükmündedir ve necistir, buyurmuştur.

Ağzında kan veya onun benzeri necislik olmadığı sürece insanın artığı temizdir, paktır. Müslümanlar ruhen, kalben, nefsen, bedenen, mekanen, tahir olmak  zorundadır. Müslümanların yedikleri içtikleri, kullandıkları tahir olmak  zorundadır.

Tövbe suresi 107. Ayetinin inişi öncesinde kafirler Medine'de mescid-i dırar diye bir mescit yaptılar. Bu mescit görünüşte Müslümanların mescidi gibi görünür ama hakikatinde müslümanlara zarar vermek için yapılmıştı.

Cenab-ı Hak Tövbe suresinin 108 ve 109. ayetinde de mescidi Kuba'dan bahseder ki orayı takva mescidi olarak isimlendirip şereflendirmiştir. Oranın halkı övüldüğü için gittiğimizde özellikle orayı ziyaret ederiz. Cenab-ı Hak aynı ayetin devamında siz bir yere bina yapacaksınız niyetiniz hayır olsun diyor.

Peygamber Efendimiz (sav) yukarıdaki bu ayeti öyle bir tefsir ediyor ki Allah temizdir. Temiz olan şeyleri sever, buyuruyor. Bu ayetler inince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kuba halkını ziyarete gitti ve onlara; Ey ensar topluluğu tövbe suresinin 108. ayetinde yüce yaratan sizi övdü sizi bu övgüye layık kılan nedir diye sordu. Onlar da; Bizler namaz için abdest alırız. Su ile taharetleniriz, dediler.  Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de; işte hakikat budur. Siz buna devam ediniz, buyurdular.

Su nimetinin üzerinde husisi bir noktaya değinelim. Su genel olarak bütün mahlukata verilen ve bir de Cenabı Hakk'ın özel olarak Müslümanlara verdiği su vardır.

Bu özel olarak verilen suya şöyle göz atalım;

İbrahim peygamberimizin çocuğunu ve eşini cenabı hakkın emriyle Mekke’ye bırakmasının anlatıldığı Ali İmran suresinde Bismillah. Rabbimiz soyumun bir kısmını ekim bitmez bir yere yerleştirdim, buyurdu. İbrahim (as) Mekke'de öyle bir yere koydu ki dönerken hem ağlıyor hem geriye bakmıyordu. Şimdi Mekke'yi mükerreme öyle hale geldi ki o gün ekin bitmeyen, bir çocuğun içecek suyu olmayan bu yer bugün bereketin ve mübarekliği üzerinde deruhde etmiş bir yer haline geldi.

Hayat her zaman suyun izinden yürür. Yani bir yerde suyun çıktığı yerle aktığı yer arasında hayat vardır. İnsanı da, hayvanatı da, cinnisi de, kuşu da her şey o suyun etrafında yaşam alanı kurar.

Eyüp Aleyhisselam hastalığına belli bir dönem sabredip etrafında hanımı dışında kimse kalmayınca Rabbine niyazda bulundu. Yeri gelmişken şunu da söyleyelim ki Cenabı hak hiçbir zaman bir peygamberlerini insanların tiksindiği hale getirmez. Hazreti Eyüp (as) ile ilgili duyduklarınızın tümü hakikat değil yalandır. Eyup (as) beden olarak zayıflıyor. O zayıflamasından dolayı bir sancı yaşıyor. Hastalık çekiyor. Uzun bir dönem hastalık çekip bütün malını mülkünü kaybedince etrafında kimse kalmıyor.

Eyup (as) dua edince İsmail Aleyhisselam’da olduğu gibi Rabbimiz, Urkud biriclik, haza mugteselun baridun ve şerab, Ona: Ayağınla yere vur! İşte bu yıkanılacak ve içilecek soğuk su kaynağı dedik, buyurdu. Eyup (as) ayağını yere vurunca kendisine yıkanılacak, içilecek ve böylelikle şifa olacak serin bir su ikram edildi. Bu iki olayda da görülüyor ki su ayağı yere vurunca çıkıyor. Yani cenabı hak bir eylem yapmadan ikram etmiyor.

Gasil ve gusül burada geçen mugteselun kelimesinden türer ve yıkamak, yıkanmak anlamlarına gelir.

Baridun ise serin ve soğuk su anlamına gelir. Cenabı Hak burada soğuk suyun ehemmiyetini kelimeye dökmüş. Ülkemiz zaten çok aşırı sıcak değil ve elimizde soğutucu teknolojik aletler de var. Ama bunu bin yıl öncesini düşünün; Çöl hayatı, insanların suyu soğutabilecekleri imkân yok. Bu ayetin anlattığı serin suyun ehemmiyeti ortaya çıkar.

Ayette geçen şarabun Cenab-ı Hakk'ın bizi cennette ağırlamak için sunacağı içecektir. Bu içeceğin çok tatlı, lezzetli ve Kur'an'ımızın sürekli üzerinde durduğu kelimelerden birisidir.

Yukarda geçen baridun kelimesinin üzerinden nefsimizi biraz sorgulayalım ve bundan sonra bunu uygulayalım. Hazreti Peygamberimiz suyu üç nefeste içerdi. Bizlere de; Suyu içeceğinizde bismillah içmeyi bitirdiğinizde Elhamdülillah deyin, hamdeden kulundan Rabbi razı olur, buyurmuştur.

Bu ayet ve sünnet üzere su içmek için önce suyu sağ elimize alıyoruz. İlk yudumda yalnız Euzubillah bismillah. Diğerlerinde sadece bismillah diyerek içiyoruz. Eğer birinci euzubillah demez isek içtiğimiz suya şeytan ya da emrindeki cinler ortak olur. Ortak olunca o su bedenimize şifa vermez. Yudum bitince de elhamdülillah diyoruz. Bu sünnettir. Üçüncünün ardında, Ya Rabbi bu içtiğim suyu bana şifa eyle diye dua ediyoruz. Bu durumda o su bedenimizden çıkıncaya kadar Cenabı Hakk'ı zikreder.

      Resulullah efendimiz (sav) Hiçbiriniz ayakta su içmesin, buyuruyor. Ayakta iki su içiliyor. Birincisi zemzem, ikincisi abdest aldığımız zaman abdestten artan su bilerek ayakta içilir. Bu da sünnettir.

Hazreti Peygamberimiz (sav) Allahu Teala'nın gazaplandığı kavmin içtiği gibi (Talut Calut kavmi) tek elin avucu ile su içmeyin, buyurmuştur.

Hazreti Cabir radıyallahu anh aktarıyor: Bir gazve esnasında ordu susuz kalmıştı. İçecek bir damla su yoktu. Bunu peygamberimize anlattık. Herkes matarasını getirsin dedi. Oradaki 300 kişi matarasını getirip dibinde kalan birkaç damla suyu bir kaba damlattı. Hazreti Peygamberimizin bir elinin altını ıslatacak kadar yani yarım santim bir su çıktı. Peygamber Efendimiz dua ettikten sonra O parmaklarının arasından çeşmeden akar gibi su akmaya başladı. Herkes kana kana suyunu içti. Bütün mataralarını doldurdular. Develerini suladılar. Resulullah efendimiz ellerini o tastan çekince suyun akması durdu.

Bir de Peygamberimizin izinden giden mübarek velilerden Merkez Efendi Hazretlerine ait bir örneğimizi sunalım.

Merkeze Efendi Hazretleri aslen Denizlili İstanbul'da yaşamış ve orada da büyük külliyesi olan bir büyük zattır. Asıl adı Musa Musluhiddin Ebut Taki’dir. Merkeze Efendinin hocası bir gün talebelerini huzuruna çağırır. Cenab-ı Hak size sonsuz bir yetki verse ol dediğiniz her şey olsa bu dünyayı nasıl dizayn edip nasıl yaratırdınız? Diye sorar. Herkes başlar şunu yapardım, şunu isterdim, bunu değiştirirdim… sıra Musa Muslihiddin Hazretlerine gelince; Efendim dünyanın bir çöpüne dahi dokunmaz her şeyi kendi yerinde kendi merkezinde bırakırdım. Çünkü dünya o kadar mükemmel yaratılmış ki hiçbir yerinde şu eksik, şu kusurlu, şu şuraya uygun değil diyeceğimiz bir durum yoktur, der. İşte o merkezinde bırakırdım sözünden dolayı bu zatın ismi Merkeze Efendi olarak kalır.

Merkeze Efendi bir gün öğrencileriyle birlikte namaz kıldıktan sonra evlatlarım secde ettiğim yeri kazın buyurdu. Orada ki su  bana; Ey Merkez Efendi ben günlerdir senin emrini bekliyorum. Cenab-ı Hak senin emrinle çıkmamı takdir eyledi, Humma hastalığına yakalananlara ilaç kıldı, dedi. Talebeler orayı kazıp suyu çıkardılar. Evliya Çelebi seyahatnamesinde o suyun şifasının devam etmesi için Hızır Aleyhisselam suyun üzerine sürekli nazar eder, diyor. Suyun çıktığı yere Merkeze Efendi ayazması denir. Zeytinburnu Belediyesi burayı daha da geliştirmiştir. Müslümanlar tam 490 yıldır bu sudan yararlanır. Diyanetimizin hazırladığı 55 ciltlik İslam ansiklopedisinde bu konuya çok önemli bir alan ayrılmıştır.

Şu anda dünyamızda 1,4 trilyon metre³ su vardır. Ne bir damla artar ne bir damla eksilir. Cenabı Hak onu bulutlarıyla, ülkelere rızık olarak dağıtır. Eğer bu rızkımızı israf edersek Cenabı Hakk'a karşı da sorumlu oluruz. Türkiye'mizdeki 85 milyona karşı da sorumlu oluruz. Su benim istediğim gibi harcarım. Ben bunun parasını belediyeye ödüyorum… diyerek sorumsuzca davranamayız.

Su Cenabı Hakk'ındır. Ateş Cenabı Hakk'ın, ot Cenabı Hakk'ındır. Teneffüs ettiğimiz oksijen Cenabı Hakkındır. Eğer bu kapitalistlerin oksijeni satmaya gücü yetse dünyada insan mı kalır? Bunun için israf edenin insanlığa karşı sorumluluğu bir ayrı, rabbine karşı sorumluluğu bir ayrıdır. İsraf etme lüksümüz yoktur. Ülkemiz suyu bol bir ülke değil, suyu vasat bir ülkedir. Bakın büyük şehirlerimiz susuzlukla neler çekiyor. Bunu hepimiz dinliyoruz, görüyoruz.

Hazreti Saad bin Ubade (ra) Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek; ya Resulallah ben bir sadaka vermek istiyorum bana öyle bir sadaka söyle ki en hayırlı sadakayı vereyim, dedi. Peygamberimiz de; insanoğluna suyu ulaştır, suyu ona kolaylaştır, onu bulmasına yardım et. Ona getir, ikram et. Sudan daha hayırlı bir sadaka yoktur, buyurdu.

Suyun hayrı ve bereketini bilen dedelerimiz ninelerimiz hacca giderken insanoğluna hizmet ve bu hadis-i şerifin sırrına mashar olabilmek için bir yerlerden su getirirlerdi. Sudan sadece insan değil hayvanat, bilmediğimiz nice canlılar istifade eder.

Necasetten Taharet

Bu konudan gelebildiğimiz yere kadar gelmeye çalışacağız. Bu konu dört bölümde işlenecek. Ancak özellikle gusül konusunu bütün detaylı anlatmak mümkün değil. Lügat olarak günlük yaşamımızda kullandığımız kelimeleri kullanamayacağız. Mecburen fıkıh ilmimizdeki kelimeleri kullanacağız. Bu konu yaklaşık 36 fıkıh kitabından derlenerek hazırlandı. Ayrıca 2024 yılı Ekim ayında art arda dört tane sohbette bu konu detaylıca anlatıldı. Dileyen hem video izleyebilir hem de yazılı metinden okuyabilir.

Bevil; Peygamberimiz (sav) bir kabir yanından geçerken; Bu iki kabirdeki kimse büyük bir azap çekiyorlar. Azaplar da çok büyük bir günah işledikleri için değil. Biri bevilden hiç sakınmazdı. Üzerine sıçratırdı. İkincisi de insanların arasını bozmak için laf taşırdı, buyurdu. Sonra onların başına iki tane hurma dalını kırıp dikti. Bu dallar yeşersin çünkü canlı olan her şey sürekli zikir halindedir. Bu zikir oradaki azapları bir miktar hafifletir, dedi.

Ecdadımız da kabir başlarına yılın 12  ayı kurumayan ardıç ve o gruptan ağaçlar dikmişlerdir. Çünkü onlar yaprağını dökmez sürekli zikreder. O ağacın kendi yaptığı zikre ihtiyacı yoktur. Kimin başına dikildiyse ona hibe eder. Bundan dolayı vefat etmişlerimize yapacağımız iyiliğin en önde olanı yaprağını dökmeyen, zikreden bir ağaç dikmektir.

 Hazreti Ayşe radıyallahu anha annemiz kadınlar topluluğuna o günkü sahabe annelerimize hitaben; Zevçlerinize söyleyiniz su ile temizlensinler, huzuruma geldiklerinde onlara bunları tane tane anlatmaktan utanıyorum, buyurdu. Su ile temizlik müslümanın stratejisidir ve kararlı bir duruşunun sembolik yansımasıdır. Bundan dolayı dünyada Müslümanlar dışında taharetlenen bir toplum yoktur. Avrupaların kullandıkları klozetlerinde su musluğu yoktur.

Hazreti Katade ve Hazreti Selman radıyallahu anh peygamberimizden bize aktarıyorlar ki; Kimse helada sağ eli ile temizlenip taharet etmesin. Sağ el ile istinca yapmak ve taharetlenmek, kaba avret yerlerine dokunmak tahrimen mekruhtur. Ayrıca temizliğe başlamadan evvel ilk önce eller yıkanmalıdır. Bu bizim İslami terbiyemizdir. Böylece hücreler önce temiz suyu emer ve necis suyun içeri girmesine engel olur. Eğer direkt necis alana dokundurursak elimiz hem kokar hem de o necis derimizin altına girer.

İstinca; Ramazan ayında oruçlu iken diikat edilmesi gereken bir durumdur. Kişi temizlenirken kendini tam serbest bırakmamasının adıdır. Suyun hukneye kaçması orucu bozacağı için dikkat edilmesi gerekir.

Çocukların bevli aynı büyüklerin bevli gibidir. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun aynı necistir. Dokunduğu yer yıkanmalıdır. Necis mahallinde durduğu sürece necis değildir ayrıldığı zaman necistir.

Mesela bir kişi bir şişede hastasına kan veya idrar taşısa O üzerinde olduğu zaman namaz kılamaz.

Hazreti Cabir radıyallahu anha; Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem durgun suya, akar suya bevil edilmesini yasak etti, buyuruyor.

Ağaçların altına, gölgelere, kabristanın içine, hayvanların arasına, rüzgara karşı bevil yapmak mekruhtur. Topraktaki deliğe bevil yapmak daha ağır mekruhtur.

Cinniler Peygamber Efendimimize gelip Saad bin Ubade Hazretleri yuvamıza bevil yaptığı için öldürdük, dediler. Bu peygamberimiz yoluyla açığa çıkartılıyor ki Müslümanlar bilgisi olsun böyle şeyle muhatap olmasınlar diye.

Ayakta bevil yapmak yıkandığı yere bevletmek tahrimen mekruhtur. Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem; Biriniz yıkandığı yere bevletmesin. İnsanlar vesvese hastalığına umumiyetle buradan yakalanır, buyuruyor.

İnsanın üzerine iğne ucu gibi ufak damlacıklar halinde bevil sıçramasında sakınca yoktur. Bunları Cenabı Hak affediyor. Bir kasabın elbisesinin üzerinde iğne ucu gibi kan sıçraması aynı bevil sıçraması gibidir. Bir kasabın mesleği gereği tamamen uzak olması mümkün değildir.

Durgun suya kazayı hacet yapmak asla caiz değildir. Az suya kazayı hacet yapmak haramdır. Çok suya yapmak ise tahrimen mekruhtur. Eğer su akıcı ise tenzihen mekruhtur.   

Büyük illerimiz su ihtiyacını barajlardan temin ediyor. İnsanlar barajların etrafında pikniğe gidiyor. Oralara bu olumsuzlukları yapmaları İslam'ın bu tahir anlayışına uygun değildir. Bütün bunları bilerek, umursamayarak, bu hükümlerin ehemmiyetini idrak etmeyerek sorumsuzca bir yaşam tarzına sahip değiliz.

Geceleyin durgun suya bir kazayı hacet yapmak tahrimen mekruhtur. Sebebi ise   arzdaki cinniler gece olduğunda dinlenmek için suların olduğu yere giderler. Kişi o esnada öyle birine denk gelse cin çapması dediğimiz  çözümü olmayan bir duruma düşer.

Hazreti Peygamberimiz Ayşe radıyallahu anha annemize; Ya Ayşe bilmiyor musun ki yeryüzü peygamberlerden çıkanı yutar? Ondan hiçbir eser görünmez, buyurdular. Allahu Teala o peygamberlerine böyle bir özel imtiyaz tanımıştır. Hatta sahabelerden çoğundan dinleriz ki Hazreti Peygamberimiz kazuratını gidermek için dışarı çıktığı zaman etrafta ağaç varsa o ağaç yeri yararak gelir. Peygamberimizin etrafına siper olurdu.

İstibra; idrar yolunu idrardan temizlemek demektir. Erkeklerin yürüyerek, öksürerek veya sol tarafa yatarak istibra etmesi gerekir.

İstinka; idrar yolunda idrar kalmadığına veya vücutta necaset kalmadığına kalbinin mutmain olması demektir. Eskiden zor şartlarda yapılıyordu. Şimdi tuvalet kağıdı ile rahatça yapılmaktadır. Tuvalet kağıtları yazılan çizilen kağıt grubundan değildir ve insanlar onunla istinka yapabilir.

Vedi; kişinin ağır bir şey kaldırdığında, üşüttüğünde, korktuğunda, yüksekten atladığında gelen sıvıya denir. Mezi ise şehvet dürtüsünden kaynaklanarak gelen sıvıdır. Bunların her ikisi de abdesti bozar, necistir. Bulaştığı yerlerin yıkanması zarurettir. 

Yarın Habibullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dünyaya teşriflerinin hicri 1500. Yıl dönümünün bereketi dünyaya tekrar südur edecek. Yüce Rabbimiz bizlerin gönüllerini bu bereketten nasiplendirdiği kullarından eylesin. El fatiha.

Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • YouTube
  • Facebook
  • Instagram

©2022, ELAZIĞ AZİZ MAHMUD HÜDAYİ DERNEĞİ tarafından  kurulmuştur.

bottom of page