top of page

RABBİ'MİZ! EKRAME'L-EKRAMİN'DİR

  • 2 Ağu
  • 9 dakikada okunur

  Rabbi'miz! Ekrame'l-Ekramin'dir, demek ikram edenlerin en keremlisi demektir. Üstelik O, bize verdiği ikramlardan karşılık beklemez. Rabbimizin haricinde yaptıklarından karşılık beklemeden ikram eden bir tek anneler ve öğretmenler vardır. Öğretmenler yetiştirdiği öğrenciden karşılık beklemez. Çünkü kısmen peygamberlik mesleğidir. Annelik de peygamberlikten nasip almıştır. Anneler Rahim sıfatını Cenabı Hak'tan ve peygamberimizden alırken aynı şekilde babalar da Rauf sıfatını almışlardır. Bu iki sıfatın bir arada bulunduğu tek kişi Peygamberimizdir. Peygamberimiz hem Rauf hem Rahimdir.

Peygamber Efendimiz (sav) Hadis-i şeriflerinde  inne allahe vitrun yuhub vitra. Allah tektir, tek olanı sever. Ey ehli Kur'an, vitir namazınızı kılınız, buyurmuştur.

Akaidimizin gereği bu hadis-i şerif ile bağlantılı olarak Cenabı Hakk'ın bazı sıfatlarını işleyeceğiz. Çünkü bu bizim kimliğimizdir. Nasıl ki resmi bir yere vardığımızda kimlik numaramızı bilmemiz gerekiyorsa Müslümanın da Rabbine dönük kimliğini bilmesi gerekir. Çünkü cehaletle Rabbine yaklaşan istenilen ikramı alamaz.

Rabbimiz Hem Birdir Hem Tektir.

Rabbimizin 4 tane esma-i şerifesi bir ve tek olduğunu ifade eder. Bunlar; El Ehad (cc), El Vahid (cc), El Vitr (cc) ve El Ferd (cc)El ehad (cc), Cenabı Hak ihlas suresinde bunu önümüze koyuyor. El vahid, Kur'an'ımızda birçok yerde geçer. O da Rabbimizin hem sıfatlarında hem fiillerinde tek olduğunu ifade eder.

Cenab-ı Hakk'ın fiillerine baktığımızda   halk yani yaratma fiili insan, cin, melek, hayvanat, haşerat hepsine ruhunu vererek yaratan odur. Cenabı Hak'tan başka ruh yaratabilen olmadığına göre insanların yaratma fiilini kullanması küstahlıktır.

İkincisi hiç olmayan bir nesneyi hiçbir şeye bağlı kalmadan yaratan sadece Allah'tır. Tek gece, tek gündüz vardır ama kainat var olduğundan beri hiçbir milim şaşmadan devam eder. Bütün bunlar art arda muntazaman şekilde gelirlerken ihtira fiilinin sürekli işlediğini gösterir.

Üçüncü olarak sun fiilidir. Sun, sanatkarane yaratma demektir. Şu parmaklardaki izden gözdeki retinaya, insanın DNA' sına kadar hepsi benzersizdir. Her insan tektir. Arı hiçbir değişiklik olmadan ikisi de birbirinden üstün şifa hem süt yapıyor hem bal yapıyor.

Hiç kimsenin çok fazla ciddiye almadığı ama 8 milyarın muhtaç olduğu tavuk yumurtası. Bütün teknoloji bir araya gelse yumurtayı yapamıyor.

İnek bu da normal sıradan bir hayvan ama onun sütünü yapabilecek hiçbir teknoloji yoktur. Bunlar hep sun sanatıdır.

Uranyum ve toryum elementleri. Cenabı Hak pirinç kadar taşın içerisine öyle bir enerji yerleştirmiş ki 10 gram uranyum taşının içerisinde 560 L benzindeki enerjiye denk enerji vardır. Bugün insanoğlu uranyumun içindeki enerjiyi kullanmaya başlamıştır.

Toryumdaki enerji uranyumunkinden 4 kat daha fazladır. Şu an yeryüzünde sadece Çin kullanmak için tesis yapmaya başladı. İleride kullanacaklar. İşte sun sanatı budur. Elhamdülillah ülkemizde ikisinden de bulunmaktadır.

Dünyada ABD'de 100 tane çalışan reaktör var. Fransa'da 58 tane reaktör çalışıyor. Hindistan’ın yiyecek ekmeği yok, 21 tane reaktörleri çalışıyor. Ukrayna savaştan 4 yıldır başını alamıyor, 15 tane nükleer reaktörü var. Çek Cumhuriyeti’nin 6 tane çalışan nükleer reaktörü var. Birleşik Arap Emirlikleri, dünya petrolünde 5. ama şu anda 4 tane nükleer santral yapıyor. 31 ülkede bu uranyum nükleer enerjiye dönüştürülüyor. Bunlardan sadece 3 tanesi müslüman ülkedir.

Amerika şu an dünyanın jandarmalığını yapıyor. Hindistan'a nükleer bomba yapmaya izin vermiş. Japonya'ya vermiş. 3 gün önce Arabistan'la anlaştılar. Arabistan nükleer bomba yapacak. Kime karşı yapacak? Üstelik bütün teknolojisini kendi verecek. Bir tek şart koymuş "İbrahim anlaşmalarına sadık olmak."   İbrahim anlaşması, İsrail ne yaparsa yapsın ses çıkarmamaktır.

Ülkemiz bu işe 1956'da girdi ama 2010'a kadar bize çivi çaktırmadılar. 2010'da devletimiz irade gösterdi. Akkuyu'ya, santral başlattı. Dört rektörümüz inşallah çalışacak. Bu reaktörlerimiz çalışmaya başlayalı iki sene olacaktı ve ülkemizin elektriğinin %10'unu orası karşılayacaktı.  Almanya Siemens firması 2 yıl önce santralimize gelecek iki çubuğu vermedi. Açılış gecikti. Çin'i ikna ettik de Çin'den alınacak. Nasip olursa 29 Ekim 2026 günü açılış olacak.

Merhume Profesör Engin Arık, Bu iş için çok çırpındı. Bu alanda 5 tane mühendis yetiştirdi. Ama 2007'de Isparta'ya giderken havada hepsini yok ettiler.

Hazreti Peygamberimiz Şehadet ederim ki Rabbim sen teksin, buyurur. Rabbimiz kıdem yani ezelidir, kadimdir, başlangıcı ve sonu yoktur. Rabbimiz için zaman kavramı yoktur. Cenabı Hak ezeli sıfatını, kadim sıfatını, baki sıfatını yeryüzünde hiçbir şeye tecelli etmez. Çünkü tecelli ederse O da ezeli, ebedi ve kadim olur.

İbda; Cenabı Hak yoktan var eder. İnsan, cinni, teknoloji, bilim bir şeyi vardan çoğaltır ya da vardan ikinci bir şeye dönüştürür. Cenabı Hak hiç yoktan var eder. Cenab-ı Hakk'ın bu sıfatı o kadar muhkem ki ruha ol diyor, ruhumuz yaratılıyor. İnsanın ruhunu şu kainat almıyor ama küçücük bedenlere sığıyor. Bir teşbih edersek Cenabı Hak onu rula şekline getirip döndürülüyor bedenimize sığıp giriyor. Çıktığında o geri çözülüp büyüyerek asli makamına gidiyor.

Tedbir

Tedbir, sosyal hayatımızda çok önemli olan bir konudur. Cenabı Hakk'ın tedbir ayetlerine bir bakalım.  Bismillah, El hayyum Rabbim sen dirisin, yani sürekli canlısın. Ve el kayyum bütün bir kainata hakimsin. Bu kainatın tek yöneticisi sensin. Bütün kainatı yönetmek, onları gözetmek, onların her şeyinden anında haberdar olmak, onların takibi, hepimizi takibi kayyumdur. Sinetun ve la nevm, O ne uyuklar ne uykuya dalar ne de bir anlık dalgınlığı yoktur.

Cenabı hak Bismillah La yemutu hiç ölmez ve hiç ölmeyecektir. Bismillah bi gayri amedin bu kainatı havada direksiz tutandır. Semayı yeryüzüne düşmekten koruyor. Bu koca kainat bir boşlukta dönüyor. İç çekim, dış çekim, yer çekimi, dış basınç, iç basınç… Bunlar insanoğlunun bulduğu fiziki kurallar ama koruyan Rabbimizdir.

Yine Enam suresinde bismillah ve ma teskutu min varakatin onun ilmi dışında, Onun haberi olmadan rüzgar sararmış bir tek yaprağı dahi düşürüp uçuramaz, buyuruyor.

Cenab-ı Hak Yusuf suresinde bismillah Fellâhu hayrun hâfizan ve hüve erhamür râhimîn." Buyuruyor ki Duanın en mükemmel ve zirvesi budur.

Yukarıda hadis-i şerifi tekrar edersek Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Allahe yuhubbul vitra." Allah tek olanı sever, buyuruyor.

Resulullah efendimiz diğer bir hadis-i şerifte bunu açarak Kul ne zaman üç defa ya Rabbi der ise Yüce Allah mutlaka buyur ey kulum der, buyuruyor. Bakın bire demiyor, ikiye demiyor, üçe buyur diyor. Üç sayısı Arapçada çoğuldur. Yüce Allah dua yapanların ısrarla dua ettiğini gördüğünde sever. Yani yaptığımız şeyin yerine ulaşmasını istiyorsak duamızda ısrarcı olacağız. Dua ettiğimiz konu neyse üç defa olacak.

Dua etmenin bir adabı vardır. Rabbimiz bize Hazreti Yakup Aleyhisselam'ın örnek hayatından dua etmenin adabını mükemmel şekilde önümüze koyar. Hazreti Yakup Aleyhisselam oğullarının affedilmeleri için 40 gün seher vaktinde kalkıp dua etti. Bizim bunu tatbik etmemiz çok zor olabilir. Ama özellikle cuma geceleri bu duayı yapmalıyız.   Cuma günü perşembe ikindi namazından sonra başlayıp cuma günü ikindi ezanından sonra biten gündür.

1-Bu duayı yaparken yanımızda hiç kimse olmayacak. 2-Ayağa kalkıp kıbleye döneceğiz. 3-Ellerimizi açacağız. 4- Bildiğimiz salavat-ı şerifi üç kere okuyacağız. 5- Sonra ezberimizde olan bir ayeti veya sureyi okuyacağız. 6-Sonra dua neye edeceksek edip tekrar üç defa salavat-ı şerif okuyacağız ve duamızı bitirirken yüce Rabbim el mucib (cc) esma-ı şerifen ve habibullah efendimin hürmetine kabul eyle makbul eyle diyeceğiz. Ondan sonra üç kere amin diyecek ve ellerimizin içerisindeki bereketi yüzümüze sürerek duamızı bitireceğiz. Bu prosedür olmazsa dua olmaz. Buna uyduk yine olmadıysa vardır bir hikmeti diyeceğiz. Bileceğiz ki duamız hiç boşa gitmez.

Saray Bosna’da Mehmet Ayvaz Dede diye bir zat yaşamıştır. Cenabı Hak tarafından Üsküp'te İslam'ı tebliğ etmesi için bir Alperen olarak görev verildi. Aslı Manisa Akhisarlı idi. Bogomil denilen bir kabilenin bulunduğu yerde mekan tuttu. Meslek olarak değirmencilik yaptı. Onların toprakları verimli idi ama susuzluktan bir şey elde edemiyorlardı. Su vardı ama suyun önünde öyle bir dağ vardı ki yaşadıkları yere gelmesi mümkün değildi. Çünkü suyun önünde 74 metre yüksekliğinde 50 metre genişliğinde bir kaya vardı. Mehmet Ayvaz Dede 40 gün oruç tutarak dua etti. 40 gün tamamlanınca rüyasında iki tane beyaz koçun birbiriyle vuruştuğunu ve boynuzlarının kırıldığını gördü. Uyandığında kayanın çatlamış 4 metre ortada bir boşluk oluşmuş olduğunu gördü. Cenabı Hak hem dua ister hem de fiziki olarak bizden alın teri ister. Hiçbir zaman fiziki alın teri olmadan sadece dua ile hiçbir şey vermez. Bunu insanımız çok yanlış anlar. Önce fiziki alnımız terleyecek. Ondan sonra duamızla birleşecek. Mehmet Ayvaz Dede 3560 tane ağacı keserek içini oyup oluk yaptı. Hepsini birbirine bağlayıp suyu şehre indirdi. Bogomil halkı bunu görünce   Müslüman oldular. Purusaç olan şehirlerinin adını da Akhisar olarak değiştirdiler. Bosna halkı bugünü 516 yıldır festivalle kutlamaktadır.

Peygamberimizin zamanında bir temsili heyeti Müslüman olduklarını bildirmek için Saraybosna'dan Medine'ye 4.000 km yaya gittiler. Ama vardıklarında Hazreti Peygamberimiz vefat etmişti. Bunları Hz. Ömer efendimiz misafir etti. Hepsinin ayakları parçalanmıştı. Ömer efendimiz buna çok işlendi. Sizde yalın ayak tabiri nedir dedi. Onlar da biz yalın ayağa Bosn deriz dediler. Ömer efendimiz bundan sonra sizin ülkenizin adı Bosna olsun dedi. Bosna'da hiç ezan susmasın. Sırplar 3 yıl o Müslüman kıyımı yaptılar. Ama bu duanın hürmetine bir tek vakit ezan okunmadığı olmadı. Radyodan okudular ama okudular.

     Hadis-i şerifin ikinci bölümünde Resulullah efendimiz, "Vitir namazını kılınız, buyurmuştur.

İkinci bir hadis-i şerifte vitir her Müslümanın üzerinde bir Allah'ın hakkıdır, buyurmuştur.

Hazreti peygamberimiz Ayşe annemiz vitri kılmadan uyuya kalmıştı. Efendimiz (sav) Ya Ayşe kalk vitir namazını kıl, buyurdular.

İmam-ı Azam efendimiz vitir namazının hükmünü vacip olarak çıkarmıştır. Edası da vacip kazası da vaciptir. Diğer mezhepler ise vacip kavramı yerine ebaz kavramını kullanırlar. Bu vacibin aynısıdır. Sadece ifade ederken sünnet-i müekket derler. Vitir namazının edası da kazası da ebazdır. Yapılmak zorunludur.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Yüce Allah ibadet düşkünü farzlarını yerine getiren kullarını sever, buyuruyor.  

Hazreti Peygamberimiz bir gün sahabesine dönerek; Secdeleriniz de bana gizli kalmıyor. Ben arkamdayken de sizleri net bir şekilde görebiliyorum, buyurdu. Demek ki rüku ve secde tesbihatını söylerken muhkem sakin hale geleceğiz ki o farz yerine gelsin. Üç kere söylemenin hikmeti de odur.

İmam-ı Şafii (ra) büyüğümüz buyuruyor ki, "Yüce Allah'ın peygamberimizin gözlerine ihsan eylediği bu mucize hiçbir kula ikram edilmeyen bir mucizedir.

Resulullah (sav) efendimizin gündüz ışığında net ve berrak gördüğü gibi hiç ışık olmayan gece karanlığında da aynı şekilde gördüğünü Ayşe annemiz ile yeğeni Abdullah ibni Abbas Hazretleri rivayet etmişlerdir.

İslam fıkhında ruhsat ve azimet

Ruhsat, Rabbimizin bize ikramıdır. İkramı ilahi verilen izin demektir. Hazreti Peygamberimiz (sav) Yüce Allah azimetlerin yerine getirilmesini sevdiği gibi ruhsatların yerine getirilmesini de sever. Ruhsatların kabul edilmesinden hoşlanır, buyuruyor.

Cenabı hak Günahların işlenmesini hoş görmez. Çünkü ruhsat günah işlememek için işi kolaylaştırmaktır.

Azimet ise bir iradedir. Yapmış olduğumuz farzlar, vacipler, haramlar, mekruhlar, sünnetler, menduplar, müstahaplar, mübahlar, azimete girer.

Rabbimizin ikram ettiği ruhsatlara örnek verecek olursak;

Seferlikte oruç; Bu Kur'an'ımızda ayettir. Cenabı hak Bakara suresinin 184. ayetinde Bismillah Seferlikte tutamadığınız gün sayısınca başka günlerde orucunuzu tutun, buyuruyor.

Hazreti Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de, Yolculukta oruç tutmak istenilen ibadetlerden değildir buyuruyor. Yani yolculukta oruç tutmanı Rabbimiz istemez.

Üçüncü bir hadis-i şerifte hamile ve çocuk emziren kadınların oruç tutmamalarına ruhsat verildi. Cenabı Hak özellikle onları izinlendirdi, buyuruluyor.

Kurban bayramında birinci günden 4. güne kadar Ramazan bayramında ilk gün olmak üzere yılın 5 gününde oruç tutmak tahrimen mekruhtur.

Muharrem ayının 10. Günü (Aşura günü) tek başına oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Ya bir gün öncesini ekleyip   9-10. günler tutulacak veya sonuna ekleyip 10-11. günler tutulacak.

Yine Bakara suresinin 184. ayetinde meridan diye bir kelime geçer. Hastalık anlamına gelir. Cenabı hak Hasta olduğunuz günlerde tutamadığınız oruç sayısınca başka günlerde tutun, buyurarak hastalara da yolcular gibi izin vermiştir.

Seferilikte Namaz

 Bu çokça tartışılan bir alan olduğu halde tam detaylı bilinmez. Cenabı hak Nisa suresi 101. Ayetinde Bismillah, Sefere çıktığınızda namazı kısaltmanızda üzerinize bir günah ve vebal yoktur, buyurarak müsaade vermiştir.

Hazreti Peygamberimiz de Yüce Allah yolcudan namazın yarısını kaldırmıştır, buyuruyor. Seferiliğin uzaklığı Hanefilerde 90 km, Şafilerde 80 km’dir.

Ashab-ı kiramdan Hazreti Ya’la bin Ümeyye (ra) Hz. Ömer efendimize gelip Ya halife-i Resulallah biz namazları halen niye kısaltıyoruz. Halbuki savaş yok ve güven içindeyiz, dedi. Ömer efendimiz de; Aynı soruyu ben de Peygamber Efendimize sordum. O da bana; Bu Allah'ın size tasadduk ettiği sadakasıdır. Bunu bize kıyamete kadar lütfeylemiştir. Siz bunu kabul edin, buyurdu.

Yine Abdullah bin Ömer, Ben peygamberimizle yollarda çok arkadaşlık ettim. Namazını bütün yolculuklarında iki rekat kılardı. Ebubekir, Ömer, Osman, onlar da iki rekat kılardı, buyuruyor.

 Bu iki hadis-i şerif sağlam delildir. Peygamberimizin ve üç halifeyi Resulullah'ın umredir, haçtır, savaştır bütün yolculuklarında namazı kısalttıkları tevatürdür. Yani onu artık kimse ret edemez. Bundan dolayı Hanefi mezhebinde dört rekatlı farz namazları kısaltmak ruhsat değildir, azimettir. Cenabı Hakk'ın emridir. Ya bugünün şartlarında arabayla gidiyorum, uçakla gidiyorum ne var ki diyerek mantıksal oyunlara girmenin anlamı yoktur.

Namazların sünneti ise kısaltılamaz. Ya kılınır ya kılınmaz. Sünnet neyse odur. Kılmak kişinin şartlarına bağlıdır.

Seferiliğe Niyet

Seferliğe niyet etmeyen kısaltma azimetinden yararlanamaz. Niyet ettim seferiliğe diye niyet ederek yola çıkmak gerekir. Fıkıh alimlerimizden İmam Ahmed B. Muhammed El-Kuduri Hazretleri, Muhtasarü'l Kuduri adlı eserinde kişinin seferi sayılabilmesi için en azından kalbinden niyet etmesi gerekir, buyuruyor. Bu hususta bütün mezhepler arasında görüş birliği mevcuttur. Hanım tek başına olsa kendi niyeti geçerli olur. Ama beyiyle birlik çıkarlarsa tek başına niyet etmesi geçersizdir. Onun için önce beyi niyet eder ardından da hanımı niyet eder.

Şafii mezhebinde namazı kısaltmak   bizdeki gibi azimet değil ruhsattır. Yani onlar ister kısaltır isterse kısaltmazlar.

Teyemmüm

Nisa suresi ve Maide suresinde Bismillah, …lem tecidu maen feteyemmemu… Su bulamamış iseniz temiz bir toprakla teyemmüm edin, buyuruyor. Buna göre abdest için de gusül için de teyemmüm yapılabilir. Çünkü ayet hepsine birlikte müsaade ediyor.

Son yıllarda günümüzde seferlik olacağına inanmıyorum artık eski durum yok, diyerek bu konuya fitne sokanlar çoğaldı. Tamam şartlar kolaylaştı ama Cenabı Hak bütün gaybı bilen değil midir? Rabbimizin tüm ayetleri kıyamete kadar geçerli değil midir?

Seferlikte Kurban

Kurban Udhiyye  ve Hedy olarak iki kısma ayrılır. Udhiyye kurban yılda bir defa şartları uyanların Kurban bayramında kestiği kurbanın adıdır. Hac da iken hacıların kestiği kurban da hedy kurbandır. Çünkü Hacılar seferi oldukları için Udhiyye kurbanı kesmezler. Bu onlara vacip değildir.  Onların kestiği hedy kurbanı hac nasip olduğu için kestikleri şükür kurbanıdır.

Zaruret Ve Çaresizlik Durumu

Bir insan Kudüs, Filistin ve Gazze'deki durum gibi çaresiz kalarak Sabah akşam yiyecek hiçbir şey bulamaz ise ölmüş canlının etinden kendisini ayakta tutacak kadar yemesine ruhsat verilmiştir.

Karıncalar ve Haşerilerin Durumu

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Karıncayı ve bal arısını öldürmeyi size yasaklıyorum, buyurmuştur. Hele hele Allah korusun karıncayı, hayvanatı, haşaratı suya, ateşe atarak öldürmek tahrimen mekruhtur. Kişi Cenabı Hak'a hesabını verecektir.

Hazreti Peygamberimiz buyuruyor ki (sav) Ateşle tazip yani azap etmek yetkisi sadece Cenabı Hak'a aittir. Başka hiçbir yaratılmış muallukatına böyle bir müsaade verilmemiştir.

Köpek Saldırısı

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem; Yılan fare akrep, köpek kuduz yırtıcı ve saldırgan ise öldürülebilir, buyurdular.

 Abdullah bin Ömer Yılın birinde Peygamberimiz Medine'deki bütün köpeklerin toplanıp öldürülmesini emretti. Onlar öldürüldükten sonra bundan sonra öldürmeyin diye nehyetti, diye rivayet ediyor.

İmam-ı Şafii (ra) ve İmâm-ı Sevrî İmam-ı Sevri (ra) buradan yola çıkarak insanlara saldıran her yırtıcı hayvan öldürülebilir, diye fetva vermişlerdir.

Yine Süfyan bin Uyeyne (ra) ve İmam-ı Nevevi (ra), Köpeğin kudurmuş olması şart değildir. Saldırgan ve dalayıcı olması kafidir. Eğer sahibi o köpeği itilaf etmezse hakime şikayet edilir. Hakimde kişiyi köpeğini itilaf etmeye zorlar.

Birisinin ısırıcı bir köpeği varsa köylüler onu öldürme hakkına sahiptir.

Köpek bir adamı ısırırsa bakılır eğer adam köpeğe yaklaşmış da onun için ısırmış ise kişi sorumludur. O köpeği tazmin eder. Cenabı Hakk’a da bedelini ayrıca öder. Ama daha yaklaşmadan köpek ona saldırmış ise o zaman tazminat gerekmez. Yani öldürmek de haklıdır.

Endülüslü Mâlikî fakihlerinin önde gelenlerinden, muhaddis, Hadis hâfızı Kadı İyaz (ra)  Eve giren ve ısırarak eziyet veren haşeratları öldürülmesi hakkında fetvası vardır. Ancak yakmak, sopayla başına vurmak, suya atmak yoktur. Acı çektirmeden tek darbede öldürmek dışında izin verilmemiştir.

El Fatiha

Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • YouTube
  • Facebook
  • Instagram

©2022, ELAZIĞ AZİZ MAHMUD HÜDAYİ DERNEĞİ tarafından  kurulmuştur.

bottom of page