top of page

KALPTEKİ HACER HİZLANA SEBEP OLUR




Kasvet

Cenabı hak en geniş şekliyle Bakara suresinde olmak üzere Zümer, Enam, Hadid, Maide ve Hac surelerinde Euzubillah bismillah Summe kaset kulubukumkalplerinizi kasiyet bağladı, buyuruyor. Kasvet, katılaşmak anlamına gelir. Kasvet sonunda kalpte taşlaşma olur ki o kalpte merhametten hiçbir eser kalmamış demektir.

Ayeti celile yaklaşık 5 bin yıl önce gerçekleşen bir olayı anlatmaktadır. Olay çok uzun olduğu için biz sadece sonucuna değineceğiz. Aradan beş bin yıl geçmesine rağmen o zamankilerin torunları aynı zulmü iki aydır Gazze’de sergilemektedirler. Kalplerinin taşlaştığını ve merhametin zerresinin dahi kalmadığını görüyoruz.

Hazreti Peygamberimiz (sav.) İçerisinde Allah’ın zikri bulunmayan sözleri kullanmayın çünkü Allah’ın zikrinin geçmediği çok söz kalpleri katılaştırır. Şüphesiz ki insanlardan Allaha en uzak olanlar kalpleri en katı olanlardır. Şu dört Şey betbahlıktandır; Ağlamayan göz, katılaşmış kalp, tuli emel ve dünya hırsıdır, buyuruyor. Tuli emel olan kişinin gözünü bu emelini gerçekleştirme arzusundan dolayı dünya hırsı bürür.

Aynı ayetin devamında Euzubillah bismillah el hicareti el eşttü kasvete, buyurulur. Sonunda da mau yani su geçer ki taştan dahi su çıkar da bu kalplerden bir sızıntı çıkmaz, buyuruyor.

Tabiatın taşından su çıktığını Bakara ve Araf surelerinde geçen 3 örnekle açıklayalım. Birincisinde Musa (as.) İsrail oğullarını kızıl denizden geçirdikten sonra geldikleri yerde su yoktu. Musa (as.) dua buyurarak elindeki asayla vurdu. Orada bir kayadan her kabileye ayrı ayrı olmak üzere 12 oluk su çıktı. Bu olay tabiatın taşının kalbin taşlaşmasından daha yumuşak olduğuna delildir.

Peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde, Bana salatu selam getiren bir taş vardı. Ve ben şuan dahi o taşı tanıyorum, buyurmuştur.

Peygamberimiz inzivaya çekilip yalnız başına tedrisata geçerdi. Önce Sedir dağına vardı. Sedir dağı dile gelerek, Ya Rasulullah benden aşağı in seni burada öldürüleceklerinden korkarım. Ben seni koruyamaz isem Allah bana gazap eder, dedi. Karşıdaki Hira dağı Gel ey Allahın rasulu diye hitap etti ve Peygamber Efendimiz (sav.) Hira Dağında inzivaya çekildi.

Burada ayet ve hadisi şeriflerde de görülüyor ki tabiattaki dağ taş dahi yumuşayıp dile gelirken taşlaşan kalpte bundan eser kalmıyor. Kalp İnat, isyan, kibir gibi 3 şeyden dolayı taşlaşır. Kişi bunları azaltmaz mücadele etmez ise ne huzur bulur ne huşu bulur.

Huşu kuranımızda 17 yerde haşiin olarak geçer. Huşunun merkezi kalptir. Kalbin ürpermesinin adıdır. Zihnimiz başka şeylerle meşgul olmadan, gaflet etmeden namaz kılabilmek huşudur. Huşu ile kılamamak gaflettendir. Namaza durduğumuzda bütün organlarımız sukunet halinde olması ise (Hanefilerde vacip, şafilerde farzdır) huzudur. Yani Huşunun dışa görünme şekline huzu denir.

Namazda huşu için 1-Sağa sola hareket edilmez 2-Sükunet içerisinde olup sağı solu dinlenmez. 3-Gözler secde yerine bakar. 4-Rükuda iken ayak parmaklarına bakılır. 5- Secde halinde burnun yanlarına bakılır. 6- Tahiyyata kucağa bakılır. 7- Kıyamda sağa sola bakılmaz. 8-Yüz sağa sola bakılmaz. 9-Gereksiz hareketlerde bulunulmaz. 10-Elbise ile oynanmaz. 11-Parmaklar çıtlatılmaz. 12- Sağda solda kimin olduğu farkedilmez. 13- Sıkışık abdestle namaz kılınmaz. İşte namazımızı bu 13 maddeye uyarak kılarsak o zaman huşu ile namaz kılmak nasip olur.

Rikkatı Kalp

Rikkat zerafet ve kibarlık anlamına gelir. Rikkkati kalbin emareleri bizde yoksa kalbimiz paslanmaya, perdelenmeye, gaflete ve kasvete dönüşür. Bu da taşlaşmaya doğru gider. Taşlaşmaya olduğunda hizlana muhatap oluruz. Rikkat; kalbin yumuşaklığı, inceliği, yufkalığı ve sevgisidir. Rikkatli kişinin kalbi müşfik ve şefik yani herkese merhametlidir. Zıddı da kaba, şiddet ehli ve katı yüreklidir.

Hazreti Peygamberimiz (sav.), Cennete kuş kalbi gibi olanlar girecekler buyuruyor. Bir kuşu elimize aldığımızda onun kalp atışını hassaslığından dolayı hemen hissederiz. İnsan asilik işlediği zaman günahlarından korkmak zorundadır. Bu korkuya havfullah denir. Eğer kişi korkacak asilik yapmamış ise saygıya dayalı korku duymalıdır. Buna da haşyetullah denir.

Gerek havfullahtan olsun gerek haşyetullahtan olsun kalbimiz kuş kalbi gibi ürkek ise inşallah cennete girenlerden olmayı hak ediyoruzdur.

Kalplerimiz Yumuşatan şeyler Nelerdir?

1- Granit taşını ne kadar ufaltsak da toprağa dönmez. Kayalar ise zamanla toprağa dönebilir. İnsanın kalbi de böyledir. Eğer granitleşmemiş ise zamanla toprağa döner. Tebessüm kalbi yumuşatır, kahkaha ise sertleştirir.

Cenabı hak Tevbe suresinin 82. ayetinde Euzubillah bismillah …vel yebku kesira, az gülsünler çok ağlasınlar, buyuruyor.

Necm suresinin 60. ayetinde de Euzubillah bismillah ...Ve tedhakune ve la tebkun, Alay edip eğleniyorsunuz, gülüyorsunuz ancak ağlamıyorsunuz, buyuruyor. Ancak kendini beğenen, kibir sahibi kişiler alay eder.

Yukarıdaki iki ayeti tefsir niteliğinde Peygamberimiz (sav.) Gülmeyi azaltın çünkü çok gülmek kalbi katılaştırır, buyuruyor.

2- Dua İbadeti Kalbi Yumuşatır, Duasızlık İse Sertleştirir.

Peygamber Efendimiz (sav.) buyuruyor ki; Rikkatli anlarınızda dua etme fırsatını kaçırmayın. Zira rikkatli haller rahmettir. Yani içimizde bir hüzün olduğunda, sıkıldığımızda dua ederek bu fırsatı kaçırmamalıyız. Çünkü o bir lütuf anıdır. Kalbimizi manevi bir bulut kapladığı için ağlamaklıyızdır. Dua, yalnız başına bir kenara çekilip edilir. Toplum içinde yapılan dua, dua değildir.

Peygamber Efendimiz (sav.) Allahım senin katından öyle bir rahmet vasıtası istiyorum ki o rahmet vasıtası ile kalbimi doğru yola iletesin. Dostların içinde dost olanlardan senin sevginle ve seni seveni sevenlerin sevgisiyle onlardan istifade etmeyi nasip eyle, diye dua ederdi.

3- Yetimi Kollamak İnsan Kalbini Yumuşatır Zulmetmek ise Sertleştirir.

Herhangi bir yetime en ufak bir olumsuz hareketimiz kalbi katılaştırıp hizlana sebep olur. Ve gazabı ilahiyi üzerimize celbeder.  

Peygamber Efendimiz (sav.) Kalbin yumuşamasını ve Cenabı hak katında bir hacetinin görülmesini istiyorsan yetime merhamet et, onun başını okşa, ona yediğinden yedir, kalbin yumuşar ve Cenabı hak katında da hacetin giderilir, buyuruyor.

Kalplerimizin yumuşadığını nasıl anlarız?

1-Ürperebiliyor muyuz? 

Cenabı hak Enfal suresinin 2.ayetinde Euzubilleh bismillah …vecilet kulubuhum… kalpleri ürperir buyuruyor. Kalp ürperince tüyler diken diken olur, buyuruyor.

Zümer suresinin 23. Ayetinde ise Euzubillah bismillah …takşaırru minhu culudullezine… rablerinden korkanların derileri ürperir, buyurur. Kuranı okurken veya dinlerken, namaz kılarken, tesbihat yaparken deride veya kalpte ürperme oluyorsa kalbimizde taşlaşma olmamış demektir. Olmuyorsa yaşantımızı bir gözden geçirmemiz gerekir.  

Peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Yalnız halde iken Allahı zikrettiğinizde eğer gözünüzden yaş dökülüyorsa sizde kalp ürpermesi mevcuttur, buyuruyor.

Başka hadisi şerifte de Allah korkusundan derinizin ürperdiği zaman eski ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi (ağaçları korumak için) günahlarınız dökülür, buyuruyor.

2- Kalplerimizin Yumuşaklığı Yeterli Midir?

Tevbe suresinin 128. ayetinde …harisun aleykum bil mu'minine raufun rahim. Size pek düşkündür. Her mümine şefkatli ve merhametlidir, buyuruyor. Cenabı hakkın rauf ve rahim sıfatı birlikte kullanıyor. Raufun kökü ra’fettir. Ra’fet hissedmediğimiz incelikte bir şefkattir. Cenabı hak 124 bin peygamberlerin hiç birisini rauf ve rahim esmasını cem ederek anlatmamıştır. Bu esmaların tecellisini Sadece Hazreti Peygamberimizde cem etmiştir. Onun merhameti hiçbir yaratılanda yoktur. Onun günahkarlara dahi acıyan bir merhameti vardır.

Allahu teala Şuara suresinin 215. ayetinde Euzubillah bismillah Vahfıd cenahake li menittebeake minel mu'minin, muminlerden sana tabi olanlara iki kanadını da aç, buyuruyor. Peygamberimize muhabbeti üstün olanlara manevi kanatlarını açmasını emrediyor. Yalnız her mümine değil tabi olanlara buyuruyor. Ona tabi olmanın ispatı ise müekket sünnetlere uymaktır.

Peygamberimizi vefat ettiği için kanatlarını alemi berzahtan bize dua ederek açacaktır. Yaptığımız her salavat kaydedilir. Salavatımız arttıkça onun bize olan duası da artar. Ondan dua aldıkça kalbimiz yumuşar. Peygamberimizin şefkati de gönderdiğimiz salavata işlediğimiz sünnet ölçüsünde olacaktır.

Cenabı hak Enbiya suresinin 90.ayetinde Euzu billah bismillah Festecebna leh, ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh, innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed'unena regaben ve reheba, ve kanu lena haşiin. Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik. Ve kendisine Yahya'yı armağan ettik. Ve onun için eşini ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışıyor, umarak ve endişe ederek bize yalvarıyorlardı. Ve bize karşı içtenlikle saygı duyuyorlardı, buyuruyor.

Cenabı hak Zekeriya (as.) için biz ona Hazreti Yahya’yı ihsan ettik buyuruyorken ayette geçen vehaben hibe ve karşılıksız verdiğini anlamına gelir. Cenabı hak Vehb esması şerifinin tecellisi ile her çocuğu karşılıksız vermektedir. Hazreti Yahya’ya (as.) Vehbi olarak kalp yumuşaklığını kendi katından hususi ıhsan olarak verdiğini ifade ediyor.

Meryem suresinin 13.ayetinde de Euzubillah bismillah Ve hananen min ledunna ve zekah, ve kane tekıyya, Tarafımızdan yumuşak kalplilik ve zekat verdik. Ve o, takva sahibi oldu, buyuruyor.

Peygamber Efendimiz (sav.) bu iki ayeti tefsiri olarak; Yahya bin Zekeriya (as.) Hiçbir günah işlememiştir. Hiçbir kadınla birliktelik düşünmemiştir, aklına bile getirmemiştir, buyuruyor.

Ali İmran suresinin 39.ayetinde …ve seyyiden ve hasuran… Nefsine de hâkim idi, buyurarak Yahya’ma (as.) övgüde bulunuyor.

Hazreti Yahya’ya (as.) peygamberlik verildiğinde zalim bir devlet başkanı ve zalim bir hanımı vardı. Hanımı Hazreti Yahya’ya geldi ve birliktelik istedi. Ret olunca ona kin güttü. Kızını da kendi eşi ile evlendirmek istiyordu. Üstelik kendi eşi kızının amcası idi. Hazreti Yahya’dan bu konuda fetva vermesini istedi. Hazreti Yahya (as.) bunu da ret edince onu şehit ettirdi. Bunun üzerine Cenabı hakkın gazabı cereyana geldi ve bu suçu kim işleyenleri de destek verenleri de yerin dibine batırdı.

 Cenabı hak Duhan suresi 29. Ayetinde Euzubillah bismillah, Fe ma beket aleyhimus semau vel ardu. Onlar için ne yer ne gök ağlamadı, buyurarak bu toplumu anlatmaktadır.

Gök yüzünün ağlaması nasıl olur? Hazreti Hüseyin (as.) ve Yahya (as.) şehit edildiğinde gök yüzü ağlamıştı. Gök, yumurtanın içindeki gibi kırmızı bir yuvarlaklık oluşursa gök ağlamış olur.

Ayette geçe hananen kelimesine dönersek;

Ya hannan diye çeşitli yerlerden duyageldiğimiz şey bu ayette geçen Hananen-den türemiştir. Hananen, 1-Allah uğrunda katlanılan zorluk anlamına gelir. 2-Kişinin aşırı sevinç veya üzüntüsünden dolayı yaptığı feryat anlamına gelir. Fahrettini Razi Hazretlerinin tefsirinde Allah Hannandır demek doğru değildir, buyuruyor.

El Mennan ise Allahın esmasındandır. Başa kalkmadan bol bol veren demektir. Hazreti Enes (ra.) aktarıyor; Biz Peygamberimizle Mescitte otururken oraya bir Arabi geldi. Bizim duyacağımız şekilde dua ediyordu. Duasında El Mennanun dedi. Peygamberimiz bunu duyunca işte ismi azam ile dua etti, buyurdular.

El Mennan esmai şerifle ilgili bir dua;

Ya Mennan olan rabbimiz kalplerimize rauf ve rahim esman ile tecelli eyle. Kalplerimizin toprağını mümbit ve inbat eyle. Nefislerimizi, aile efradımızı ve müminlerin kalplarini ra’fetinle gani eyle.

3-Dost Edinebiliyor Muyuz?

Cenabı hak Ali İmran suresinin 159.ayetinde Euzubillah bismillah …fazzan galizal kalbi lenfaddu…Eğer kaba sert kalpli çirkin huylu olsaydın etrafında kimse kalmaz dağılırlardı, buyuruyor.

Öyleyse Çocuklarımız etrafımızdan dağılmış, dostumuz kalmamış dost edinemez olmuş isek rikkati kalp bizde yok demektir. Kalbimiz paslanmış, perdelenmiş, gaflet bulutu içine girmiş ve kasvete düşmüştür. Tedbir almaz isek tevfiki ilahiden mahrum olur hizlana tabi oluruz.

Rabbena ve tüb aleyna inneke ente’t-tevvâbü’r-rahîm. Ey yüce rabbimi tevbelerimizi kabul eyle. Tevvab olan sensin vahhab olan sensin. Amin, Amin, Amin… El Fatiha

 

 

 

 

 

 

 

 

 


12 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page