top of page

HİZLAN VE KALP İLİŞKİSİ


Kalp Hakkında Temel Bilgiler

Kalp içten dışa doğru içi içe giydirilmiş şekilde beş ana bölümden oluşur.

Kalbin 1. Bölümü

Halk arasında göğüs dediğimiz kuranımızda sadr olarak geçen, ölüm esnasında hulkum ve iman tahtası dediğimiz kısımdır.

Sadr kelimesi kuranımızda 46 defa geçer. Zümer ve Enam surelerinde burasının islamın karargahı olduğu bildirilir.

Kalbin 2. Bölümü

Sadrın bir iç kısmında bulunur. Yürek ve kalb-i sanevberi olarak adlandırılır. Elle tutulan gözle görülen etsi cisimdir.

Kalbin 3. Bölümü

Bu bölüm Manevi kalptir. Süveydâ-i kalp ve gönül de denir. Süveydâ-i kalp kuranımızda 168 defa geçer. Anne karnında 120. Günlük iken üflenen ruhumuzun merkezidir. Ruhun bütün gücü burada toplanır. Kişi nefs-i levvâmeliğe adım atıp Cenabı hakkın hoşnutluğunu kazandığında Cenabı hak nefs-i mülhemeye ilham verir. İşte burası o ilhamın merkezi ve Cenabı hakkın nazargayı ilahisine mazhar olan mekandır. Hucurat suresinde anlatıldığına göre Süveydâ-i kalp imanın karargahıdır.

Kalbin 4. Bölümü

Bu bölüm kuranımızda ef ‘ide ve fuad olarak 16 defa geçer. Burası marifatullahın karargahıdır. İsra ve Necm suresine göre Marifetullah, Allahu tealaya dair öğrenilmesi gereken ilmin Cenabı hak tarafından öğretilmesidir. Bir kişi malayani tarzı hallerde bulunursa yani boş vakit geçirip zevki sefa sürmeye çalışırsa bu davranışları nurun önünde perde olur. Bu tür hallerde bulunan kişinin fuadına nur girmez. O nurdan bir defa bile nasiplenmeden ölür gider. Kişinin gecesi dervişhane gündüzü cihadhane olması için fuadına nurun girmesi gereklidir. Fuadın perdesi kalkınca içine öyle nurlar dolar ki sadrına kadar taşar.

Cenabı hak inşirah suresi 1. Ayetinde Bismillah, Elem neşrahlake, biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? Buyuruyor. İşte bu genişleme kalbin fuadına nurun girerek sadrına taşması ve orayı genişletmesidir. Bu nurun fuadına gelip sadrında sır tahakkuk etmedikçe şerh-i sadr gerçekleşmez. İrfanımızın, basiretimizin, ferasetimizin sevgi ve muhabbet gibi duygularımızın merkezidir.

Halk arasında kalp gözü olarak tabir ettiğimiz hâl bazı kişilerde Cenabı hakkın bir lütfu olarak doğuştan açık olur. Bunda kişinin emeği olmadığı için manevi bir üstünlük değildir. Cenabı hak bu hâli manen emek sarf eden kişiye lütfederse asıl manevi üstünlük budur. Doğuştan verilene vehbi, çalışan kişiye verilene de kesbi denir.

Gerek Vehbi Gerek Kesbi Olarak Açılmış Kalp Gözü İçin Deliller;

Hazreti Aişe (ra.) annemiz Bir gün Peygamber Efendimizin erkenden istiharete geçtiğini görünce, Ya Rasulullah vitir namazını kılmadan mı uyuyacaksın diye sordu. (sünnet olan teheccüt namazından sonra kılınan vitir namazıdır.) Rasulullah (sav.), Ya Aişe benim gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz, buyurdu.

Hazreti Enes (ra.) aktarıyor, Rasulullah Efendimiz, şüphesiz ben sizi sırtımın arkasından da görüyorum, buyurdu. Kalp gözünün cephesi olmaz. Her cepheden 360 derece görür.

Hazreti Aişe annemiz, Peygamber Efendimizin (sav.) karanlıkta da tıpkı aydınlıkta gördüğü gibi görürdü. Ben zamanla iğnemi düşürürdüm efendimiz bulur bana verirdi, buyuruyor.

Başka bir hadisi şerifte Hazreti Peygamber Efendimizin (sav.); Allah (c.c.) Tur dağında Hazreti Musa’ya tecelli ettiği günden sonra Musa (as.) 10 fersah (yaklaşık 50 km) uzaklıktaki çıplak karıncayı kap karanlık bir gecede rahatlıkla görür hale geldi, buyuruyor.

Hazreti Peygamber Efendimizin (sav.), Rabbim bana eşyanın hakikatini göster diye dua ederdi. Herhangi bir eşyanın yaratılma hikmetine eşyanın hakikati denir. Bizim gördüklerimiz zahirdir hakikat değildir.

Yine bir hadisi şerifte Hazreti Peygamber Efendimizin (sav.); Müminin kalbi tertemizdir, orada parlayan nur ışığı vardır, buyurdular.

Rabbimiz Kuranımızda 10 Alanı Nur Olarak İfade Eder.

1-Cenabı hakkın zatı ilahiyesinin nuru; Nur suresi 35. Ayeti celilede anlatılır. Hazreti Peygamber Efendimiz (sav.) miraca davet edildiğinde Hazreti Aişe annemiz Rabbimizi nasıl gördün? diye sorunca Allah Rasulu, Rabbimizin nurundan onu nasıl görebilirim ki! buyurdu.

Buradan anlaşılıyor ki Peygamber Efendimiz miraca çıktığında kâinatın bütün teferruatı gösterildi ama Cenabı hakkı baş gözü ile görmedi.

2-Kuranımızın nuru; Araf suresinin bize öğrettiğine göre kuranımızın her harfi nurdur.

3-Peygamberimizin nuru; Peygamberimizin nuru da Maide suresinde anlatılır. O nurundan dolayı peygamberimizin gölgesi olmamıştır. Mesela sakalı şerifin gerçekliğini anlamak istiyorsak gölgesinin olup olmadığına bakarız.

4-Her müslümanın kalbindeki imanın nuru; Tevbe suresinde anlatılır.

5-Cenabı hakkın adaletinin nuru; Bu adalet öyle yüksek seciyedir ki müslümanın şiarı her yerde adil olmasıdır. Kişi en çok falan kızımı seviyorum, filan gelinimi seviyorum diyerek ayrım yapıp adaletten saptığı anda zalim olur. Zalimin de seveni olmaz. Cenabı hak bunu da zümer suresinde anlatır.

6-Ayın nuru; Nuh suresinde geçer.

7-Gündüzün yani güneşin nuru; Enam suresinde geçer.

8-Cenabı hakkın kuranımızdaki delillerinin nuru; Maide suresinde geçer.

9-Bütün peygamberlerin nuru; Nur suresinde geçer.

10-Kalbimizin fuadında gerçekleşen marifatullahın nuru; Bu da yine nur suresinde geçer.

Bu 10 Nurdan Müminlerin Kalplerine İkram Olarak Verilen Lütuflar

1-Hayat Lütfu; Bu hayat bedenin değil kalbin diri olmasıdır. Bedendeki dirilik herkese ikram olur. Ama kalbin diri olması müminlere verilir. Bu kalp zakir kalptir. Cenabı hak Rad suresi 28. ayetinde Bismillah …ve tatmainnu kulubuhum bi zikrillah, buyurarak bu kalpleri anlatır.

2-Şifa Lütfu; Bu şifa da yine kalbimizin şifasıdır. Bedenimiz de o sayede istifade eder. Kuranımızdaki 6 şifa ayet vardır. Hastalıkta, Nazar anında ve herhangi bir rahatsızlıkta bu ayetler okunmalıdır. Bu ayetlerin kendine has bir sıralaması vardır.

Bu sıraya göre ayetlerimize bir bakalım; ...Ve şifâun limâ fîs sudûri. (Yunus,57) …Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne (İsra,82) … Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifa (fusulet,44) …Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn (tövbe,14) …Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni (şuara,80) Bu beş ayetin ana temel şifası ruhsal durum ve kalbin rahatsızlığınadır. Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs(nâsi), inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn (Nahl,69) 6. ve son ayet ise bedeni rahatsızlıklara şifadır. Kim okursa okusun yeter ki ihlaslı okusun inşallah şifa Bulacaktır.

3-Taharet Lütfu; Bu da yine kalbin taharetidir. Kuran okumaya başlarken okuduğumuz Euzu bir taharettir. İstiğfar, tövbe ve göz yaşı da yine taharettir.

Bir kişi Ya Rabbi bana ve aileme gusül nimetini verdiğin için şükürler olsun diye duada bulunmuyorsa bu nimet elde gider. Gusül iman ışığının ilk bariyeridir. İlk bariyer yıkıldığı zaman arkası tehlikeye girer.

4-Hidayet Lütfu; Her müslüman Ya Rabbi bizi hidayetin üzere daim eyle diye dua etmelidir. Yoksa bu nimet elinden alınır.

5-Kitabet Lütfu; Mücadele suresi 22. Ayetinde Bismillah …ketebe fi kulubihimul imane. Ne yaparsan yap benim yazdığım imanı alamazsın, buyuruyor.

6-Sekinet Lütfu; 6 yerde Bismillah sekinetun min rabbikum geçer. Müslümanın kalbine sekinet indiğinde ondan korku kalkar. İşte canlı örnek Gazze… eğer kalbe sekinet inmezse en basit sallantıda kalbi patlayacak gibi korku sarar.

7-Muhabbet ve Ziynet Lütfu; Maide suresinde Bismillah …Allhu yuhıbbuhum... geçer ki Allah onları sever anlamına gelir. Allah bizi sevmezse biz onu sevemeyiz.

Hucurat suresi 7. Ayti celiesinde bismillah, el imane ve zeyyenehu fi kulubikum… sizin kalbinize imanı ziynetlendirdik, buyuruyor.

8-Ülfet Lütfu; Enfal suresi 63.ayetinde Bismillah …Ve ellefe beyne kulubihim, buyurur bu ülfettir. O kişiyi herkes sever. Onları sevmemizin nedeni kendisine ülfet lütfunun yerleştirilmesindendir.

9-İdminan Lütfu; Rad suresi 28.ayetinde …ve tatmainnu kulubuhum o kişinin kalbi itminana inmiştir, buyuruyor.

Kalbin 5.Bölümü

Gerek ulul el bab, gerek lub, gerekse sağ duyu dediğimiz firasetli akıl kuranımızda 16 defa geçer. Haşr suresinde ulul ebsar diye geçen ey akıl sahipleri hitabının muhatabı firasetli akıl sahipleridir. Taha suresinde geçen ulil luha da aynıdır.

Bütün insanlara verilen genel akıl 49 ayette geçer. Aklın menbağı kalbin en tabanındaki bu bölümdür. Bu aklın ışıkları beyni aydınlatır ve kişi ona göre hareket eder. Aklın mekânı kalptedir ama beyini aydınlattığı için bizler beyinde olduğunu düşünürüz. Firasetli akıl nurani yapıdadır. Zümer suresine göre bu merkez tevhidin mekanıdır. Ledün ilmi burada verilir. Hızır (as.) ile Musa (as.) Arasındaki ilim budur. Kalp kirlendiğinde bunların hiç birisi sadırdan aşağı inmez.

Kalp yeryüzündeki en kıymetli yerdir. Mü’minin kalbine ne gecenin karanlığı ne gündüzün ışığı engel olamaz. Kalp Allahu tealanın manevi olarak mübarek bahçesidir.

Hazreti Peygamberimiz (sav.); Kalp hükümdardır. Kalp ancak dönmesinden dolayı (sürekli etkilenen ve dönen) kalp olarak isimlendirilmiştir. İnsanın kalbi kaynadığında tenceredekinden daha çok değişikliğe maruz kalır. (Kazanda kaynayan su gibi.) Hiçbir kalp yoktur ki rahmanın iki kudret parmağı arasında asılı olmasın. Cenabı hak onları dilediği şekilde evirir çevirir. Onu isterse ancak Cenabı hak düzeltir, kaydırmak isterse yine o kaydırır. Kimsenin geri çevirmeye gücü yetmez. Ölçü, nizam ve denge rahmanın elindedir. Kimin salih bir kalbi var ise Allah ona sevgi gösterir, buyuruyor.

Hazreti Peygamberimiz (sav.) başka bir hadisi şerifte ise; Yüce Allahın yer yüzünde katları vardır. Dikkat edin bu katlar kalplerdir. Allahın en çok sevdiği kalpler ince temiz ve sağlam olanlardır. Bu kalpler Allahu tealanın zatı hakkında sağlam inanç sahip olan kalplerdir, buyuruyor.

Bu hadisi şerifte bahsi geçen katlar konusunu biraz açarsak;

Yeryüzünde kumlu, humuslu, killi, kireçli şeklinde toprak çeşitleri vardır. Her bir toprak çeşidinin farklı özellikleri ve yaratılış hikmeti vardır. Mesela killi toprak olan yerde bitki yetişmez ama suyu tutma özelliğinden dolayı göller ve barajlar oraya yapılır. Su birikintileri uzun süre kaldığı için hayvanatlar, bitkiler daha çok yararlanır. Bazı kalpler aynen buna benzer. Cenabı hak bu kalplere tecelli ettiği zaman o kalpte su misali nur birikir. Tüm insanlar bu nurdan istifade ederler. Ancak istifade edebilmek için onlara muhabbet edilmelidir.

Hazreti Peygamberimiz (sav.) başka bir hadisi şerifte; Kalpler 4 çeşittir. Birincisi içinde hile ve aldatma olmayan kalptir. Bu kalbin içinde kandil gibi nur vardır. İkincisi kılıflı ve üzeri bağlı kalptir. Bu kalp kapalı kalptir. İçine ne girmek isterse engel olur. Üçüncüsü ters çevrilmiş olan kalptir. İçine hayırlar girer ama ters çevrilince boşalır. Dördüncüsü ikiyüzlü kalptir. İçinde hayırdan da şerden de bir miktar vardır.

Temiz olan kalp mü’minin kalbidir. Kandili nurudur. Kılıfı bağlı ve kapalı kalp kafirin kalbidir. Ters çevrilmiş kalp hakikâti bildiği halde inkâr eden münafığın kalbidir. İki yüzlü kalp ise içinde hem iman hem nifak olan kalptir. Ondaki iman tatlı suda yetişen bakla gibidir. Nifak ise kan ve irin toplayan yara gibidir. Hangisi üstün gelirse kalp o durumu vücuda hâkim kılar, buyuruyor.

Haz Ali Efendimiz Kalbimizi bulut kapladığında aydınlığımız gider, buyuruyor. İşte bu buluttan dolayı nurları alamıyoruz.

Hazreti Ömer Efendimiz ise, kalbi karanlık sardığında o kimsenin aklı, zihni ve hafızası gider. Bu karanlık kalpten ayrıldığında ise aklı, zihni ve hafızası geri gelir, buyuruyor.

Yine Hazreti Ömer Efendimiz; Kalbime gelince ona sahip olamam, buyuruyor. Hiçbir kul kalbine söz geçiremez iradesiyle kalbini etkileyemez. Bundan tek çıkış yolu duadır.

İbni Mesut (ra.) kalbinizi çok zorlamayınız zorladığınızda kalbiniz amia yani kör olur, buyuruyor.

Hazreti Enes (ra.) Peygamberimiz (sav.) şöyle dua ettiğini aktarıyor; Yâ mukallibe’l-kulûb! Sebbit kalbî alâ dînike, Allâhümme musarrife’l-kulûb! Sarrif kulûbenâ alâ tâatike Ey kalplerimizi evirip çeviren Allahım kalbimi dinim üzere sabit kıl, kalplerimizi sana itaat üzere çevir.

Euzubillah bismillah, Eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn,Eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn, Eûzu billâhi en ekûne minel câhilîn. (Bakara,67)… Ey yüce rabbimiz cahillerden olmaktan sana sığınırız. Ey yüce rabbimiz cahillerden olmaktan sana sığınırız. Ey yüce rabbimiz cahillerden olmaktan sana sığınırız.

Amin Amin Amin… El fatiha






17 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page