top of page

TÖVBE LÜTFULLAH’TIR.


TÖVBE LÜTFULLAH’TIR.

Cenabı hak Mümin suresi 85. Ayette Bismillah, Fe lem yeku yenfeuhum imanuhum lemma reev be'sena, sunnetallahilleti… Azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın sünnetullahı budur, buyurmaktadır. Bu ayeti celile ye tövbe etmenin nasıl bir lütfullah ve nasip olduğunu görüyoruz.

Cenabı hakkın kanunları yeryüzünde 2 şekilde cereyan eder. Biri kudretullah biri de sünnetullahtır. Kudretullah ile Sünnetullahı bir nebze ayırabilmek için 1-2 örnekleme yaparsak;

1-Hazreti Adem aleyhisselamın, Hazreti Havva annemizin, Hazreti İsa aleyhisselam'ın yaratılmışları kudretullah'tır. Sadece cenabı hakkın ol emriyle vukua gelmiştir.

2- Yeryüzünde bulunan bütün insanların yüzleri, gözleri, kulakları, sesleri, tıbbi adıyla DNA’ları ve parmak izleri birbirine asla benzemez işte bu da cenabı hakkın bir kudretullahıdır.

3- Güneşin ışığının ve ısısının bitmeden devam etmesi Kudretullahtandır.

4- Oksijenin yaratılıp bugüne kadar hiç bitmemesi Kudretullahın şaheseridir.

5- Gerek peygamberlerin tamamına lütfedilen mucizeler gerek Evliyaullaha lütfedilen kerametler Kudretullah ile yaratılmıştır.

Sünnetullahın ise adetullah olarak da adlandırılır. Buna da birkaç örnek verecek olursak;

1-Hz. Adem, Hz. Havva ve Hz. İsa (as.) dışında kalan tüm insanların, hayvanatın, sebzelerin yaratılması Sünnetullaha girer.

2-Güneşin her gün mutad olarak hareketi ve onun beraberindeki zamanın yaratılması sünnetullahtır. Sünnetullah yani Allahın sünneti kavramı 21 ayette geçer.

Cenabı hak Fatır suresinin 43. Ayetinde (… fe hel yenzurune illa sunnetel evvelin, fe len tecide li sunnetillahi tebdila, ve len tecide li sunnetillahi tahvila.) sünnetullahı 3 defa tekrar eder.

Yukarda zikrettiğimiz mümin suresinin 85. ayetine tekrar dönecek olursak; Cenabı hak onlar azabımızı gördüğü zaman tövbe etmek isterler buyurdu. Ama Cenabı hak nasip eder mi etmez mi biz bilemeyiz. Hiç birimiz ölümü tatmadık ama zor olduğunu duyuyoruz. Fakat sanki bize kolay gelecekmiş gibi veya onu yaşamayacakmışız gibi nefsimiz unutturuyor. Bu derslerimiz vesilesiyle işte kendimizi tamamen nefsimize dönük bir sigaya çekmeye başlamış olduk.

Ukbe bin Amir (ra.) Hazreti peygamberimizden şöyle aktarıyorlar ki, Kulun ölümünü ilk öğrenen kişi hafaza meleği olur. Çünkü yapılan ameli çıkaran ve taktir edilen rızkı indiren o hafaza melâikesidir. Takdir edilen rızık o gün çıkmadığı zaman o kişinin öleceğini ilk anlayan bu hafaza meleği olur.

İkinci hadis şerifte peygamberimiz (sav.) buyuruyorlar ki, Can boğaza gelmeden, kişi son nefesini vermeden önce Allah kulunun tövbesini kabul eder. İmanı kabul eder demedi, tövbenin kabul edileceğini buyurdu. Azabı gördükleri zaman derken ölen her insanın o azabı göreceğini vurguluyor. Buna yeis anı diyoruz. İmanı yeis, kişi o azabı gözüyle gördüğü esnasında iman etmek istese makbul değildir. Ancak Müslüman için tövbeyi yeis yani tam o azabı gördüğü anda tövbe etse dahi geçerlidir.

Üçüncü hadis şerif Resulullah (sav.). Perde inmedikçe kulun tövbesi kabul edilir, buyurdular. Bu perde inmedikçe kelimesini açmamız gerekirse, sahabi kiram efendilerimiz ya resulallah perde inmesi nedir dediklerinde Peygamberimiz cevaben, Bir kişi eğer cenabı hakkın mukadderatında, kader taksimatında müşrik olarak ölmesine hüküm olunmuş ise o kişinin gözünün önüne perde iner. O ana kadar Müslüman olarak yaşasa dahi onun hali imanı yeise haline dönüşüyor ki müşrik olarak ölüyor. Peygamberler dışında kimin sonunun ne olacağının garantisi yoktur. Perde indiği zaman kişi bir anda nasıl bir haleti ruhiye yaşıyorsa biz onu bilemiyoruz.

Şimdi bugüne kadar 4 tane dua öğrenmiştik. Bu duaları hergün yapmamız gerektiğini anlatmıştık. Bunları sadece duymanın bize hiçbir katkısı olmaz. Çünkü duyma ilimdir. O ilmin ihlas şekilde amele dönmesi gerekiyor. Önceki derslerimizde gördüğümüz dualarımızı kısaca bir hatırlayarak 5. Duamıza geçelim; 1.Duamız; Ya Rabbi nefislerimizi haramlara karşı helallerinle doyur, 2.Duamız; Ya Rabbi, deprem musibeti imtihanımızı hitama erdir, bölgemizde yıkıcı öldürücü zelzelelerin olmasına müsaade etme. 3.Duamız; Allah'ım bana rahmet kapısını aç. 4.Duamız; Ya Rabbi bizi zatının muhabbeti ile ve zatına yaklaştırdıklarının muhabbetiyle rızıklandır. Ve 5. Duamız ise: Cenabı hak Yusuf suresi 101. Ayetinde bismillah, …teveffeni müslimen ve elhıkni bissalihin Yâ Rabbi! Beni müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihlerin arasına kat. Buyuruken dua olarak her gün yapmamız gerektiğini vurguluyor.

Bir kişi Hazreti Ali’nin Hazreti Havle’den doğmuş olan oğlu Hz. Muhammed el Hanefiyye’ye gelerek dedi ki, Ya İmam içimde sebebini bilmediğim bir üzüntü var. Kalbim sıkışmaktadır, dedi. Hz. Muhammed bin el Hanefiyye, Daha henüz işlemediğin bir günahın cezasıdır, buyurdu. İnsanın nefsi bir masiyet, yani günah işlemeyi kastetmiş onu henüz gerçekleştirmemişse diğer uzuvlar nefsin bu arzusunu hissettikleri halde nefse yardım etmemektedir. Yani nefsimizle organlarımız arasında bir çatışma olduğu için içimizdeki huzursuzluğun temeli budur.

Kalbimizdeki düşüncenin 5 basamaklı merdiven gibi bir yol izledikten sonra davranışa dönüştüğünü ve 4. ve 5. basamaktan sorumlu olduğumuzu geçen haftaki dersimizde öğrenmiştik. Yukarıdaki dinlediğimiz hadisede kişi tercih etmiş ama karar safhasına geçirmek için nefsiyle organları mücadele ediyor. O mücadelenin neticesinde içimizde adını koymadığımız bir sıkıntı oluyor.

Bir hadisi kutside, Cenabı hak Ey Cibril mü’min kulumun kalbinden lezzeti söküp al, buyuruyor. Bunun üzerine o kişi art arda görmediği musibetlere maruz kalır.

Kul sadık olur da o musibetlerin hiçbirisinde isyan etmez, istifalar ederek tövbe ederse Cenabı hak onun kalbine o lezzeti tekrar aktarır.

Hazreti Ali (ra.) buyurdular, Günahın karşılığı ibadetlerinde gevşeklik başlar ve geçimin de darlık olur. Sıkıntıya girmeksizin helalin lezzet arzusuna zorluklar nedeniyle kavuşamamaktır. Yani helali kazanırken dahi çok sıkıntılar yaşar. O kazandığını yerken hiç lezzet almaz. Buradan anlıyoruz ki kişi kendi yaptığının günah olup olmadığını hiçbir yere sormaksızın anlar. Demek ki dünyevi gıdalardan lezzet almak tuzunu çok atmakla yağını çok katmakla olmuyor. Cenabı hak verirse bulgur pilavından aldığı lezzeti etten alamaz.

Ve yine bir hadisi şerif, Kişi başkalarının hürmetini çiğnediği, günah işlemekte cüretkâr davrandığında bir mühür gönderilir. Ve o mühür onun kalbine vurulur. Artık hiçbir şeyi akıl edemez olur Yani kişi insanların kişilik haklarına zulüm ederse ve günahlarını açıktan işleyip topluma kötü örnek olursa artık aklını kullanamaz olur. Peygamberimiz başka bir hadisi şerifte ise bunu tamamlar nitelikte Ruhun hulkuma gelme anında yani ölüm esnasında o mührün etkisiyle kelimeyi tevhidi, tövbeyi akıl edemez. Allah korusun müşrik halinde ruhu çıkmış olur, buyuruyor.

Tövbe Nedir?

Öyleyse 3 derstir ise işlediğimiz istiğfara kısaca bir baktığımızda; Şu 5 şeyi (mekruhatlarımızı, gafilliklerimizi, malayaniliklerimizi, kusurlarımızı, hatalarımızı) her gün mutad şekilde peygamberimizin bize öğrettiği gibi istiğfar ederek tamir edebiliriz. Tövbe ise; Kaçmamız gereken 125 çeşit günahtan işlediklerimize karşı 2 ilacımız var. 1-İstiğfar ilacı, 2-Tövbe ilacı. Yani işlediğimiz günahlardan dolayı nedamet duyacağız. Yani pişman olacağız. Bu iki ilacı kullanmaz isek kalpte bir nokta olur. Noktalar çoğalıp birleşmeye başlar. Noktalar tabakaya dönüşüp tüm kalbi kaplar. Kalbin beyaz bir yerinin kalmayıp kapkara kesilmesinden sonra mühür vurulmuş olur. İşte kalbimiz paslanmasın mühürlenmesin diye günlük olarak istiğfar ve tövbe ederiz. Peygamberimiz hiç günahı olmadığı halde seher vaktinde kalkıp istiğfar ediyorsa bunu bize örnek olmak için yapmıştır.

Tövbe Çeşitleri

1-Müminlerin tövbesi, Bismillah,Ve tubu ilallah cemi an eyyühel müminun…Ey müminler hepiniz Allaha tövbe edin, buyuruyor. Yani ayrım yapmadan herkese tövbe etmesini emrediyor. Diğer bir ayeti celilede bismillah, Ya eyyuhallazine amenu tubu ilellahi tevbeten nasuha, buyururken nasuha kelimesini ekledi. Cenabı hak nasuha neden ifade etti, kısacık bir baktığımızda; Kuranımızda 87 kez tevbe edin geçer. Rabbimiz 13 defa da ayrıca nasuha kelimesini tekrar ediyor. Nasuh 3 anlama gelir. 1-Nasihat etmektir ve tövbenin bir çeşididir. Çünkü ilim olacak ki arkasından tövbe olsun. 2- Öğüt vermektir. Çünkü insanların öğüde ihtiyacı vardır. Öğüt kişinin yaptığı bir yanlışı düzeltebilmek için verilir. Bu da tövbenin bir değişik şeklidir. 3- Canı gönülden yalvarmaktır.

Başka bir ayette; Bismillah, innallahe la yuhubbu et tevvabine. Allah tövbe edenleri sever, buyuruyor. Hiç ayrımsız tövbe etmemiz ve sevilmemizin de vesilesi oluyor. Çünkü kibirli, gururlu insan tövbe edemez. Gururlu insanı da Cenabı hak sevmez. Peygamberimiz bu ayeti tefsir buyururken, En hayırlılarınız hatalarından dolayı tövbe edenlerinizdir, buyuruyor. Başka bir hadisi şeriflerinde de; Kul işlediği günahı hatırlayıp üzüldükçe Allah onun bu günahını bağışlar, buyuruyor.

Tövbeyi 6 madde halinde özetlersek;

1- Tövbe işlenmiş günahtan tekrar işlememek üzere vazgeçmektir. 2- Tövbe geçmişte olan günahından pişman olup gelecek de olacaktan sakınmaya azmetmektir. Yani bunu bir daha yapmayacağım diye karar vermektir 3- Sürdürdüğümüz günahı ve suçu durdurmaktır. Kulun bundan böyle eski kötülüklere dönmeyeceğine karar vermesidir. 4- Tövbe müminlerin vasfıdır. Gurur ve kibirini öne çıkarmayıp tövbe istiğfar ediyorsa mümin olduğunun alametidir. Peygamberimiz buyururlar ki, Günahı yazmakla görevli olan melâike 3 saat, (bir hadisi şerifte 6 saat, bir diğerinde de 7 saat geçiyor.) bekler ondan sonra yazar diyor. Yani bize pişman olmak, istiğfar etmek ve tövbe etmek için bize fırsat tanıyor. 5- İmamı Gazali Tövbe etmek her zaman her yerde farzı ayındır, buyuruyor.

Peygamberimiz (sav.) Her kulun ara sıra veya âdet edindiği bir günahı vardır. Bu adet ölene kadar kendinden ayrılmaz, buyuruyor. Her kul böyle bir imtihanla baş başa bırakılıyorken nasıl istiğfar ve tövbe etmeyeceğiz? 6- El Gaffar, el Ğafur, el Ğafir, et Tevvab, El Afu (c.c.) olmak üzere 5 esmai şerifeler tövbe ve istiğfar ederken kapısını arlayacağımız esmalarsdır.

2- Allah dostlarının tövbesi; Buna inabe denir. Kuranımızda Bismillah, unib kelimesiyle ifade edilir. Cenabı hakka gönülden yönelmek anlamına gelir ki veliler bizim gibi el açarak tövbe etmezler. Onların tövbesi gönül yönelmesiyle olur. Evliyanın sıfat olan bu durum 9 sürede 15 ayette geçer. Kaf suresinde bi kalbin munibin… cenneti görmediği halde rahmetten haşyet duyan, Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir, buyuruyor. İşte bu veliler için oluyor.

Cenabı haktan korkma 2 şekilde olur birisi havf birisi de haşyettir. Haşyet saygıdan dolayı korkma anlamına geliyor. Bizler havf dediğimiz korkmayı bile başaramıyoruz ama Veliler haşyet dediğimiz saygıdan korkuyu yaşarlar. Cenabı hak kuranımızda, Cenneti görmediği halde rahmetten haşyet duyan, Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir, buyurarak cenneti velilerine hazırladığını ifade ediyor.

3- Peygamberlerin tövbesi; Peygamberlerin tövbesine de evvabin denir. Cenabı hak, Hazreti Eyyüp aleyhisselam'ın üzerinden bütün peygamberlerini ifade ederek evvabin yani o ne güzel bir kuldur, buyurur. Peygamberler yüzünü ve kalbini sürekli Allah'a çevirenlerdir. Veliler irade ettiği zaman dönerken peygamberlerin kalpleri uyudukları zaman dahi sürekli dönük oluyor. Evvabin kelimesi kuranımızda 17 kez geçmektedir. Hazreti peygamberimizin sünneti olarak evvabin namazı tövbeye yönelmemiz için bir alamet oluyor. O halde bu namazımızı kılarak rabbimize yönelmeye başlayalım. Akşam namazının sünnetini kıldıktan sonra ara vermeden ve mümkünse hiçbir şey konuşmadan 2 rekat evvabin namazı kılmalıyız.

Kelimeyi Tevhit Zikri

Kelimeyi tevhit, zikirlerin zirvesidir. Hazreti peygamberimiz zikrin en faziletlisi La ilahe illallah sözüdür, buyuruyor. Başka bir hadisi şerifte de, Her kim geceleyin uyanır da uyandığı zaman 100 defa Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' derse bu amel baki kalacak salih ameldir, buyurdular.

Resulullah efendimiz (sav.) Ceddedü imanekum eksiru min kavlî la ilahe illallah kelimesini çok söyleyerek imanınızı yenileyin buyuruyor. İşte biz her gün tesbihatlar yaparak imanımızı yenileyeceğiz. Allah zikrini yaparken çok ilginçtir 2 dudağımız hiç kıpırdamaz. Ondan daha ilginci la ilahe illallah derken de dudağımız hiç kıpırdamaz. Yani nerede olursa olsun, hangi toplum içinde olursa olsun bu zikir dışarıdakiler farketmeden yapılabilir.

Hz. Ali efendimizin ablası Ümmühani (ra.) anlatıyor; Bir gün Resulullah (sav.) yanıma uğradı. Kendisine Ya Resulallah! bana oturarak yapabileceğim bir amel söyle dediğimde Resulullah efendimiz, 100 defa la ilahe illallah de buyurdu. Devamında buyurdular ki Kim sabah namazından sonra diz çökmüş durumda ve ayağı kıvrık olduğu halde bir anne bile bu kadar alicenap tarif yapamaz. Ayağı kıvrık olduğu halde Dizlerinin üzerindeyken hiçbir şey konuşmadan Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' derse bu amel baki kalacak salih ameldir. Buyuruyor.

Bismillah, Rabbeneftah beynana ve beyne kavmina bil hak ve ente hayrul-fatihin. Rabbeneftah beynana ve beyne kavmina bil hak ve ente hayrul-fatihin. Rabbeneftah beynana ve beyne kavmina bil hak ve ente hayrul-fatihin. El fetiha.

10 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page