top of page

RAMAZAN SOHBETLERİ-2017





NİYET NEDİR?

Orucun şafi mezhebimize göre 3, Hanefi mezhebine göre 1 farzı vardır. Şafi mezhebinde olup Hanefi mezhebinde olmayan bu iki farz orucun sıhhatinin şartı olduğu için farzı arasında sadece nüans farkı var, ondan dolayı aynı farz niteliğinde olduğundan biz bunu bilmemiz gerekiyor. Her türlü ibadette elimiz ayağımız dilimiz hepsi ibadeti yerine getiren o fiili işliyor. İnsanın göğsünde şu kan pompalayan yüreğin içinde gözümüzle görmediğimiz, elimizde tutamadığımız kalp var. Vücut organlarımızın ibadetlerde yaptığı katkı gibi kalbin katkısı da niyettir. Bütün organlarımız bir alanda katkı yaparken kalp asıl işin paşa kısmını yüksek konumundaki biçimlendirmeyi yapıyor. Kalbin ibadeti niyettir. Bizim yaptığımız dıştan insanlara farklı görünebilir, aldatıcı olabilir ama kalp ile kendimiz iç içe olduğumuz için her şey orada düğümleniyor. Bizim bütün yaptığımız fiillere kaydeden melekler dahi o kalbin içine vakıf değil, Kalbin içine vakıf olan tek güç Rabbimiz ikinci olarak kendimiziz.

Kalbi böyle tanımladıktan sonra birde niyetin fıkıhtaki yerine bakalım. Şu çay hizmetini yapan arkadaşlar buraya önceden geldi, burayı hazırladı çayı dağıttı, geri topladı, bunlar evlerinden çıktığı anda bu hizmeti ben Allah Rızası için yapıyorum diye niyet ettiği zaman evinden çıkıp tekrar evine dönünceye kadar kaç saat geçtiyse her anı ibadet oluyor. Yaptıkları iş dünyevi ama kalp bunu Allah için yaptığından karşılığı ibadet olur. O çay meşgalesi bir adettir yani bir alışkanlığımızdır. Ama niyet alışkanlığı, adeti ibadete döndürdü.

Bir kişi akşam yatağınıza yatarken ben uykumu alarak vücudu dinlendirip daha dinç hale getireceğim. Gece seherime sabah namazını kılmaya kalkacağım veya yarın sabah işimi daha dinç yapacağım. Çoluk çocuğumun rızkını helal yoldan kazanmam için dinçleşmem gerekiyor diye niyetle yatarsa uykusu ibadet oluyor. Bütün hayatımız ibadet olursa ne olacaktı? Hem bu kulun bilinçliliğinden diğer insanlar istifade edecek hem de Cenabı Hak kulun bu kadar kendisine yaklaşma arzusunu inşallah onaylayacak ve kendisine yaklaştıracaktır. Bunları ne ile kazanıyoruz niyetle ilimle kazanıyoruz.

Camiye girerken ayakkabımızı acelece koyup geçiyoruz. Ayakkabının uç kısmını kıbleye döndürüp koyduğumuz zaman biz camiden çıkıncaya kadar ayakkabımız zikreder. Adet olarak koyduğumuz ayakkabının konumu biz çıkıncaya kadar zikretmiş olur. Ayakkabımız bile bize kazançta katkı sağlar.

Yine camiye girerken sağ ayağımız attık selamımızı verdik, Niyet ettim nafile itikâfa dedik. Biz camide kaldığımız süre alnımız secdede gibi ibadet sevabı kazandırıyor. Bu kazancın sebebi hem öğrendiğimiz ilim hem de niyetimizdir.

Abdest almaya lavaboya girdik. Niyetimiz olmadan abdestimizi aldık, çıktık. Abdestimiz olur o abdestle her türlü ibadeti yaparız ama o abdestten sevap alamayız. Eğer biz o abdesti almaya lavaboya girdiğimiz esnada tuvaletin kapısını kapadıktan sonra niyetimizi (yüz yıkama abdestin ilk farzının başladığı yer olduğundan) yüzümüzü yıkarken kendi kulağımız duyacak şekilde niyet ettik. O abdestimizi bütün suları bizim fark etmediğimiz şekilde milimetre küp olarak santimetreküp olarak o su bizim için tevessül semsiyesi olacak. Allahu teâlâ tarafından ibadet taçlanmasıyla o sular bize yeri gelecek ki şahadet şahitlik yapacak.

Bundan dolayı görüyoruz ki kalbin fiili ameli niyet etmektir. Onun da yolunu yordamını bu sohbetlerden fıkhi olarak öğrenmektir. Müslüman bir niyetle hayatının tamamını ibadete çevirmeli amacımız şuurlu şekilde emek olmaksızın kazançlı süre geçirmektir.

DİĞER İBÂDETLER GÜNDÜZ VE GECEYE DAĞILIRKEN, ORUÇ NEDEN SADECE GÜNDÜZE KALMIŞTIR?

Oruç fecri sadık dediğimiz imsak vakti ile başlar, akşam vakti biter. İster batılı ister doğulu ister müslüman ister gayrimüslim olsun bütün insanların çalışma vaktini gündüzdür. Gece vardiyelerinde nöbetlerinde çalışanlar vardır ama bu çoğunluk ifade etmez. Geceler istirahat uyku vaktidir. O zaman insanların genel adeti gündüz çalışma, gece dinlenmedir. Rabbimiz orucu gündüz farz ediyor ki bizim o gündüz çalışma adetimizi ibadet olsun. Yukarıda anlattığımız sırrın hikmeti aynı zamanda orucun gündüz farz olmasının da hikmeti oluyor. Bizim gün boyu yaptığımız bütün adetleririmizi orucun beraberinde ibadeti çeviriyor.

ORUCA NİYET

Niyetin fıkhi tanımı; Oruca niyet Şafi mezhebimizde farz, Hanefi mezhebinde sıhhatinin şartıdır.Bu tanıma göre niyetin dilden yapılması sünnet ama kalpten geçirilmesi farzdır. Niyet kalpten mutlaka ve mutlaka olacak. Niyet ederek kastetmiş azmetmiş oluyoruz azmetmek karar vermektir. İşte niyet yarın sıcak olacak ağır iş yapacağım hastaneye gideceğim gibi tereddütlü durumdan çıkarak karar vermektir. Hiçbir ibadet niyetsiz olmaz.

NİYETİN VAKTİ

Bunun kaynağı 2 hadisi şeriftir. Şimdi hadisi Şerife bakalım Arabi'nin biri şu anki mevsime göre saat 09 gibi geliyor peygamberimize yâ rasulallah diyor. Ben akşam hilâli gördüm diyor. Arabiler yani bedeviler çobanlık yaparak daha çok dışarıda yaşadıkları için bunların şahitliği daha da etkili oluyor. Arabini ben hilali gördüm sözü üzerine Efendimiz; bütün sahabeyi haberlendiriyor İçinizde birşey yemiş olanlar varsa bundan sonra yemesinler. Yememiş olanlar da oruç tutsunlar diye talimat veriyor. Demek ki oruca niyet vakti 09-10’a kadar olabiliyor.

İkinci hadisi serifte Bir gün peygamber efendimiz (sav.) eve teşrif buyurduğun da Hazreti Ayşe annemize yanınızda yiyecek bir şey var mı? diye sordu. Ayşe annemiz hayır deyince öyleyse ben oruçluyum buyurur.

Bu 2 hadisi şerifleri delil olarak alan Hanefilere göre Niyetin vakti Akşam ezanı okunduktan itibaren başlar kuşluk vaktine kadardır. Bu kaide Ramazan oruçları, nafile oruçlar ve günü belli olan adak oruçlar için geçerlidir. Kaza oruçları, günü belli olmayan adak oruçları ve kefaret oruçları için niyet vakti imsaktır. Ancak kuşluk dediğimiz vakitte yapılan niyetlerde fecirden itibaren kelimesini kullanmak zorundadır.

Ramazan ayı içerisinde sebep yokken yedik içtik veya ailevi yakınlık yaptık orucu bozduk. Bunun cezası kefarettir. Çünkü kefaret müslümanların oruç tuttuğu zamanda kamu düzenini bozarak o ayın saygısını önemsemeyerek ihlal etmenin cezasıdır. Kefaret cezası 60 gündür bir de günün kazası 61 olur. 60 gün aralıksız tutulduktan sonra kazası olan 1 gün daha sonraya da bırakılabilir. Bu kuranda aynasıdır Mücadele suresine baktığımızda; Sahabi hanımın kocası hanımının bir organını kendi anasının bir organına benzetiyor. Bu kadın peygamberimize konuyu şikayet ediyor. Peygamberimiz bu konuda bir hükme sebep olup ta Müslümanlara zorluk getiren fıkhi sınıra dayanmasın diye sanki biraz duymazlıktan geliyor. Ama kadının o kadar içerisine batmış ki her gün dua etmeye başlıyor. Kadın çok mücadele ettiği için surenin adı mücadele suresidir. Ve bunun üzerine ayet iniyor kadının istediği oluyor. Hanımlarının herhangi bir vücut organını tenini annesinin organ ve tenine benzettiği zaman suç işlemiştir. Bunu gizlemesi kendini kurtarmaz. 60 gün ard arda kesintisiz oruç tutmak zorunda. Bunun adı zihar kefaretidir. Yanlışlıkla hatayla bir kişinin ölümüne sebep oldu. İşte bu kişi de kefaret orucu tutmak zorundadır. Buna katil keffareti denir. Bir insan herhangi bir konuda yemin edip sonra o yemininde sadık kalamaz ise 3 gün 10 gün o kefaret orucu tutar buna da yemin kefareti denir.

Şafi mezhebinde ise İmam şafi hazretleri Fecrin doğması öncesinde geceden niyet etmeyen kişinin orucu yoktur. Hadisi şerifine göre hüküm vermiştir. Biz neden niçin, niye diyerek eleştirme hakkımız yoktur. Bizim görevimiz ittiba etmek. Şafii olan kardeşlerimiz Farz oruçlarına imsaktan önce niyet etmek zorundalar. Farz olan oruçlar Ramazan orucu ve kazası, kefaret oruçları ve adak oruçları farzdır niyetleri imsaktan önce yapılmalıdır. Pazartesi-Perşembe oruçları, aşure günü tutulan oruçlar Ramazan bittikten sonra tutulan 6 günlük oruç, Eyyami buil dediğimiz ayın tam dolu olduğu 13.14.15.günleri tutulan oruçlar nafiledir ve niyeti kuşluk vaktine kadar yapılabilir.

Adak orucu Hanefilerde vacip şafilerde farzdır. İmam şafi hazretleri Hac suresi 29. Ayetindeki Esteuzibillah, Nezirlerini ifa etsinler emrine göre farz olduğu hükmüne varmıştır. Fetâvâ yi Kübra diye şafii mezhebinin büyük fıkıh kitaplarından birisidir bu. 1 kitabı desek daha yerinde olur. İbni Hacer el Askalâni Hazretlerinin Fetâvâyi Kübra adlı esrinde Şafi olan kimse Ramazanda imsaktan önce yapması gereken niyetini unutup niyet edemz ise Hanefilere göre niyet ederek Ramazan orucunu tutsun orada hanefilere ittiba etsin diyor. Demek ki bir konuda çözüm bulmadığımızda diğer mezhebi taklide gidiyoruz. Bu bütün mezhepler için geçerlidir. Sadece kendi mezhebimizde çözüm bitmiş olursa ondan sonra gönül rahatlığıyla diğer mezhepleri birbirimizin taklit edebiliyoruz. İşte bu islam'ın ittihat ve tevhid ruhuna uygun olan bir harekettir.

Hanefiler Orucunu sebep varken veya sebep yokken bozdu. Onu geri ödemeleri vaciptir. Ama şafiler şu saydığımız oruçları bozduğu zaman hiçbirisini tutmak zorunda değil. Tutarsa tutar tutmazsa tutmaz.

İMSAK

Bakara suresinin 187. ayetinde Esteuzibillah rabbimiz nasıl arzu ediyorsanız tan yerinde beyaz iplik, siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar yiyip için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Bu ayetteki beyaz iplik gündüzü, siyah iplik geceyi anlatıyor. Rabbimiz bize böyle herkesin anlayacağı bir tanım getiriyor. Yani gecenin bitip gündüze geçilmesinin adı imsak oluyor.

Şafi bir müslüman Niyet ettim, yarın ki farz olan Ramazan orucunu edasını tutmaya diye niyet edecek. Farz kelimesi Ramazan kelimesi mutlaka geçecek. Hanefilerde bu zorunluluk yok Niyet ettim, yarınki orucu inşallah tutmaya demeleri yeterli oluyor.

Burada inşallah demek bir belirsizlik değildir inşaallah deyince cenabı haktan yardım istemiş oluruz. Bunu bize yine rabbimiz öğretiyor. Hazreti peygamberimize küffarın 3 sorusu vardı. İşte kehf suresi bu sualin cevabı olarak nüzul oldu. O 3 suali cevaplamak için yarın size bilgi veririm deyiverdi inşallah dememiş oldu. Bundan dolayı âyetler yarın inzal olunmadı uzun bir süre o soruların cevabı gelmeyince küffar, peygamber efendimizle alay etmeye başladılar. Bak seni rabbin unuttu. Senin rabbin niye bizim sorularımızı cevaplayan, ayetleri indirmedi gibi cümlelerle efendimize sıkıntı verdiler peygamber efendimiz bundan çok muzdarip oldu. Ayet iner inmez ilk olarak Yarın deme inşallah de diye bize de bu olay üzerinden ikaz gelmiş oldu. O zaman inşallah demek ki bizim her işimizde mutlaka kullanacağınız bir şemsiyedir. Ya Rabbi diyoruz, ben yarın şu işi yapmaya niyet ettim, karar verdim ama tevfik senden benim o işimi kolaylaştır, diyerek kolaylaştırma istiyoruz. Rabbim bu işi yapmakta bana güç kuvvet ver, diyerek istiâne yani yardım talep ediyoruz. Onu bana yapmayı nasip et diyerek de meşiyeti ilahiye yani ona sığınıyoruz. İnşallah sözünde bu 3 tane talebimizi iletmiş duruyoruz. Bundan dolayı bütün işlerimizde Inşallah diyeceğiz. Oruçta da kelimeyi kullandığımız zaman orucumuzu tutarken rabbimizden yardım talep ediyoruz. Kolaylaştırma talep ediyoruz. Allah muhafaza bir ağrı verse bir sancı verse oruç biter mi?

Bu bütün fiillerimizde yüce rabbimiz, bütün borçlarımız da kendi hane halkımızla birlikte. Bütün Müslümanların bereketine vesile eyleyip bizim istianesine, meşiyeti ilahiyesine, tevfiki ilâhiyesinden imdat beklediğiniz her alan ve her ibadetimizde rabbimiz bizi mahrum ve yalnız bırakmasın. El FATİHA

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page