top of page

NAZAR HAKİKATI

  • 13 dakika önce
  • 9 dakikada okunur

Nazar Nasıl Oluşur?

1-Karşı kişinin haset, kıskançlık ve çekememezlik gibi duygularla bakması ile oluşur. Bakan kişi o güzelliğin onda kalmasını istememesi nedeniyle bu nazar oluşur ki nazarın en şiddetlisi budur.

Bu hakikatı mübarek kitabımızdan ve peygamberimizin hadisi şeriflerinden öğrenelim.

Cenabı hak felak suresinde Bismillah Ve min şerri hasidin iza hased, buyurarak hasetçinin şerrinden Cenabı hakka sığınmamız gerektiğini öğretir.

Peygamber Efendimiz ise Göz değmesi için şeytan ve insan aynı anda bu hasedi hazırlar, buyuruyor.

Buna Çözüm Nedir?

Rabbimiz İsra sursinde bismillah vel basara vel fuade kullu ulaike kane anhu mes'ula, Kuşkusuz kulak, göz ve fuad bunların hepsi ondan sorumludur, buyurarak kişiyi bundan sorumlu tutar. Fuad, kalbimizin içinde yer alan niyet, irade ve duyguların oluştuğu kısımdır.

Nazar etme özelliği olan insanların %98 bu özelliği yaratılışından vardır. Kişi böyle bir özelliği olduğunun farkına vardığında artık kalpteki bu fiilin başlamasından sorumludur. Bu vebalden kurtulması için ne yapması gerektiğini Rabbimiz kehf suresinde bismillah …ma şaallahu la kuvvete illa billah… buyurarak öğretir. Kişi sadece maşallah dese bile gözdeki bu olumsuz enerjiyi keser.

Hazreti peygamberimiz de bir hadisi şeriflerinde barekallah deseydin ya buyurur. Biz o an aklımıza hangisi gelirse Maşallah, barekallah, tebarekallah dememiz gerekir. Üçünü dememiz daha iyi olur. Bunun anlamı Rabbim ne güzel yaratmış demektir ki yaratanı tasdik ettiğimiz için o zehrin etkisi kalmaz.

2-Bir güzelliği görüp gıpta eder, onu beğendiğimizi ifade edersek yine nazar oluşur. Bunun etkisi birinci kadar olmasa da orta halli nazara sebep olur. Biz bunları överken bu güzelliği kaybetme korkusu yaşadığımız için ve onu koruyanı unuttuğumuz için nazar oluşur.

Bu durumda da yine maşallah, barekallah, tebarekallah demeliyiz. Bunun sayısı yoktur. Acele edip kaçar defa dersek diyelim hemen olumsuzluğun önünü kesmeye çalışmalıyız.

3-Genellikle toplumda kullandığımız karşıdaki kişiyi öven kelimeler kalpte sevgiye dönüşür. Bu sevgide aşırılık olur ve sevginin temelinin Allahtan geldiği unutulursa nazar olur. Bu nazarın çok fazla etkisi olmaz.

4-Kişinin kendi yakınlarına olan aşırı sevgiden kaynaklanır. Nazarı en çok anneler yapar. Ama farkında bile olmaz. Bu nazar orta halli bir nazardır.

Peygamberimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde; Allah bir kulunun çoluk çocuğuna nimet verdiğinde onun sürekli kalmasını istiyorsa onu beğendiği zaman maşallah desin ki nazarı yok etsin, buyuruyor.

5-Kin, nefret, kıskançlık olmadan, söz söylemeden gayri ihtiyarı bakmakla da nazar olur.

Nazara uğrandığında ilk 10 dakikada, Fatiha suresi, ayetel kürsi, kalem suresinin 51-52. ayetlerini, felak ve nas surelerini de üçer defa okumalıyız. Ayrıca mümkünse banyo yaptırmalıyız. Bir de kuranımızdaki 6 şifa ayetini okuyabiliriz. Bunlar tüm rahatsızlıklar için de kullanılabilir.

Nazar Nasıl Olur?

1-Cep telefonla çekip paylaştığımız resimlerden nazar olur.

2-Gıyabında kişiye övgüler dizersek o esnada da birisi kıskançlıkla meclise dahil olursa görmeden dahi nazar olur.

3-Aile içinde birbirimize gıpta ile imrenerek bakmak nazara sebep olur. Maşaallahu la havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azim, demeliyiz.

Nazar sadece insandan insana olmaz. Her türlü eşya, bitki, araçlara da nazar olur.

Bildiğimiz birinden uzak yakın birinden şifa için okumasını isteyebiliriz. Ruhani alemde uzaklık yakınlık olmaz. Bizden isteyen olursa da ayağa kalkıp kıbleye dönerek kişi karşımızdaymış gibi okuyup tüfleriz.

Aynanın karşısında kendi kendimize dahi nazar edebiliriz. Yusuf (as) aynanın karşısında kendine bakıp Ben bu güzellikle amma para edermişim, demişti ki iyi bir parayla da satıldı.

Bu Menfi Enerji Nasıl Oluşur?

Haset, nefret, kıskançlık, hiddetle kalbin fuadında aşırı ısınma olur. Bu enerji göze gelir. Gözün şuası baktığı yere isabet edince orada bir illet oluşturur ve nazar gerçekleşmiş olur. Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi bu ateş bütün iyilikleri yer bitirir.

Cenabı hak Yusuf suresinde bismillah Ve kale ya beniyye la tedhulu min babin vahidin vedhulu min ebvabin muteferrikah, ve ma ugni ankum minallahi min şey inil hukmu illa lillah, aleyhi tevekkeltu ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilun. Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.

Bu bir tedbir olup tedbir almak görevimizdir. İlk tedbiri peygamberimiz öğretiyor ki; Kişi evinden çıkarken "Bismillahi tevekkeltü alallah vela havle vela kuvvete illa billah derse rabbim onu koruma altına alır. Şeytan ve zarar vereceklere karşı o kişiye manevi zırh oluşturur.

Kalem suresinde bismillah le yuzlikuneke bi ebsarihim seni gözleriyle devireceklerdi buyurması nazara delil olan bir başka ayettir.

Yahudiler peygamberimize nazarla zarar vermek için nazar eden bir adamı 3 gün aç bırakıp peygamber efendimizin karşısına çıkardılar. Ancak Rabbimiz o kişinin nazarından peygamberimizi korumuştur.

Rabbimiz peygamberimizi bir nadide gül gibi korumasına rağmen ümmetin ders alması için bazen bu tür şeyleri yaşamasına müsaade etmiştir.

Bir insan zehir içse o anda cenabı hak ölümü halk etse o kişinin ölümü zehirden değildir. Rabbimiz ölümü halk ettiği içindir. Nazarı değen kişi karşıdakine baktığında onun gözündeki şuaların karşıya isabet etmesine Cenabı hak müsade ederse karşıdaki kişi zarar görür, hatta ölür.

Rabbimiz Nazara Neden Müsade Eder?

Bu sebepler aynen büyü içinde geçerlidir.

1-Bir insan çocukları ve malları ile övündüğü zaman. Ben kazanıyorum, ben başarıyorum dediği zaman hadi bakalım sen başardıysan koru denir.

2-Kişi verilen nimeti beğenmiyor şükretmiyorsa, nankörlük ediyorsa o zaman nazara izin verilir. Hadi koru denir.

3- Bana bir şey olmaz diye ucba kapılmış kişiler vardır ki Rabbimiz onlara nazar olmasına müsaade ediyor.

4-Kişi kendi bedenindeki güzelliği kendi marifeti sanıyor, Rabbimizden olduğunu görmüyorsa Rabbimiz de ikaz için bunlara nazarı musallat ediyor.

5- Güzelliği ile övünen ve kibirlenenlere de Rabbimiz nazar ile bir hastalık verir. O güzellik elinden çıkar gider.

6-Gerçek koruyanın hafizan Allah olduğunu bilmeyenlere bu musibet verilir. Ve hadi sığındığın şey seni korusun denir. Çocuklarımız evden çıkarken bizler hafizanallah diye dua etmeli bunu alışkanlık edinmeliyiz.

Nazarla ilgili Habibullah Efendimizin buyurdu ki; Eğer kaderi geçen bir şey olsa idi onu nazar geride bırakırdı. Bundan dolayı malınızı mülkünüzü ailenizi korumayı ihmal etmeyin buyurur.

Başka bir hadisi şeriflerinde de İsabetül ayn diye bir şey hem vardır hem vardır. Dağı bile baş aşağı eder, buyurmuştur.

İsabetül ayn da şeytan ile insan bir araya gelir. Şeytan o esnada kendi şualarıyla yardım eder kişiyi daha kötü hale sokmaya çalışır. Ölenlerin çoğunluğu göz değmesi ile ölür. Mezarların birçoğu göz değmesi ile gerçekleşen ölüm sebebiyledir. Nazar insanı mezara sokar. Kim bir şey görür de maşallah, barekallah, la hav la havle vela kuvvete illa billah derse ona zararı dokunmaz, buyuruyor.

İmam Azam hazretleri göz değmesi hakikattir, gerçektir buyurur.

Peygamberimiz rahatsızlanmıştı Cebrail (as) gelip Ya Muhammed rahatsızlığın nedir dedi. Peygamberimiz halsizliği ve takatsizliğini ifade edince Cibril (as) kısa bir dua okudu.

Böylece bizi bir başkasının okuyabilmesi konusunda önümüzü açtı

Cinnilerin İnsanoğluna Nazar Etmesi

Peygamber Efendimiz (sav) Cin ve insan nazarı değmesinden Allaha sığınırım diye dua ederdi.

Büyük müfessir alimi Hattâbî (ö. 388/998) Cinin nazarı insana oktan daha süratli ulaşır buyuruyor.

Bu Tehlikeye Karşı Almamız Gereken Tedbirler

Peygamber Efendimiz bir hadisi şeriflerinde; İnsanoğlunun edep yerlerini cin ve şeytanların görmelerine engel olan şey bismillah demesidir. Kişi elbise değiştirirken, tuvalete girerken bismillah diyerek bedenini cinnilerin görmesine engel olması gerekir. Çünkü cinler edep yerleri hoşuna gittiği kişilere musallat olurlar. İnsanlar yaratılış olarak cinlere nazaran çok güzeldirler. Cinler insanları kıskanırlar ve onlardan aşırı korkarlar.

Cinler evlerin diğer odalarında zikir edilmesi, kuran okunması, namaz kılınması nedeniyle banyo ve tuvaletlerde yaşamayı tercih ederler.

Nazarın Belirtileri

1-Muhammed İbnu Ebî Ümâme anlatıyor: Babam Sehl (ra) yıkanıyordu. Benim yanımda bulunan Âmir İbnu Rabî'a babamı gördü ve ben böyle güzel beden görmedim dedi. Babam bir anda felç olmuş gibi yere yığıldı. Biz babamı hemen peygamberimizin yanına götürdük. Babam başını oynatamıyor, yarı baygın haldeydi. Peygamberimiz Âmir İbnu Rabîa’yı azarlayarak; Din kardeşini niye öldürürsün, barekallah (mübarek olsun) diyemiyor musun, dedi. Amire hemen git abdest al gel dedi. Abdest aldığı suyu babamın üzerine döktü. Babam ayağa kalktı.

Biz bir kişiye git abdest al gel senin nazırın oldu diyemeyiz. O yüzden bu tedbiri uygulamamız mümkün değil. Bu abdest zaten namaz abdesti gibi değil farklı bir abdest. Bizim burada yapacağımız tek şey o kişiye banyo yaptırmak olacak.

2- Ümmü Seleme annemizin yanında kimsesiz bir kız çocuğu vardı. Benzi sararmıştı. Peygamberimiz bu kızcağıza nazar olmuş ona rukye yap, buyurdu.

3. Esmâ binti Umeys (ra) annemiz Hazreti Cafer (ra) efendimizin çocuklarına bakardı. Peygamberimiz (sav) çocuklarının çok zayıf halde olduklarını gördü. Ya Esma bunlarda bir hastalık mı var, neden zayıflar dedi. Esma annemiz; Ya Rasulullah bunlara çok nazar oluyor, dedi. Peygamberimiz de bunlara rukye yap buyurdu.

Nazar olmuş kişiler;

1-Tansiyonu veya şekeri düşmüş gibi bir yere yığılır. 2-Başını kaldıramaz olur. 3-Yüzünün rengi sararır ve bağırsaklarında aşırı ağrı olur. 3- Aşırı zayıflar çünkü nazar insanı zayıflatır, eritir.

Kalem suresi 51. Ayetinde bismillah …le yuzlikuneke … buyurur ki bir anlamı daı eriten, kurutan demektir. Buradan nazarın eritip kuruttuğunu anlamış oluyoruz.

Nazar Olmadan Önce Neler Yapabiliriz?

1-Peygamberimiz (sav) Nazardan Allaha sığınınız, buyurmuştur.

2-Peygamber Efendimiz yanında olmadıkları halde bile torunlarına; Her türlü zararlı hayvanlardan, şeytandan, dertten, sizleri kınayan her gözden Allahın tam ve eksiksiz olan kelimelerine emanet ederim, diye dua ederdi.

Hazreti İbrahim de bu sözlerle oğulları İsmail (as) ve İshak (as) için Cenabı Hakka sığınma yapardı.

3- Peygamberimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde Birinizin bir yeri ağrıdığı zaman sağ elini o ağrıyan yerine koysun. Yedi defa orayı sıvazlasın. Ya Rabbi çektiğim bu ağrının şiddetinden senin kudretine sığınırım desin, buyurmuştur.

Bir kişi her sabah aile efradı için Allahu hayrun hafızan ve hüve arhamurrahimin diyerek dua edip bu manevi zırhı giydirmelidir.

4- Peygamberimiz (sav) Ya Utbe ihlas, felak ve nas surelerini yatarken kalkerken neden okumuyorsun çok mu zor, buyurarak bu 3 sureyi sürekli okumamız gerektiğini vurgulamıştır. Bizler de Üçer kez bu sureleri okuyup korunacağız.

Rukye Ve Efsun Nedir?

Ayşe annemiz buyurdu ki; Peygamberimize nazar olmuştu. Ya Ayşe bana efsun yapar mısın dedi. Ben de insanların Rabbi habibulllah efendimizden bu sıkıntıyı gider. Şifa sendendir, diye dua ederek efsun yaptım.

Görülüyor ki insan peygamber dahi olsa yakınlarından ehil insanlardan dua isteyebilir. Ancak öyle ulu orta yaygarayla istenmez. Dua gizlice talep edilir. Dua edecek kişi de o isteği emanet olarak alır ve gizlice dua eder.

Yine Ayşe annemiz anlatıyor: bir geldiğinde Aile efradından birisi rahatsızlanıp Peygamberimize geldiğinde ağrıyan yere sağ elini koyar öyle dua ederdi. Eğer vücudunun her yerinde ağrı varsa göğsüne koyardı.

İçerisinde şirk içermeyen şeylerin yazılı olduğu rukyeyi taşımakta bir sıkıntı yoktur.

Peygamberimiz (sav); Din kardeşinize faydanız dokunuyorsa sakın esirgemeyin, kardeşinize ulaştırın buyurmuş ve en çok da nazara ve zehirli hayvan sokmasına karşı rukyeye müsaade etmiştir.

Rukye Arapça nefes demektir. Korku, nazar, cinnet ve sara için rukye yapılır. Tükürük olmamak kaydıyla okuyup üfleme yapılması mustehaptır.

Efsun ise farsça bir kelimedir. Rukye ile aynı anlama gelir. Bir kişiye su okuyup içirmek ve kalanı da başından aşağı dökmek efsuna örnektir.

Bir kişiye göz isabet ettiği zaman ona banyo yaptırmamız gerekir. İmam Malik hazretleri; Bu tür hastalara demir ve tuz kullanmayın. Hatemi Süleyman diye yazmayın buyuruyor.

Kuranımızdan, Rabbimizin esmasından ve sıfatlarından okumak sünnettir. Alimlerin icması vardır. Okuyacak kişi ağrı olan yere sağ elini koyup okur. Ağrı bedenin tamamında varsa başına veya göğsüne koyarak okur. Bir bardak suya okuyup bir kısmını içirip bir kısmını da üstüne serpe biliriz.

Fatiha suresi, Ayetel kürsi, Kalem suresinin son iki ayeti, Şifa ayetleri, İhlas suresi (3 defa), Felak suresi (3defa) ve Nas suresini (3 defa) okuyabiliriz. Bunları her türlü rahatsızlıklarda kullanabilmemiz Rabbimizin bize sunduğu lütfudur.

Ayrıca Peygamberimiz o kişi adına bir sadaka verilmesini emretmiştir.

Yemenden 10 kişi gelmiş Peygamberimize biat etmişlerdi. Peygamberimiz bir kişinin biatını kabul etmedi. O kişi Ya Rasulullah ben ta Yemenden geldim. Beni neden kabul etmedin dedi. Peygamber Efendimiz de Senin boynunda nazar boncuğu şeklinde muska gibi bir şey var dedi. O kişi hemen boynundan o ipi koparıp attı. Peygamber Efendimiz de onun biatını kabul etti. Görülüyor ki Peygamber Efendimiz Beni bir boncuk, bit ip koruyacak diye ipe çöpe sarılanları Müslümanlığını dahi kabul etmiyor.

Peygamber Efendimiz korunmak amacıyla nazar boncuğu türü bir şeyi takanın bu isteğini Allah tamamına erdirmesin. Ona rahat yüzü göstermesin, diye beddua etmiştir.

Bu şekilde Allahtan başkasına güvenen kişi şirk koşmuş olur.

Peygamber Efendimiz savaşa giderken develerin boynunda göz değmesin diye takılı olan incik boncukların tamamını çıkartıp attırmış ondan sonra orduyu harekete geçirmiştir.

Peygamber Efendimiz Rubeyki adında bir sahabe efendimize; Ya Rubeyki sen benden sonra uzun zaman yaşayacaksın. İnsanlara de ki kim sakalına kıvırcık şekil verip boncuk takarsa, atının boynuna tel takarsa, hayvan tezeği ve kemikle taharet ederse O Muhammed ümmetinden beridir de, buyurdu.

Cinlerin yiyeceği kemiklerdir. Tezekler de onların hayvanlarının yiyeceğidir. Peygamber Efendimizin onlarla tahareti yasaklama nedeni budur.

Nazarla İlgili Hurafeler

1-Mavi gözlü kişilerin kıskanç olduğu, nazar olduğuna inanılır. Şakayla da ifade edilir. Hazreti Ayşe annemiz bize aktarıyor; Rasulullah buyurdu ki gözde mavilik bereket demektir.

2-Nazarı engellemek için kursun dökmek, üzerlik otunu yakmak, ateşe tuz atmak, elini kulağına tutut masaya vurmak, mum dökmek, tütsü yapmak. Bu ve benzeri her şey hurafe ve yasaktır.

3-Çocukların elbiselerine mavi boncuklar takmak, deniz kabuğu asmak, hurma çekirdeği, iğde çekirdeği, kaplumbağa kabuğu takmak.

Peygamber Efendimiz Kim korunmak için bir şey taksa o takındığı şeyin korumasına terk edilir, buyurmaktadır. Yani bu kişi Allahın lütfundan, korumasından mahrum edilir.

4-Evlere ve arabalara göz resmi asmak. Binaların girişine boynuz, at nalı takmak. Dükkanlara mavi boncuk asmak, minyatür süpürge asmak.

5-Giydiği elbiselerin cebinde üzerlik tohumu taşımak, iğde dalı asmak, civa taşımak, kuru karanfil taşımak, çörek otu taşımak. Bunların tamamı hurafedir, bid’attır, şirktir.

Toparlarsak

1-Peygamber Efendimiz (sav) kim kendisine göz değmesinden koruyacağına inanarak boncuk taşırsa Allah ona rahatlık, huzur vermesin. Kim fayda verdiğine inanarak nazarlık takarsa Allah onun hiçbir işini tamamlamasın. Sedef veya nazar boncuğu takan kişileri Allah korumasın, işlerinde kolaylık sağlamasın. Buyurarak beddua etmiştir.

Peygamberimizin özel yetiştirdiği Abdullah İbni Mesut’un zevcesi anlatıyor:

Yaşlı bir yahudi kadın vardı. Zevcim Abdullah evde olmadığı zamanda Yılancık hastalığım için bana rukye yapmaya gelirdi. O kadın evdeyken Zevcim Abdullah eve geldi. Ancak o eve gelmeden öksürerek girdiği için biz bu kadını hemen gizledik. Ancak benim boynumda kadının taktığı bir ip vardı. Zevcim Abdullah boynumdaki ipi görünce kızgınlıkla kopardı. Ben hemen dedim ki; Dün dışarı çıkmıştım. Biri bana baktı. O anda benim gözüm yaşardı. Ağrımaya başladı. Ben de rukye yapsın diye bu kadını çağırdım. O kadın okuyunca rahatladım, dedim. Zevcim Abdullah dedi ki; Senin gözüne şeytanın parmağı girmiş. Şeytan o kadın okudukça parmağını çekip seni rahatlatıyor. Böylece seni bir yahudiye muhtaç ediyor. Halbu ki sen bana sorsaydın. Ben peygamberimizden öğrendiğim işfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke, (ey insanların rabbi şifa ver şifa veren sensin) duasını okurdum. Şifa bulurdun, dedi.

Şifa veren Alllahtır. Hap, doktor, ameliyat… tamamı sebeptir. Biz sebeplere sarılıp şifayı rabbimizden bekleyeceğiz.

işfi ve-enteş'şafi la şifae illa şifauke, (ey insanların rabbi şifa ver şifa veren sensin) El fatiha.

Yorumlar


Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • YouTube
  • Facebook
  • Instagram

©2022, ELAZIĞ AZİZ MAHMUD HÜDAYİ DERNEĞİ tarafından  kurulmuştur.

bottom of page