top of page

MUHABBET ÖMRÜ-2


Hazreti İdris (as.)

Dersimize Meryem suresinin 57. ayetinin tefsiri ile devam edeceğiz. İdris aleyhisselamın 2 esmai şerif ile bütünleşen hayatından alabileceğimizi almaya gayret edeceğiz. Esteuzibillah;Ve refa'nahu mekanen aliyya. Ve biz onu yüksek ali ve yüce bir mekâna ref ettik. Cenabı hak ayeti ile İdris aleyhisselamı bir mekana yükselttiğini buyuruyor.

Şimdi bu ayeti celilenin derinliğinde hem İdris aleyhisselamın hayatını hem de güncel hayatımızda almamız gereken alanları bütünlemeye gayret edeceğiz. Cenabı hakkın ref ettik yükselttik buyurduğu zaman 2 esmai şerifinin iç içe tecelli ettiğini görüyoruz. Bu 2 esmayı Şerifenin biri yükseltir, biri de düşürür. Bu ikisi iç içedir. Birbirinden ayrılmaz ve birbiriyle sürekli mütenasip ve simetrik olarak çalışır. Bunlar el hafıd celle celaluhu zelil eder düşürür, el rafi yükseltir. Vakıa suresinin 3. âyeti celilesinde yüce rabbimiz esteuzibillah, Hafidatun rafiah, O Allah ki kimini yükseltir ve dahi kimini alçaltır buyuruyor. İkisi aynı anda geçiyor.

Öyleyse biz bu esmayı şeriflerde bugüne kadarki en derin haliyle işleyelim. Cenabı hak bir kulunu sevdiğinde kendi katındaki derecesini, sevgisini ve makamını yükseltir ama sevmediklerinin derecesini, sevgisini ve makamını düşürür. Bakıyoruz bir devlet belli bir yıl yaşıyor ve sonra yıkılıyor. Tarihte böyle yüzlerce devleti gördük, duyduk. Önce bir fitne çıkar ihtilâl olur, devrim olur ve dahi inkılap olur. Burada hemen 2 kelimeyi kültürümüze yerleştirelim; İhtilalleri genelde askerler yapar, devrimleri halkın gücüyle siyasetçiler yapar. İnkılapları ise peygamberler yapar. İnkılap tamamen bizim kelimemizdir. İhtilâl ve devrim bizim kelimemiz değil sosyolojik olarak halkların kendilerine göre oluşturduğu kavramlardır. Ama inkılap kalplerin çevrilmesidir. Bunu cenabı hak peygamberlerinin ve veli kullarının vesilesi ile tahakkuk ettirir. Onun için Müslümanların futuhatı inkılaptır. Saydığımız bu 3 yolla (ihtilal, devrim ve inkılap) yoluyla aziz dediğimiz kişiler bir anda zelil oluverir, zelil dediğimiz kenarda köşedeki kişiler bir anda yönetime gelir aziz olur. Bu 2 esmayı şerifinin tecellisidir. Cenabı hak nicelerini düşürür, nicelerini de yükseltir. Bir Allah eri (bu tabiri ilk kez kullanıyorum) bu Allah eri içerisinde ehlullahtan olan, veliyullahtan olan, devlet adamları içerisinden olan, Esnaftan, sokaktaki temizlik işçisinden olan vardır. Nereye dağıtıldığını bilmeyiz. Bu Allah erleri bir yerde islama zıt görüşlerle cihat ederek onların batıl inançlarını, yanlış fikirlerini çürütüp alaşağı edebilirse, işte orada el hafid isminin feyzi ve tecellisi ile karşıdaki kişileri zelil eylemiştir ve kendisini de er rafi esmai şerifi ile yüceltmiştir. Birlikteliğimizdeki sohbetler dahi bu esmanın tecellileridir.

Hazreti Ömer (ra.) Efendimiz buyuruyor ki? Dostum Hazreti Muhammed (sav.) Efendim Tabirler çok ilginç Peygamberimize evvela dostum diyor. Hazreti peygamberimizin 10-15 sene bütün sırlarını paylaştığı gerçek dostlarındandır sonra efendim olarak ifade etti. Şimdi günümüzde o kadar dini anlatanlar vardır ki peygamberimize efendim dememek için 40 takla atarlar. Ve biz bunları din anlattığını zannederiz. Bu din tacirleri din tüccarları, peygamberimize peygamber diye hitap ederler. Peygamberim bile diyemezler ama Hazreti Ömer Efendimize bakın hitab ederken Önce kişisel olarak dostluğundan başladı, ardından da Efendim diye 2 sıfatını birden kullandı. İşte bu bizim için örnektir. Sakın ha bir kişi peygamberimize Efendim diyemiyorsa bu kişi babanız bile olsa bunlardan ders dinlemeyin. Onlarda ne bereket vardır ne onlardan ilim alınır? Onlar sadece işin tüccar taraflarıdır. Buyurmuştur ki Muhakkak ki Allah celle celaluhu bu kuran sayesinde kimi toplumları yükseltir, kimi toplumları alçaltır. Bu hadisi şerifte görüyoruz ki kurana hizmet edenler yükseliyor. Kurana açıktan, dolaylı, sinsi, pusuda veya şeytani engel olanlar da zelil oluyorlar. Selçuklu, Osmanlı ecdadımız kurana hizmet ettiler ve aziz oldular. Bugün kurâna hizmet edebilen toplum çok azaldığı için hepimiz zelil haldeyiz.

1-Siyasi akıl ve siyasi kabiliyetleri er rafi esması ile veren Cenabı haktır. Bunu Enam ve Yusuf suresinde açık açık ifade eder. Hazreti peygamberimizden öğrendiğimiz Cenabı hakkın bir sıfatı vardır ki mukallibel gulub yukarıdakı inkılap dediğimizin de temeli buradan gelir. Kalpleri çevirme kudretine haiz olan cenabı hak bir dakika önce bir halde bir dakika sonra başka bir halde olan kalplerimiz onun kudreti dahilindedir. Öyle ki kalplerimizi meyil ettirir irademizi hoş gösterir ve bizim elimizde bazı kullarına makamları tevdi ettirir. Yani biz kendi elimizle, onları irademizle, gözümüze, kalbimize hoş görünür, severek isteyerek onları tercih ederiz. Cenabı hak onlara o makamı verecektir ama bizi de sebep kılar. Bizim kalbimizi döndürür, sevdirir elimizle biz ona severek isteyerek irademizi bir kağıt parçasıyla ifa ederiz ve ona o makamı Cenabı hak nasip eder. Zalimlere de iktidar verir. Onlar da dünyada iken bütün kötü fiillerini ortaya koysunlar ki cehenneme sürüldüğünde ben ne yaptıydım diyemezsin. Bütün suçu sabit hale gelsin, bütün suçu delillenmiş hale gelsin, cehennemi hak ettiğini, o suçların önüne konulduğunda hiçbir şekilde kendisinin itiraz edecek mecali kalmasın. Bundan dolayı Cenabı hak onlara da zaman zaman iktidar ve makam verir. Öyle olunca gerçekte makamları veren, yani yükselten veya zelil eden, yani düşüren yine cenabı hakkın kendisidir. Dünyadaki bütün makam rütbeleri, yani en ufak bir yerdeki 3 kişinin başına idareci olarak verilenden tutalım da bir hayli kişileri yöneten makamların hepsini ve oradaki oturan kişilere işte kolluk kuvvetleri dediklerimizin rütbelerine kadar kullarını Cenabı hak sebep kılar. Gerçekte o rütbeleri ve makamları hem yükselten hem tenzil eden düşüren cenabı hakkın kendisidir.

2-Yetenekleri ve zekaları veren Allah'tır. Bu yetenek ve zekaları Cenabı hak dağıtırken herkese aynı düzeyde vermeyerek dünyada düzen ve dengeyi sağlamıştır. Eğer bu yetenek ve zeka işlerinin hepsi bizim kendi kendimize onu istediğimiz kadar yükseltme imkanımız olmuş olsaydı bugün yeryüzünde sosyal yaşam diye bir şey kalmazdı. Herkes işin iyisini de kötüsünü de kendi yapmak zorunda kalırdı.

3-Müspet bilimleri veren Allah'tır. Bakara ve Nisa suresinde 3 yerde görüyoruz. Cenâbı hak dağ kütlesini kudretiyle kaldırdığına dikkatimizi çekiyor. Yine bir başka yerde Cenabı Hak rüzgarı Hazreti Süleyman aleyhisselamın emrine veriyor. İşte o rüzgarla Süleyman aleyhisselamın makam tahtını havada istediği surette iniyor, istediği surette havaya kalkıyor, başka yere gidiyor. Bunu 3 tane ayet ile Süleyman aleyhisselamın, rüzgarın kudreti ile ile havada nasıl gidileceğini anlatırken, bu sadece Süleyman aleyhisselama manevi bir nimet olarak değil, aynı anda da havada birçok araçların uça bileceğini 1500 yıl önceden gösteriyor. Süleyman peygamberin üzerinden bize bu teknolojiyi anlatıyor. Bu rüzgarın gücü ile günümüz teknolojisi o hale geldi ki sıcak hava balonlarından tutun da helikopterler, uçaklar, uzay araçları, uydular ve benzerleri bu dev kütleleri yükselebilmeleri işte er rafi celle celaluhunun tecellisi ile oluyor. Yine aynı şekilde bu araçların gerek bu sıcak hava balonları, paraşütçülerin, helikopterlerin, uçakların, uzay araçlarının, uyduların bunlar kazasız belasız yeryüzüne inmelerini çıkmasından daha zordur. Bu da El hafid esması celilenin tecellisiyle oluyor.

4-İlim ve Hikmetleri veren Allah'tır. Ben bunların hepsi bu 2 esmaya dayanıyor. Arkadaşlar Cenabı hak mücadele suresinde buyuruyor ki; Ben kullarıma, dini ve manevi ilimler ile yükseltirim buyuruyor. Demek ki manevi, ilmi derecesi olan kişinin şahsına saygı göstermiş olmuyoruz. Cenabı hakkın ilim sıfatına saygı duymuş oluyoruz. Manevi olarak yükselttiği, kendisine yaklaştırdı için biz Cenabı hakkın zâtına saygı duymuş oluyoruz.

5-Manevi dereceleri veren Allah'tır. Arkadaşlar, melekler yeryüzüne sürekli inerler ve çıkarlar. Gerek tabiat olayları dediğimiz tabi olaylarda gerekse bizim üzerimizdeki nöbet değişimi esnasında amellerimizin çıkarılmasında melekler milyonlarca kilometre yol kat ediyorlar. Melekleri indi, çıktı diyoruz ama Cenabı hak fatır suresinde bunu o kadar bedi anlatır ki melaikeleri er rafi ile yükseltir, El hafid ile yeryüzüne indirir. O tecelli olmasa melekler ne çıkabilir ne inebilir. Neml suresinin 5 ayetinde Hazreti Asaf bin Berya Hazretlerinin göz açıp kapayıncaya kadar binlerce kilometre uzaktaki Belkıs'ın tahtını getirmesi bize bu manevi dereceyi anlatır. Bu o 2 esmanın tecellisidir ki Cenabı hakkın kullarını maneviyat ve velâyet derecesiyle yükselttiğini mümin suresinde ifade eder. Yine veli kullarına tayyi mekan dediğimiz ellerine anahtar veriliyor ki Onu okuduğu zaman nereye gitmek istiyorsa 3-5 saniyede Cenabı hak er rafi tecellisiyle götürüyor, el hafid tecellisi ile indiriyor.

Gerek dünyada gerek ahrette bizi derece verip diğer kullarının arasında siz farkında değilsiniz ama benim katımda aziz bir kulumdu diyerek O kullarının derecelerini bize ahrette gösterirken, işte bu dünyada er rafi esması ile onu aziz eylediğinin farkına varmıyoruz. Belki alameti farika olarak ahlâkı yaşamından, insanlara olan davranışından, yol göstermesinden, kendi istikametini hiç bozulmamasından, yanına vardığımızda bütün sıkıntı dertlerimizi unutup onun yanında oturmaktan huzurlu olduğumuzdan anlayabileceğimiz alametler var ise de çoğu zaman bunun farkına varamadığımız için teşhis edemiyoruz. Bunun tam zıttı olarak da bazı kullarını arkadaşlar tenzil eder, yani düşürür.

6-Yine kuranımız buna öyle bir örnek verir ki Araf suresinde 2 ayetle geçer. Belam bin Baura bir zaman bakıyoruz, bu kişi ne dua ederse anında kabul oluyor ama Cenabı hak onu öyle bir imtihanla içindeki niyetini belirgin bir şekilde açığa çıkardı. Onu öyle bir zelil eyledi ki Araf suresinde onun köpek gibi soluyan olarak ifade etti. Demek ki kullar hiçbir zaman Ben bugün böyleyim, yarın da böyle kalırım deme durumuna haiz değiliz. Her anımızda sürekli sığınmalıyız. Cenabı hak kadınlara apayrı bir değer verir. Bunu vakıa suresinin 34. âyetinde görürüz ki furuşin merfuah; Yükseğe yerleştirilmiş döşekler içerisinde buyuruyor. Bir kadının nikahlı olarak eşine Allahu teâlâ'nın emri gereği itaat etmenin bedeli ve lütfü karşılığında anlayacağımız dilde benim için itaat ettiğinin teşekkürü gibi bu mü'min kadınlara ahiret hayatında ali makam ve ali dereceler vereceğini vaad ediyor. Bu şerefe binaen Vakıa suresinin 28. âyeti ile 40. Âyetine kadar kendimizle okuyabiliriz. Bu kadınlar bu yüceliğe el rafi esmai celilesinin bereket olarak tecelli ediyor.

Burada vakıa suresini bahsedince günlük hayatımıza yansıyan çok etkileyici tarafını bir kıssayı anlatalım. Hazreti Osman bin Affan yani üçüncü devlet başkanımız. Şahadet anına saniye saniye yaklaşırken evine saldıran zalimlerin arasından Abdullah bin Mesud (ra.) içeri girebildi. Dedi ki Senden sonra senin kızlarının faydalanabilmesi için devlet hazinesinden kızlarına paylarının verilmesine bana yetki veriyor musunuz diye sordu. Hazreti Osman (ra.) Efendimiz buyurdu ki, ben onlara her akşam yatmazdan evvel vakıa suresini okumalarını emrettim. Çünkü peygamberimizden şöyle buyururken işittim; Kim her gece vakıa suresini okursa o ebediyen fakir kalmaz. Bakın devlet bütçesinden cenabı hakkın verdiği belli bir hisse hakkı olduğu halde. Devlet malına karşı hassasiyet ve duyarlılığın zirvesini görüyoruz. Devletten benim kızlarıma bir şey kalsın demedi. Şimdi biz günümüzde yetkimiz dahilinde ki bütün alanlarında devletin güç ve itibarını kullanarak nefsimize hizmet ettirmeyi başarı zannediyoruz. Bu hainliği başarı zannediyoruz. Osman Efendimiz kendi şehit oluyor, kızlarına bir çöp koymuyor. Onun içinde işte Müslümanlar bir türlü ihtişamlı aziz bir devlete sahip olamadılar. 50 küsur islam ülkesi var 200 yıldır neler çekiyoruz.

7-er rafi esmai şerifinin son tecellisi buradan artık İdris aleyhisselama geçeceğiz. Yüksek kuleleri çok katlı binaları ayakta tutan Er râfi esmasının tecellisi ile Allahtır. Bunu azcık 1-2 cümle ile açtığımızda Çok yüksek katlı binalar, Barajlar, Direkler ve dahi minareler. Bütün bunların ayakta kalabilmesinin bu tecelliler sayesinde olduğunu Bakara suresinin 127. ayetinde Cenabı hak bize manevi pencereden işaretler verir. Cenabı hak binaların, kulelerin, barajların, köprülerin, direklerin ya da minarelerin hepsine bir ömür verir. Bu ömür bittiği saniye er rafi tecellisini geri çeker. Lodos sebep olur poyraz sebep olur, suikast sebep olur, sabotaj sebep olur ya da savaş sebep olur bir anda yıkılır yok olur. 8 derstir ömür işliyoruz. Hiçbir kitapta ömre ait yarım sayfa dahi işlenmiş bir bilgi görmeyiz ama rabbimiz buraya lütfetti şu küçücük mekanda öyle mübarek dersler işlendi.

Sürekli kesintisiz ve sonsuz ömür'e ilk kavuşan mübarek kişi olan Hazreti İdris aleyhisselamın hayatından örnekler ve etkileyici güzellikler.

Yeryüzünde ilk peygamber Hazreti Adem aleyhisselam, ikinci peygamber Hazret Şid aleyhisselam ve üçüncüsü ise Hazreti İdris aleyhisselamdır. Kendisine 30 suhuf indirilip vazifelendirdi. Asıl adı Ahnuh’dur. İdris tedrisat yapan demektir. Yüzü çok güzel idi. Göğsünde bembeyaz bir ben vardı. Yazı yazmayı yeryüzünde öğreten ilk peygamberdir. Terzilik sanatını bulup insanlık tarihinde ilk defa dikiş diken mübarektir. Tabi bunları cenabı hak ona yetenek olarak verdiği için o yeteneği peygamberinin vesile ile bize öğretmiş oluyor. Terzilik yaparken iğnesini her dikiş için sapladığında SubhanAllah diyen bir nebidir. Harp aletlerini keşfedip yapandır. Astronomi ve matematik ilmini ilk kuran zattır. Aşırı ibadet ederdi. Bunun içindir ki melekler, gruplar halinde cenabı haktan müsaade isterler İdris peygamberi ziyarete gelirlerdi. Peygamber olarak görev gönderildiği kavim ise yeryüzünün ilk katili Kabilin oğullarının ve zürriyetinin çoğalıp bir devlet büyüklüğüne ulaştığı kavimdir. Ancak ve ancak bu kavim içerisinden kendine sadece bin kadar kişi iman etti. Hazreti Ümmi Seleme (ra.) annemiz Buyuruyor ki ;Hazret i İdris aleyhisselâm Ölüm meleğinin dostu idi. Hazreti Ömer Efendimizin peygamberimize dostum diye hitap ettiği gibi İdris aleyhisselam ölüm meleği ile dostluk kuruyor. Ona dedi ki, bana cenneti ve cehennemi gösterir misin? Azrail aleyhisselam müsaade aldı. İdris aleyhisselami er rafi esması tecellisiyle önce cehennemi, sonra cenneti gezdirdi. Cennete girip orada gezme süreleri bitince Azrail aleyhisselam tamam dedi süremiz bitti gidelim. İdris aleyhisselam buyuruyor ki? Ben rabbime yemin ederim ki buradan çıkmam. Cenabı hak Azraile emir verdi ki ona müdahale etme. Çünkü o bir peygamberdir orayı gezip çıkmak istememesi bilerek ve şuurlu yapılmış bir harekettir.

Ve biz bunu bu annemizin, bu tanımlamalarını dinledikten sonra oradan niçin çıkmam dediğini Rabbimiz Hicr suresinin 48. Ayetiyle bize şöyle buyurur. Esteuzibillah ve ma hum minha bi muhrecin. onlar oradan çıkarılacak değillerdir. Şimdi hem İdris aleyhisselam için hem şehitlerimiz için hem de ahret hayatı tamamlandıktan sonra cennete girme Lütfü cenabı hak hangilerimize nasip ettiyse hepimiz için bu âyetin hükmü geçerli. Yani cennet hayatından çıkarılacak değildir derken, cennet hayatının ebedi ve sonsuz olduğunun da delilidir. Canlılarda 4 çeşit hayat vardır. Üçüncü tabaka Hazreti İdris aleyhisselam ve Hazreti İsa aleyhisselam'ın hayatlarıdır. Oraya yükselmelerinden sonra hayatları melek hayatı gibi bir hayata dönüştü. Cismani bedenleri yeryüzünde bir yere defnedilmiş değildir. Ahir zamanda yani kıyametin büyük alametleri olan 11 alametin tahakkuku zamanında İsa aleyhisselam yeryüzüne el hafid esması celilesi ile indirilip kuranı kerim ile amel edecek ve bu ümmete peygamber olarak değil, bu ümmetten biri olarak bazı sorumlulukları ifa için gelmiş olacak. İdris aleyhisselâmın gökyüzüne yükseltilmesi esnasında yaşı 165 idi. Bunun ikinci bir delili ise peygamber Efendimiz miraca çıktığında Buyuruyor ki, Hazreti Cebrail aleyhisselâm ile birlikte dördüncü kata yükseldiğimiz zaman orada İdris aleyhisselam ile karşılaştık. Cebrail aleyhisselam bu İdris aleyhisselamdır. Ona selam ver buyurdu. Ona selam verdim. O da selama mukabele ettikten sonra hoş geldin safa geldin. Salih kardeş, Salih, peygamber dedi ve dua etti. Cumhuru ulemaya göre İdris aleyhisselam bedeni ile birlikte el an sağdır.

Şimdi 2 derste anlattığımız İdris (as.) hayatından almamız gereken ders 2 ders vardır. Bunlardan birincisi Cenabı hak İdris peygambere bu olağanüstü ömrü niçin verdi? Hikmeti nedir 1-Bize ahret hayatının varlığını ve şuan devam ettiğini İdris aleyhisselamın hayatını bir delil olarak önümüze koyup örneklendiriyor. 2-Cennet hayatının şu an evrende var olup devam ettiğini, bu hayatta gerek İdris aleyhsselamın gerek şehitlerin şuan oradan merzuk kullandığının delilidir. 3-Bizlere bir hedef gösteriliyor. İdris aleyhisselam bu mübarek ref olunmaya muhabbeti sayesinde ulaştığını anlatıyor. Demek ki cennet Muhabbetle elde ediliyor, sonuç bu. Bir kul ne yaparsa yapsın cenneti elde etmesi Muhabbetullah ile mümkün oluyor.

Bismillah, subhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim. Sadakallahul azim. subhansın yâ rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki, her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil âlemin el Fatiha

27 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page