top of page

MÜNECCİMLER CİNNİLERİN KUKLALARIDIR


Cinniler Gaybı Bilmezler

Cenabı hak Sebe suresi 14.ayette EsteuzibillahEl cinnu en lev kanu ya'lemunel gaybe… Eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı… buyurarak onların gaybı bilmediklerini bize tebliğ ediyor. Şimdi ayetin derinliğine şöyle baktığımızda; Beytül makdisin temelini Davut aleyhisselam atmıştır. Ancak temelinden sonraki inşaasına devam etmeye ömrü yetmediği için Beytül makdisi tamamlaması için oğlu Hazreti Süleyman aleyhisselâma vasiyet etti. Hazreti Süleyman aleyhisselam 17 yaşında o toplumun önüne liderliğe geçti. 20 yaşına girdiğinde babasının vasiyeti olan caminin yarım kalan inşasına başladı. Cenabı hak bu inşaatta çalıştırması için binlerce cinniyi Süleyman aleyhisselamın emrine verdi. Cinler maden yataklarından altın, gümüş, mücevherat, yakut ve zümrütü çıkarıp Beytül makdisin inşaasında kullandılar. Ve insanoğluna gerek denizlerden gerekse altın ve gümüşün toprak altındaki karıştığı diğer madenlerin içerisinden alınmasını öğretmiş oldular.

Konuya bir virgül koyarsak; Dünyanın tamamına hükmeden 4 kişiden birisi olan Buhtun Nasır zalimi Beytül makdiste kullanılan altın, gümüş, mücevherat, yakut ve zümrüt gibi ne kadar kıymetli maden varsa hepsini talan etti. Babil topraklarına götürdü. Ondan bir süre sonra yine zalim olan Rum Kayseri de buradaki tonlarca altını kiliselerin yapımında kullanılmak üzereye kiliseler şehri Roma’ya götürdü. Büyük müfessir İmam kurtubi, Hazreti Mehdi aleyhisselamın çalınmış ve talan edilmiş Süleyman aleyhisselamın mirasını oradan alıp asli yeri olan beytül makdise getireceğini buyuruyor.

Konumuza geri döndüğümüzde; İnşaatın bitmesi için bir yıllık iş kalmıştı ki Süleyman aleyhisselam şöyle dua etti. Rabbim öleceğim, yakınlaştı. Öldüğümü cinniler bilmesin. Bu mescidin inşaası tamamlansın. Rabbimiz duasını kabul buyurdu. Ailesine de tembihledi ki Benim öldüğümü ne halk ne de bu caminin inşasında çalışan cinlerin haberi olmasın dedi. Süleyman aleyhisselam bir peygamber olması nedeniyle Azrail aleyhisselamı olan yakınlık ve dostluğundan dolayı ölüm günü için tarih verilemeyeceğini de bildiği için dedi ki, Rabbim bana bir emare lütfeylesin. Azrail aleyhisselam bunu rabbimizle istişare edip bu arzu halini bildirince Süleyman aleyhisselama dedi ki; Her gün secde ettiğin yere bak, secde ettiğin yerde keçiboynuzu bittiğini gördüğün gün ölüm günündür. Süleyman aleyhisselam, her gün sabah namazı vakti secde ettiği yere gidip bakıyordu. Orada her gün değişik bir bitki bittiğini görüyordu. O gün biten bitkiye adını ve hangi rahatsızlığa şifa olduğunu soruyor, bitki dile gelerek cevap veriyordu. Süleyman aleyhisselam da bu bilgileri hemen kaydediyordu. Bugünkü şifa ilminin de temelini oluşturmuş oldu. Bir gün secde ettiği yerde keçiboynuzunun bittiğini gördü. Hemen hazırlandı kefenini giydi. Namaza durdu asasını da tahtına dayadı ve orada kıyam halinde ruhu kabzedildi. Tam bir yıl o şekilde kıyamda kaldı. Ruhunun alınıp ahrete göç ettiğini ailesinin dışında hiçbir kimse bilmedi. Ancak tahtına dayadığı bastona bir kurt musallat oldu. Bir yıl sonra inşaatın bitmesinin ardından o kurtçuk asayı kemirerek Süleyman aleyhisselamın yere düşmesine neden oldu. Cinniler bunu gördüğü andan itibaren demek biz bir yıldır korkumuzdan çalışmışız diye pişmanlık duydular. İşte cinniler insanoğluna bu kadar hizmetkâr ve insanoğlunun üstünlüğü karşısında ezik haldeler. Günümüzde ise sanki bunların meziyetleri varmış, bunlarla irtibat kurmak bir şerefmiş gibi düşünen cahiller yığını var. Halbuki onlar bize yaklaşabilmek, bizim şerefimizden ve konumumuzdan faydalanabilmek için çırpınırken bizim cehaletimiz durumu tersine döndürüyor. Ayeti celile de ifade edildiği üzere cinnilerin gaybı asla bilemediklerinin çok etkileyici bir örneğini dinlemiş olduk.

Cenabı hak onlara izin verdiği ölçüde biz insanların görmediği bazı şeyleri görebilir. Nasıl görür? Mesela biz her zaman olayların olduğu yerde olamayız. Birimiz görürken birimiz de duyarız. Aynı bunun gibi onlar da yaşanan olaya vaki olabilirler. Geçmişe ait bilgileri bizden fazla olabilir. Çünkü bizlerin ömrü en fazla 80- 100 iken ciniler 900-1000 yıl yaşarlar. Ayrıca gidip gelmede, yol kat etmede, süratinde herhangi bir araca ihtiyaçları yoktur. Bu açıdan baktığımızda geçmiş bilgilerin birikimi onlar da insanoğluna göre daha fazladır. Geleceğe ait ise ne insanların ne cinnilerin bilgileri olmaz. Az önce dediğimiz üzere bir hırsız hırsızlık yaparken cinni o anda denk gelmiş de görmüşse o kayıp hakkında bilgiyi kendisiyle irtibatlı olan kişilere aktarır. Bu da çok nadir yaşanabilecek durumdur. Biz ehli sünnete göre; Allahu teâlâ İnsanlardan veya cinlerden birine gaybe ait çok sınırlı bilgiler verebilir.

Cinnilerin İnsanlara İtaat Ettirilmesi

1-Sebe suresinde Esteuzibillah; Rabbinin izni ile cinnilerden bir kısmı onun önünde çalışırdı. Onlardan kim? emrimizden sapsa ona alevli azabı tattırırdık. Onlar Süleymana kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar geniş leğenlerden sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı, buyuruyor. Demek ki Süleyman aleyhisselama böyle bir korkuyla itaat ediyorlar. Yoksa insana kolay kolay itaat etmediklerini anlıyoruz. 2-Yine Neml suresinde Esteuzibillah, Cinniler, Hazreti Süleyman aleyhisselama camdan saray yaptılar, buyuruyor. 3-Enbiya suresinde dalgıç cinler tabiri geçer. Cenabı hak dalgıçlık mesleği gibi birçok sanatları cinler yoluyla insanlara öğrettiğine tanıklık etmiş oluyoruz. 4- Neml suresinde Süleyman aleyhisselâmın ordusunun içinde cinnilerin de yer aldığını öğreniyoruz.

Bu ayeti celilerden sonra kısa bir analiz yaptığımızda; İnsanoğlu olarak bizlerin kaldıramayacağı ağır yükleri onların kolayca kaldırabildiklerini görüyoruz. Bu ağır yükleri kaldırmış olma kudreti onlara bahsedildiği için Süleyman aleyhisselam en ağır işlerde bunları kullandığını ve onun emrine itaat ettiklerini görüyoruz. Bu ayetlerin ışığında dünyanın en çok gidilip görülen Mısır'daki piramitlerin yapımında cinnilerin kullanıldığını görüyoruz. Cenabı hakkın cinnileri sevdiği kişilerin emrine verdiğine de bu ayeti celile delalet eder. İmamı Gazali Hazretlerinin yazdiği kitapların tasnifinde ona yardım amacıyla cinnilerin emrine verildiğine şahit oluyoruz. İnsanların cinnileri emirleri altına alıp ondan yararlanmalarını görürken, bunun tam aksi cinnilerin insanları kendi emirlerini alıp insanlardan yararlandıklarını görüyoruz. Bu da çok acı bir durum. Halbu ki Cenabı hak onları bizim emrimize vermişken ayetlerle bunu anlatmışken biz zillete düşüp onların emrine giriyoruz.

Neml suresinde Esteuzibillah, Süleyman müşavirlerine dedi ki, Ey ulular onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir. Orada bulunan cinlerden bir ifrit dedi ki ya Süleyman sen yerinden daha kalkmadan ben onu sana getiririm. Ben buna karşı güvenilir bir güce sahibim dedi. Bu ayete göre cinniler ilim meclislerine katılabiliyorlar. Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretlerinin Ehlisünnet itikadı kitabından 3 alıntı yaparsak. 1-İnsanlar cinlerle toplantı akdedebilirler. Bu bizim ehlisünnet mezhebimizin kıriteridir. 2-Fazilet erbabı bir kimse müsaade ettikten sonra cinnilerin meclise girmelerinden mahsur yoktur. Yani ondan müsaade alırlar, o da girebilirsiniz dediği zaman izinle ilim ve zikir meclislerine katılabilirler. Yukarıda İfritin ‘’ben güvenilir bir güce sahibim’’ demesini kısaca açıklayacak olursak; Buradan cinnilerin güvenilmeyen topluluk olduğunu anlıyoruz. Kâfirine, münafığına, ateistine, yahudisine zaten güvenilmezken müslüman olanların da bile güven sorunun var olduğunu görüyoruz. Cinlerin insanlardan duyduğu bilgileri diğer cinnilere aktardığı zaman bu rivayet geçerlidir. Yine ehlisünnet kitabımızda buyruluyor ki insanların cinlerden rivayet etmesi kesinlikle yasaktır. Yani onların rivayetine güven yoktur. Cin suresinde Esteuzibillah, Doğrusu öyle zannettik ki, insanlar ve cinler Allah'a karşı asla yalan söylemezler. Bu ayet bunların çok yalan söylediğini gördük anlamına gelir. Yalan söylediklerine güvenilmez olduklarına işaret ediyor.

Müneccimler Cinnilerin Kuklalarıdır

Şihab Nedir? Saffat suresi (6-9) ayetlerinde Esteuzibillah; Biz yakın göğü bir süsle yani yıldızlarla süsledik ve gökyüzünü itaat dışına çıkan şeytandan koruduk. Onlar artık meleki alaya kulak veremezler onları her taraftan taşlanırlar, kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. Ancak meleklerin konuşmalarından bir söz kapan olursa. Onu delip geçen bir parlak ışık takip eder, buyuruluyor. Yine Cin suresi 8. Ayette de Esteuzibillah; Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik fakat onu çetin bekçileri ile ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk, buyuruluyor. Halbuki biz daha önce göğün bazı yerlerinde gaybi haberleri dinlemek için otururduk. Günlerce bekler onları dinler, meleklerden alır yeryüzüne getirirdik. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur. Yine Hicr suresi 18. Ayette Esteuzibillah; Ancak kulak hırsızlığı eden olursa onu da parlak bir ateş takip etmektedir, buyuruyor. Enbiya suresi 32. Ayetde Esteuzibillah; Gökyüzünü korunmuş tavan yaptık, buyuruyor. Şimdi 5 ayetin tefsiri niteliğindeki Hadisi şerife bakarsak. Sahabi efendilerimizin bulunduğu topluluktan bir kişinin kâhinler için Ya resulallah söyledikleri bazen doğru çıkıyor, demesi üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem; Bunun bir kulak hırsızlığı olup, cinlerin yüzlerce yalanla beraber kâhin dostlarına fısıldadığı sözlerden ibaret olduğunu buyurdu. Ve devam ettiler; Yıldızlar ne bir kimsenin ölümü ne de bir kimsenin dünyaya gelmesi dolayısıyla atılmaz. Fakat şanı yüce rabbimiz semada bir emri hükme bağladığı takdirde melekler, yüce Allah'ın buyruğuna saygınlıkları dolayısıyla itaatle boyun eğip kanatlarını çırpar, tıpkı dümdüz kaya üzerinde sürüklenen bir zincirmiş gibi ses çıkarırlar. Nihayet korku kalplerinden giderilince çünkü ilk anda o emre karşı kalplerinde bir haşyetullah oluşuyor. O korku giderilirince birbirlerine rabbimiz ne buyurdu diye sorarlar. O pek yücedir, büyüktür derler. Arşın taşıyıcıları tespih ederler. (Burada bir araya girmiş olalım. Arşı 8 melaike taşır. Buna rabbimiz yemin eder. İşte bunlar Hazreti Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail den sonraki 2. gruptur.) Daha sonra her semada bulunanlar topluca tespih ederler. Nihayet bu tespih bu gözümüzle gördüğümüz 1. semaya kadar ulaşır. 1. kat semada bulunan melekler arşın taşıyıcıları olan mukarrabun meleklerine Rabbimiz ne buyurdu? diye sorarlar. Arşı taşıyan bu mukarrabun melekleri de 1. Kat semadaki bu meleklere rabbimizin ne buyurduğunu haber verirler. Şeytanlar da 1. Kat semaya kadar piramit gibi biri diğerinin üstüne çıkmış vaziyette aktarılan bu bilgilerden kulak hırsızlığı yaparak birşeyler almaya çalışırlar. Rabbimiz imtihanı gereği bunların bazı şeyleri duymalarına müsaade eder. Bazen üstteki şeytan işittiği haberi altındakine aktarmadan önce bir ateş topu üstteki şeytana erişir ve onu yakar, öldürür. Bazen da haberi alttakine ulaşıncaya kadar ateş ona ulaşmaz. Nihayet kendisine haber ulaşan kâhin veya sihirbaz O habere 100 yalan katıp sağa sola söyler. Neticede gökten işitilmiş olan sözün doğru olan kısmı gerçekleşir. Kâhin veya sahir bunu istismar eder. Bu hadisi şerif buhari, tirmizi, ibni mace, fethul bari ve kurtubi de geçer.

Ehli sünnet inancımıza göre yeryüzünün işleri asla yıldızlara bağlı değildir. Burçlar, yıldızlar, güneş ve ay bunların hepsi dünya semasındadır. Kahine müneccime geçmiş ve gelecekten haber veren falcıya, arrafa asla inanmayız. Ehli sünnet itikadı mezhebimizin hükmüdür budur. Müneccimler yeryüzündekilerin işlerini 12 burç ve 7 yıldız yönetir demektedirler. Nücum yani yıldız ilmini bilen doğru yolu bulur demişlerdir. Bu sapıklar hayır ve şerri ayırmak ancak bu ilmi bilmekle mümkündür demiştir. Bu sapıklar hayır ve şerre kadar yıldızlara bağlamaktadırlar. Ehlisünnet inancımıza göre Burçlar, yıldızlar, ay ve güneş Allahu teâlâ'nın emrine amadedirler. Tedvirde onların zerre kadar payı yoktur. Araf suresi 7. ayette Esteuzibillah, Güneşi, ayı yıldızları hepsi de emrine ram olarak yaratan o Allah'tır, Haberin olsun ki yaratmak da emretmek de ona mahsustur alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir, buyuruyor. Şimdi bu ayete rağmen müneccimler sanki alternatif bir rab oluşturuyorlar. Biz bunların tuzağına neden ve nasıl düşüyoruz? Burçların, yıldızların, ayın, güneşin, insanların idaresinde payı vardır diyen kâfir olur. Eşi yani nikahı boştur. Bu inançtan sonra meydana gelecek olan çocukları zina mahsulüdür. Müneccimler güneş, ay ve yıldızların 4. Katta olduğuna inanırlar. Ama cenabı hak Saffat suresinde ilk katta olduğunu söylüyor.

Yıldız kayması, Halk arasında yıldız kayması dediğimiz bu duruma teknoloji meteor derken kuranımız şihab ismini kullanır. Gökyüzünden haber aldım diyenlere önceden kâhin denirdi. Sonra biraz yumuşak atıldı müneccim denildi. Şimdi daha da meşrulaştırıldı astrolog denildi. Batılıların kullandığı bir kelimeyle medyum denildi. Medyumların şubeleri bile açıldı. İnsanları bir şekilde kendilerine inandırarak onların günlük hayatlarını ona göre dizayn ediyorlar. Din gidiyor ve sosyal hayatı tamamen alabora oluyor her şeyini kaybetmiş bir tek oradaki palavralarla hayatını ona göre düzenlemeye çalışıyor. Bugün birçok Müslüman hiç farkında olmadan normal bir şey söylediğini zannederek ben müneccim miyim dese küfre girer. Enam suresi 128. ayette Esteuzibillah, O gün cenabı hak onların hepsini toplar. Ey cin topluluğu insanlardan birçoğunu yoldan çıkardınız. Onların dostları olan insanlarda diyecek ki? Rabbimiz kimimiz kimimizden faydalandık. Bizim için takdir ettiğin ecelimize ulaştık. Buyurulur ki Allah'ın diledikleri müstesna devamlı kalmak üzere duracağınız yer ateştir. Allah hükmünü adaletle verendir halimdir, buyuruyor. Bu ayeti celileyi 3 cümleyle tamamlamaya çalışalım.1- Cinler insanların kendilerine itaat etmesinden lezzet alır. 2- İnsanlar da tam tersi cinlerin telkinlerini kabul etmek suretiyle lezzet alır. Buradan dünyalık veya şöhret elde edeceğim bir belli kariyerim olacak diye insan da ondan lezzet alır. Her çeşit işlediğimiz günahın 3 sebebi Kibir, Hırs ve Kıskançlıktır. Bu da nefsi olan herkeste vardır. Ama bunları frenlemeyi bilirsek ki Salih amellerle onu ezer. Salih insanlarla birlikte olup önünü keser isek bize zararı çok az olur. 3- Zinalar cinlerin insanları azdırmaları ve saptırmaları sonucunda neşet etmiştir. Sarhoş edici içkilerin içilmesi buradan kaynaklanmıştır. 4- Cinler kâhinlik, sihir ve büyücülük yoluyla yalan haberleri telkin ederek insanlardan yararlanır hale gelmişlerdir. İnsanlar korktukları şeylerden kendilerini cinlerin koruyabileceklerine inanıp sapmışlardır. 18 ciltlik Buhari şerhi fethul Baride Hazreti peygamberimize, Lebid bin Asam isimli Yahudi tarafından sihir yapıldı. Peygamberimizin saçını taradığı tarağı, O saçından 1-2 mübarek saç tüyü, mübarek sakalından 1-2 sakal tüyü ve erkek hurmanın çiçeğinin kapçığını kullanıyor. Nasıl bir yol izliyorsa bunu götürüp bir kuyuya attırıyor. Cibrili emin Peygamberimize gelerek bu kuyuyu gösterdi. Peygamberimiz Hz. Ali Efendimizle kuyuya indi ve o sihri koca bir taşın altında buldu. Ancak Resulullah efendimiz insanlar kötü niyetle kullanır veya bunu yapan Lebidi öldürürler diye onu dışarı çıkarmadı ve orada kalsın buyurdu. O malzemeler bilinip fitneye dönüşmesini istemedi. Görüyoruz ki iblis ve emrindeki cinniler zirvedeki bir şahsiyetle bile böyle mücadele ederken bizden mi çekinecekler?

Bismillah, Subhaneke la ilma lena illa ma allem tena inneke entel alimul hakim, Sadakallahul azim, Sübhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin, Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.

54 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page