top of page

İKÂMEYİ HİDÂYET İÇİN ORUÇ NİMETİNE ŞÜKRETMEK

Güncelleme tarihi: 6 Nis 2022


ORUÇ İBADETİ

Bakara suresinin 183. ayeti ile başlayan 187. ayeti ile biten kuranımızda 5 tane ayet ramazanı şerifi anlatan ayetlerdir. 5 ayet ardı ardınca bize bütün detayıyla Ramazanı şerifi anlatıyor. İlk kelimesi Ey iman edenler, Kısaca baktığımızda ayette ‘’ya’’ buyurulması bir kişiye nida etmek seslenmek anlamına gelir. Nida eden Cenabı Hak olduğu için sevgiliden sevgiliye nida anlamına gelir. Kim Sevgili? Cenabı hakkın kendisi, sevdiği de bizler oluyoruz. Eyyuha yani size söyleyeceğim, ardından gelecek emirlerime dikkat edin. Çok önemli bilgiler gelecek anlamına gelir. Amenu iman edenler, Cenabı Hak niye iman edenler buyurdu, sevgili olan rabbimiz biz sevdiklerinin imanına şahitlik ediyor. Hucurat suresinin 7. ayetinde Esteuzibillah, Va'lemu enne fikum resulallah, lev yutiukum. Allah size imanı sevdirdi onunla kalplerinizi ziynetlendirdi buyuruyor. Yani imanın kalbimize Hidayet olarak verilip üstelik ziynetlerildirdiğini ve kalplerimize sevdirildiğini bir başka ayeti celilede oraya yazdığını ifade ediyor. Kuranı kerimizde kalp 168 defa geçen bir kelimedir. Yani sürekli dönen etkilenen mumkalib olan anlamına gelir. Savm, yani oruç nimeti Lütfü ilâhiden hibe ve ihsan edilmiştir. Bakara suresinin yine yukarıda açıklamaya başladığımız ayetin ikinci kelimesi kutube aleykum us siyamı. Üzerinize siyam, yani oruç yazıldı. Kuranı kerimde oruç siyam olarak geçiyor. Oruç, islamiyetin 5 temel esasından dördüncüsüdür. İbadet olarak baktığımızda üçüncüsüdür. Kim bunu inkâr ederse küfre gider, kâfir olur. Siyam kelimesi kuranımızda eş anlamlıları ile birlikte 14 defa geçiyor. Cenabı hak bir hadisi kudside buyurur ki, Şanı yüce ve mübarek olan Allah celle celaluhu şöyle buyuruyor. Ademoğlunun bütün amelleri kendisinindir. Oruç müstesna o benimdir. Onun mükafatını verecek olan da benim. Hadisi kutsinin Kuran ayetlerinden farkı şudur ki, Kuranı kerim ayet ayet Cibrili emin tarafından indirildi. Hadisi kutsi ise Cenabı hak direk Peygamberimizin kalbine ilka eder ilham eder. Bu şekilde hadisi kutsi kalbine derc olunur. Kuranı kerim lafsatullah olarak mucizedir. Yani icazdır, icaz aciz bırakan demektir. Kuranı hiçbir kulun beşerin, melaikenin, cinlilerin buna güç getirmeyeceği bu kelamullahın benzerini getirmede aciz kaldıkları anlamına gelir. Kutsi hadiste ise Peygamberimizin kalbine ilka olunan, Cenabı hakkın bize bildirmesi gerektiği olan bu bilgiyi peygamberimiz kendi sözüyle bize aktarır. Onun için hadisi kutsinin lafzı muciz değildir. Yani icaz bırakıcı değildir. Kuranı kerimin icaz bırakma özelliğinden daha düşüktür. Bu hadisi kutside Cenabı hak orucun karşılığını verecek olan benim buyurdu. Öyle olunca oruç sır olan bir ibâdettir. Diğer ibadetlerimiz de insanlara bizi görsünler diye riyakârlık yapabiliriz. Bizi beğensinler haberleri olsun diye riyakârlık yapabili içine riyayı karıştırabiliriz ama oruç da hiç kimse riyakârlık yapamaz. Çünkü o orucundan vazgeçip açmış olsa hiçbir kul onu göremez bilemez. Bundan dolayı oruç ibadetlerin en büyüklerindendir. Onun için Cenabı hak da zatına tahsis buyurmuştur. Hazreti peygamberimiz buyururlar ki. Amellerin en üstünü savm ibadetidir. Biz Farsça kullanarak hep oruç deriz ama kuranımız siyam buyuruyor. Savm demek kendini alıkoymak geri durmak, yani susup konuşmamak anlamına gelir. Nefsimizi disipline etmek, terbiye etmek, emre itaat etmek, imtihan olunmak ve kulluğumuzu ispat etmek gibi 6 tane anlama geliyor. Oruç ilk defa Hz. Ademe (as.) farz kılındı, onun ümmetine eyyamı buyz dediğimiz kamera ayın 13-14-15. Günleri tutulan oruç farz idi. Musa aleyhisselam zamanında ise Musa (as.) kendisi tur dağında 40 gün oruç tuttu. Ayrıca aşure günü orucu onlara farz idi. Yahudiler sonradan uydurdukları keder orucu diye bir oruç tutarlardı. İsa aleyhisselam kendi nefsine 40 gün oruç tuttu. Hıristiyanlarda oruç önce 30 gün idi sonra yaz günü sıcakta oruç tutamıyoruz. Oruç tutma günlerini bahar ayına alalım ama buna zam yapalım 50 güne çıkaralım dediler. Cenabı hakkın kameri aya bağladığı orucun özelliğini niteliğini bozdular. Ayrıca hıristiyanlar, ikinci gün orucu, dördüncü gün orucu diye bir oruçları vardır. Yahya aleyhisselamın ümmetine de aynı şekilde oruç farz kılındı. Biz Müslümanlara gelince, Peygamberimiz döneminde ilk müslümanlara farz olan oruç aşure orucu idi daha sonra her ayın içerisinde 10 gün oruç tutmak farz oldu. Ardından Ramazanı şerif orucu farz oldu. Peygamber Efendimiz döneminde orucun ilk yıllarında imsak şu günümüzün saatlerindeki gibi olmuyordu. Yatsı namazı kılındığı anda oruç tutma görevi başlıyordu. Hazreti Sırma (ra.) Çok yoğun çalışması ve yorgun olması nedeniyle bir gün uyuya kaldı. Yatsı namazı da geçtiği için bir sonraki güne orucunu iftar etmeksizin tutmak zorunda kaldı ve baygınlık geçirdi. Hazreti Ömer (ra.) ailevi beraberlik yaşaması neticesinde de böyle bir sıkıntı oldu. Bu ikisi gelip peygamberimize bu hallerinin bir çözümü olabilir mi diye anlatılınca Rabbimiz orucun yatsı namazından itibaren başlayan imsak durumunu bize rahmet olarak şu anki imsaka kadar uzattı. Cenabı hak diğer ibâdetleri güneşe bağladı ama orucu kameri aya bağladı. Bu her 33 yılda bir devir yaparak yılın her gününün oruçlu olarak geçmesine vesile oluyor. Her bölge insanını düşündüğümüzde sıcak bölgeden soğuk bölgeye veya günlerin uzunluğu, mevsimleri hepsini düşündüğümüz zaman oruç ibadeti bir adaleti tecelli ettiriyor. Öyle bir adalet ki 33 sene oruç tutan bir mümin her mevsimde her ayda sıcak soğuk iklimlerin yaşandığı zamanda dünyanın her bir tarafında adaletli bir şekilde kamera ay serpiştirilmiş oluyor. Oruç böyle bir hikmete binaen kamera ayağı bağlanmış oldu.

Peygamberimiz (sav.) buyururlar ki, Kalbindeki kiri temizlemek isteyen kişi Ramazan ayı ile Ramazan ayından sonra her aydan 3 gün oruç tutarak temizleyebilir. Ramazan ayı Mülevves olduğu kirlerden, günahlardan, gafletten her türlü olumsuzluktan kalplerimizi pırıl pırıl ediyor. Her ayı Adem aleyhisselama farz olan eyyamı buiz dediğimiz oruç veya peygamberimizin sürekli yaptığı pazartesi, perşembe oruçları gibi her aydan da 3 gün tutabiliriz. Müslümanlar üzerine onlar Ramazan ayından daha hayırlı bir ay girmedi. ise Münafıklar ise Ramazan ayı girdiğinde Müslümanların gafletleriyle ayıp ve kusurlarıyla bu ayda eksik bulalım diye çırpınırlarmış. Bunun bir örneğini Türkiye'den vereceğim. 2014 yılı 14 Temmuz günü Türkiye'de şu anda yaşayan bir kişi. Ben olsam Türkiye'ye Ramazan'da saldırırım. Diye düşmana yol gösteriyor. 80 yaşlarındaki bu adam bir hadisi şerifte bahsedilen sıfata layık mı değil mi o kendinin vicdanında. Ben olsam Türkiye'ye Ramazan'da saldırırım iftar saati Türk güvenlik güçlerinin Mayısmış aç, susuz ve yorgun olduğu vakittir. Terörist olsam eylemi mi iftara yakın yapardım. Bu bizim toprağımızda bizim ekmeğimizi yiyen ve bizim içimizde hadisi şerifteki bahsedilen gibi Ramazan ayı gelince bunlarda böyle kudururlar.

Bakara suresi 183. Ayette geçen tettekun kelimesi yani ittika ederseniz sakınabilirseniz ittika eden muttakiler olabilirsiniz diye bu orucu size farz kırdık. İttika sakınmak, muttaki sakınan müminlere denir. Kuranı kerimizde 258 kez geçer. Öyleyse kur'anı kerim'den muttakiyi tarif eden ayete bakarsak, konumuza devam edelim. Esteuzibillah; Asıl iyilik Allah'a ahret gününe meleklere kitap ve peygamberlere iman edenlerin. Mala olan sevgilerine rağmen o malı, yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa ihtiyacından dolayı isteyene ve özgürlükleri için kölelere verenlerin. Namazı dosdoğru kılan, zekatı veren antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda direnip sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte buna sahip olanlar doğru olanlardır, işte bunlar Allah'a karşı gelmekten sakınan ittika eden muttakilerin ta kendileridir. (Bakara,2/177.)

Bakara suresi 177. ayeti şöyle, toparladığımızda bu ayette bizim muttaki olabilmemiz için Rabbimiz 1-Gerçek imanı, 2-cömertliğimiz istiyor, 3-namazı kılacak 4-zekât verecek 5-sözünde duracak. 6-sabredecek 7- hastalıklardan şikayet etmeyecek. 8-cihat safında vatanı için dini için Sebahat edecek ya şehirde olacak ya gazi olacak, geriye dönüp kaçmayacak. 9-sadık olacak. Cenabı Hak Müminden bu 9 sıfatı istiyor. Siz ancak o zaman muttakisiniz, ittika sahibisiniz diyor. Bu ayetin içinde geçen hubbihi kelimesinin anlamı bu 9 şeye engeldir. Bunlar insandaki aşırı yemek arzusundan tutun. Aşırı araba sevgisi, aşırı bina sevgisi, aşırı arazi sevgisi, aşırı makam sevgisi, aşırı şöhret sevgisi. Bunların hepsi. Bu hubbihi kelimesi içerisine girer. Cenabı hak bunu 9 kez ifade eder şehvet anlamına gelir. Aşırı sevgi şehvettir. Biz şehvet deyince sadece kadın erkek ilişkisi olarak düşünürüz insandaki nefsinin aşırı sevgilerinin hepsinin adı şehvettir. Bu şehvetlerine mağlup olursak hiçbir zaman ittika sahibi muttaki olamayız.

Şeyban bin Ferruh (ra.) anlatır Peyamber Efendimize (sav.) dedim ki Ya Rasulallah, Ali Muhammed kimlerdir? Resulullah (sav.) buyurdu ki, bana öyle bir soru sordunuz ki, onu senden evvel soran olmadı. Ali Muhammed. Her bir muttaki yani bu 9 sıfata ulaşan her mümin. O muttakiliğe bedenini ve kalbini temizlediği zaman gözü yaşlı hale gelir. Kalp temiz olduğu zaman yetimleri, fakirleri veya böyle zulüm altında ezilenleri gördüğü zaman gözlerinden yaş hakim olamaz dökülür. İşte bunlar diyor benim Ali Muhammed olan ailem içindendir. İsterse 1500 yıl sonra gelmiş bile olsak bu 9 sıfatı taşıyabildiğim zaman Ali Muhammed ailesine giriyoruz. Bunun şahide şudur ki, Hazreti Selman (ra.) Peygamberimizi bulmak için o kadar büyük sınavlardan o kadar büyük çilelerden geçti ki. Peygamberimize kavuştuğu zaman herkes onun sevgisini paylaşamaz hale geldi. Muhacirler de Ensarda salman bizden derken Hazreti peygamberimiz buyurdu ki Hayır, Selman ehli beyttendir, Ali Muhammed ailesindendir. Demek ki Ali Muhammed hepimiz olabiliriz. Yeter ki Bakara Suresinin 177. ayetindeki 9 sıfata haiz olalım, yeter ki ittika sahibi olalım. Hepimiz o ailenin içerisine girebiliyoruz. Cenabı Hak buyuruyor ki Esteuzibillah Allah mutlak ileri sever. Bu kur'ânı kerimde 3 yerde geçer. Cenabı Hak kulunu yaratıp da 70-80 yıl ömür verdikten sonra ömrünün hitamında kul ne arzu eder? Rabbim benden hoşnut mu benden razı mı yani beni seviyor mu işte imtihan bu. Hadisi şerifte yine şöyle buyurur, Şu 3 şeye gerektiği şekilde riayet edebilen kişiler hakiki Allah dostudur. Ancak bunları boş veren, önemsemeyen de Allah düşmanıdır. Bunu Resulullah efendimiz buyuruyor. Bu 3 şeyin ilki namaz. Günümüzde namaz kılan o kadar azaldı ki, müminler her bilgiye her imkâna sahip ama nefsi tembelliklerinden namaz kılmıyor. İkincisi oruç. Üçüncüsü cünüplükten temizlenmektir. 3 şey namaz, oruç, cenabetten temizlenmek. Ya Allah teâlâya dost ediyor ya düşman.


RAMAZANI ŞERİFİ KARŞILAMA

Peygamberimiz (sav.) buyururlar ki 1-2 gün oruç tutarak Ramazan'ın önüne geçmeyin. Yani Ramazan başlamadan önce 1-2 gün ihtiyat olsun veya tedbir olsun maksadıyla oruç tutanlar peygamberimize karşı gelmiş oluyor. Demek ki ramazandan 3 gün önce artık ne olursa olsun oruç tutmak oruç karşılamak diye bir şey yok. Halkımızın arasında yıllarca 3 aylar orucu vardır. Dinimizde bu 3 ayı tamamen oruç tutmak diye bir şey yok. Peygamber efendimizin baştan sona bir ayı tam teşekküllü oruç tuttuğu tek ay Ramazanı şeriftir. Onun dışında baştan sona tuttuğu ay yoktur. Mesela Şaban ayında çok fazla tutmuştur ama baştan sona ayı tamamen tutmamıştır. Diğer aylarda da böyle pazartesi perşembeleri tutmuştur. Bazen eyyamı buizi tutmuştur Aşura orucunu tutmuştur, Şevval orucunu tutmuştur. Zilhiccenin 9 gününde tutmuştur. Ama Ramazan dışında bir ayı baştan sona hiç tutmamıştır. Bizim halkımızın yaptığı 3 aylar orucu ne sünnettir, ne müstehaptır, ne menduptur ne de böyle islami gelenekte bir oruç şekli yoktur. Böyle bir oruç tutacak ise bizim hepimizin binlerce kaza orucumuz var. Tuttuğunu zannettiğimiz, vakitlerini bilmediğimiz, nelerin bozduğunu bilmediğimiz o kadar çok kaza borcumuz var. Biz böyle günlerde mutlaka kazaya niyet edeceğiz. Nafile günlerde sevabı almak için kazaya niyet edeceğiz. Hem borcumuzu ödeyeceğiz hem de o günün sevabını alacağız.

MAZERETLER

Bakara suresinin 183.ayetinin dördüncü kelimesine geliyoruz. Esteuzibillah, Sizden kim, hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Ayeti celile tek tek tarif ediyor 2 mazerete izin veriyor. O mazeretleri sonuna nasıl telafi edeceğimizin yolunu da gösteriyor. İmamı azam efendimiz buyururlar ki. Kişi oruçlu iken orucunu açmadığı takdirde gözünün ağrısının ya da sıtmasının artmasından korkarsa orucunu bozabilir. İmamı şafi efendimiz ise biraz daha ihtiyatı elde tutuyor oruç ile birlikte hastalığın zaruretine katlanabiliyor ise asla orucunu açmaz diyor.

Seferberliğe gelirsek, Seferilik Rabbimizin bize verdiği bu bir ruhsattır. Cenabı hak bize yolculukta ve hastalıkta bir ruhsat veriyor. Peygamber efendimiz buyuruyor ki bu ruhsat Allah'ın size verdiği bir sadakadır. O halde onun verdiği sadakayı kullanın, reddetmeyin. İkinci Hadisi Şerif ise yolculukta oruç tutmak asla bir biri ihsan değildir yani Allah katında çok makbul bir şey değildir. Allah'ın gösterdiği kolaylığı yani bize verdiği oruçtaki namazdaki, yolculuktaki ruhsatı kabul etmeyen Arafat dağları kadar günah yüklenir. Hani günümüzde bazen çıkar ‘’Bugünün şartlarında seferlik mi olur? Ben kabul etmiyorum. Beni uygulamak istemiyorum diyerek bir şey bildiğini zanneden küstahlar, ruhsatı uygulamayan kişiye arafat dağı kadar günahı yükleniyor. Seferberlikte oruca bu şekilde ruhsat verildiği halde bir kişinin eğer bedeni fiziki sağlam veya çok yorucu bir halde değil, Ramazan orucunu sevabını bu ayda kaçırmak istemiyorum, sıhhatim de sorun yok güçlü kuvvetliyim tutmak istiyorum derse buna peygamberimiz Ramazan ayının hürmetine cevaz veriyor. Ancak evinde oruca niyet etmiş ve belli bir saat sonra da yola çıkmış, seferlik bir anda oluşmuş ise orucu bozamaz mutlaka tutması gerekir. Eğer buna rağmen bozar ise de keffaret olmaz, sadece kaza olur. Hazreti peygamberimiz, Ramazan ayı orucunu tutar iken Mekke'nin fethi için Medine den kalkıp Arabistan'ın sıcağında yaya olarak yola çıkıldı. Mekke ye çok az bir yer kalınca sahabe efendilerimizin bitkinliğini görünen peygamberimiz orucunu bozdu. Seferlik de ilk orucu peygamberimizin bozdu. Oradaki sahabiler peygamberimize bakıp hepsi orucunu bozdu. Ve emir buyurdular, Herkes orucunu bozsun, açsın. Bazıları açmak istemedi orucunu bozma yanlara buyurdu ki o bozmayanlar asilerdir. Bu da görülüyor ki şimdi biz hadisi şerifler zaman zaman okuyoruz uyarıları alıyoruz. Peygamberimizin o emirlerine itaat etmediğimiz de aynı asiliği nefsimizle ispat edip dahası oluyoruz. Ramazanda oruçluyken yolculukta, hastalıkta bozduk. Peki bunu kaza ederken ister ayrı ayrı günlerde ister peşi peşine tutabiliriz. Ancak kaza orucuna tutanların imsaktan evvel niyet etmesi farzdır. Eğer imsaktan bir dakika sonraya kalsın orucumuz kaza orucu olmaz. Ne yapılır? Yani borcumuz ödenmemiş olur. Diyelim ki keffâret tutan birisinin orucu 57 ye geldi. Akşamdan niyetini yapmadı. 57 günü oruca sabah niyet etme aklına geldi. Kefâret diye bir şey kalmaz hepsi nafile olur.

Bakara suresinin 184. ayeti Esteuzibillah, Miskini bir yoksulu doyuracak kadar fidye verin buyuruyor. Bu ayetten sonra bir süre sahabe efendilerimiz ister orucu kaza ediyor isterse fidyesini verip kaza etmiyorlardı. Ancak Bakara suresinin 185. âyetinde Esteuzibillah İçinizden kim Ramazan ayına erişir ise onun orucunu tutsun. Bu emir gelince bu muhayyerlik kaldırıldı ve önceki hüküm nesh edildi. Nesih demek yani Cenabı Hak bir önceki indirdiği hükmü emri bir sonraki indirdiği emirle hükmünü kaldırır. Ayetin kendi durur ama hükmü kaldırılır.

Demek ki ileri derecedeki bir ihtiyar, hiçbir zaman sağlığı iyiye gitmeyen hasta orucunu kaza etme ihtimali olmadığından fidye verecek yani o yılın fitresi kaç liraysa kaç gün oruç tutamamışsa hesap ederek fakir birine öder. Fidyeyi tek bir kişiye verecekse ona her gün sadece bir fidye verebiliriz. Hepsini bir toptan veremeyiz. Bugün 40, yarın 40, 30 gün, 40,40 şeklinde verilir. Aynı fakire bu şekil verebiliriz. Hepsini toptan verirsek bir oruç yerine geçer. Fakir 3-5 tane ise onların hepsine vermek istiyorsak O zaman diyelim ki 5 fakir var günde 5 ne 40’ar lira verilir. Bu şekilde 6 gün de 30 fidye tamamlanmış olur. Peygamberimiz buyuruyor ki hamile olanlar ve emzikli olanlar yani çocuğu olup henüz emme döneminde olanlar çocuğunu emzirmemesi halinde çocuğunun sağlık yönünden hastalanacağına kanaat getirenler de bu şekilde kazaya bırakabilirler. Onlar sağlıklı oldukları için kaza ederek telafi ederler fidye veremezler.

Bakara suresi 185. Ayet Esteuzibillah, şehru ramadâne-lleżî… Kuran okurken dinlerken çok duyduğumuz lafsatullah ‘’şehri ‘’ Hilâlin görülmesi Ramazan ayının girmesi demektir. Allahu teâlâ'nın özel rahmetinin tecelli ettiği bir aydır. Allah ki, yağmur gibi yağmurun araziyi temizlediği gibi Ramazan ayı da aynen bir manevi yağmur ki bedenlerimizi ve kalplerimizde ki günahlarımızı temizleyen ay anlamına gelir. İkinci bir anlamı da Ramazan ayı lügat olarak çok sıcak anlamında bir kelimedir. Ramazan yani Salih amellerimizle kalplerimizde ki günahları sıcağın ortada mikropları yakıp öldürdüğü gibi kalbimizdeki günahları yakar. Üçüncü olarak Aşırı sıcak olan Arabistan'a göre düşündüğümüzde Ramazan ayı aşırı sıcak olan anlamına gelir ki, o aşırı sıcak. Ona tahammül etmek, bütün zorluklarına rağmen başarabilmek, o sıcaklığın hürmetine, Rabbimiz nice lütuflar da bulunuyor.

Bu ayın bir parçasına eriştik ama geri kısmında hastalandık ve orucu tutamadık. Bu kişi o ayın tümünden sorumludur. Sağlığı yerine geldiği zaman o aydan istersek bir saatte girelim Hilal görüldükten sonra o ayın 30 gün orucundan mesulüz sağlığımız düzelince ayın tüm orucunu ödemek zorundayız. Ayette ay vurgusu bunun içindir. Bir sahabi hanımefendi peygamberimize gelerek, Ya rasulallah, Annem vefat etmiştir. Üzerinde bir aylık Oruç borcu bulunmaktadır. Bunu annem adına yerine getirebilir miyim? Peygamberimiz buyururlar ki evet, Allaha olan borçların içinde ödemeye en lâyık olanıdır. Şimdi bu hadisi Şerife göre diyelim ki bizim annemiz babamız bir adak yaptı. Adam orucunu tutarken tamamlayamadan vefat etti. Biz onun yerine o kalan adak orucunu tutup annemizi, babamızı rahatlatabiliriz. Eğer babamız anamızın Ramazan orucu borcu varsa bunu tutmakla mecbur değiliz. Ama anamız babamız vasiyet etmiş ise vasiyeti mucibince onun tutamadığı oruçlarının fidyesini vermek zorundayız. Eğer vasiyet etmemişlerse fidye vermek mecburiyetinde değiliz ama evlat olarak versek yerinde olur. Çünkü o kadar malı bize bırakan anaya babaya 5-10 orucun fidyesi vermeyecek kadar cimri davranırsak yarın çocuklarımız da aynısını bize yapar. Bu hadisi Şerife göre Anne, babamızın yerine hac ve umre yapabiliyoruz, Yaptığımız ibadetlerimizin sünnetlerini, nafile oruçlarımızı, nafile ibadetlerimizi, zikirlerimizi. Bittikten sonra ibadetlerimizi yarabbi bunun sevabını annemin babamın ruhuna hediye eyledim ya da hibe eyledim vasıl eyledim 3 kelime dersek bu hibe olur.

Bakara suresi 185. Ayet Esteuzibillah Kur'an onda indirilmiştir. Peygamberimiz buyurur ki, İbrahim (as.) sahifeleri ramazanın ilk gecesinde, Tevrat 6’sında, İncil 13’ünde, Kur'an ise 24. gecesinde indirilmiştir. Kadir gecesinde Kuranı kerimin tamamı levhi mahfuzdan dünya semasına bize en yakın birinci semaya indirildi. Orada yazıcı meleklerin bulunduğu beytül izze makamı var oraya toptan indirildi işte kadir gecesinde indirilmenin anlamı budur. Ondan sonra ihtiyacı oldukça peyderpey dünyaya, Peygamberimize indirildi. Demek ki bakara suresinin 185. Ayetinde anlatılan bu. Toptan indirilmesi Oradan bazı ayetlerin süratlice peygamberimize indirilebilmesi içindir. Bazı ayetler hemen meselenin üzerine inmesi gerektiğinde zahmet ve sıkıntıyla inmesin rahat insin diye 1. Kata semaya indirilmesinin hikmeti budur.

İsra suresi 78 inci ayetinde Esteuzibillah; Ve kur'anel fecr, inne kur'anel fecri kane meşhuda. Fecir vakti Namazda okunan kuranı işte o kuran şahid olunandır. Yani Cenabı hak burada kur'an kelimesinin anlamını açıklarken okunan şey demektir. Kur'an nedir? Kelime karşılığı okunan şey zaten. Kuran okunduğunda biz dinleyenler, okuyan, kitabın yazıldığı kâğıt, mürekkep hepsi mahluk ama mahluk olmayan hangisi? okunan ve dinlenen şey. Kuran'ın mahluk olmayan kısmı budur. Bu kuranımız Hidayet kaynağıdır ve hidayetin rehberidir. Bizim hidayetimizin muhkemleşmesi için Ramazan ayında hassaten Hidayet kaynağı olan kuranımızdan ne kadar yoğun işimiz olsa da günlük 2 sayfa okumalıyız. Böyle çok aşırı süratle okuyup da kuranı okudum da demeyeceğiz. Tertila buyurur kuranı kerimde niye her harfi ağır ağır tane tane okumamız için.

Bakara suresi 185 inci ayeti Esteuzibillah, Veli tukebbirullaheYani Allaha tekbirde bulunun Oruç tutmayı nasip ettiği için bize sağlık verip muvaffak kıldığı için şükür edeceğiz. Ramazan ayının bereketiyle beni bereketlendirdi diye Cenabı Hakka tekbirle tazim edin buyurdu. Şükredeceğiz ibadetlerimizi ikame ederek güçlendirerek biz bu tukebbirullahe âyetindeki taazimi hakkınca yerine getireceğiz. Bayram namazlarına giderken, Ramazan bayramında evimizden çıkıp ta imam namaz kaldırmaya başlayıncaya kadar tekbiri içimizden getireceğiz. Sürekli Allahu Ekber Allahu Ekber…. bu tekbiri getireceğiz.Kurban bayramında açıktan, Ramazan bayramında gizli getireceğiz.

Bakara suresi 185. ayetin Esteuzibillah, hedakum ve size Hidayet buyurmuş olandır. Biz müslüman olarak ramazana girip o orucu tutma gibi bir nimeti tattığımız için bu bize nasip olan hidayet'in meyvesi oluyor. Demek ki bir Müslüman oruç nimetini yapabilmesi hidayet'in bir meyvesidir. Bundan dolayı hedakum sizi bu hidayette daim kılması hidayetten sapmayıp o istikamette gitmeyi nasip etmesinden dolayı şükredin.

La allekum taşkurun Şükrünüze devam ediniz ki hidayetiniz muhkemleşsin. İbrahim aleyhisselam çokça şükretti için Cenabı Hak ona hidayeti nasip etti. O zaman biz bu oruç nimetine çokça şükredeceğiz. Biz şuan hidayet'in içindeyiz ama bazıları gibi oruç geliyor, ramazan geliyor diye korkmayacağız. Şükrederek Hidayetimizi muhkemleştireceğiz. Cenabı Hakkın emri Le alekum teşkürun şükredin.

VAKİT BİLİNCİ VE SAHUR

Peygamberimiz (sav.) buyuruyor ki sahurda bereket vardır. O mübarek bir yemektir. Bir yudum su ile de olsa onu asla terk etmeyin. Uyanın bir bardak su için geri yatın. Şüphesiz sahur yiyenleri Allah bağışlar. Allah (c.c.) ve melekleri kalkıp sahur yiyenlere salat ederler. Sahura kalkılan eve melekler gelir selamlar Cenabı Hak nidasıyla selamlar onun için melekler dua ederler. Müslüman bu bereketi nasıl kaçırır?

İmsak dediğimiz zaman kelime anlamı zorluk, meşakkat ve güçlük demektir. Imsak bize en son hükümle işte yatsı namazından Fecri sadıka kadar uzatıldı. Sahur nimeti geçmiş hiçbir ümmetler de yoktur. Sadece ümmeti Muhammede verilmiştir. Sahur nimeti sonradan Bakara suresinin 183 184 185 ve 187 nci ayetleri ile sadece bu ümmete mahsus bir nimettir. Peygamberimiz bir hadisi şerifte Kahvaltı diye bir terim kullanır. Kahvaltı burada çok büyük bir şifredir. Yani sahurda yağlı tuzlu yerine insanı gündüz zorlamayacak şekilde yenilmesini bir nevi bize tavsiye ediyor.

Büyük müfessir imamı kurtubi buyuruyor ki oruç ibadetlerden bir ibâdettir ki niyetsiz asla sahih olmaz. Niçin bunu söylüyorum? Gece sahura kalkmak zaten niyet etmek demektir. Niyete ne gerek var? Bir de tekrar niyet mi edeceğiz diye yanlış bir düşünce var. Her oruç için ayrı ayrı niyet edilmez ise oruç asla sahih olmaz. Müfessirlerin imamı, İmamı Fahrettini Razi ise Niyet mutlaka yapılması gerekir buyuruyor. Öyleyse bizim o dediklerimizin hiç bir dayanağı yoktur tüm oruçlara ayrı ayrı niyet etmek zorundayız.

Bakın şu günlerde sabah namazı ezanı imsaktan 20 dakika sonra okunur. Oruç girdikten sonra tam imsak saatinde okunur. O imsak saati girer girmez okunması sabah namazı vakti olduğu anlamında değil oruç başladı anlamında okumadır. Diyanet son 30 yıldır,hele hele su son 5 yıldır milim milim dakika dakika imsak saatine uydu. Yani şöyle düşündü, adam gece kalktı buraya temkin koyarsak yani 10 dakika önce imsak bitti diye yazarsak bu adam bir bardak su içecek su içemez. Akşama kadar susuz kalır. Bunun için tam milimetrik bir hesapla koyalım, herkes kendi bilsin. Öyle ise en az imsaktan 3-4 dakika önce yiyeceğimizi, içeceğimizi bitirelim.

İmamı şafi hazretlerine göre imsaktan 5-6 dakika sonra sabah namazı kılınır. İmam azam efendimize göre 20 dakikadan önce sabah namazı kılınamaz. Biz şüpheden kurtulmak için her iki mezhebimizi de konularımızda dikkate alacağız. Gerek şafi kardeşlerimiz gerek Hanefi kardeşlerimiz 15 dakika geçmeden sabah namazını asla kılmamalılar. Bunun delilinine gelince; Kuranı kerimi mushaf haline getiren heyetin başkanı, Peygamberimizin özel olarak yetiştirdiği 10-12 gencin içerisinden bir tanesi olan Zeyd bin Sabit (ra.) anlatıyor. Biz peygamberimizle birlikte sahur yaptık ve sabah namazını kıldık. Orada diğer sahâbiler fırsattan istifade soruyor Ya Zeyd sabah namazıyla sahurun arası ne kadar oldu,dediler . 50 âyet okuyacak kadar bir süre geçti buyurdular. Bu tam 7 hadisi şerif kitabımıza geçer. Meşhur ibni Sirin hazretleri buyuruyor ki sahurla sabah namazı arasında Yusuf suresini okuyacak kadar zaman geçmesi lazım. Şimdi orta halli bir okuma ile en erken 15 dakika gecikmeli buyuruyorlar. O zaman işi acil olan, uykusu çok olan 15 dakikayı beklesin ama işi o denli acil olmayan da 20 dakika beklemeli. şafi olanlar da en az 15 dakika beklesin ki 2 mezhebe göre de şüphesiz bir şekilde namazımızı kılmış olalım.

NİYETİN VAKTİ

Nehari şeri, şer'i gün demektir. Dahve-i kübrâ vakti diye fıkıh kitaplarında geçen vakte halk arasında kaba kuşluk denir. Mesela gece niyeti yapamadık sabah yola gideceğiz, sabah bir iş yapacağız, sabah zor bir eşya taşıyacağız acaba oruç tutabilir miyim, tutamaz mıyım tutarsam sıkıntı yaşarmıyım diye niyet etmekte tereddütlüyüz. O zaman bu kişi hiçbir şey yiyip içmemek kaydıyla Dahve-i kübrâ vaktine yani kaba kuşluk vakti saat 10’a kadar düşünme süresi vardır. Ramazanı şerif orucu, günü belli adak oruçları ve nafile bir orucu tutmak için geçerlidir. Eğer imsaktan evvel niyet ediyorsak imsak bitmeden 5 dakika evvel yemeği kestik, niyet edeceğiz, yarın ki ramazanı şerif orucumu tutmaya diye niyet ederiz. İmsaktan bir dakika sonra ise niyet ettim bugün kü Ramazan şerif orucunu tutmaya denir. Sadece oruç desek Hanefilere göre olur ama şafilere göre asla olmaz. O zaman biz şüpheden kurtulmak 2 mezhebi de mecburen dikkate alacağız. Bir de oraya Ramazan kelimesini ekleyip imamı şafi hazretlerinin içtihadına da uymuş olacağız. Şafiler niyeti saat ona kadar bekletme imkanları yok mecburen imsaktan önce niyet etmek zorundalar. Imsaktan sonraya kalırsa o günkü Ramazan orucu olmaz. Çünkü şâfi mezhebinde bütün ibadetlerde niyet farzdır.

NEFSİMİZİ FRENLEMEK

Ramazanda Samedi nurlar öyle tecelli eder ki Yani Samet sıfatı en çok Ramazan ayında tecelli eder. Bu sıfatın en çok tecelli ettiği kişi Peygamberimiz ondan sonra Hz. Ali Efendimizdir. Peygamberimiz 2 gün 3 gün hiç iftar etmeden visal orucu diye bir oruç tutardı. Bazı sahabeler buna özenerek tutmak istediler, onlara yasakladı. Dedi ki, siz benim gibi değilsiniz beni rabbim yedirir içirir. Benim iftara, sahura ihtiyacım yok. Ben bunu size örnek için olmak için iftar sahur yapıyorum. Ama beni rabbim samedi nuruyla yedirir içirir hem öyle yedirir içirir ki bizden daha güçlü olur. Bizden daha sağlıklı daha metanetli ve dinamik olur. Onun için en yüksek tecelli ondaydı. Sonrasında Hazreti Ali efendimizdir. Samet nurun tecellisi ki Hz. Ali efendimiz de bazen günlerce yiyip içmeden durabilirdi. O savaşlarda kaldırdığı kılıcı kalkanı zırhı taşımak ona oyuncak gibi gelirdi. Hayber kalesini 40 kişinin kaldıramadığı kapıyı tek elle kaldırıp atan işte bu Samed nurunun tecellisidir. Ramazan ayında bu nurun tecellisi biz niyet ettiğimiz andan itibaren hepimizde tecelli eder. Onun için normal zamanlarda yemeden, içmeden duramayan bizler niyet edince doyuverir, susuzluğu giderilir acıkmaz susamaz işte tecelli başlamıştır. Ancak bu herkeste eşit olmaz kiminde acıkma fazla olur, kiminde susama fazla olur. Bazı rahatsızlıklar bu sıfata engeldir. bu engellerden dolayı bizim vücudumuza yeterince tecelli ettirmez. Nedir karaciğer, kalp ve böbrek rahatsızlığı olanlar bu sıfatın tecellisine engel olur. Şeker, kolesterol, tansiyon gibi rahatsızlığı olanlarda bunun tecellisi az olur. Bundan dolayı onlar oruç tutmakta zorlanıyorsa tutmayabilirler. Sağlıklı olup da böyle bir hastalığı kolesterol şekeri, tansiyonu yok ama oldu ki çok acıktı oldu ki çok susadı. O zaman alacak tespihi eline, Ya samed ya samed diye 99 defa zikredecek. Ondan sonra Ya Rabbi essamed esmâi şerifin hürmetine aç ise açlığımı gider diye dua edecek susuzluğunu gider diye dua edecek 5-10 dakika sonra o tecelli eder ne açlık kalır, ne susuzluk. Bazı hastalarımız vardır, günlerdir yiyip içmez niye yemiyorsun, nasıl toparlayacaksın nasıl kendine geleceksin diye biz zorlarız o bizim cehaletinizdendir. Hastalığından şikayet etmeyen hasta kullarına Es samed öyle bir tecelli eder ki Cenabı Hak onları yedirir, içirir günlerce yaşarlar.

Oruç öyle bir ibadettir ki Allahu teâlânın ahlakı ile ahlaklı olmaktır. Cenabı Hak es samettir yemez içmez. Annesi yok, babası yok, oğlu yok, kızı yok, eşi yok işte biz de oruçluyken yemiyoruz içmiyoruz. Ailevi beraberlikte bulunmuyoruz. Oruç süresi içerisinde cenabı hakkın ahlakı ile ahlaklanıyoruz. Hazreti Eba Zer (ra.) buyuruyor ki Oruç Allaha kalben yaklaştıran bereketli ibadettir.

Cünüp olarak sabahlamak oruca zarar vermez. Çünkü hazreti Ali Efendimiz Peygamberimizin de cünüp olarak sabahladığı zaman orucuna zarar olmadan yıkanıp namazını kıldığını ifade ediyor.

Zamanımızda özellikle zayıf görünme çılgınlığına düşen kızlar, biz buna pedagoji de şimdi anoreksia veya nevroza hastalığı deniliyor. Günümüzde bu gittikçe çılgınlık artıyor. Genç kadınlarda görülen yemek yememek çok az uyumak Buna rağmen çok aktif sporlar yapmak bu psikolojik bir sorunu haline geldi. Kişi kilo almaktan o kadar korkuyor ki şişmanlık adeta kendine kabus gibi geliyor. Hatta hatta aşırı zayıf olmasına rağmen zayıf görünme hastalığı nedeniyle günde defalarca tartılıyor. Şimdi bunu niye anlattık? Çünkü imam maturidi hazretlerinin derslerinde bir hadisi şerif geçti. O adi şeriftten o kadar etkilendim ki bu hastalığı mucizevi olarak anlattığını gördüm. Buyuruyor peygamberimiz (sas.) Gücü olduğu halde yemeği ve içmeyi azaltma yüzünden bu yukarıdaki hastalığa tutulanların gücü olduğu halde sadece zayıf kalmak için yemeyi içmeyi azaltan ve bu yüzden ölen kimse cehennemliktir. Peygamberimiz rabbimizin göstermesiyle bu duruma 1500 yıl önceden parmak basıyor. Bu şekil bir değişik intihar olduğunu ifade ediyor.

Peygamberimiz buyuruyor ki Oruçlu iken çirkin söz söylemeyin cahilliğin gerektirdiği şeyleri yapmayın Oruçlu iken ayakta ise oturun sövmeyin yani küfür etmeyin o kişi ile konuşmayın. Kendi kendine içinden desin ki ben oruçluyum. Hani biz bugüne kadar ben oruçluyum demeyi karşıya diyeceğimizi zannederiz. Karşıya değil, kendi içine deyip nefsinin frenleyecek ki onunla kavga etmesin. Küfür etmesin, onun seviyesine düşmesin orucunu yaralamasın.

Oruçlu kimse taharet ederken suyun içeriye nüfuzu orucu bozar. O yüzden makat kısmından kaçmaması için o esnada nefes almamalıdır buyuruyor. Bu fetva imam Şerahsinin kim hindiyyesinde, el muhit de, toplam 5 fıkıh kitabında geçiyor. Taharetlenirken suyun içeriye girmemesi için nefes almamalı. Banyo yapmak durumunda kalan ise burnundan ve alt solunum yollarında suyu kaçırmamak için dikkat edecek. Şâfii mezhebimizde oruçlu iken kulağın iç kısmına bir kulak çöpü sokulup kulak temizlenirse oruç bozuluyor. Oruçlu iken kulağınızı karıştırma yapmayacağız. İmam şafii hazretleri taharet alırken insan hassaten kadınlarımız parmağını ve Fercin içine kaçarsa orucu bozulur.

Kuru misvak yani hiç tükürüğümüzle ıslanmamış kuru misvak veya hiç macun sürülmemiş kuru fırça ile dişler misvaklanabilir buyuruluyor. Oruçlu iken burnumuza iyice su çekmek mekruhtur. Çünkü bir damla kaçar o da östaki borusu ile yemek borusunu ulaştığı zaman orucumuzu bozulur.

Oruçlu iken kan aldırmak orucu bozmaz. Ama. Zayıf düşecek ona tahammül edemeyecek ise mekruhtur.

Eğer bir kişi kasıtlı olarak kendi iradesi olmadan istifa ederse, yani kusarsa orucu bozmaz ama kendi parmağını boğazına sokarak kusarsa ağzı dolduracak şekilde ise ve bundan da bir kısmını yutsa o günü kazâ etmek zorundadır.

Bir kişi uyurken ihtilam olmuş ise bu orucu bozmaz. Hazreti İkrime (ra.) buyurdu ki Orucu bozan şeyler vücuda giren şeylerdir. Vücuttan çıkan bazı şeylerden dolayı da abdest bozulur. Demek ki vücuda girenlere çok dikkat etmek zorundayız.

Bismillah subhaneke la ilme lena illa ma lem tane inneke entel alimun hakim sadak Allahu alayım subhan sin ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen her şeyi hikmetle yapan sensin. Amen ne saddakna velhamdülillahi rabbil âlemin el Fatiha


Bu Makale Mehmet Türkoğlu Hocamızın video çekimi olan cumartesi sohbetlerinden metin haline getirilerek düzenlenmiştir.

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör