İkrâm-ı İlâhi
- 19 Haz
- 6 dakikada okunur

Konumuza şöyle bir giriş ile başlarsak;
Evimize gelen sevdiğimiz misafirlerimize en değerli nimetlerden ikram ederiz. Şimdi bize de ihsan olunan bu nimetlerin hakiki kaynağına bakalım.
Cenabı hak Rahman suresinde Bismillah Ve yebka vechu Rabbike zul celali vel ikram, buyurur ki kalıcı ve karşılıksız ikram sahibi Rabbimiz anlamına gelir. Bizim her ikramımızda karşılık vardır ama onun ikramında ihsanında bir karşılık yoktur. Onun veçhi ve zatı bakidir. O huvel bakidir. Diğer her şey sonludur.
Namazdan sonra okuduğumuz tesbihat olan Allahümme entesselamu ve minkesselamu, tebarekte ya zel celali vel ikram, duası ile bu ibadeti bile onun ikramıyla yaptığımızı dile getirmiş oluruz.
Rabbimizin yer yüzünde Sünnetullah ve kudretullah olmak üzere iki kanunu vardır. Sünnetullah yarattığı tüm canlılara ikram ettiği sayısız nimetleri ifade eder. Biz bunları mutat şekilde kullanır faydalanırız.
Nehirler gibi akan nimetler karşısında ne yapmamız gerektiği konusunda peygamberimiz (sav.) ya zelcelali vel ikram duasına devam edin diye bizi ikaz ederek emretmiştir. Biz de bu duayı günlük dualarımızda sürekli kullanarak hem peygamberimizin emrini yerine getirmeli hem de nankör olmamanın ferasetini uygulamalıyız.
İlah Kimdir?
Kuranımız ilah kelimesini çok kullanır. İlah; aciz olmayan, muhtaç olmayan ve müstağni olandır. Yani kimseye ihtiyacı olmayandır. O el Gani’dir. El Gani (cc) ile El Muğni (cc) esma-i şerifler birbirlerini tamamlar.
Peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerindeZenginlik çok fazla mala sahip olmak demek değildir. Asıl zenginlik gönlün ihtiyaç duygusundan uzak kalmasıdır, buyuruyor. Zenginlik gözlerimizi başkalarında olana dikmeyip tok gözlü olmaktır, buyuruyor.
El kerim (cc) olan hak teala yarattığı her canlıya ihsan ettiği genel ihtiyaçları dışında sevdiği kullarına müstesna olarak ikram ve ihsanlarda bulunur. Bu müstesna kulları kimdir?
Allahu Teala Kimleri Sever?
Bir önceki dersimizde bu konu ile ilgili iki alana vurgu yapmıştık. Bu dersimizde 3 alana daha vurgu bakacağız.
Cenabı hak Bismillah … innallahe yuhıbbul muksitin, buyurmaktadır. Yani Allah sözlerinde, fiillerinde ve davranışlarında dengeli olan adil kişileri sever demektir. Kuranımızda adalet kavramı adalet, teulu, kıst ve tesvi olarak toplamda 137 defa geçer.
Hazreti peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde Çocuklarınıza yaptığınız bağışlarda adaleti gözetin. Yüce Allah öpmeye varıncaya kadar çocuklarınız arasında adil olanı sever, buyuruyor. Dinimizde öyle incelik var ki öpmeye kadar ölçü koymuştur. Ancak çocuklarımızdan birisi kötürüm yani özürlü ise veya borçlu ise bunlar istisna olup diğerleri içerisinde eşit davranmak farzdır.
Buna rağmen anne ve baba yanında çocuklarından birisi farklı olabilir. Bu fıtridir. Bundan kaçmak mümkün değildir. Ancak bu ilgi dışarı aksederse kıskanma olur, haset ortaya çıkar ve sonunda musibete döner. Buna kendi elimizle yol açmış oluruz.
Cenabı hak bir Kutsi hadiste; Sırf benim için birbirini sevenler, bir araya gelenler, benim için birbirini ziyaret edenler, sadece benim rızam için sadaka verip yardım edenler, benim için birbirine dost olup dostluğu devam ettirenler, benim sevgimi hak edenlerdir, buyuruyor. Kutsi hadis, miraçta peygamber efendimizin kalbine ilka olunan Rabbimizin sözleridir.
İşte bizler de şu an şan-şöhret için değil, birileri için değil, sırf Allah rızası için ve Ali imran suresindeki rıdvanun minallah ayetinden nasiplenmek için buradayız.
Üçüncü hadisi şerifte peygamber efendimiz (sav.) Allah güzeldir, güzeli sever. Ahlakın yüce olanını sever adi olan ahlakı sevmez. Ve yüce işlerden hoşlanıp boş işlerden boş sözlerden ve basitlikten ikrah yani nefret eder, buyurmuştur. Müslümanın ahlakı sıradan adi olamaz. Müslüman vardığı her yerde ahlakı ile oranın atmosferini değiştirir.
Adi ahlakın en başı kibirdir. Yaratılmış her insan ve cinde 125 adet kötü hastalık olur. Kimininki az kimininki fazladır. Bize düşen onlarla mücadele edip itidal şekle dönüştürmektir. Bu ibadettir ve Allah bizlere bu iradeyi vermiştir. 125 hastalığın en başındaki kibir hastalığı olan kişiler doğru ve hak olanı kabullenemez. Hal ve tavırlarıyla başkalarını küçümser.
Sevilen müminlere Rabbimizin kudretullahından ihsan olunan ikramlara beş tane örnek verirsek;
1-Peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Şüphesiz ki Allah aranızda rızıklarınızı paylaştırdığı gibi ahlakınızı da paylaştırmıştır. Şüphesiz ki Allah dünya malını sevdiği kimselere de sevmediği kimselere de verir ama imanı sevdiğinden başkasına vermez, buyuruyor.
Herkesin rızkı bellidir. Kişi haram veya helal yoldan o rızka ulaşır. Bu imtihanın gereğidir.
Yukarıda kastedilen iman burada bulunan yani bizlerde olan iman gibi değil. Bu imanı anlamak için önce tecdidi iman konusuna bir bakalım.
Peygamberimiz (sav.) buyurur ki; Şüphesiz iman sizden birinin giydiği elbisenin eskidiği gibi eskir ve yıpranır. Allahtan kalplerinizdeki imanı yenilemesini dileyin. İşte bize verilen bu imanın yenilenmesine tecdidi iman denir.
İmanı yenilemenin nasıl olacağını da yine kuranımızdan öğreniyoruz. Bismillah vestağfiru, isteğfiri kelimeleri kuranımızda 8 yerde geçer. Burada bize yenilemenin ilk adımı olan istiğfar ve tövbe edin diye direk emredilir. Bu bize verilecek olanın birinci temelidir.
İkinci olarak da lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allahtan başka ilah yoktur. O tektir. Ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd ona aittir. O her şeye kadirdir. İşte biz bunu mekarimül ahlak mektebini 3. tesbihatı olarak her gün 100 defa yapıyoruz. Bunu peygamberimiz yapmış yapmamızı emretmiştir. Böylece kalbimiz ve nefsimiz ekzersiz ve talim yapmış ve eskiyen imanımızı yenilemiş oluyoruz.
Bir başka hadisi şerifte; Bir kul samimi şekilde dili ile kalbini bağlayarak lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, derse yüce Allah o anda o kişiye nazar eder. Yüce Allah bir kula nazar ettiği vakit o anda onun bütün isteklerini kabul eder.
İmanının yenilmesinden başka bir de ibka olması lazımdır. İbka bulunduğu yerde sabit kalma anlamına gelir.
İmanda İbka Nedir?
Kuranımıza baktığımızda bismillah …ulaike ketebe fi kulubihimul imane ve eyyedehum bi ruhin minh… buyurmuştur ki O sevdiğinin ve razı olduğunun kalbine imanı yazar, anlamına gelir. Rabbimiz İmanını her gün yenileyen kulumun kalbine imanı yazarım buyuruyor. İşte o zaman asıl imana sahip olmuş oluruz. Yoksa şu anki imanımızın pek de övülecek kısmı yoktur.
İman kalbe yazılmasını üç yerde görürüz.
1- Son nefes. Dünyadaki son imtihan.
2-Kişi baygın, sarhoş veya koma halinde olduğu için bu imtihanı olmadıysa kabir sualine amentü ile cevap verebilenler imanın etkisini görmüş olur. Kişi kabir suali esnasında bu aklıyla cevap verir. Ancak korkar. Bu korkuyu yaşamamak için de dünyadayken sürekli talim yapılması gerekir.
3- Amel kitabı kişiye sağından solundan veya arkasından teslim edilir. İnşallah kitap sağından verilirse bu imanın ibka olur. Aksi haldi diğer iman sururidir.
3 aylık bir çalışmayla ortaya çıkmıştır ki dünyada iken cennetle müjdelenmiş (peygamberler hariç) 64 kişi vardır. Bunların dışında kimsenin cennet garantisi yoktur.
2. Örnek
Hazreti Salih (as) döneminde koca bir kayadan dişi deve çıktı. Deve inanan inanmayan herkese yetecek şifalı süt verirdi. Sütün şifalı olduğunu bize haber veren şura suresindeki ayet ki biz onu şifa ayeti olarak okuruz.
3. Örnek
Peygamberimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Ben sizin gibi değilim çünkü ben Rabbim tarafından doyurulur ve sulanırım, buyurur. Fıkıh kitaplarımızda geçen visal orucunu sadece efendimiz tutmuştur. Bazı sahabeler yapmak isteyince de onlara müsaade etmemiş ve ben sizin gibi değilim demiştir.
4. Örnek
Ashab-ı Kiram içerisinde bir anneye verilen ikram örneği.
6000 hadisi şerifi bize aktaran Hazreti Ebu Hureyre (ra) aktardığı bir hadisi şerifte Ümmi Şerik adında bir sahabe hanım (Hazreti Kuzeyya) ramazan ayında Mekke’de müslüman olur. Gizlice Medine’ye gitmek üzere yola çıkar. Her türlü tehlikeyi göze alarak gayret ederek Medine’ye gelir. Yolculuk esnasında bir Yahudi ile karşılaşır. Bir süre yolculuk yaptıktan sonra bir yerde yemek için mola verirler. Yahudi sofrasını açar ve Ümmi Şerik anneyi davet eder. O da ben yemek yemeyeceğim sadece biraz su ver der. Yahudi de eğer dinime geçip Yahudi olmaz isen sana su vermem der. Ümmi şerik hiç eyvallah etmez devesine binip uykuya dalar. Uyurken alnına bir şey dokunur. Uyandığında karşısında bir su kovası görür. Kovadaki sudan içip biraz da kırbasını doldurur. Kova kendiliğinden göğe yükselip gider. Uyanınca Yahudi’ye sana ihtiyaç kalmadı Rabbim benim susuzluğumu giderdi, der. Medine’ye gelip peygamberimize olanı anlatınca Peygamberimiz de bu hanım sahabeye evlilik teklif eder ama bu hanım ya Rasulullah ben sana layık değilim ancak ashabın içerisinden dilediğinle evlendir, der. Peygamberimiz de onu Hazreti Zeyd (ra) ile evlendirir. Evlerinde yiyecek hiçbir şeyleri olmadığı için Peygamberimiz bunlara ekmek yapmaları için bir miktar arpa verir ve bunu un yapıp yiyin ama tartmayın der. Demek ki evimize gelen nimeti bereketlenmesi için koyarken alırken bismillah diyecek ve tatmayacağız ki görünmeyen bu bereketten nasipleneceğiz.
5. Örnek
Bu ikram da depremde yasanmış olan bir ikram
Yozgat’tan Elbistan’a ziyarete gelen iki çocuklu bir kadın depremi yaşıyor. Anne ve büyük çocuk enkazda vefat ediyorlar. İki aylık olan bebek 48 saat sonra enkazdan çıkartılıyor. Parmağını emdiği fark ediliyor. Rabbimizin kudretullahı ile parmağını emerek hayatta kalıyor. Bu bebek Yozgat’a baba annesine teslim ediliyor. Bir yıl sonra baba anne rüyasında o gelini görüyor. Kızım geldin mi diyor. Gelinde tabi ki geliyorum. Hatta her cuma geliyorum. Burada benim çocuğum var. Ben sizi görüyorum siz beni göremiyorsunuz, diyor.
İkincisi yine aynı depremde Hatay’da yaşanıyor. Enkazdan 128 saat sonra çıkartılan 3,5 aylık Vatin adında bir bebek. Sağlık ekipleri onu çıkardıklarında o da parmağını emiyor. Annesi sağ ama üzerine düşen enkazlardan dolayı felç olmuş. Anne çıkarıldıktan sonra anlatıyor: Vatini kucağıma aldım. Her gün ezberimde olan kuran ayetlerinden okudum. Felç olduğum için olmalı ki hiçbir ağrı hissetmedim. Vatini hiç emziremedim. O hiç ağlamadı. Ağladığı zaman da sallıyordum ve hemen susuyordu. Sürekli parmağını emiyordu.
Bütün bu ilahi ikramlardan görüyoruz ki Rabbimiz sevdiği zaman nasıl ikramlarda bulunuyor aleni gördüklerimiz dışında bir de görmediklerimiz vardır.
Rabbimizin imanımızı yenilemeyi, onun sevgisine mazhar olmayı o üç geçidi geçip onun en büyük ikramı olan cenneti ve Rabbimizin cemalini görmeyi bize nasip eylesin. El Fatiha

Yorumlar