top of page

İBLİS VE ŞEYTANLARININ GUSÜL ABDESTLERİNE SALDIRMASI



Abdestin Bozuldu Vesvesesi

Hazreti Ebu Hureyre (ra.) şöyle anlatır; Peygamberimiz bizi şöyle bilgilendirdi. Sizden biri namaz kılarken şeytan gelir ve kişinin kalçalarına yumuşakça davranıp büyük abdest mahallini ele geçirir. Onun üzerine yerleşince de o kimseyi namazdan vazgeçirmek için sıkıştırır. Ve ona gem vurur. Kalçalarının arasına yellenir. İnsanın dışkı çıkardığı yerden bir kıl çeker. O kişi kıl çekilenyerde bir hareket hisseder. Kendisine gem vurulan kişi ise ağzı açık kalıp yani esneyip Allah'ı zikredemez. Kendinden bir gaz çıktığı duygusuna kapılır. Abdestinin bozulduğunu sanır ve şeytan tam bu esnada gelir abdestin bozuldu der. O kişi içinden kelime telaffuz etmeden yalan söyledin desin. Sizden biri abdestinin bozulup bozulmadığı konusunda şüpheye düşerse? Bir ses işitmedikçe veya bir koku hissetmedikçe namazını bırakmasın. Kaç rekât kıldığını bilemez ise oturduğu yerde sehiv secdesi yapsın, buyurdular.

Şimdi biz bunları parçalar halinde ve herkesin net anlayabileceği şekilde açıklayacağız.

1. Sıkıştırma yapar. Yani iblis önce mesrebesine musallat oluyor. Orayı tahrik ediyor. O insanda idrar sıkışması hissi oluşmaya başlıyor. Kişi namazını bitireyim diye sağa sola sallanmaya başlayıp kendini namazına veremez hale geliyor.

2. Yellenme ve kıl koparılması hissi veriyor. Kişide öyle bir his oluşuyor ki gazın kendisinden çıktığını zannediyor. Tam bu esnada yüksek bir hızla kıl koparıyor. Bu anda da kişide tuhaf bir hareket oluşuyor. Yani ne acı olduğunu hissedebiliyor ne de abdestin bozulduğunu hissedebiliyor. Bir tereddüt ve şüphenin içerisine girmeye başlıyor.

Burada fıkhımız bir hüküm veriyor. Eğer gerçekte kişinin kendi bağırsaklarından çıkan bir gaz sesini duyar ya da kokusunu alırsa abdesti bozulur. Erkek ve kadınların üreme organlarından yel çıkması olursa Hanefilere göre abdesti bozulmaz. Şafi olan kardeşlerimizin üreme organlarından çıkan yel, onların abdestini bozar.

3. Kendinden bir gaz çıktığı hissi oluşturuyor. Bunu duyduğumuz zaman demek ki bunun İblisin yaptığı bir hareket olduğunu bileceğiz.

4. İnsanın iç dünyasına yani kendi nefsine senin abdestin bozuldu vesvesesini bırakıyor. Buna itibar etmeyip içimizden harf telaffuz etmeden sen yalan söylüyorsun demeliyiz. Resulullah efendimiz ya burun koku alacak ya kulak ses duyacak. Bunun haricinde bozuldu vesveselerinden asla etkilenmeyiniz buyuruyor.

5. Gem vuruyor. Kişinin o esnada ne okuduğunu, hangi sureyi okuduğunu, hangi ayetinde kaldığını unutması işte bu geminin eseridir. Ve unutma ile birlikte o kişi esnemeye başlıyor. Neyi okuyacaktım, neyi okuyordum, nerede kaldım diye kararsız kalıp bir süre bekliyor. Eğer kişi 3 defa subhanallah diyecek kadar beklerse mutlaka sehiv secde yapmak zorundadır.

6. Namazın neresinde olduğunu unutturuyor. Bu durumda namazım olmadı diye amazı terkedip çıkmayacağız. Dinimizde hiçbir zaman namazı bozmak yoktur, namazı tamir etmek vardır. Çünkü namazı bozduğumuzda iblise teslim olmuş oluruz. Bir kişi bu öyle bir vesvese ilk defa müptela olduğu ise hemen sağa selam verip namazdan çıkar. Namazı baştan kılar. Sürekli bu vesveseleri yaşıyor ise sehiv secdesi yapar. Onun için sehiv secdesi yapılacak yerleri tek tek bilmek zorundayız.

Namazın vaciplerini terk ettiğimiz zaman, tehir ettiğimiz zaman, takdim ettiğimiz yani öne aldığımız zaman, vasfını değiştirdiğimiz zaman ya da hiç yapmadığımız zaman sehiv secdesi gerekir. Farzları takdim ettiğimiz veya tehir ettiğimiz zaman da sehiv secdesi gerekir.

Mesela öğle namazının ilk sünnetini kıldığımızı düşünelim. Vesvese ile acaba ikinci rekatta mıyım, üçüncü rekatta mıyım diye şaşırdığımızda 2 defa subhanallah subhanallah diyecek kadar düşünme süremiz vardır. Daha fazla düşünürsek sehiv secdesi yapmak icap eder. Ayrıca bu şüphe durumunda aşağıdan alarak 2. rekattaymışız gibi devam edeceğiz. Ancak 3. rekatta olma ihtimali de olduğu için 3 defa oturma yapmış olacağız.

Her rekatın sonundaki tahiyyatı okuyarak dördüncü rekatın farzını geciktirdik. Bu 3 tane suçtan dolayı da tek sehiv secdesi yaparak namazımızı tamamlayacağız.

Sehiv secdesi yaparken Sağa selam verdikten sonra direk sehiv secdesine gidebiliriz. İstersek sola da selam verip ondan sonra gidebiliriz. Burada bir rekat fazla kılmış olduğuk. Bu konuda Hazreti peygamberimiz buyurur ki, Sizin bir rekat fazla kılmanız ardından iki defa fazladan secde yapmanız şeytanı çıldırtır. Bundan dolayı sehiv secdesi yapmakla hiçbir kaybımız yoktur.

Bazen abdest alırken acaba şu uzvumu yıkadım mı? Veya unuttum yıkamadım mı? Gibi vesveseye düşeriz. Bu durumda da geri dönmeyeceğiz. Kuru kalsın bu sefer, varsın ibadetim olmasın diyeceğiz, devam edeceğiz. Çünkü bir kere geri adım attığımız zaman İblis için en büyük hazinedir. Her ibadetimizde defalarca yaptım mı, yapmadım mı diye bir hastalığa dönüştürür.

Hazreti Zeyd (ra.) ve Hazreti Usame (ra.) dan edilen rivayete göre Resulullah (sav.) şöyle bildirdi, Hazreti Cibril (as.) peygamberimize abdest almayı ve namaz kılmayı öğretmeye geldiğinde abdest almayı gösterdikten sonra bir avuç su alarak iç çamaşırının üzerine gelecek şekilde serpmiştir. Bugünden sonra peygamberimiz her abdest aldığında bir avuç su alır eteğine serperdi. İblis bazı kişilerde idrar yollarından akıntı olmuş, idrar damlamış gibi his verir. İşte bu vesveseyi gidermek için su serpererek bize örnek olmuş oldu.

8 alanda hastalık derecesine gelmiş, yani takıntı olmuş daha daha paranoyak olmuş kişiler vardır.

Bu 8 alana kısaca bir bakarsak.

1. Mikropların çıkmadığı kaygısıyla ellerini sürekli yıkıyor, yıkıyor ki nerdeyse artık derisini kazıyor.

2. Yukardakinden farklı olarak ellerini sabunla yıkayanlar. Bunlar ayrı ayrı klinik hadiseler.

3. Sürekli oturduğu evini yıkamalar olur.

4. Bir şeye dokunduğunda hemen ellerini yıkayanlar olur.

5. Yere bastığı çorapla namaz kılmayanlarlar olur.

6. Bir eşyayı haddinden fazla defalarca yıkamaları ki parayı yıkanlara kadar olur.

7. Kirlenir düşüncesiyle çocuğunu kucağına dahi almamalar.

8. Evine bir misafir geldiğinde kirlendiği vesvesesiyle misafir gider gitmez. Misafirin bulunduğu yerleri tekrar tekrar silmeler.

Bu tür hastalara anksiyete bozuklukları deniyor. Bu artık klinik vaka haline geliyor ve tedavisi zor oluyor. Nereden başlıyor, nerelere geliyor?

Tuvalet Kullanımında Vesvesenin Etkisi

Hazreti Enes bin Malik (ra.) anlatıyor, Resulullah (sav.). Tuvalete girmek istediğinde, Bismillah Allahümme innî eûzü bike minel hubsi vel habâis. (Allah’ım, şeytanların erkeklerinden ve dişilerinden sana sığınırım.) Bu duayı mutlaka yapardı. Biz de bu duayi ezberleyemesek dahi en azından bismillah diyerek girmeliyiz. Çünkü oralar erkek ve dişi cinlerin bizi sürekli tarassut ettiği yerlerdir.

Peygamberimiz (sav.) buyururlar ki, Cinler ve şeytanlar ile adem oğullarının avret mahalleri arasındaki tek perde, tek koruyucu zırh helaya girerken Bismillah deyip besmele çekmesidir. Bu zırha bürünmeden girilirse avret yerlerimizi gören cinler alaycı uslupla onu diğer cinlere anlatırlar. Ondan sonra ilgisini çeken bir cin gelip kişiye musallat olur.

Bazıları tuvaletteyken güya oradaki idrarından gaytasından tiksinmiş olup oraya tükürür. Unutkanlığın çoğu idrarın içine yani tuvalete tükürmektendir.

3. Tuvalet içerisindeyken ya da banyodayken avret mahalli açık iken besmele getirilmez. Lavabo ve abdest alma yeri iç içe ise abdest alırken tuvaletin kapısını kapatacak. Aksi taktirde besmele getirirse bu suçtur. Çünkü besmeleyi çektiğinde bizim yanımızdaki kiramen kâtibin melaikeleri içeri girmek zorunda kalır ve lanet eder.

Ve laneti anında üzerimizde tahakkuk eder. Ama girerken besmeleyi unutmuşsak kalben besmele çekeceğiz.

4. İçeri girerken yüzük, bilezik, kolye gibi, üzerimizde Allahın adının yazılı olduğu, peygamber aleyhisselamın adının yazılı olduğu veya bir duanın, ayetin yazılı olduğu herhangi bir şey varsa cebimizin görünmez kısımlarına konularak öyle girilir. Onlar açık değilken girildiği anda kişi orada suç işlemiştir. O şekilde girmesinin bedelini öder. Hem tuvalette hem banyoda hiçbir şekilde ağzımızdan bir kelime çıkramayacağız.

Hazreti Ebu Said el Hudri (ra.)anlatıyor. Peygamberimizi (sav.) şöyle buyururken dinledim; Konuşarak ve avret yerleri açık olarak abdest bozmaya çıkmasınlar. Çünkü Allahu teala böyle bir duruma gazab eder. Tuvalet ve banyoda konuşmamak müstehaptır. Yani peygamberimizin bu uyarısına itaattir. Avret yeri açıkken konuşmak, haram derecesinde tahrimen mekruhtur.

Abdullah İbni Ömer (ra.) anlatıyor, Resulullah (sav.) Küçük abdestini bozarken bir adam çıkageldi. Resulullah efendimiz beni yanına çağırıp ters dön ve önüme sütre ol dedi. Sonra gelen adam selam verdi. Hazreti peygamberimiz (sav.) o adamın selamını almadı. Abdest bozmasını bitirdi. Oradan hemen toprakla teyemmüm etti. Sonra adamın selamını aldı. O kişiye bir daha beni bu halde gördüğün zaman sakın selam verme. Çünkü eğer sen selam verirsen, ben senin bu selamını alamam. Ben aziz ve Celil olan Allahı taharetsiz olarak ağzıma almayı uygun görmedim, dedi.

Abdestsiz iken cenaze namazı kılındığını görsek abdest almak mümkün olmadığı için su olsa dahi toprakla teyemmüm edebiliriz. Aynı şekilde bayram namazında da böyle yapabiliriz.

Hazreti Eba Eyyub (ra.) ve Hazreti Ebu Hureyre (ra.) her 2 sahabe efendimiz rivayet ediyorlar; Resulullah (sav.), Ben sizin babanız yerindeyim. Tuvalete girdiğinizde kıbleyi karşınıza almayın. Ve arkanızı da çevirmeyin buyurdular.

Hazreti Ebu Eyyub (ra.) der ki, İslam ordusuyla Şam'a geldik. Gördük ki oradaki tuvaletleri hepsi kıbleye karşı yapılmış.

Artık oralarda kıbleden yönümüzü sağa sola çevirip tuvaletten çıkınca da Allah'tan af diliyorduk.

Şimdi bu hadisi şeriften anlıyoruz ki hem Kabeye hem Kudüs'e ön ve arka tarafımızı dönemeyiz. Tuvaletin taşı tam kıbleye dönük yapılmış bir yere acil girmek zorunda olsak dahi İmamı Azam Hazretlerine göre zaruret değildir. Talebelerinden İmamı Yusuf ve İmam Muhammed ise En azından önünüzü dönmeyin mekruh olmakla birlikte kaba avret yerini dönmek daha hafif buyuruyorlar. Aile beraberliği de aynı yukarıdaki hükümlere dahildir. En azından avret mahallerini örtecek bir battaniye, bir nevresim kullanmaları gerekir. Bu yatağı kıbleye dönük olmadığını da kullanması gerekir.

Hazreti Aişe (ra.) annemiz sahabilerin hanımları yanına gelince özellikle onlara Zevclerinize su ile temizlenmelerini söyleyin buyuruyor. Çünkü Resulullah (sav.) su ile temizlenirdi. Burada bahsedilen gaita temizliği değil, idrar temizliğidir. Ayakta idrar yapılan wc ler yaygınlaştı o yüzden bu taharet bizim için daha da önemli hale geldi.

Yine Hazreti Katade (ra.) anlatıyor. Biz Resulullah (sav.)ile birlikte iken, Sakın biriniz bevlederken. Üreme organını sağ eliyle tutmasın. Helada sağ eli ile silinip taharetlenmesin. Kabın içine de solumasın buyurdular.

Demek ki sağ el ile istinca Müslümanın yapmaması gereken sorumluluktur. Bir mecburiyet yoksa öyle taharetin dışında dahi oralara sağ elin dokunması uygun değildir. Sağ elin müslümanda ayrı bir üstünlüğü vardır. Küffar bizimle mücadele edip solla yemek yedirmeyi özendirir. Halbu ki islam'da su stratejisi gibi sağ stratejisi vardır.

Her suyu ve sıvı içeceklerin tamamını içerken bismillah bitirince elhamdülillah diyeceğiz. En az 3 seferde içeceğiz. Örneğin abdestimizi aldıktan sonra 3 yudum su alacağız. Birinci yurdumda ya Rabbi bunu bana rızık eyle, ikincisinde şifa eyle, üçüncüsünde ilim eyle diye dua edeceğiz.

Rasulullah Efendimiz kabın içine solumayın buyurdu. Taharet ile ilişkilendirdi. Kabın içine solumak, sünnete muhalefettir.

Bizim ciğerlerimizde mikrobik rahatsızlık o kaba sirayet edip de bir başkasına geçmesin düşüncesiyle yasaklanmıştır. Şu dinimizdeki nezaketi ve hassasiyeti görüyoruz. Böyle bir dinin müntesipleri olarak ne büyük bir nimet içerisindeyiz. Ve Resulullah Efendimizin suyu tek seferde içenlere acı bir uyarısı var ki bu ciğer ağrısı yapar, buyuruyor.

Peygamberimiz (sav.) buyurdular ki, Yemek yedikten sonra dişlerinin arasında bulunan yemekleri çıkarmadan namaza duran kişiyi görmek kadar meleklerin hoşlanmadıkları bir şey yoktur. Yani melekler bu kişiden nefret ederler diyor. Müslüman'ın dizaynı budur. Müslüman ibadetin de bile tiksindirici, ürpertici, nahoş ve Müslüman fıtratına yakışmayan gayri edebi bir şey sergileyemez.

İstibra Nedir?

İstibra erkeklerde olup kadınlar için mecburiyeti olmayan sünnet bir görevdir. Küçük abdest bozduktan sonra idrardan kalan akıntıdan tamamen emin olması için bir süre beklemesi veya kendince bazı hareketler yaparak o kalıntıyı temizledikten sonra abdest alması demektir. Bu istibraya dikkat etmeyen bu sünneti önemsemeyip direkt abdest alanın abdesti yoktur. O canım ibadeti boşa gitmiştir, haberi yoktur. istibrasız abdest asla olmaz.

21 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page