top of page

HZ. İSANIN (A.S) MUCADELESİ



SU NİMETİ

Geçen haftaki dersimizde Muminun suresinin 50. ayetinin son kelimesini işlemiştik. Bugün o son kelimeden itibaren devam edeceğiz. O son kelime ve maiynin. Yani cenabı hak İsa aleyhisselamı da annesini de akarsuyu olan bir yere yerleştirdik buyurur.

Cenbı hak günlük yaşamımızda bazı alanları tamir etmemiz gereğini görev ve sorumluluğumuzu bu kelime ile hatırlatıyor. Buradaki eksikliğimiz şöyle ki; Cenabı hak size tatlı ve susuzluğu giderici sular içirdik, buyuruyor. Kuranımıza göz attığımızda Cenabı hak bizlere 113 kez suyu ve ehemmiyetine hatırlatır. Özellikle Yaz günleri o kadar fazla su içiyoruz ki her su içtiğimizde kısa kısa 5 defa dua etmemiz gerekir. Aksi halde bizi uyaran Cenabı hakka şükür görevini yerine getirmeyerek nankörlerden oluruz. Birinci yudumun ardından Helal ve bol rızık eyle diye, Ikinci yudumda maddi ve manevi şifa eyle diye, Üçüncü yudumda ilim ve hikmet eyle diye, Dördüncü yudumda vücudumuza ihya eyle yani canlandır daha dinamik hale getir diye, Beşinci yudumda çok şükür ya Rab demeliyiz. Kısa yaparsak; Rızık eyle, şifa eyle, ilim eyle, ihya eyle, çok şükür ya Rabbi diyoruz. Ezberleyemediysek en azından çok şükür yarabbi denmelidir. İçtiğimiz süt olur, su olur başka bir içecek olur bu duaların icabet saatine geldiğini düşünelim yapanın neler kazandıracağı, yapmayanın da neler kaybedeceği gayet bedihi olarak ortadadır.

Hazreti peygamberimiz Müminun suresinin 50. ayeti celilesini tefsir ederken şöyle bir hadisi şerifle önümüzü açar. Sallallahu aleyhi vessellem buyuruyorlar ki; 3 şey göze cila verir. Yeşile bakmak, akarsuya bakmak ve kendine helal olan güzel yüze bakmak. Cila, Onları seyrettikten sonra ruhun ve kalbin dinlenmesi veya rahatsızlığı var ise ruhun ve kalbin tedavi olmasıdır. Yeşili seyretme, akarsuyu izleme ve nurani bir çehreye bakmak hem kalbi hem ruhu dinlendirir ve tedavi eder. 2 özelliği bir aradadır. Dinlendirmek ayrı, tedavi etmek ayrıdır. Eğer o kişinin içerisinde bir acı üzüntü varsa bu 3 şeyin hangisinden istifade ederse etsin içinde bir ferahlama olur. Bu 3 şey neden insanın kalbine ve ruhuna bu kadar tesir ediyor. Çünkü bu 3 yerde ilahi tecelli vardır. İşte bu tecelli dinlendirip tedavi eder.

1-Abdestte hassaten gusul abdestinde bu tecelliden o kadar nasipleniriz ki her abdest aldıktan ve guslettikten sonra vücudumuzda bir ferahlık olur. Ancak gençlerimize şu ikazda yapalım ki taharetini suyla istinca etmeyen bu batı kültürünün etkisinde kalan demektir ve bu tecelliden faydalanamaz. Yani bir mümin kapılı tuvaletine girer temizliğini orada yapar. O milletin önünde o şekilde temizlik bize asla yakışmaz. 2-Yağmur ve kar yağışını izlerken bu tecelliden nasipleniriz, çünkü yağmur ve kar damlalarının her birini melaikeler indirdiği için onların nuraniyetinin tecellisi bizim kalbimizi ve ruhumuzu dinlendirir. Osmanlı dönemimizde ruhsal tedavilerde yaz günü ise hastaları akarsuyun başına götürürler, eğer kış günü ise büyük kaplara su doldurup o suyu kaptan kaba kişinin gözü önünde aktararak, bu hadisi şerifteki mübarek tecelli o hastaya aksettirilirdi. 3. Salih ve Saliha insanlarla birlikte oturduğumuz zaman bu tecelliden nasipleniriz. Çünkü onların kalplerine Cenabı hakk'ın esması tecelli eder, oradan da biz istifa ederiz. Bu tecelli eden nasipleniriz. 4-Mushafı şerifi okumasını bilmesek dahi sadece o ilahi harflerine sevgi ve muhabbetle bakmış olsak onların üzerindeki rabbimizin tecelli esmasının gözümüze yansıması nedeniyle ondan nasipleniriz. 5- Eşlerin birbirlerinin gözlerine muhabbetle bakarken de bu tecelliden nasiplenirler. Işte o zaman aralarındaki kırgınlıklar soğuklar gider. Ailevi muhabbetin artması ve devamına vesile olur. 6- Etrafımızdaki çiçekleri izlediğimiz zaman yine o tecelliden dolayı hem dinlenir hem de şifa buluruz.

Bu yüze bakma ifadesini fitneye mahal vermemek için 2 fıkhi kaideyi şöyle bir dinleyelim.

1- Fıkhi kaideler içerisinde şabb-i emret diye bir kaide vardır. Yani bıyıkları henüz bitmemiş genç delikanlılara şabb-i emret denir. Bu gencin yüzüne şehvetle bakmak haramdır. İmam Muhammed çok güzel yüzlü idi. İmamı Azam Ebu Hanife Hazretleri talebeleri ile ders yapar iken İmamı Muhammedi kendi sürekli arkasına ya da bir direğin arkasına oturmuş. Öğrencisinin birisinin samimi abdest aldığı esnada uzuvlarını yıkadığı suyun kan irin şeklinde döküldüğünü görünce ayağa kalkıp kıbleye karşı ya Rabbi bu hali benden al diyen takva sahibi olan İmamı Azam efendimiz. Buyuruyor ki ben bu halle bütün herkesin günahlarına vakıf olursam o zaman onlara karşı içimde bu çok günah işlemiş diye beğenmemezlik olur. İşte takvasında ve kemalatında böyle zirveye çıkmış olan bir zat olduğu halde kendince böyle tedbir almaktaydı.

2- Seddi zeria bütün fakihlerin içtihat alanlarında önem verdikleri bir kaide. Yani harama götürebilecek bir yolun ve davranışın kapalı tutulması demektir. Şimdi yukarıdaki konuyla bu konu öyle bir irtibatlı ki İmamı Azam efendimizin de tatbik olarak gösterdiği gibi böyle yakışıklı gençlerle bir arada iken nefsinde bir kıpırtı hissediyor ise oradan uzak duracaktır. Çünkü orada bir tehlike var. İmamı Azam efendimiz işte bunu anlatmaya çalışıyor. Çocuklarımız daha sabi iken onlara karşı tedbirli davranmamızı yönelik Seddi zerianın bir ikazıdır. 10 yaşını bitirmiş ister erkek ister kız çocuğu olsun annesi hariç diz kapaklarıyla göbeği arasında kalan yerine bakmam ve dokunmak zaruret olmadıkça asla ve asla caiz değildir.

Hazreti Meryemin (ra.) Oğlu ile Birlikte Mısır'dan Şam'a Hicreti

Cenabı hak Hz. Meryem’e Mısırdan çıkıp Şam’a gitmesini kalbine ilka eyledi. Şam’da cebeli Halil beldesine yerleştiler. İsa aleyhisselam 30 yaşını doldurmasına deyin, Şam'da kaldılar. Ve 30 yaşını doldurunca İncil nüzul olunmaya başlandı. İncil nüzul olunca halk kendisine rağbet etmeye başladı. Çünkü her çeşit hastalığı dua ile iyileştiriyordu. Hasta kendisine gelince iman etmesini şart koşuyordu. Kötürüm, eli felç, ayağı felç neyse hastalığına bir dua ediyor şifa buluyordu. Gözleri ama, alaca hastası her türlü derde Allahın izniyle şifa oluyordu.

Şimdi alaca hastalığına günümüz tıbbı ala hastalığı der. Kuran'a muhalefet etmek için bu ala ismini değiştirdiler. Eski adıyla alaca, sonraki dönemlerde ala ve günümüzde cilt ve deri hastalıkları grubuna alınmış, üzerine dermatoloji diye bir bilim dalı oluşturulmuştur. Dermatoloji genel olarak 7-8 hastalığa bakarken bunun içinde bir tanesi var ki çok büyük bir öneme haiz kur'an mucizesi olarak ve gittikçe yaygınlaşacak olan Vitiligo dediğimiz hastalık. Kuranı kerimde buna 2 tane yerde değiniyor 1- Ali İmran 49.ayette 2- Maide suresi 110. Ayette değiniyor. Vel ebrasa diye geçer ki alaca, baras veya günümüzün son tabiriyle Vitiligo dediğimiz hastalıktır. Bu hastalık nedir? Derimizin her insanın vücudunu kaplayan deri altında melanosit dediğimiz bir hücre vardır. Bu hücre vücudumuzun derisine renk verir. Zaman zaman verdiği o renk harekatı düzensizleşir bir yere yığılır. Bir kısmı bir renk, diğer kısmı bir renk olur. Hindistan'da bu çok yaygındır. Eğer bir kadın Hindistan'da böyle bir rahatsızlığa yakalansa uğursuz diye Hiçbir toplu araçta, hastane veya benzeri yerlerde o kişiyi aralarında kati suretle kabul etmiyorlar. Sivas Kangal'da Balıklı kaplıca var ki o balıklar bu tür sedef türlerine % 15,% 20 şifa bularak dönüyor.

Hazreti Meryem ve Hazreti İsa’nın Şam'dan Kudüs'e Dönmeleri

Hz. İsa aleyhisselama peygamberlik verildikten sonra Cenabı hak Kudü’se giderek tebliğ yapmasını emretti. Ancak Kudüs'e gelir gelmez acı veren bir hadise yaşadılar. İsa (as) merkebe binmiş bir halde gelirken Yahudiler Beytül makdis’te görünce hepsi ayağa kalkarak Hazreti Meryem anneye iftira etmeye başladılar. İsa aleyhisselam merkebinden dahi inmeden Ellerini kaldırdı ey rabbim, Bana ve anama söven bu kimseleri lanet etmeni istirham ediyorum yalvarıyorum diye dua etti. Ve anında duası kabul olundu. Oradaki hakaret edenlerin hepsini Cenabı hak bir anda domuza çevirdi. O günden sonra Hazreti peygamberimizin yeryüzünü şereflendirmesinden sonra onun hürmetine bedenen bir hayvan şekline dönüştürülmesi cezası kaldırıldı. Ancak inkılap dediğimiz insanların kalplerinde bu döndürme kıyamete kadar devam edecektir. İster Peygamberimiz inansın, ister inanmasın her kul ümmettir. İnanırsa icabeti ümmet, inanmasa daveti ümmet olur. Peygamberimizin bu ümmetine verilen fiziki çevrilme yok ama her insan inancına, yaşamına, ahlakına göre kalbinde bu çevrilme bu inkılap vardır. En tehlikesi de bu kalbi çevrilen insan eğer tövbe edip de affedilmemiş olmasıdır. Cenabı hak zaman zaman bazı mümin kulları gerek atasının ecdadının duasına hürmeten gerek bazı yaptığı hayır hasenat ve Salih amelleri hürmetine rüyalarında ikaz eder.

Havariler

Esteuzibillah kalel havariyyune nahnu ensarullah Havariler dediler ki biz Allah yolunun yardımcıları mıyız? Bu ayet kuran anımızda 5 kez geçer. Havariler İsa aleyhisselamın davetini kabul etmiş ashabıdır. İsa (as.) havarilerle birlikte yemek yerlerken İsa aleyhisselamın yediği yemeğin hiç azalmadığını görüyorlar. Bu hâli gören ve o zaman devlette makam sahibi olan 12 kişi iman etmişlerdi. Bunlar Kendi makamlarının mal mülklerini bir kenara bıraktılar. İsa aleyhisselamla oturuyorlar, onunla yatıyor, onunla birlikte yol alıyorlardı. Mevsim yaz kış hangi mevsim olursa olsun acıktıklarında susadıklarında İsa aleyhisselema iletiyorlar o da ellerini yere vurur sımsıcak ekmek ve tatlı su çıkar onlar da yerlerdi. Bir gün İsa aleyhisselam bunlara dedi ki. Arkadaşlar, insanın kendi elinin emeği ile çalışıp kendi kazancını yemesinden daha faziletli hiçbir şey yoktu. Yani ben size dua ediyorum yiyeceğiniz, suyumuz çıkıyor ama bu elinizle kazanıp yediğinizden faziletli değildir. Bunu duyunca havariler dediler ki, ya resul, biz bundan sonra toplumun kirlenmiş elbiselerini alacağız onları kendi elimizle yıkacağız. Onu yıkarken zorlanacağız, yorulacağız. Ama onların verdikleri ücretle geçineceğiz. Ve vu uyarıdan sonra bu şekilde kendi el emekleriyle temin ettikleri kazançlarını yiyerek geçindiler. Bir gün havariler dediler ki ya resul Hazreti Nuh aleyhisselam gemiye nasıl ve hangi teknikle yaptı? Dünyada o güne dek bir gemi örneği yok iken bunu nasıl bildi de o kadar dünyayı yutan bir suyun içerisinde ayakta kalabildi. 72 kişiyi ve her cins hayvandan bir erkeği ve bir çift dişisini ve bunların yiyeceğini 6 ay gibi bir süre bir arada bu gemiye nasıl sığdırdı, nasıl yaşadılar? Biz bu gemi hakkında zihnimiz çok kurcalanıyor dediler. İsa (as.) tamam dedi Nuh aleyhisselamın oğullarının en büyüğü Hazreti Samın (ra.) kabrine gittiler. İsa aleyhisselam dua etti. Cenabı hak birden Hazreti Samı diriltti. Hz.Sam korkuyla saçları ağarmış biçimde dirildi. Dedi ki ya ruhullah kıyamet mi koptu? İsa aleyhisselamın dedi ki, sizin döneminizin insanlarında saç ağarması olmadığı halde senin saçının yarısının niçin beyazladı, dedi. 12 havari Hazreti Sam’a gemiyle ilgili merak ettikleri her türlü bilgiyi sordular. O da bunlara detayları cevap verdikten sonra Cenabı hak tekrar onun ruhunu kabzetti.

Bismillah sübhaneke la ilme lena illa ma allem tena inneke entel alimul hakim. Sadakallahul azim. subhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.

35 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kommentare


bottom of page