GAYB NEDİR?


BEŞ BİLİNMEYENLİ ŞEY-1

Ali İmran suresi 44. Ayetinde Cenabı Hak, Esteuzibillah, Zalike min enbail gaybi. Ey Muhammed bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryemi kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini kur'a için atarlarken sen yanlarında değildin. Bu konuda tartışırlarken de yanlarında değildin, buyuruyor. Şimdi bu ayeti kelime kelime işleyeceğiz. Ana omurga konumuz gaybın ne olduğu ve gabya olan inancımızdır.

Gayb Nedir?

Kuranı kerimde gayb kelimesi 60 tane ayette geçer. Mutlak gayb ve izafi gayb olmak üzere gayb 2 çeşittir. Şimdi biz önce mutlak gayba kısa bir tanımlama yapalım. Cenabı hakkın zatı, Meleklerin mahiyeti, Kıyamet, cennet ve cehennem bizim için mutlak gaybtır. Yani Cenabı hak katında özel olarak bildirdiği rasullerin dışında hiçbir kimsenin bilemediği gaybe mutlak gayb diyoruz. Cenabı hak mutlak kaybı bir işaretle, emareyle, ip ucu vererek bilmemizi murad ettiği zaman mutlak gayb olmaktan çıkar ve izafi gaybe girer. Yani bazı insanların bildiği bazı insanların bilmediği olaylar ve olgulara da izafi veya nisbi gayb denir.

Gaybı daha anlayabilmek için gaybı önce dörde ayıracağız 1. Gaybi mazi; yani geçmişte dünya var olduğundan beri olup bitenlerdir. 2. Gaybi muzari, yani şu an yaşadığımız ama bir kısmının görüp bir kısmının haberdar olmadığı izafi dediğimiz gayb budur. 3. Gaybı istikbal, yani gelecekte olacaklardır. 4. Sinei gayb, yani kalbimizden geçen fikir ve düşüncelerdir. Şimdi daha da iyi anlayabilme sadedinde 1-2 örnek verelim. Hazreti Ebu Ubeyde (ra.) anlatıyor. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah'ın insanları ferasetle yani tevessümle tanıyan kulları vardır. Bunlar sürekli bu ümmetin içinde var ola gelecekler. Biz bunların ne sayısını biliriz, ne nerede yaşadığını ama onlar bir denge unsuru olarak aramızdadırlar. Hazreti Enes (ra.) Hazreti Osman Efendimizin devlet başkanlığı döneminde onu ziyaret etmek için makamına gelirken çarşıda bir kadına rastlıyor. Bu kadar büyük seçkin bir sahabi olmasına rağmen İblisin de devreye girmesiyle kadının vücut hatlarına bakıyor. O bakmasından pişman olup tövbe ederek Osman Efendimizin makamına çıktığında Hazreti Osman Efendimiz, Hazreti Enes daha ayaktayken Sizden birisi gözlerinde zinanın eseri bulunduğu halde yanıma giriyor, diyor. Enes (ra.) öyle bir etkileniyor ve şaşkına dönüyor ki, Ya Osman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra vahiy inmeye devam mı ediyor? Benim orada o kadına baktığını sen nasıl bu kadar net gördün? diyerek nazire yapıyor. Hazreti Osman (ra.) hayır diyor, vahi bitti. Fakat bu ferasettir, doğruluktur. Yani istikametin doğru olursa hadisi şerifteki müjde gibi ferasetle nasiplendirilen tevessümle bereketlendiren kullardan oluruz. Böyle bir velinin Feraseti ve tebessümü umuma hüküm olmaz her veliye verilen feraset kendine özel bir ikramdır. Sadece böyle kişilerin o bereketinden istifade edip yanıldığımız zaman bizi düzeltsinler diye etraflarında kümeleşiyoruz.

Gelelim birkaç tane gayb ayetini kısaca incelersek; Ali imran 179. ayet Esteuzibillah, Ve ma galallahu liyutli akum alel gaybi. Allah celle celaluhu sizi gayba muttali kılacak değildir, buyurdu rabbimiz. Yani öyle önüne gelenin her şeyden benim haberim var, biliyorum, şunu görüyorum, bunu ediyorum diyenler bu ayete çarpılıyor. Ve bunu peygamberimizin üzerinden 4 ayetle bizi tekrar tekrar uyarıyor. Esteuzibillah, Gaybını ben bilmem, buyuruyor peygamberimiz. En seçkin dünya onun hürmetine yaratılmış o seçilmiş Mustafa'ya bildirmez iken nasıl oluyor da önüne gelen şaklabanlar gaybı bilecek. Başka bir ayet; Esteuzibillah, Cin taifesi anlamış oldu ki, eğer gaybı bilmiş olsalar idi… diye ayet devam ediyor (Sebe/14.) cinlerin insanlar kadar bile gaybi bilmediğini bildiriyor rabbimiz ki bu ayeti celile sağa sola gidip bu işlerle iştigal edenlere büyük bir ikazdır.

Cinlerle iştigal edenlere gidip onların gaybı bildiğine inanır hale gelenler, burç şaklabanlarına inananlar bizimle yolunu ayırsın. Herhangi bir şey olduğunda ben müneccim miyim ki dedikleri anda dinleri tehlikeye girer. Müslüman hayırlı uğurlu olsun diyemez. Hayırlı olsun der. Hayırlara vesile olsun der. Müslüman uğurlu-uğursuz kelimesini kullanamaz. Hazreti peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde; Her kim yani ümmetinden her kim bir kahine gider, gaybten haber verdiğini tasdik ederse şüphesiz ki o Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme indirilmiş kuranı inkar etmiştir, buyuruyor.

Tekvir suresi 24. Ayette Esteuzibillah, O gayb hakkında cimri değildir. Burada cimri değil diyerek Hazreti peygamberimizi kastediyor. Müşrikler o zaman rabbinden aldığı vahilerin bir kısmını bize söylüyor bir kısmını bizden gizliyor diye peygamberimizi suçladılar. İşte bu ayet onlara meydan okudu. O yani Resulullah gayb hakkında cimri değildir. Şimdi bu ayete dayandığımız da 2 vasıf ortaya çıkar, biri bahil diğeri danindir. Eğer bir kişi parayı malı ve benzeri somut eşyalar yani böyle elle tutulup gözle görülen bunları birinde paylaşmakla veya vermemekte direniyor cimri davranıyorsa işte buna bahil denir. Ancak manevi şeyler yani ilim irfan marifet de bunun benzerlerini insanlara vermemek anlatmamak için cimri davranıyor ise ona da danin denir.

Esteuzibillah, Biz de kendisine vahiy ettik. Sen onlara kendileri hiç farkına varmadan bu yaptıklarını bir bir haber vereceksin. (Yusuf suresi ayet 15.) Şimdi bu ayeti celilede haber verilen bu durumu Cenabı hak Yusuf aleyhisselam daha 8-9 yaşları civarında iken vahyediyor. Ama onlara bir bir yaptıklarını haber vermesi 50 yıl sonra oluyor. Son 15-20 yıldır ülkemizde türeyen öyle bir güruh var ki Cenabı hak kimin kiminle evleneceğini dahi bilmez, derler. Bu ayette 50 yıl sonra olacağı tek tek sen onlara bütün bu yaşadıklarını anlatacaksın buyururken işte bu kendini bilmezlere de cevap vermiş oluyor.

Beş Bilinmeyen Şey Nedir?

Enam suresi ayet 59. ayette Esteuzibillah, Ve indehu mefatihul gaybi la ya'lemuha illa huve…. Gaybın anahtarları yalnızca onun katındadır, onları ancak Allah bilir, buyurur rabbimiz. Yani yeryüzündeki her bir yaprağın düşmesinde dahi Cenabı hakk'ın izni ile olduğunu ifade eder. Bu ayeti celileyi 12000 melek aynı anda indirmiş olması bu ayetin Allah katındaki değerini anlatmaya yeter. Hazreti peygamberimiz bu ayeti tefsir ederken buyuruyor ki Gaybın anahtarları 5 tanedir. Devam ediyoruz. Nedir o 5 anahtar? Lokman suresinin son ayetine baktığımızda Esteuzibillah, Yağmuru o yağdırır. Rahimlerde ne varsa o bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilmez.

Gelelim bu ayetin sosyal hayatımızdaki yansımalarına; Sallallahu aleyhi ve sellem buyururlar ki İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, hayrın anahtarları şerrin kilididir. Yani her gittiği yerde hayrı açar her gördüğü şerri kapatır. Yine insanlar arasında öyleleri de vardır ki şerrin anahtarı hayrın kilididir. Bu 2 mukayeseden sonra devam ediyor. Resulullah efendimiz Allah'ın hayrın kilitlerinin açılışını ellerine nasip kılmış olduğu kimselere ne mutlu ve şerrin anahtarlarının açılışını da ellerine nasip kıldığı kimselere de yazıklar olsun buyuruyor.

5 Gaybın 1.si Yağmurun ne zaman yağacağını Allah'tan başka hiç kimse bilemez. Dilediği zaman dilediği yere ne kadar ve ne şekilde yağdıracağını da tam olarak Allah celle celaluhu bilir. Cenabı hak alametlerin zuhuru yani yağmurla ilgili bu mutlak gaybını insanların anlayacağı ipucu vererek mutlak gaybi olmaktan çıkarır, izafi gaybe dönüştürür. Örneğin öncesinde bulut çıkar, Rüzgar çıkar o yağmurun bulutlara yüklenip geldiğinin bir emaresi olur. Hava tahmin raporu alanındaki yetişmiş mühendisler gerek uydu fotoğraflarıyla gerek barometrelerle gerekse teleskoplarla hava raporu değil hava tahmin raporunu hazırlar. Ve cenabı hakkın mutlak gaybtan çıkarıp izafi olarak bazı alametlerinden tahmin edeceğimiz hale dönüştürür. Yağmur yağmadığı zaman dua edip dergahı ilahiye iltica edeceğiz. Mecburen ondan isteyeceğiz. Sözüm bulutlara yağmur bombası atıp o bulutun yoğunlaşıp yağmasını sağlarız gibi düşüncede olanlara ki Cenabı hak o bulutu göndermezse bombayı nereye atacağız. Cenabı hak yağmur kelimesini 2 isimle nitelendiriyor. Birisi rahmet diğeri bereket. Cenabı hak iki isim kullandığına göre demek ki bunlar aynı anlama gelmiyor. İnsanların hayatlarının ve bedenlerinin rızıkları ve kurtuluşu yağmurla sağlandığından dolayı rahmet oluyor. Bütün canlılar rahmet sayesinde rızıklanıyor. O rahmet sayesinde hayatını idame ettiriyor. Bizim emeğimiz olmayıp Cenabı hakk'ın özel lütfu ile o rızkı artırıyorsa o da bereket oluyor.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki Yağmurun yağmadığı hiç bir saat yoktur. Dünyanın tümünü göz önüne aldığımızda şu an dünyanının herhangi bir noktasına yağmur yağıyordur. Devam ediyor hadisi şerif; Bir toplum günah işlediği zaman Allahu teâla onlar için takdir ettiği yağmuru başkalarına gönderir. Eğer toplumun hepsi isyan ederlerse Allah o yağmuru çöllere de denizlere yağdırır. Şimdi burada Resulullah efendimiz hem günahtan hem isyandan bahsetti. Bunu açtığımızda günah nefsidir. Yani her insanın kendi nefsini yemeyip Cenabı hakk'ın emirlerine karşı gelerek işlediği suçlara günah diyoruz. Bir beldedeki Müslümanların çoğunluğu bu günahı işlerse, Cenabı hak oraya ayırdığı rahmeti alıyor bir beldeye indiriyor. Bir de isyan hali var ki Bu da nankörlüktür. Eğer çoğunluk nankörleşmeye başladıysa o zaman Cenabı hak yağmuru başka bir beldeye gönderiyor.

5 Gaybın 2.si Rahimlerde ne varsa o bilir. Rahim bir bebeğin korunaklı evi demektir. El hafiz dediğimiz celle celaluhu bebeği en korunaklı mevkide büyütüyor ve onun adı da rahim oluyor. Kadın hamile kaldığı anı, rahminde çocuğun olduğunu, o kaldığı saniyede bilmesi mümkün değildir. Bu ayetteki 5 bilinmeyen dediğimiz gaybin ikincisi budur. Bunu İmam Maturidi Hazretleri, tefsirinde şöyle bunu açıklıyor. Spermin döl yatağına intikalinden sonra rahimde meydana gelen değişimler ve evreler, rahimde ceninin oluşup oluşmadığı, oluşması halinde erkek mi kız mı olduğunun bilinmesini için belirlenmiş bazı işaretleri Cenabı hak verdikten sonra mutlak gaypten çıkar izafi gaybe döner ve ancak o zaman bilebiliriz diyor. Bu ayetin anlattığı mutlak gayb Anne rahmindeki çocuğun rızkı, eceli, said mi şaki mi, azaları tam mı, eksik mi, maruz kalacağı musibetler, aklı ve yetenekleri işte bütün bunların hepsi mutlak gayptır. Öyle çocuğun cinsiyeti o işin bir kalemidir. Burada bir örnek verelim. Ebu Bekir Sıddık (ra.) efendimiz, Ölüm sekeratı altında hanımını çağırıyor, ardından da Ayşe annemize haber gönderiyor. Eşi Habibe binti Harice’ye (ra.) diyor ki sen hamilesin, eşinin hiçbir haberi yok. Çocuğumuz kız olacak diyor. O sırada Ayşe annemiz geliyor. Ona da Ya Ayşe mirasımı bir oğlan, kardeşin ve 2 kız kardeşinle Allah'ın kitabına göre taksim edeceksin. Ayşe annemiz tuhaf kalıyor. Diyor ki babacığım tamam bir kız kardeşim biliyorum da ortada ikinci kız kardeşim yok. Annen şu an hamile bir bebeği var. Tabii kendi bilmiyor. Kalbime onun kız olduğu düştü, diyor. Günümüzde tıp bu denli gelişmesine rağmen bir kadının hamileliği en erken 4 hafta sonra bilinebiliyor. Ama Ebubekir efendimiz eşinin bile haberi olmadığı o şeyi tevessümle, ferasetle bilmiş oluyor.

5 Gaybın 3.sü kimse yarın ne kazanacağını asla bilemez. İyilikle mi kazanacak, kötülükle mi kazanacak? Bazı kazançlar var, içine şer karışır, fitne karışır, bela karışır. Kazandığı faydalı mı olacak, zararlı mı olacak? Zorlukla mı kazanacak, kolaylıkla mı kazanacak, sağlıklı olarak mı kazanacak yoksa ani bir hastalık geçirip işte yarı hasta haliyle mi kazanacak? O kazançları elde ederken görevlerini ifa edip itaatli olarak mı kazanacak, isyan ederek mi kazanacak ve bütün bunların içerisinden başına daha neler gelecek? Bunların hiç birisini önceden bilemeyiz. Bir iş yaparız, o işin sonucu da güzel olur. Deriz ki ben başardım. ! Müslüman bu kelimeyi kullanırken 3 kez düşünmeli. Cenabı hak muvaffakiyet ihsan etmez ise başarı ihsan etmez ise o başarıyı elde edecek sebepleri bizim emrimize vermez ise insan hiçbir işi başaramaz. Birçok defa bir işi yapmaya karar veririz. Teşebbüse geçeriz fakat bir türlü gerçekleştiremeyiz. Hiç ummadığımız yerden bir engel çıkar yapamayız. O zaman her türlü tedbire rağmen? Yapamadığımız ve kaçamadığımız her şey kaderdir. Demek ki cenabı hak kader de onu yapmayı bize muvaffak olmayı nasip etmediyse ihsan etmediyse biz hiçbir şeyi başaramayız. Onun için ben bunu başardım yaptım değil. Rabbim başarmayı nasip eyledi demek kâmil müminin şartlarındandır. Kehf suresinin 23. ayetinde Esteuzibillah, hiç bir şey için yarın yapacağım deme, buyuruyor Cenabı hak. Allah dilerse yapacağım, yani inşallah diyeceğiz.

5 Gaybın 4.sü mevt ve teleffi yani kimse ölümünü bilmez. Mevt ve teveffi aynı kelime değildir. Nefsin ölmesine mevt denir. Ama ruh ölümsüz olduğundan onun bedenden çıkmasına teveffi denir. Bu kadar ayrı ve ilginçtir. İnsan öleceği yerin deniz mi, kara mı ova mı dağ mı olacağını mezarının yeri yeryüzünün neresinde olacağını asla bilmez. Mesela gemi batar kişiyi balıklar yer balıkların dışkıları nereye düşerse mezarı orası olur. Hindistan gibi ölüleri yakıp kül edip savundukları küllerin olduğu yer mezarıdır. Kabrin olması çok büyük nimettir. Kabir sahibini ziyarete gittiğimizde biz o kabrin sahibinin ruhunu ziyaret ediyoruz. Kabir ziyareti değil kabir sahibini ziyaret diyeceğiz. Hani eskiden mektuplar vardı. Mektubun dışında onu koruyan bir zarf olurdu. Zarf sanki kapının anahtarı gibi onu açtığımızda içindeki bize gönderilen yazıyı görür okurduk. İşte bu mektupta olduğu gibi vücudumuz zarf, ruhumuz ise mektuptur. Cenab hak oraya ne yazmış, kendi ruhunun mektubunu okuyan bir insan kendini tanıyabilen insandır. Biz kendimize yazılanın milyonda birini öğrenemeden ölüp gidiyoruz. Kabir sahibini ziyaretimizde zarf olan kabrin yanına varıp o ruhun anahtarını kullanmak için gidiyoruz. Yoksa orada da taşları toprağı, çürümüş kemikleri ziyarete gitmiyoruz.

Tevbe suresi 84.ayette Cenabı hak Esteuzibillah ve la tekum ala kabrih. Yani onların kabrinin başında durma buyuruyor. Burada Peygamberimizi ikaz ediyor. Münafıkların başı Abdullah bin Übeyy bin Selûl, öldüğünde samimi Müslüman olan oğlu rica etti. Peygamberimizde oğlunun hatırına bu münafığın gidip cenazesini kılmak istedi. Ama başta Hazreti Ömer Efendimiz gibi zatlar karşı çıktı. Bu münafığı millet yanlış anlar millet onun hakkında iyi niyete dönüşür. Bu münafık münafık olarak bilinmesinin önünü kapatır. Gidip kalmayasın diye rica ettiler. Resulullah efendimiz hangi tarafa içtihat edeyim düşüncesinde iken bu ayeti celile nüzul olundu. Ne buyurdu, o münafığın namazını kılma ona dua etme, define katılma kabrini asla ziyaretine gitme.

Konuyu bugün burada yarı halde bırakalım. İnşallah nasip olursa haftaya 5. başlığıyla devam edeceğiz. Bismillah. Subhaneke la ilme lena illa ma allem tena inneke entel ali mul hakim. Sadakallahul azim. Subhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil âlemin el Fatiha.

20 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör