top of page

CİNNİLERİN NAZARLARINDAN KORUNMAK


Melekler İblis ve Cinniler Farklı Şekillere Girebilirler mi?

Hazreti Ebu Hureyre (ra.) anlatıyor; Resulullah (sav.) beni Ramazan zekatlarını korumak üzere onların bulunduğu depoda görevlendirmişti. Ben bu malları korurken oradaki gıda maddelerini çalmaya çalışan biri geldi. Ben de onu yakalayıp seni Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e götüreceğim dedim. Zekat mallarını çalmaya gelen cinni kendini kurtarabilmek için. Ya Ebu Hureyre yatağına uzandığında ayetsel kürsiyi oku, dedi. Rasulullah (sav.) bu kıssayı duyunca o kişi sana doğru söylemiş. Fakat kendisi yalancının tekidir. O şeytandı buyurdular. Hazreti Eba Eyyub el Ensari (ra.) aynı şekilde evindeki biriktirdiği hurmalarını çalmaya da yine böyle bir cin tebelleş olmuştu. Şimdi geçen haftadan 5 delil 2 de bu anlattığımız delilleri topladığımızda 7 delile anlıyoruz ki; Cinnilerin evlerimizden özellikle de gıda malzemelerinden çalma veya bereketini eksiltme yapmaktalar.

Peki o zaman biz ne yapacağız? 1-Dışarıdan aldığımız şeyleri yerine koyarken bismillah diyeceğiz. Eğer çok önemli bir şey ise de mutlaka ayetel kürsü okuyup ondan sonra yerine koyacağız. Yine de kaybolduysa o zaman artık insan çalmıştır. Çünki cinniler çalamaz. 2- Arabamızı, traktörümüzü veya bunun benzeri araçlarımız yerine park edip evimize çıkarken mutlaka ayet el kürsü okuyup üzerine de hafif bir üfleme yapmamız gerekiyor. Çünkü onlarda da ne tür zararlarla karşılaşacağımız bilinmiyor. 3- Paramızı, takılarımızı yerlerine koyarken mutlaka ayet el kürsiyi okuyup yerleştirilmesi gerekiyor. 4- Korumaya almamız yönünde bu 2 örnek cinlerin onlara el koyduğunun açık seçik örneğidir. 5-Uykuda korkan çocuklara onları uykuya yatınca Ayetel kürsiyi okumalıyız.

Cenabı hak cinnilere izin verirse başka şekillere girebilirler. Melekler ise iyi kılığa girerler asla kötü kılığına girmezler. Cinler hem iyiye hem kötüye girerler. Akıp giden beyaz yılan, kedi, simsiyah köpek ve inek kılığına çokça girerler. Yaratılışları gereği asli suretleri ile görülmezler. Ancak bir şekle girerse görülebilirler. Seslerini duyabiliriz ancak bir şekle girmedikçe kendilerini göremeyiz. İmamı Şafi Hazretleri Peygamberler dışında cinleri gördüğünü iddia eden bir kimse olursa onun şahitliğini geçersiz sayarız buyurmuştur.

Cinlerin Gıdalanmaları

Önce Peygamber efendimizi bir dinleyelim. (sav.) buyurur ki; Nusaybin cinlerinden bir heyet Allah celle celaluhunun Nebisi sallallahu aleyhi ve sellem'e ziyarete geldiklerinde dediler ki ey Allah'ın resulü, Ümmetini kemik tezek veya kömür ile taharetlenmekten men et. Çünkü Allah celle celaluhu bizim rızkımızı onlarda kıldı. Bunun üzerine peygamberimiz (sav.) bunlardan bizi alıkoydu. Ashabı kiram efendilerimiz bunlar cinlere ne fayda sağlayabilirler ki diye sorduğunda şöyle buyurdular; Onlar üzerinde besmele çekilmiş her kemiği yani besmele ile kestiğimiz hayvanların kemiklerini üzerinde yenildiği günkü gibi taze ve bol etli olarak bulurlar. Buldukları her tezek deve ve koyun dışkısı içindekileri de yenildiği günkü gibi taze bulurlar. Tezek cinlerin hayvanlarının çok tat aldıkları yemekleridir. Kâfir cinler besmele ile çekilmiş kemik aramazlar. Onlar her bulduğunu yer. Bizim burada anlattığımız müslüman grubu içindir. O zaman kestiğimiz her şeyin besmele ile kesilmesi cinlere de bir rızık olması açısından 2 yönlü bir sorumluluk oluyor.

Şimdi gelelim diğer bir hadisi Şerife (sav.) Sahabe Efeler efendilerimiz içerisinden Ruveyfi (ra.) ya buyurdu ki; Ey Ruveyfi umarım ki sen benden sonra uzun zaman yaşarsın. Şu insanlara söyle ki kim sakalını kıvırcık bir şekil vererek bağlarsa, boynuna nazar için ip veya boncuk takarsa, atının boynuna tel takarsa, hayvan tezeği ile veya kemikle taharet yaparsa hiç şüphe yok ki Muhammed (sav.) ondan beridir ve uzaktır. Peygamber efendimizin ifade buyurduğu gibi Ruveyfi (ra.) peygamberimizden sonra 45 yıl daha yaşayarak Afrika'da vefat etti.

İslam uleması içerisinde cinler nasıl yer içer şeklinde bir tartışma konusu vardır. Yani biz insanlar gibi ağız yoluyla mı yiyip içerler yoksa koklayarak mı yerler? Bununla ilgili de 3 hadisi şerefimiz var.1- Bir çocuk besmele çekmeden yemeğe başlamıştı. Resulullah efendimiz onu fark edince besmele çekmesini emretti. Çocuk besmele çekince Resulullah efendimiz buyurdu ki, şeytan yediklerini geri kustu. Yani besmelesiz başlayınca şeytan onun yediğini ortak yiyor bereketi azalıyor. Kişi besmelesiz yediği zaman doyması gecikir, daha çok yer, daha çok kilo alır. Bu hadisi şerifteki kustu buyurması onların da ağızlarıyla yediğinin delilidir. 2- Hiçbiriniz sol eliyle yemesin, sol eliyle de içmesin. Zira şeytan sol eliyle yer ve sol eliyle içer. Yani sol eliyle yenilip içildiği zaman bereket diye bir şey olmaz. 3- Resulullah efendimiz cinler de bizim gibi yiyip içerler buyuruyor. Bu 3 hadisi şerifi topladığımızda demek ki onlar da ağızlarıyla yiyip içiyorlar.

1-Sofralarımızdan artıp dökülmüş olan veya tabiatta hayvanat yesin diye attığımız atıklardan besmele ile pişirilmiş olanları müslüman cinler yerler. 2- Besmeleyle kesilmiş hayvanların kemikleri. 3-Kömür ve hayvanların gübreleri ise onların hayvanlarının yiyeceğidir. Onlar da kendi hayvanlarını beslemek zorundalar. Bunlar üzerine bevl etmek mekruhtur. Diyelim ki bir kişi bilerek bunun üzerine bevlederse bir süre sonra koruması kaldırılır. Cinlerin elinde oyuncak olur, kimse kurtaramaz. Yukarıdaki hadisi şerifin ikinci bölümde Arapların bir adetinden bahsediliyor. Cahiliye döneminde yapa geldikleri bir adete göre kaç hanımı varsa onun sayısına göre sakallarına düğüm atarlardı. Resulullah efendimiz bunu yasakladı. Müslümanın sakalı karşıdaki insanlara ürpertici olmadan bakımını yapması sünnettir.

Yukardaki hadisi şerifte Resulullah efendimiz Ruveyfi (ra.) yı nazardan korunması için bazı ikazlarda bulundu. Nazardan koruyacağım diye bir şeyler takan kimse benden uzaksınız. Yani Allah korusun ümmet dairesine alınmayacaksınız. İnsana, hayvana, arabaya ve benzeri her şeye mavi boncukları cinlerin insanlara güzel göstererek taktırmayı başardıkları şeylerden dolayı ümmetin dairesinin dışına çıkar buyuruyor. Bu saçmalıklar itikadımızı altüst eden bir sapıklıktır. Cenabı hakkın korumasını kenara bırakıp ondan medet umuyor.

Şimdi bu hadisi şeriften yola çıkarak bugüne kadar duya geldiğimize göre insan insana nazar eder. Bunu hepimiz biliriz ama en tehlikeli nazar cinlerin insanlara nazar etmesidir. Onun için bugünkü konumuz; cinlerin nazarından korunmaktır. Ebu Said el Hudri (ra.) anlatıyor; Peygamberimiz bize şöyle buyurdu. Bütün cinlerin nazarlı bakışlarından cin ve insanın nazar değmesinden Allah'a sığınırdı. Muavvizeteyn sureleri nazil olunca bunları okuyarak diğer sığınmaları terk etti. İhlas, felak ve nas sureleri indirince diyor diğer duaları bıraktı. Bunları okuyarak insanların ve cinlerin nazarından hem kendini korudu hem bize öğretti.

Muhaddis imamlarımızdan Hazreti Ömer (ra.) efendimizin kardeşi Zeyd bin Hattabi (ra.) buyuruyor ki Cinlerin nazarı oktan daha süratli geçer. Nazar, isabeti ayin ya da göz değmesinin kuranı kerimde delilleri; 1- Yusuf suresi 67-68. ayetleri Hazreti Yakub (as.) 9 oğlunu Kenandan Mısır'a gönderirken onlara nasihat olarak söylediği sözü rabbimiz önümüze koyar. Ey oğullarım Mısır'a hepiniz tek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber bu sözümle Allahın gazasından hiç bir şeyi sizden gideremem. Hüküm Allahtan başkasının değildir. Yani ben diyor, tedbir olarak söylüyorum, siz tek kapıdan girmeyin. Olur ki bir nazar alırsınız ayrı ayrı kapılardan girin ama Canabi hak ondan sonra size isabet ettirecek ise ne yaparsanız yapın o size gelir. Çünkü Cenabı hak kazasında bunu hükmeylemiş ise buna güç yetmez. 2- Kehf suresinin 39-40. ayeti celilesinde Esteuzibillah, Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar oradaki mal ve nüfus bakımından beni kendinden daha az buluyorsan da (Haşa şimdi biz burayı anlamak için kısaca şöyle parantez açalım başarılarımızda, zenginliğimizde, onu elde etmeyi, kendi yeteneğimiz, emeğimiz zannederiz. Bahçene girdiğin zaman oradaki ağaçları görünce işte ben bunu diktim, şöyle yetiştirdim, şu bakımını yaptım, ondan böyle bol verim verdi gibi) yani bütün bunları cenabı hakka rağmen kendim başardım gibi bir gurur ve benlik ucup oluyor ise diyor. Maşaallah la kuvvete illa billah (Allah'tan başka kuvvet yoktur) demen lazım değil miydi? Ne kadar başarı elde edersek edelim hepsinin sonunda Maşaallah la hala vela kuvvete illa billah diyeceğiz. 3- Hazreti peygamberimize her türlü suikast teşebbüsünü yaptılar. Mekke'den Medine'ye geldi. Rabbimiz koruduğu için öldürmeyi başaramadılar. Medine yahudileri sihir ve nazarla öldürme metodunu seçtiler. Kalem suresinin 51 ve 52. Ayetinde Cenabı hak kısaca Kin ve hasetlerinden seni gözleriyle yıkacaklardı, buyuruyor. Bu ayette gözleriyle yıkacaklarını derken, o yıkılma kelimesi zekan olarak geçer ki aynı kelimeyi Kehf suresinin 40. ayetinde de görüyoruz. Orada kupkuru toprak olarak kullanıyor. Şimdi buradan şu çıkar; Yani insana nazar değerse o insanı öyle eritir öyle kurutur ki kupkuru toprağa döndürür.

Sahabe efendilerimizden Sehil bin Huney (ra.) arazide yıkanmak zorunda kaldı. Çok genç, vücut teni çok güzeldi. O esnada karşısından geçen Hazreti Amir (ra.) onun vücudunu görünce öyle gözüme güzel geldi ki ben böyle vücut görmedim dedi. O anda yıkanan Sehil bin Huney (ra.) yere yığıldı ve hiç kimse ne olduğunu anlayamadı. Ne yapacaklarını bilemediler. Koşarak peygamber efendimize geldiler. Durumu anlattılar. Resulullah efendimiz onu gören Hazreti Amiri (ra.) çağırttı. Ve ona kahrederek buyurdu ki, Barekallah deseydin ya Sehil bin Huney, zarar görmeyecekti, dedi. Bu ayetler ile hadisi şerifleri topladığımızda. Eşya olur insan olur, hayvan olur, araba olur, her ne olursa olsun bir şey hoşumuza gittiğinde barekallah, maşallah demeliyiz. Yine Hazreti peygamberimiz (sav.) Eğer kaderi geçen bir şey olsa idi göz ve nazar geçerdi, buyuruyor. Herhalde nazarı anlatmaya bu hadisi şerif fazlasıyla yeter.

Nazar Neden Olur?

Nazar 3 şeyden olur; 1. Bazı insanların fıtri olarak doğuştan nazar etme gücü vücudunda vardır. Bu kişiler her baktığına maşallah barekallah derlerse bu gözlerinden yansıyan şua ışınlarının zehirini öldürebilir. Başka türlü bunların onu yok etmeleri mümkün değildir. 2. İnsanın nefsi bir başkasında gördüğünü kıskanır, haset eder. O hasedi öfkeye ve kine dönüşür. O güzelliğin onda kalmasını, devam etmesini istemez. 3. Kendi çocuğumuz torunumuz veya kendi yaptığımız bir iş öyle hoşumuza gider ki bu güzelliğin kaybolacağına dair bir endişe ve korku olur. Bu endişe ve korku da nazara döner. Bunu da cenabı hak bize ceza olarak veriyor. Sen diyor, o güzelliği verenmisin ki onu veren de benim koruyan da benim diye bize bir ikaz olarak bizde nazar oluşmasına sebep oluyor. Şimdi bu 3 şey gerek fıtri olarak doğuştan nazar etme özelliği olan gerek karşıdakini kıskançlığından gerekse aile efradına verilmiş bir güzelliğin kaybolma korkusundan bu üçü birleştiği zaman insanın ruhu ve kalbi sıkışır ve orada bir ısı, bir enerji oluşur. Kalbin içinde oluşan ısı enerjisi göz aracılığıyla karşı tarafa ulaşır ve onu etkiler. Gözümüzdeki bu şualar eşyadır, çocuktur insandır, arabadır, tarladır baktığı yere elektrik gibi dokunur çarpar onu mıknatıslar ve nazar oluşur.

Nazar Olan İnsan Nasıl Bileceğiz?

Nazar olan kişi olduğu yere yığılır, titremeye başlar ve başına bir türlü kaldıramaz. Bu 3 büyük alametidir. Hazreti peygamberimiz (sav.) Ümmi Seleme annemizin evine geldiğinde oradaki bir kız çocuğu dikkatini çeker. Yüzünde bir sarılık olduğunu görür. Der ki, bu kızcağıza nazar değmiş. Ona hemen rukye yapın, dedi. 2. Hadisi şerif; Hazreti Esma binti Unis, (Hazreti Aişe annemizin ablası) şöyle dedi. Peygamberimize evimize geldiğinde şehit olmuş Cafer radiyallahu anhanın oğullarını gördü. Onları görür görmez dediler ki. Bana ne oluyor ki Kardeşim Cafer'in oğullarının erimiş gibi görüyorum. Yani gittikçe eriyor. Acep bir hacetleri mi var? Yani bir hastalıkları var veya bir içlerinde bilmediğimiz bir duygular var da ondan mı böyle eriyorlar? Esma dedi ki; Hayır ya resulallah hiçbir hacetleri yoktur. Lakin onlara çok çabuk nazar değiyor. Bunun üzerine Nebi (sav.) onlara rukye yap buyurdular.

Rukye Nedir?

Rukye bizim kültürümüzde okutma anlamına gelir. Eğer okuduğumuz şey, kuran ayetleri ve peygamberimizin hadisi şeriflerden alınmış dualar ise bu başımızın tacıdır. Ama karma karışık harfler, karma karış yazılar kökenin ne olduğu belli olmayan, hiçbir duaya benzemeyen resimler çizimler yasaklanan rukye onlardır. İmamı Nevevi (ra.) bu kuran ayetleri ve hadislerden alınan dualarla rukye yapmanın icma olduğunu ifade eder. Bunları okuyan kişi, o karşısındaki nazar olan kişinin rahatsız olduğu yere sağ elini koyacak işte bunun adı da efsundur. Hazreti peygamberimiz ağrılar çektiğinde Hazreti Aişe annemiz onu okur, Peygamberimizin elini de diyor kendi elime alırdım diyor. Ağrıyan yerine peygamberimizin elini sürerdim, buyuruyor. Dua bittikten sonra tükürüksüz olarak üfürecek. Yani özellikle tükürük çıkarmayacak, nefesinin buharı gidecek. Demir ve tuz ile rukye yapmaya İmamı Malik Hazretleri çok şiddetli karşı çıkıyor. Hatemi Süleyman yani Süleyman aleyhisselam'ın mührü diye yazılar yazılıyor. Bunu da İmam Ali efendimiz reddediyor. Rukye manevi manevi tıp alanıdır. Ağzı dualı, salih ve takva ehli zevata müracaat edip nazar etkisinde kalan kişilere duayı onlardan isteyeceğiz. Onlara ulaşamıyorsak olsak o zaman kendimiz okuyacağız ama onlara ulaştığımız anda mutlaka onlardan da talep edeceğiz. Hazreti Aişe (ra.) annemiz buyurdular ki, Hazreti Cibril (as.) Resulullah efendimize geldi. Şikayetin var mı ya Muhammed? diye sordu. Peygamberimiz evet dedi. Cibril aleyhisselam Allah'ın adıyla seni okuyabilir miyim, dedi? Resulullah efendimiz evet dedi. Cibril aleyhisselam okudu. İşte bu ağzı dualı takva ehli zevata müracaatın delilidir.

Diğer bir hadis i şerif; İnsanoğlunun edep yerlerini cin ve şeytanların görmelerine engel olan şey, giysilerini çıkarırken bismillah demesidir. Bu hadisi Şerife göre cinniler insanlar arasından edep yerleri hoşuna gittiği kimselere musallat olurlar. Bunun içinde eşiyle birlikte olma öncesinde besmele çekmelidirler. Yine bir hadisi şerif; Hazreti Ali efendimiz peygamberimizden naklen buyururlar ki cinler ile Ademoğullarının avret yerleri arasındaki perde kişinin helaya ve lavaboya girmek istediği zaman bismillah demesidir.

Bunlar niye hep duş ve lavabo dediğimiz yerde bulunuyor? Çünkü Müslüman evinde ya namaz kılınıyor ya kuran okunuyor ya zikir yapılıyor veya peygamberimiz adına bazı sohbetler oluyor. Orayı terk etmek zorunda kalıyorlar çünkü onlar zikirlerin olduğu yerde duramazlar. O evden de çıkmak istemediklerinden mecburen ya tuvalete ya da banyoya sıkışıyorlar. Bu hadisi şeriflere göre böyle yerlere girerken kısaca bismillah demeliyiz ki o aramızda perde olsun. Hazreti Abdullah bin Ömer buyuruyor ki Müslüman'ın avret yerlerine bakıp görmelerine mani olmak ve zarar vermelerine set çekmek için bismillah demeliyiz. Eğer tuvalete banyoya girmiş üzerini çıkarmış ama bismillah demeyi unutmuşsa o zaman diyor kalben bismillah dememiz yeterlidir. Kaba avret yerlerimiz örtünmeden bismillahı açıkça diyemiyoruz. Lavabodan ve tuvaletten çıkıncaya kadar asla konuşmamalıyız. Çünkü konuştuğumuz yazmak için Melaike oraya girmek zorunda kalır ve bize lanet eder. Melaike in lanetinden de hiçbirimiz kurtulamayız. Kıyafet değiştirirken kaba avret yerimizi göremesin diye mutlaka besmele okuyarak çıkarmalıyız. Bir hadisi şerifte Peygamberimiz buyurdu ki; Sedef (hayvan kemiği) veya nazar boncuğu gibi şeyler takan kimseyi Hazreti Allah korumasın ve işlerine de kolaylık göstermesin. Bakın iki beddua bir peygamber canından çok sevdiği ümmetine bu kadar ağır ikazı neden yaptı? Çünkü o kişi bunları taktığı zaman o kişinin itikadı bozulur ve gittikçe onu islamdan çıkaracak noktaya gelir. Bunun için o tehlikeye gitmeden önümüzü kesiyor. Biz ehlisünnete göre nazar haktır. Yani gerçektir şek şüphe tereddüt yoktur. Nazarı değen kişi karşı taraftaki kişiye baktığı zaman mutlaka ona zarar verir. Ancak bu zararı Allahu teâlâ dilerse yaratır. Kalp ve ruhun ısınmasından dolayı gözde oluşan şuaları cenabı hak isterse keser isterse onun karşıya dokunup zarar vermesine izin verir. Biz bunun hikmetini bilemeyiz. Bizim görevimiz tedbir almaktır.

Nazara uğradığımızda veya uğramış birisini gördüğümüzde önce bir banyo yapılır. Hemen acilen bir bardak su alıp onun üstüne salih bir insan bulursak ondan isteyeceğiz yoksa kendimiz okuruz. Bunlardan bildiğimizi okuruz bilmediğimiz kalır. İlk başta Fatiha suresi ikincisi Ayet el kürsü, sonra 6 tane şifa ayetleri. Yunus suresinin 57. ayeti, Nahl suresinin 69. Ayeti, İsra suresinin 82. Ayeti, Fussilet suresinin 44. Ayeti, Tevbe suresinin 14. Ayeti, Şuara suresinin 80. ayeti ve en sonunda Kalem suresinin 51 ve 52. ayeti işte bunlar nazara ayetlerdir. Ve ardından Felak suresi, Nas suresi 11 defa okuruz. Bir bardak suyun üzerine tükürük kaçmamak kaydıyla suya hafifçe uflarız. O suyun yarısını nazar olana içirir, kalan yarısıyla da başını yıkarız. Eğer bu nazara uğramış bir hayvan ise başını ve sırtını o suyla yıkarız. Nazara uğrayan araba ve eşya ise zaten o kırılmıştır olan olmuştur, bozulduysa bozulmuştur. Ona yapacağımız hiçbir şey yoktur. Çünkü onun için öncesinde yapmamız gerekiyor. Bir arabayı bir yere koyarken Fatiha suresini, Ayet el kürsüyü, kalem suresinin son 2 ayetini, felak ve nas suresini okursak Cenabı hak onu muhafaza eder.

Bismillah. Subhaneke la ilma lena illa ma allem tena inneke entel alimul hakim. sadakallahul azim. sübhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.

1- Fastiha suresi

2-Ayetel Kürsi

3- Şifa ayetleri

Ve yeşfi sudûra kavmin mu'minîn. (et-Tevbe, 14)

.Ve şifâun limâ fîs sudûri. (Yûnus, 57)

..Yahrucu min butûnihâ şarâbun muhtelifun elvânuhu fîhi şifâun lin nâs, inne fî zâlike le âyeten li kavmin yetefekkerûn. (en-Nahl, 69)

Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne… (el-İsrâ, 82)

Ve izâ maridtu fe huve yeşfîni. (eş-Şuarâ, 80)

Kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun…Fussılet, 44)

4-Yunus Suresi 57. Ayet; Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifaun lima fis suduri ve huden ve rahmetun lil mu'minin.

5-Nahl Suresi 69. Ayet; Summe kuli min kullis semerati fesluki subule rabbiki zulula, yahrucu min butuniha şarabun muhtelifun elvanuhu fihi şifaun lin nas, inne fi zalike le ayeten li kavmin yetefekkerun.

6- İsra Suresi 82. Ayet; Ve nunezzilu minel kur'ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu'minine ve la yeziduz zalimine illa hasara

7-Fussilet Suresi 44. Ayet; Ve lev cealnahu kur'anen a'cemiyyen le kalu lev la fussilet ayatuh, e a'cemiyyun ve arabiy, kul huve lillezine amenu huden ve şifaun, vellezine la yu'minune fi azanihim vakrun ve huve aleyhim ama, ulaike yunadevne min mekanin baid.

8-Tevbe Suresi 14. Ayet; Katiluhum yuazzibhumullahu bi eydikum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudure kavmin mu'minin.

9-Şuara Suresi 80. Ayet; Ve iza maridtu fe huve yeşfin.

10-Kalem Suresi 51. Ve 52. Ayet; Ve in yekadullezine keferu le yuzlikuneke bi ebsarihim lemma semiuz zikra ve yekulune innehu le mecnun.Ve ma huve illa zikrun lil alemin.

11-Felak ve Nas sureleri (11’er defa)

25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page