top of page

CİNNİLERDEN ALLAHA SIĞINMAK



Geçmişten Günümüze Cinnilere Tapanlar

Kuranımızda 10 yerde Esteuzibillah; Ve cealu lillahi şurekael cinne… Cinler Allah'a ortak koştular, buyuruyor. Bir ayetin anlattığı olaylar indiği günden kıyamete kadar her gün dünyanın herhangi bir tarafında mutlaka vakidir. Kıyamete kadar o olaylar mutlaka olacaktır. Onun için kuranımızdaki hiçbir ayetin hükmü eskimez. Çünkü kuran manevi bir canlılığa sahiptir. Hiçbir zaman, hiçbir yıl, hiçbir asırda eskimez. Şimdi 10 ayette geçen ve Allah'a şirk koşan bu cinlerin günümüzde de var olduğunu ispat edeceğiz.

1-Zerdüşler; Tarihte zerdüş dini dediğimiz daha sonra ise mecusiliğe dönüşen bir inanış şeklidir. Bunların inancı için Abdulkadir Geylani Hazretleri şöyle buyuruyor; Gerek zerdüştler gerek mecusiler 2 tane ilaha inanırlar. Cenabı hak hayırı yaratır, Şerrin yaratıcısı ise iblistir. Hayırları yaratan ilahın adına hürmüz, şerri yaratana da ehrimen diyorlar. Bizim ehlisünnet inancımızda ise Hayrın da şerrin de güç ve kudretini Allah yaratır.

Bir hamal olduğumuzu düşünelim. Bir ton unu sırtımızda yukarı taşıyacak olsak bunu bir güçle kudretle taşırız. Vücudumuzdaki o güç ve kudret olmasa o unu yukarıya taşıyamayız. Şimdi bunun tam zıddından bakarsak aynı şekilde bir ton uyuşturucuyu taşıdığımızı düşünürsek aynı güç ve kudret burada da gerekiyor. Birinde hayır diğerinde şer taşıyoruz ama ikisinde de güç ve kuvveti Cenabı hak yaratmıştır. Hangisini taşıyacağımıza karar veren ise irademizdir.

2- Yezidiler; Bunların o kadar sapkın bir inançları vardır ki şeytandan övgüyle bahsederler. Güya şeytan kendi onurunu kaybedecek şekilde düşmüş meleki tavustur. Bu tavusun Tavus kuşu ile ilgisi olmayıp özü ateşten yaratılan şeytan anlamına gelir. Kendisini yaratan yaratıcının emrine rağmen insanın karşısında eğilmeyip saygı göstermemesi aslında onun ne kadar haşa asil olduğunun ispatıdır. Yezidilere göre yedi kutsal melekten en üstün olan Azazil yani İblistir.

Ve ikinci inançları Tenasüh veya reenkarnasyon yani ruhların beden değiştirmesidir. Ölmüş birinin ruhunun onun ölümünden sonra ilk doğan canlıyla geri gelmesi inancıdır. Burada Cenabı hakkın ruhu bir kere yaratmış ikinci yaratmaya gücü yetmezmiş gibi haşa O’na acziyet ifa ediliyor.

Bunların içerisinden çıkan Rafiziler 12 fırkaya ayrılır. Bunların birisi Galiyye fırkasıdır. Galiyyeler de kendi içerisinde parçalanmış olup onlardan birisi de Tayyarilerdir ki bunlarda aynı şekilde tenasuha inanırlar. Hatta bu Rafiziler Hazreti Adem aleyhisselamın yaratılmasını bile tenasuha bağlarlar. Haşa Cenabı hakkın Adem aleyhisselamın insan suretindeki kalıbının içerisine hulul etmiş olduğuna inanırlar.

Yahudiler Cenabı hakk'ın Üzeyir (as.) ma hulul ettiğine, Hristiyanlar da İsa aleyhisselamın içerisine hulul ettiğine inanırlar. Bu baba, oğul, ruhul Kudüs diye bildiğimiz üçlü teslis inancıdır.

Medyumlarda trans hali diye bir hal vardır. Medyum trans haline geçince etrafındakiler ona sorular sorarlar. O medyumun içerisine bir cinni müdahil olur. O medyum cevaplandırıyormuş gibi sorulara cevap verir. O medyum da ilahlaştırılır. Ve oradaki kişilerin hepsi küfre girer.

Yezidilerin başka din mensuplarıyla evlenmesi kati suretle yasaktır. Time Türk Haber Ajansındaki bir habere göre Duha adında bir kız ailesinin bütün ısrarlarına rağmen Müslüman bir gençle evlendiği için ailesi tarafından kesilerek öldürülmüştür. Yezidilere göre ateş, marul, lahana, salatalık, börülce, balık, horoz eti kutsaldır ve bunların hiçbirini yemezler.Yezidilerin en fazla yaşadıkları yerler; Musul, Sincar, Duhok, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa’dır.

3-Satanizm; İlk defa 1966 da Amerika Birleşik Devletleri'nde Şeytan Kilisesi adı ile bir kilise kuruldu. Bu ismin köküne baktığımızda, Şeytan ismi ibranicede satan anlamına gelir. Kuran'da anlatılan bütün peygamberler ibrahimi dinin mensuplarıdır. Bu ibrahimi dinlerini hedef alır. Bu dünyaya ait olmadıklarına inanırlar. Şeytanı memnun edilmesi gerektiğini düşünürler. Fıtri olarak şeytana yakın olduğunu düşündükleri kedileri kurban ederler. Köpekleri acımasızca katlederler. Civcivleri çiğneyerek öldürürler. Uyuşturucu kullanır, sert müzik dinlerler. Kendi burcundan olan kişilerle fuhuş yaparlar. 13 ve 666 rakamlarının uğurlu olduğuna inanırlar. Siyah kıyafet tercihleridir. Ve ışık yakmadan karanlık yerde otururlar. Mecbur kalmadıkça banyo yapmazlar. Yani diğer insanların yanında koktuklarından banyo yaparlar. Yoksa gusül ve adet sonrası banyo yapmazlar. Şeytana adak olarak kurban seçtikleri kişiyi süsleyip bıçakla keserek öldürürler.

Aşırı şekilde büyü inançları vardır. Bunlar sembol ve tılsım olarak ters çevrilmiş 5 köşeli yıldız ve ortasında ne tuhaf keçi kafası kullanırlar. Dünyaya isteyerek gelmediklerini dolaysıyla istedikleri gibi yaşayacaklarına inanırlar. Buraya 2 grup genç katılır. Birinci gurup aile içerisinde anne baba geçimsizliği olan çocuklar. Yani baba şefkatinden anne merhametinden mahrum yetişen çocuklar. İkinci de zengin ailelerin her şeyi elde etmelerine rağmen mutluluğu bulamayan çocukları.

4- Kâfirlerde Aşırı korktukları için cinnileri ilahlaştırdılar; Cenabı hak her insana (kâfirleri dahi) sayıları herkese göre değişen melaikelerle koruma zırhı oluşturuyor. Ve onlardan sadece inanmasını istiyor. Bu koruma zırhı belli suçları işlemedikleri sürece onlardan alınmaz. Bu koruma kalktığı zaman cinler bunlara yaklaşınca cinnilerden korkuyorlar ve onlara sığınmak zorunda kalıyorlar. O zaman şirk, küfür batağı başlıyor. Bir insandan korumanın kaldırılması böyle bir fitnedir.

5 Çeşit İtham (Suçlama)

1-Kafirler Hazreti peygamberimizi peygamberliğini duyurduğu andan itibaren 1- Cinnet geçirmekle suçladılar. Yani cinlilere tutulmuş ve delirmiş diye aşağıladılar. 2- Peygamberimize cinlerin musallat olduğu anlamına gelen mecnun dediler. Bunu tarihte ilk Nuh peygambere demişlerdi. 3- Mecnun ve şair dediler. 4- Sahir ve mecnun dediler. 5- Kâhin ve mecnun dediler.

Çünkü Kuranı kerim gelip de cenabı hakkın hükmü karşısında riyaset ve otorite sahiplerinin bu otoritesi ellerinden çıkınca peygamberimize böyle ithamlarda bulundular. Şimdi peygamberimize atfedilen suçlamalar zaman zaman bu ümmetin salihlerine de atfedilir.

Buna 1-2 örnek verecek olursak; 1- Hazreti Fadıl bin Salim (ra.) anlatır. Hazreti Ali Efendimiz bir gömlek satın aldı. Gömleği evde üzerine giyen Hazreti Ali Efendimiz baktık ki kolunda biraz uzunluk var. Terziye gitti. Şunun kollarını biraz kısalt buyurdu. Terzi Ali efendimizi tanımıyor, sıradan bir vatandaş sanıyordu. Terzi gömleği eline aldı baktı. Dedi ki, ben bu gömleğin kollarını kesemem çünkü kusurlu olur dedi. Hazreti Ali Efendimiz ayıbı kusuru bana ait sen dediğim yerden kes buyurdu. O da pekâlâ dedi. Hazreti Ali Efendimizin dediği kadar değil ama birazcık kesti. Ali efendimizin davranışı terzinin çok garibine gitti. Terzihanedeki oturanlara dönüp elinde olmayarak bu adam deli olmuş dedi. Hazreti Ali efendimiz bunu işitti ve elhamdülillah dedi. Herkes şaşkınlıkla ya emirul muminin bu lüzumsuz söze niçin Hamdettiniz dediler. Buyurdu ki, ben Hazreti resulullahtan işittim ki; Hiçbiriniz kendisine bu mecnundur deninceye kadar tam kamil imana sahip olamaz. İşte diyor bu hadisi şerif müjdesi gereğince bu terzi benim imanıma şahit oldu. Ben buna nasıl sevinmeyip de elhamdülillah demeyeyim, dedi.

Bu hadisi şerifi şöyle bir incelersek; Niçin mecnun musun be adam denilir ise kişi kamil iman sahibidir.

Kamil İmanın Belirtileri Nelerdir?

1-İmanı kemale eren insanın islamı gayreti fazladır. Kurana, Hazreti peygamberimize bir saldırı olduğu zaman buna karşı hassastır. Kuranımızı ve peygamberimizi diline düşürüp ağzına sakız edenlere karşı dini bir gayreti vardır. Müminlere yapılan zulümlere, haksızlıklara karşı korumacıdır. Müslümanın zulümler, haksızlıklar ve mütecavizlikler sonunda servetlerinin alınmasıyla sokak sokak dilenir hale gelmiş olmaları karşısında gayreti öyle galeyana gelir ki onların tekrar onurlu hale gelmesi için ne yapılması gerekiyorsa yapmaya çalışan bir gayret sahibidir. Böyle çalışmıyorsa laf edebiyatıyla kimse gayret ve hamiyet sahibi olamaz.

2- Duyarlılık ve hassasiyet gösterilmesi gereken yerlerde hassasiyetini öne çıkarır. Basit bir amel yapmak için bile bir firasete ihtiyacı vardır. Ferasetiyle duyarlı olacak, hassasiyet gösterecek ki bu akıl derinliğidir. Az ve küçük bir amelin karşılığında Cenabı hak tarafından büyük bir ecir verileceğini bilir. Mesela hicreti manevi diye bir şey vardır ve kıyamete kadar devam edecektir. İşte hicreti manevi bu alanlardan bir tanesidir.

3- Kişi sözlü cihatı nerede yapacak, kılıç cihadını nerede yapacak, hangisinin fazileti fazla olacak? Bunu feraseti ile öngörür, karar verir, uygular. İkisini birbirine karıştırdığı zaman fitne olur.

4-Kendi nefsi yaşamını öyle bir zühd ve takva ile özdeşleştirilmiştir. Hiçbir ameli, ibadeti, hizmeti zorsumadan yapacak meleke haline getirmiştir.

Şimdi gelelim örneklerimize; Eshabı kehf zatları Cenabı hakkın katında neden kıymetli oldu? Çünkü bunlar zamanın en zengin en şöhretli ailelerinin çocuklarıydı. El bebek gül bebek yetiştirildiler. Cenabı hak, onların kalplerine imanı lutfeyledi. Küffarla çarpışacak güçleri olmadığı için ferasetiyle karar verip sadece manevi hicret ettiler, bir mağaraya sığındılar. Bu çocuklar hiç amel falan yapmış değillerdi. Ama gayret ve hamiyet dediğimiz bir amelle imanlarının gereği olarak hicreti manevi yaparak mağaraya sığındılar. Ve adeta o küfür topluluğuna meydan okudular. Sözlü cihadın kılıç cihadından üstün olduğuna karar verdiler. Böyle bir ameli salihi yerinde işlediler. Çok az ameldi ama Cenabı hak yanında çok kıymetliydi. Onun için Kehf suresini özellikle cuma günleri okuduğumuzda onların üzerindeki bereketi kendimize ve ailemize almış oluyoruz.

Hazreti Veysel Karani Hazretlerinin zühd ve takvası öyle ileri derecedeydi ki çevresindeki insanlar ona mecnun birisidir derlerdi. Çünkü zühd ve takvayı hayatına bütünleştirmişti. Peygamberimizin Hazreti Veysel Karani Hazretleri için söylediği şu cümlesini de hatırlamadan geçmeyelim. Sizden kim onunla karşılaşırsa (Şimdi onun belli bir ömrü var. O ömür süresince karşılaşan karşılaştı vefat ettikten sonra diğer ümmeti nasıl karşılaşacak? Ölen bedendir, nefistir. Ruhu ölmez. Ruhuyla her zaman karşılaşılabilir. Peygamberimiz haşa hiçbir kelimesi afaki değildir. Demek ki onunla karşılaşmak sadece bedenen olmuyor.) sizin için dua etmesini istesin. Çünkü rabbimiz onun duasının hepsini müstecab ediyor. Onu ziyaret edenler belki ruhu ile karşılaşmışlardır. Ama farkında olmaz. Şimdi hadisi şerifteki karşılaşmaya ben bir yol göstereceğim. O zatın rabbimiz katındaki hükümetini tevessül ederek. Yani ya Rabbi Veysel karani hazretlerinin hürmetine diye dua edersek bu hadisi şerifin bereketini almış oluruz. Yoksa 80 sene yanında yaşasak da hiçbir şeyden habersiz gideriz.

Şimdi başa dönersek; Gömleğin kolu ile imanın kâmil olması arasında nasıl bir alaka vardır? Bunu bütün kitaplarımızda araştırmama rağmen hiçbir kitapta bu durumu tevil edip açığa çıkarabileni bulamadım. Kendim bu sırrı günlerce düşünerek bir yol bulmaya çalıştım ve sonra mütekabil bir şekilde rahatladım. Şöyle ki; Empati yaparak 1400 yıl öncesine gidelim. O günün şartlarında el dokumasıyla dikilmiş şimdikilerden 2-3 kat daha kalın bir gömlek düşünün. Arap kültürüne göre boğazdan topuğa kadar tek parça olarak gündelik giydikleri asli giysi. Kişi taharet ederken uzun olan kolu kirlenmiş suya dokunabilir. Gömleğin kolu kısa olursa bu tehlike biraz daha azalır. İşte bu kolu kısaltma isteği Hz. Ali Efendimizin ibadet hassasiyetinden kaynaklanıyor.

Gelelim günümüze; Şimdiki tuvaletler seramik olduğu için idrar sıçraması çok fazla olmasına rağmen bizde bu hassasiyet olmadığından sadece ihtiyacımızı gideriyoruz. Sıçradı mı sıçramadı mı hiçbir kaygımız yok. Hiç olmazsa tuvalete girerken çoraplarımızı çıkarıp pijamamızın paçalarını dizimize kadar sıvayalım. Bu necis el ayası miktarına ulaştığı zaman ibadetimiz olmaz. Özellikle klozet tuvaletlerde suyun taziği ile temizlenmesi yeterli olmaz. O zaman kendinin de farkına varmadığı gaita 4 gr. miktara ulaştığında ibadetler olmaz. Bakın gömlek kolu ile imanın kemali halinin nasıl alakalı olduğunu gördük.

Yüce rabbimiz çok merhametlidir. Bazen o merhametinin gereği bu eksikliğimizi birçok müslümana rüyasında gösterir. Rüya bir nimettir. Rabbimiz Hazreti Yusuf aleyhisselam için biz onu talim ettik. Yani tevil ilmini öğrettik diyor. Bu ilim kitapta yazılı olmaz. Hiçbir insanın rüyası bir başka insanın rüyasıyla üst üste konup bu anlama geliyor denmez. Herkesin rüyası kendine hastır. Bunun kitapta yazılma şekli mümkün değildir. Her insan her gün yeni bir rüya görür, yeni bir ilim gerekir. Bunu hangi bir kitap yazabilecek? Bundan dolayı rüyayı tevil etme ilmi de ayrı bir nimettir. Cenabı hak bu lütfu Yusuf aleyhisselama verdiği gibi kıyamete kadar vermeye devam edecek.

Bismillah, Subhaneke lâ ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimul hakim. sadakallahul azim. Subhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki, her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.

39 görüntüleme2 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page