CİNLERİN İNSANLARLA MÜCADELESİ


CİNLERİN İNSANLARLA MÜCADELESİ

Cinniler Kimlere Saldırırlar?

Cenabı hak, En’am suresi, Araf suresi, Fussilet suresinde Esteuzibillah, Cenabı hak onların hepsini bir araya toplayacağı gün şöyle diyecektir, Ey cin topluluğu! insanlardan pek çoğunu saptırıp aranıza kattınız. Onların insanlardan olan dostları diyecekler ki, Ey rabbimiz bizler birbirimizden yararlandık ve bize belirlediğin süremizin sonuna ulaştık diyecekler. Allah celle celaluhu da diyecek ki, Allah'ın atfettikleri hariç içinde ebedi kalmak üzere duracağınız yer ateştir. Kehf suresinde ise Esteuzibillah, Ey Ademoğulları Siz rabbinizi bırakıp da İblisi ve zürriyetini dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Yine Enam suresinde Esteuzibillah, Her peygamber için insan ve cin şeytanlarında düşmanlık gördük. Onların bazısı, bazısını aldatmak için sözün yaldızlısını telkin eder. Ve eğer rabbin dilemiş olsaydı onu yapamazlardı. Artık onları ve iftira eder oldukları şeyleri bırak.

İblis ve şeytanlarının etkiledikleri münafık ve kâfirlerin, ilk insandan son insana kadar uyguladıkları ortak özelliklere bu 3 ayeti celilenin ışığında baktığımızda; 1- Gerek İblis, gerek ona itaat eden münafık ve kâfir cinler gerekse insanlardan etkiledikleri ateist kâfir ve münafık olanlar inançlı kesime karşı sürekli yaldızlı sözler söylerler. 2- Kendilerinden olmadığımız için bizlere sürekli iftira atarlar. 3- Bizi saptırmak için ellerinden geleni yaparlar. 4- İnsanları kendi dünyalarına kendi yaşam tarzlarına uydurmak isterler. 5- İçlerini aldıkları insanların dünyalık elde etmelerini sağlarlar. Yani öncelikle dünyalık elde etsinler ki ondan sonra bizim içimizde kaldıkları sürede memnun olsun ve bizden ayrılmasınlar. 6- Kendilerinden olmayanları sürekli takip ve tarassut ederler. Cenabı hak bu 3 ayeti celilede bunların 6 özelliğini açık ve net bir şekilde açıklayarak bizleri uyarıyor. İblis ve onun etkisinde kalan herkes bizim düşmanımızdır. 1-dünyada 2 blok insan var. Kutsal kitaba inanmışlar ve karşı blok. 2- Cenabı hak bunların müslüman düşmanı olduklarını bildiğimiz halde onları dost ediniyor olmamızı garip karşılıyor. 3- Rabbimiz imtihanın gereği olarak ben diyor bunlara belli bir süre verdim. Eğer diyor, ben onlara müsaade etmesem onlar hiçbir şey yapamaz. O zaman da dünyadaki imtihanın hikmeti tecelli etmez diyor 4- Cenabı hak bu kandırılanlar içerisinden bazı saf niyetli olanlar olabileceğini ifade ediyor. Cenabı hak o iyi niyetli cinleri ve insanları ebedi ateşte kalmaktan kurtaracağını ifade ediyor.

İblis ve Emrindeki Şeytanları Nasıl Musallat Olurlar

Bizler yeryüzünde onlarla aynı dünyayı paylaşıyoruz, onlarla iç içe, burun buruna, göz gözeyiz. Onlar da biz de aynı topraklardan gıdalanıyoruz. Bunlardan hiçbir insanın kurtulması mümkün değildir. Bundan dolayı gerek cinler gerek onların etkilediği insanlar veya onlara hizmet eden kâfir ve münafık olanların bize düşmanlıkları vesvese ile başlar. Çünkü vesvese düşmanlığın en alt kategorisidir. O vesveseden kendimizi sağlama almak için güncel olarak ne yapmamız gerektiğini bir göz atalım. Esteuzibillah, Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürter ise hemen Allah'a sığın şüphesiz o bizi işitendir hakkıyla bilendir, buyuruyor rabbimiz. Böyle bir dürtüyü hissettiğimiz anda ilk yapacağımız iş Euzubillahimineşşeytanirracim diyerek onu püskürttükten sonra rabbimize dua etmemiz gerekiyor. Sonra bulunduğumuz yerden ve kişilerden uzaklaşacağız. Yani oturduğumuz yerden kalkıp en az bir başka odaya ya da birkaç metre ötede bir yere oturacağız. Ayette geçen dürtme ve vesvese kişiyi rahatsız eder ve kalbe sızı verir. Kalbi acıttığı için kalpteki his bedene yansır ve bizi rahatsız eder. Araf suresinde Allah'tan ittika edenler, kendilerine şeytandan bir tayf iliştiği zaman tezekkür eder yani düşünür ve basiretlerine sahip olurlar, buyuruyor. Tayf;1- İblisin görevlendirdiği sürekli gezen bir grup cindir. İblise itaat ettikleri için şeytan diyoruz. Bunlar aramızda dolaşarak bizlere vesvese bulaştırmak istiyor. Kendi elleriyle bulaştıramasa da diğer insanların vesilesiyle bulaştırmak istiyor. 2- İnsanlar karanlık yerlerde yalnız kaldığında gözüne bir şeyler görünmeye başlar. Bunlar hayali görüntüler ama gerçekte doğrudur. Çünkü onlar bize o kadar yakınlar ki belki 3-5 santim bir uzaklıktalar. Cenabı hak messehum diyor dokunma anlamına gelir ama onların dokunmasından bizi rabbimiz korur. Nasıl ki bir yüksek gerilim hattına yaklaşmaya başlarsak önce saçlarımız vücut kıllarımız olmak üzere elektriklenme olur. Biraz daha yaklaşırsak da bizi bir anda çeker. Aynı bunun gibi işte elektriksel mest ederler. İnsan gerek hayalinde gerek uykusunda gerek karanlık odalara girip çıktığında gerekse rüyalarında böyle tecessüm şekilleri görmeye başlar. Karanlık odalara çocuklarımızı alıştırmalıyız ki? Onlar ileride karanlıkta ve yalnız kaldıklarında zerre kadar korkmasın. Korkmayanlara bunlar yaklaşamaz. Korkan kişilere yaklaşır.

Nâs suresi 4. Ayeti celilede Min şerril vesvasil hannas ayeti celilesinde O vesvese veren hannasın şerrinden buyuruyor. Hemen 6. ayetinde de minel cinneti ven nâs buyuruyor. Son ayeti celilede Cenabı hak hem cinleri hem insanları kastetti. O vesvese veren gerek cinden gerek insandan sana sığınırım demiş oluyoruz. Okuduğumuz 4. ayeti celileyi, Hazreti peygamberimiz şöyle tefsir ediyor. Sallallahu aleyhi ve selam. Her insanın biri cinlerden diğeri meleklerden olmak üzere 2 arkadaşı vardır buyurdu. O anda hemen sahabi efendilerimiz ya resulallah senin de var mı? diye sordular. Evet benim de var yalnız Allahu teala bana yardım etti de cinlerden olan arkadaş müslüman oldu. Artık bana sadece doğru ve hayırlı olanı tavsiye ediyor. Büyük bir peygamber olduğu için ona rabbimizın lütfu ama bizim bu lütufa sığınmaktan veya bilip tedbir almaktan başka çaremiz yok. Devam ediyor hadisi şerif. İblis dünyaya gelen her çocuğa o şeytanı görevlendirir. Cenabı hak ruhumuz bedenimize ilka olunduğunda kalbin sağ tarafına bir melek görevlendiriyor. İblis de hemen hannas dediğimiz şeytanı görevlendiriyor ki ölünceye kadar bu ikisi bizden ayrılmıyor. Melaike sürekli ilham verir. Biz bunun hangisine uyacağımızı aklımızla ayırt edip kendimiz belirliyoruz. Ve sonucundan da sorumlu tutuluyoruz. Hazreti peygamberimizin bu tefsirinden sonra Gavsul Azam Seyyid Abdülkadir Geylâni Hazretleri (ks.) vesveseyi şöyle anlatıyor; İnsan Allahı anmadığı zaman şeytan sevinir ve kişinin vücuduna kılların dibindeki deliklerden nüfuz eder. Tam gönüle gidecek kana girer. O kan da onu kalbe götürür. Ve o kimsenin gönlüne vesvesesini sokar, onu şaşırtır. Evlenilmesi haram olan erkeklerin ve kadınların birbirlerine bakmaları ile fitneyi başlatır. Sonra hafızalara taşır hafıza o anın fotoğrafını çeker. O fotoğrafı kişiyi zayıf bulduğu anda getirir o fotoğrafı gözünün önüne koyar. Ona ruhen ilgisini artırır. Günümüzdeki insanların en çok düştükleri tuzak budur.

Peygamberimiz (sav.)tekrar buyuruyorlar ki, Namaz için ezan okununca şeytan arkasını döner ve tıpkı bir merkep gibi yellenerek kaçar. İnsan midesine dokunan bir yiyecek yediğinde nasıl midesinde bağırsaklarda gaz yapıyor ise Ezan seside İblis ve İblisin etkilediği avanesini böyle etkiler. Ezan bitince geri gelir, Kamet getirildiğinde yine dönüp kaçar kamet bittiğinde yine gelir. İnsan ile kalbi arasına girip namazın içinde vesvese vermeye başlar. Bir başka hadisi şerifte Resulullah (sav.)buyurdular ki; Yolcu ezan okuyup kamet getirdiği vakit onun arkasında Allah'ın ordularından gözlerinin göremediği kimseler namaz kılar. Yani bir kişi olarak namaza duyuruyor. Ancak ezan okuması şarttır. Bu hadisi şerifteki anladığımız hikmet ezanla okuyarak orada namaz kılacağını ilan etmiş oluyor. O zaman onun arkasını öyle bir cemaat oluşuyor ki buyuruyor peygamberimiz. Gerek müslüman cinniler gerek ricali gaipten olan büyük insanlar gelip ardında büyük bir cemaat oluşturduğunu efendimiz haber veriyor. Hazreti Aişe (ra.)annemiz buyurdular ki Hazreti peygamberimize ya resulallah el tufan nedir diye sordum. Buyurdular ki kişi namazda iken vücudunun ve kalbinin başka tarafa yönelmesidir. Gözümüz bir başka tarafa bakar, kulağımız bir tarafları dinler onlara bakınca gördükleri, duydukları kalbini etkiler işte bu el Tufandır. Sünnet olan ayakta iken secde edeceğimiz yere rükuda iken ayaklarımızın önüne secdede iken gözünüzü asla kapatmayıp secde ettiğimiz yere bakmaktır.

Cinlerin yaratıldığı ham maddeler nelerdir?

Hazreti peygamberimiz (sav.)buyurdular ki Cenabı hak yeryüzünün toprağını cumartesi günü, dağları pazar günü, ağaçları pazartesi günü, Bütün kötü şerleri salı günü, Nurları çarşamba günü yarattı. Hayvanları da perşembe günü yeryüzüne saldı. Yani hayvanlar zaten varmış ki o gün perşembe günü yeryüzüne onlar görevini yapmak üzere bırakılmış. Adem'i de bir cuma günü ikindi ile akşam arası son saatlerde akşama yakın son saatlerde yarattı. Peygamberimiz (sav.) buyururlar ki melekler nurdan, Cinler dumansız kızıl ateşten Hazreti Adem ise topraktan yaratılmıştır. Şimdi bu ayet ve hadisi şerifleri üst üste koyduğumuzda ve yukarıdaki ayetlerle de birleştirdiğimizde görüyoruz ki Cinniler 2 ateşin birleşiminden yaratılıyor. 1- semum ateşi, 2- mariç ateşi. Şimşek çaktığında yıldırım düştüğü zaman oluşturduğu ateş, Güneşin ateşi, Cehennem ateşi semum ateşidir. Elektriksel bir dumansız ateştir. Elektrikli 2 kablo birbirine çarpınca ordan ateşin görünen kısmı çıkar. Ateşten çıkan bu kısma mariç denir. İkisinin birleşiminden cinniler yaratılmıştır. Cinniler ateşten yaratıldıkları için fıtratları gereği hep böyle uçma, yukarıya çıkma, gökyüzünü daha çok merak eden meyillidirler. Tam tersi biz insanlar topraktan yaratıldığımız için biz de hep yere düşer daha çok yeryüzünü merak ederiz. Bu ateş, gerek semum, gerek mariç öldürecek kadar sıcak olup ateşin en güzeli yani enerjiden yaratılmışlardır. Resulullah efendimiz buyurur ki, sallallahu aleyhi ve sellem. Müslüman'ın rüyası peygamberliğin 70 parçasından biridir. Yani Salih bir rüya aynı peygamberlere verilen müjde gibi bize de verilmiş bir müjdedir. Yeryüzündeki ateş diyor Cinlerin yaratıldığı semum ateşinin 70 parçasından biridir. Kehf suresinde Cenabı hak Esteuzibillah İblis cin taifesindendi buyuruyor. Cenabı hak kuranımız da şeytan kelimesini çok kullanır. Şeytan inatla başkaldıran demektir. Bundan dolayı inat insanoğlu için çok tehlikelidir. Birincis kibir, ikincisi inat üçüncüsü de ucubdur. Bu 3 büyük hastalık insanoğlunun ayağını kaydıran büyük tehlikedir. Cinlerin azgın kâfirlerine Mecazen şeytan ismi verilir. İblis ve cinler aynı ateşten yaratılmışlardır. Fussilet suresinde rabbimiz buyurur ki, Esteuzibillah, cinlerden geçmiş ümmetler ifadesi geçer. Burada ümmet deyince cinlerin yeryüzünde periler ve feriştahileri de saydığımızda toplam 7000 yıl yaşadılar. 7000 yıl yeryüzüne hükmettiler. Kıyamete kadar yaşayacaklar ama artık hüküm insanoğlundadır. Adem (as.) dan bu tarafa insanoğlu yaklaşık 7000 yıl yaşadı. Ümmet tabirinden cinlerin ne kadar kalabalık olduğunu anlıyoruz. Ulemamızın çoğunluğuna göre sayılar insanoğlunun 10 katıdır.

Cinlerin Özellikleri

Neml suresinde Esteuzibillah, Cin taifesinden bir ifrit dedi ki, Ben onu daha sen makamından kaim olmadan sana getiririm. Ve şüphe yok ki, ben onun üzerine elbette kuvvetliyim ve eminim. Burada cinninin 3 özelliğini yani hızını ve gücünü anlatırken ve eminim ibaresini kullanarak onlar ne kadar ilim sahibi bile olsalar güvenilmemesi gerektiğini vurguluyor. İnsanın onlara güven duyup onlardan alabileceği hiçbir şey yoktur. Ne alıyorsa onlar bizden alır. Fiziki ve ruhi özelliklerine baktığımızda çok çevik olduklarını ruh hallerine baktığımızda da hiddetli, öfkeli olduklarını görüyoruz. Ve en tehlikeli tarafları da kararsızlıklarıdır. Bir kişiye musallat oldukları zaman bu özelliklerini o kişiye bulaştırır ki bizim için tehlikeli olanı hiddet, şiddeti seven ve kararsız olmalarıdır. İnsan istişare eder, istihare eder, ondan sonra kararını verir ve kararından da hiçbir zaman pişmanlık duymadan o kararını sonuna kadar uygular. Cinnilerde bu yoktur.

Cin taifesinden amrat adındaki cin o tahtı yarım günde getirebileceğini ifade edince Süleyman (as.)ın danışmanları, vezirleri onu duyuyorlardı ama cin olduğunu sadece Süleyman (as.) biliyordu. Süleyman (as.) tahtı bir başkasının getirmesini arzu ediyor. Yani cinniye güvenip de ondan bir şey talep etmenin bir müslüman'a asla yakışmadığının tescilidir. Hazreti Asaf bin Beria (ra.) Hazretleri. Efendim dedi. Ben gözünüzü açıp kapayıncaya kadar getiririm dedi. Hazreti Süleyman (as.) ona dedi ki, Beni cin taifesi yanında gülünç duruma düşürme. Yani bu işi yapacaksan Başar. Ismi azamı bilen asaf bin derya Hazretleri burada bakın cinle. Insan mukayese edilip karşılaştırılıyor. İsmi azamı bilen Hazreti Asaf bin Berya abdest aldı, 2 rekat namaz kıldı ve namazını bitirince tekrar secdeye vardı. Bu hayatımızda çok önem arz eden bir alanı Rabbimizin katında sesimizi duyması yani bize itibar edip duamıza icabet etmesinin yolunu Hazreti Asaf öğretiyor. Secdede tekrar vardı ismi azamı okuyarak rabbinden istedi. 2 rekat hacet namazından sonra secdeye varıp Ya hayyu ya kayyum ve ya zel celali vel ikram esmalarıyla canı gönülden dua ettiğimizde rabbimizin kabul edeceğine dönük büyük bir ipucudur. Hazreti Asafın ismi azamı bilmesi ilim olarak Hazreti Süleyman (as.) dan daha üstün daha alim değildir. Sadece bu bir peygamber kendi mahiyetindeki bir veliyi bize göstermek için bu yolu izlemiştir.

Cinlerin Yaşamları

Cinniler erkekli ve dişilidirler, evlenirler ve doğurarak çoğalırlar. Aynı bizler gibi doğarlar, büyürler ve sonunda ölürler. Bir hadisi şerifte cinler ve insanlar hep ölümlüdürler buyrulur. Bedenleri büyük olur. Bizlerden belki 10 kat daha güçlü olurlar. İnsan görünce ürperir. Başları ise o bedenlerine göre çok küçük olur. Burun delikleri tek oldur. Ömürleri 400 – 500 - 700 yıl gibi uzun sürelidir.

Bedeni Özellikleri

Habibullah peygamber efendimiz buyuruyor ki; Cinler 3 gruptur. Üçte birinin kanatları vardır ki? O kanatlarla havada uçarlar. Üçte biri de yılanlar, akrepler ve köpekler şeklindedir. Kalan üçte biri de İnsanlar gibi sorumlu yaratıklardır. Havada uçanlar, sürüngen olanlar, 4 ayaklı köpekler şeklinde olanlar ve bir de bizim gibi sorumluluk içerisinde olanları var. 2 grubun hikmetini görevi nedir bilmiyoruz. Ama sonuncu grup bizim gibi sorumlu olanlar bize nasıl zarar veriyor? Işte tuhaf olanı orası. Cinler insanlara hulul edip onlarla birlikte dolaşır. Bu hulul kelimesini incelediğimizde karşımıza ammarul buyut diye bir kelime çıkıyor. Buyut ev demek ammarul ise orada uzun ömürlü yaşayan demek. Bir evde uzunca süre kalan cinler olur. Bunlara genel adıyla avamir, tek başına olunca ammarul buyut deniliyor. Bunlar çoğu zaman sıcak olan yerlerde ve toprak olan, yerle düz olan evlerde yılan şeklinde görülür. Hulul bizimle bütünleşip bir miktar yürüdükten sonra görevi bitince vücudumuzdan tekrar çıkan demek oluyor. Vücudumuza ter deliklerinden, kıl diplerinden, deliklerden girip görevi bitip bize yapacağını yapınca geri çıkıp gidiyorlar. Geçen dersimizde dediğimiz cinnilerden hıfz olunma nimetine şükretmek konumuzun ana omurgası olarak girdiğimiz o ayeti celile de burada önümüze çıkıyor. Bir kişinin korunma zırhı üzerinden kaldırıldığı zaman işte o kişi hulul ediyor. Bundan işte yaklaşık 100 yıl kadar evvel yaşamış Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi Hazretleri kitabında şu duayı yapıyor. ‘’Ey Allah'ım habibin hürmetine imanımızı onların yani hulul eden cinlerin şerrinden kalbimizi, fikirlerimizi ve bedenlerimizi onların hululunden koru ya rabbi, buyuruyor. Cinlerin bir kısmı da göçebe yaşarlar. Yeryüzünde yaşarlar. Gökyüzüne çıkmalarına asla müsade edilmiyor.

Temessül Nedir?

Araf suresinde rabbimiz buyurur ki; Esteuzibillah,Ey adem oğulları şeytan ve kabilesi sizin onları göremeyeceğiniz yerden onlar sizi görür, buyuruyor. Rahman suresinde de Esteuzibillah, Ey cinler topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa geçip gidin, yani ben size güç ve izin vermedikten sonra siz uzay dediğimiz alana giremezsiniz, buyuruyor. Temessül demek yani aslı halinden farklı bir hale girip farklı bir şekilde biz insanlara görülmesinin adıdır. Peygamberimiz yukarıdaki bu 2 ayeti celileden sonra buyuruyor ki; Şeytan bana göründü ve bütün gücüyle saldırıp namazımı kesmeye çalıştı. Fakat Allah celle celaluhu bana onu alt etme gücü verdi. Onu boğup mescidi nebevi'nin direklerine bağlayıp sabah namazına geldiğinizde hepinizin görmesini istedim. Ancak Hazreti Süleyman (as.)ın duasını hatırladım, vazgeçtim. Demek ki rabbimiz peygamberlere o iblisi bir eliyle boğacak kadar bir kudret vermiştir.

Hz.Cibrilin (as.) peygamberimize gelerek islam nedir? iman nedir? sorularını sorup hem de cevaplamasını anlatan Hadisi Cibril dediğimiz o meşhur hadisi şerifte Cibril (as.) sahabe efendilerimizin göreceği şekilde Dıhyetül Kelbinin (ra.) suretine temessül etmişti. Aynen o kişiymiş gibi gelmişti.

Hazreti Meryem (ra.) annemize hamileliğini müjdelemek için çok sevimli, çok Salih, yakışıklı bir erkek suretinde gelmişti. Ama gelen Cibrili emin, gören Hazreti Meryem’di. Orada da bir temessül görüyoruz. Yine Neml suresinde, Saad suresinde ve Enbiya suresinde geçer ki Süleyman (as.) Cinleri zoraki çalıştırdı. Hiçbir Cin gelip de isteyerek Süleyman (as.)ın emrinde yıllarca hizmet etmiş değildir. Cenabı hak görevlendirdi. Kuzu kuzu gelip çalıştılar. Mescidi Aksa'nın temelindeki en ağır taşları yerine koydular ve taşlardaki geometrik motifleri Cinniler yapmıştır.

Peygamberimizin seçkin olarak yetiştirdiği 5 tane Abdullah vardır. Birincisi Abdullah ibni Abbas amcasının oğludur. İkincisi Abdullah ibni Ömer Hazreti Ömer efendimizin oğludur. Üçüncüsü Abdullah ibni Mesud bu zatta fıkıh da bir deha idi. Dördüncüsü Abdullah Zübeyir bin Avvam peygamberimizin halasının oğluydu. Beşincisi Abdullah bin Amr (ra.) bu da büyük bir siyasi deha idi. Bunlardan Abdullah ibni Mesud (ra.)rivayet ediyor. Bir gece Nusaybin cinlerinden bir grup geliyor Resulullah efendimiz davet ediyor diyorlar ki bize gel kuran oku hem kuranı dinleyelim hem bize islam'ı öğret. Peygamberimiz sahabe efendilerimize onların meclisine benimle kim gelir diye sordu. Hazırda bulunanlar başlarını önlerine eğdiler. Herkes sahabe efendilerimizden olmalarına rağmen o cinlerin içine gitmekten çekindiler. Ama günümüzde onlarla muhatap olup onları bir şey zannedip kendilerinin ne büyük tuzağın içine düşeceklerini bilmeyen cahillerle mukayese olsun diye özellikle tane tane okuyorum. Hazır da bunun anlar başlarını önlerine eğdiler. Peygamberimiz bu sorusunu 3 kez tekrarladı. Benimle kim gelecek? Tek kişi cevap vermedi. Abdullah ibni Mesut dördüncüyü sormadan ben ayağa kalktım ben gelirim ey Allah'ın resulü dedim. Onunla benden başka kimse yoktu. Mekke'nin üst taraflarına varıncaya kadar yola koyulduk. Oraya varınca hacun denilen dağ yoluna girdik. Bana dairemsel bir çember çizdi. Onun içinde oturmamı emrederek ben yanına çıkıp gelince kadar sakın bunun dışına çıkma buyurdu. Sonra yanımdan ayrılıp gitti. Ayakta durdu ve kuranı ayakta okumaya başladı. Ben kanat çırpınışları içerisinde aşağı doğru eğilen ve yürüyen kartala benzer binlerce varlık görmeye başladım. Bunlar cinlerin Abdullah ibni Mesuda görünüş şekilleridir. Peygamberime bir zarar geleceğinden korktum. Onu oldukça kalabalık gölgeler kapattı, yani göremez oldum. Ve benimle onun arasında engel oldular. Nihayet onun sesini duymaz hale geldim. Sonra bulut parçaları gibi parça parça gitmeye başladılar. Tan yeri ağarınca peygamberimin işi bitti. Yanıma gelerek bana uyudun mu dedi. Allah'a yemin ederim ki hayır dedim. Ben sana arkadaş olarak geldim. Nasıl uyuyabilirim? Elimden gelse neler yapabileceğim ama bana bu daireden çıkma dedin. Peygamberime bir zarar verecekler insanlardan yardım istemeyi içimden geçirdim. Nihayet senin onları asan ile dürtükleyip oturun dediğini duyunca baktım ki onların hepsine hükmediyorsunuz vazgeçtim. Peygamberim şöyle buyurdu, Eğer o çizginin dışına çıkmış olsaydın birisi seni kapmayacağından emin olamazdım. Sonra bir şey gördün mü? Diye bana sordu. Dedim ki, baldırları arasından beyaz elbiseler dolayıp giyinmiş siyah adamlar gördüm dedim. Peygamberimiz onların yanından dönünce derin bir nefes aldı. Beni götürüp, onların orada ısınmak için yaktıkları ateşlerin izlerini gösterdi. Ben bu geceyi hacun denilen yerde yanıma gelen Müslüman cinlere kuran okumakla geçirdim. Günümüzde cinlerle irtibat kurmaya çalışanlara bu hadisi şerifle o kadar çok şey anlattık ki anlarlarsa anlarlar anlamazlarsa da bizi ilgilendirmiyor.

Bismillah. Subhaneke la ilma lena illa ma allem tena inneke entel alimul hakim. sadakallahul azim. sübhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.


31 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör