top of page

ŞEYTANLARIN SOSYAL HAYATIMIZA SALDIRMASI


1-Şeytanların İnsanlar Arasına Fitne Sokmaları;

Hazreti Selman (ra.) Peygamberimizden şöyle nakleder; Peygamberimiz (sav.) buyurdu ki Pazara ilk giren kişi de pazardan son çıkan kişi de sen olma. Çünkü şeytan orada yumurtlamış ve yavrulamıştır. Orası şeytanın savaş alanıdır. Demek ki şeytan pazar yerlerindeki insan yoğunluğundan faydalanıp orada tartışma ve kavga çıkartarak fitne oluşturuyor. Böylece tartışmanın çıktığı yerde her türlü yeminler, hakaretler olacağı için o kişinin sattığı da bizim aldığımız da bereketsiz hale geliyor. Zaten şeytanın amacı da budur.

2-Şeytanların Öfkeye Sebep Olmaları;

Hazreti peygamberimizin karşısında 2 kişiyi şiddetli şekilde tartışmaya başladı. Öyle ki, birisinin öfkeden yüzü kıpkırmızı kesildi. Adeta şah damarı patlayacak gibi dışarıya fırlamıştı. O esnada Resulü Ekrem (sav.) Buyurdu ki, Ben bir söz biliyorum eğer öfkeden çıldıran kişi o sözü söylerse bu kızgınlığını yok eder. Öfkeli kişi şeytandan Allah'a sığınırım (Euzubillahimineşşeytanirracim) derse bir anda öfkesi kaybolur. Bu evimizdeki veya dışarıdaki tartışmalarda kendimizi teskin edecek bir iksirdir. Peygamberimizin de anlattığı üzere şeytandan Allah'a sığınırım dediğimize göre bu tahrifi şeytan yapıyor demektir. Öfke bizlerde 3 boyutta tezahür eder. Karşıdaki muhatabımıza galip olabileceğimiz bir konumda isek gözlerimiz ve yüzümüz kıpkırmızı kesilir. Eğer karşıda kişi bizden üstün ise rengimiz sapsarı olur ve ellerimiz titrer. 2 taraf da kuvvette birbirine eşit ise o zaman kişinin yüzü bazen sararır, bazen kızarır.

Diyelim ki eşimizle ve çocuklarımızla bir tartışma yaşadık. Genelde erkek tarafı kendini fiziki ve bedeni olarak üstün gördüğü için şah damarlarının yükselmesi, gözlerinin, yüzünün kıpkırmızı kesilmesi tahakkuk eder. O zaman besmeleyi okuyarak biri yarım saat sussun. Çözüm budur. İki tarafta aynı anda öfkelendiğinde, nereye varacağını kimse hesap edemez. Ve bundan da ailedeki çocuklar ciddi etkilenir. Susan kişi o esnada hem kendi adına hem de karşıdaki eşi adına sürekli okusun. O zaman şeytan o odadan çıkar.

3-Şeytanların Karanlık Ortamlarda Fitnelere Sebep Olmaları;

Resulullah (sav.) buyurdular ki; Gece yani akşam karanlığı bastırınca çocuklarınızı dışarıya bırakmayın. Çünkü şeytanlar o zaman yeryüzüne dağılır. Yassı vaktinin üzerinden bir süre geçince artık çocuklarınızı evde tutun. Onların dışarı çıkmamaları sizin lehinizedir. Çünkü bu vakitlerde cinniler etrafa yayılır. Siz besmele çekerek kapınızı kapatın. Besmele çekerek ışığınızı söndürün. Besmele çekerek su kaplarının ağzını (muslukları) kapatın. Çünkü şeytan kapalı kabı açamaz. Senede bir gece vardır ki veba yere iner. Kapağı olmayan her kabın içine yayılır. Kandillerinizi de söndürün. Bu ateş size ancak düşmandır. Küçük fasıkcık evin kendini ve ev sahiplerinin elbiselerini yakar. Buradaki fasıkçığı, muhaddis ulemamız fare olarak beyan etmelerine binayen hadisi şerifinin akışından da yola çıkarsak bunun ev içerisindeki bazı cinniler olabileceğini ancak bunu fare rumuzuyla anlatıldığını anlayabiliriz.

Muhaddis ulamamızın bu hadisi şerefi şerhine baktığımızda şeytandan korunmak için Özellikle akşam ile yatsı arasında çocukların dışarı salınmamasını. Şeytanın örtülmüş kapakları açamadığını kapağını kapatırken besmele ile örtmemiz gerektiğini anlıyoruz. Şeytan ağzı bağlanmış olan bağları çözemez. Kapalı kapıyı açamaz buyuruldu. O zaman kapılarımızı besmeleyle kapatacağız.

4- Şeytanların Kalbimize Fitne Tohumları Atmaları

Hazreti peygamberimizin hanımlarından Yahudi kökenli Safiyye (ra.) Annemiz anlatıyor; Peygamberimiz (sav.) itikâfa girmişti. Ramazan ayının son 10 gününde bir ilçede veya bir vilayette caminin birinde bir Müslüman itikâfa girerse müekked sünnet olan itikâf yerine gelir. O ildeki bütün Müslümanlar sorumluluktan kurtulur. Ama tek bir kişi bile girmez ise o ildeki yaşayan Müslümanların hepsi sorumlu olur. İtikaf budur. Bunun yanı sıra ibadet için camiye girdiğimizde niyet ettim, nafile itikâfa dersek camide kaldığımız sürede nafile itikaf yapmış oluruz. Devam ediyor hadisi şerif Peygamberimiz (sav.) itikâfa girmişti. Yanına ziyarete gitmiştim. Beni uğurlar iken o sırada 2 kişi Cami önündeki sokaktan geçiyordu. Resulullahı görünce hızlandılar. Peygamberimiz onlara yüksek bir ses tonu ile Yanımdaki kadın eşim Safiye'dir buyurdu. Onlar geri dönerek Ey Allah'ın resulü, hiç öyle bir şey düşünür müyüz, dediler. Peygamberimiz buyurdu ki, şeytan insan vücudunda kanın dolaşması gibi dolaşır. Ben şeytanın sizin kalplerinize yanlış bir şey fırlatmasından korktum, dedi.

Bu hadisi şerif Şeytanın kalplere nasıl bir şüphe tohumu attığına açık bir nas iken burada zan dediğimiz bir kavram karşımıza çıkıyor. Gözümüzle gördüğümüz bir şeyi gerçeğini sorup öğrenmeden kendimizce bir zan oluştururuz. Eğer kalbimizdeki oluşturduğumuz fikir kötü yönlü ise buna suizan, halkımız arasında da töhmet denir. Yani kötü bir niyetle o kişileri suçlamaya kalkarız. Bu öyle galiz bir günahtır ki suizan kuranımızda tam 69 ayette geçer. Hazreti Peygamberimiz nasıl kendi eşi olduğu halde o gençlere bu benim eşimdir diyerek fitneye meydan vermiyorsa biz de töhmet oluşturacak şeylerden kaçmamız gerekiyor. 69 ayeti de önümüze koyduğumuz zaman özellikle namusumuza iftira atılabilecek yerlerden daha daha temkinli olmamız gerekiyor.

İslam fıkhında seddi zeray diye bir kavram vardır. Yani kötülük olmadan o kötülüğün önüne bir bariyer çekmek anlamına gelir. Yukarıdaki hadisi şeriften yola çıkarak devam edersek bir peygamber aleyhisselama suizanda bulunmak küfürdür. Onlardan herhangi birisine karşı yanlış duyum veya yanlış yorum nedeniyle kalbimizde bir şüphe oluşacak olursa hemen Allah'a sığınmak zorundayız.

Esteuzibillah Ve ma yettebiu ekseruhum illa zanna Onların çoğu zannın ardından gider. Bu ayet 3 surede geçer ki Hazreti peygamberimiz bu ayeti tefsir ederken 3 şey vardır ki bunlardan hiçbir kimse azade kalmaz. Bunlar teşehhüm, suizan ve hasettir buyurdular. Kendilerine bunlardan kurtuluşa çare nedir ya Resulallah diye sorulunca şöyle buyurdular, teşehhüm edersen sakın bir daha yapma, zanda bulunursan sakın tahakkuk ettirme, hasetlik çekersen haset ettiğin nimetin o kişinin elinden çıkmasını isteme, buyurdu.

İnsanoğlunun işlediği günahların temeli 3 şeyden yayılır. Bu 3 şey kibir, haset ve hırstır. Günahın temeli 3tanedir ama ondan filizlenen günahların sayısı 124’tür. Ahmet ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretlerinin bu 124 günahı kaleme aldığı bir kitabı mevcuttur.

Haset, kişinin elinde olan ve bizi kıskandıran şeyin onun elinden gitmesini istemektir. Bu haset insanın içinde bir aleve döner. O nimet onun elinde kaldığı sürece içi rahat etmez. Bu illaki yabancı insanlara yönelik olmaz. Aynı anne babanın çocukları arasında dahi vaki olup gittikçe şiddetlenen bir ateştir.

Suizan, kötü zan olup onun peşine düşüp araştırarak tahakkuk ettirmememiz gerekir.

Teşehhüm ise uğursuz saymak demektir. Uğursuz saydığımız şeyi dikkate alıp onu zihnimizde canlandırarak büyütmemeliyiz. Çünkü bizim inancımızda uğursuzluk diye bir inanç yoktur. Her şey hayırlıdır, her şey bereketlidir. Cenabı hak her şeyi hayır olarak yaratmıştır. Onu şerre döndüren bizleriz.

Hasani Basri Hazretleri içinde haset olmayan bir insan hemen hemen yoktur, Kim bu hissi aşıp peşine düşmez ise işte o zaman içindeki hasetten sorumlu olmaz, buyuruyor. Yusuf aleyhisselamın başına gelenler kardeşlerinin hasretlerindendir. Hazreti Ömer Efendimiz ise Kim kendini töhmet altında bırakacak bir konuma sokarsa kendisine suizanda bulunanları kınamaya hakkı yoktur buyurur.

5-Şeytanların Halvet Ortamında Saldırıya Geçmeleri

Hazreti peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyuruyor. Bu günden sonra sakın ha sakın bir adam beraberinde bir veya 2 kişi olmadan eşi ve mahremleri yanında olmayan kadının yanına girmesin ve onunla beraber olmasın. Kadınların yalnız olmaları halinde yanına girmekten uzak dursun. Eşi gurbette olan kadınların sakın ha sakın yanına gitmeyin. Onların üçüncüsü şeytandır. Sakın bir adam dul bir kadının yanında gecelemesin. Çünkü şeytan damarlarınızdaki kan gibi sizi şaşırtmak için etrafınızda dolaşmaktadır, buyurunca Oradakilerden bir adam ya Resulallah kadının kocasının kardeşi, amcası, amcasının oğlu gibi yakınları da mı onun yanına gitmesin diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da yakını ölümdür, daha tehlikelidir, daha büyük fitnedir buyurdular.

Mahrem, bir kadınla evlenmesi ebediyen haram olan erkeğe mahrem denir. Halvet ise aynı odada tek başına kalmak demektir. Resulullah (sav.) bu hadisi şerifte el hamvı kelimesini kullanıyor. Bu kayınlar ile halvette bulunmak ölümdür anlamına geliyor. İmamı Nevevi Hazretleri bu hadisi şerifin fetvasını şöyle veriyor. Gelinin kayın babası ve üvey oğulları hariç eşinin amcası, eşinin amcasının oğulları, eşinin erkek kardeşi, eşinin erkek kardeşinin oğulları, eşinin kız kardeşinin oğlu ve benzerleri ile halvette kalması kati olarak haramdır.

İmamı Buhari Hazretlerinin yetiştirdiği ve aslından senden öğrendiğim kadar ben sana öğretemedim dediği en seçkin talebelerinden İmamı Tirmizi, bu hadisi şerifle ilgili fetvasında; Kayın baba ile gelinin baş başa kalması tahrimen mekruhtur, buyuruyor.

6-Şeytanların Eşlerin Arasını Bozmak İçin Saldırmaları

Hazreti peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde; Şeytan tahtını suyun üzerine koyar. Emrindekileri insanlara gönderir. Sonra akşam olunca onların yaptıklarını tek tek dinler. Şeytanlardan birisinin ben musallat olduğum kişiyi eşiyle arasını açıncaya kadar bırakmadım deyince sen ne güzel birisin diye onu ödüllendirir, buyurdular. İblisin tahtını suyun üstüne kurması kendini ilahlaştırmasındandır. Çünkü Rabbimizin arşı rahmanı suyun üzerindedir. İbliste tahtını kendine verilen istitraçla suyun üstüne kurarak Cenabı hakka nazire yapmaktadır.

Başka bir hadisi şerifte Peygamberimiz; Kadının eşini ifrat derecesinde kıskanması şeytandandır buyuruyor. Her erkek ve kadının eşini kıskanması imanının gereğidir. Ama aşırı kıskanma şeytandandır. Şeytan burada eşler arasında güvensizlik verir. O güvensizlik vesvesesi ile kadın adeta bir istihbarat gibi kocasını takip eder. Evlilikleri şeytanın oyuncağı haline gelir.

Şeytanların sihri ve büyüyü öğreterek Ruh sağlığımıza saldırmaları; Sihir büyü yönüyle bize saldıran ve birçok ailenin, gençliğin hayatını tarumar eden, ruh sağlığımızı bozan bu alanı dört bölümde öğreneceğiz.

Sihir ve büyü kuranımızda 60 ayetle anlatılır. Bakara suresinin 102. ayetine göre Esteuzibillah eş şeyatine keferu yuallimunen nases sihra, şeytanlar insanlara sihir öğrettiklerinden kafir oldular, buyuruyor.Yanikötü niyetli olarak sihir ve büyü öğretenin veya öğrenenin kâfir olduğunu bedi olarak anlatıyor.

Bu ayette ma tetluş şeyatinu. Sihir şeytanların yazdığı ve rivayet ettiğidir, buyuruyor. Olay Süleyman aleyhisselam'ın vefatını müteakip oldu. Konu uzayacağı için detaya girmeyeceğiz. Süleyman aleyhisselam bitkilerin hangisinin neye şifa olacağını yazdırmıştı. Vefat edince o kitabı şeytanlar çalıp satırlarının arasına sihri yerleştirdiler.Ve insanları bununla aldattılar.

İkinci olarak yuallimune geçti. Cenabı hak büyü ve tılsımın kıyamete kadar talim edileceğini hiçbir devirde kapanmayacağını mucizevi olarak bildiriyor.

Üçüncü kelime sihra geçti. Sihir, kötülük amacıyla kullanılabilen ince ilmi hakikattir. Bu ilmi hakikatler, insanlar kötüye kullandığı için kötü olmuştur. Yoksa temeli ilimdir. Harut ve Marutun eliyle insanoğluna sakın kâfir olmayacaksın denilerek öğretildi. Sihir bedenen ve ruhen tesiri vardır. Sihir yapmak haramdır. Onun yapılmasından hoşnut olan insan ise küfre girer.

Dördüncü kelime Min hâlakın geçiyor. Yani sihri kötü niyetli öğrenip para kazanmak için kullananların ahrette hiç nasipleri yoktur. Diyerek bu kadar bedihi açıklıyor.

Sihir ve büyünün itikat olarak hükmüne bakarsak; Yine aynı ayette Esteuzibillah, ve ma hum bi darrine bihi min ehadin illa bi iznillah Halbuki onlar allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezler, buyuruyor. Sihir ve büyü yapan ne yaparsa yapsın Cenabı hak izin vermeden asla tesir etmez. Eğer sihirin tesirini büyüden veya büyücüden bilirsek küfre gireriz. Cenabı hakkın el hafiz esmasına olan imanımız zaafa uğradığında bu tür bela ile muhatap oluruz. Bu durumda kendimize başka koruyucu aramaya başlarsak Cenabı hak kendi korumasından bizi çıkartır.

Hazreti peygamberimiz buyurur ki; Uğursuzluğa inanan, Fal bakan veya fala baktıran, kehanette bulunan ya da kendisi için kehanette bulunulan, sihir yapan ya da sihir yaptıran bizden değildir. İnanmak kalple başlar, sonra dile çıkar.

Muskanın, Efsun'un, Sihir ve Büyünün Görülebilen Belirtileri;

Sihir ve büyünün etkisinden kurtulmamız için öncelikle Cenabı hakkın lütfü olması lazım. Cenabı hak lütfederse şifa buluruz.

Hicr suresi 15. ayetinde Esteuzibillah, Le kalu innema sukkiret ebsaruna bel nahnu kavmun meshurun, Gözlerimiz döndürüldü ve perdelendi. Biz her halde büyülendik dediler, buyuruyor.

Ayette geçen sukkiret, sekir kelimesinden gelir Kuranımız sarhoşu sekir olarak ifade buyurur. Cenabı hak büyülenmiş kişiye de aynı kelimeyi kullanıyor. Yani büyülenmiş kişi de şarhoş kişinin benzeri hal ve hareketler gösterir. Büyülenmiş kişinin gözleri döner. Bir şeyi olduğundan farklı görür. Sihir insanı yataklara düşürür, hasta eder. Eşleri birbirinden ayırır. Hanımına yaklaşamaz. Evli olan eşleri birbirinden nefret ettirir. Hatta ölüm sebebi bile olabilir.

Sihirin şerrinden korunmak için ilmini öğretmek öğrenmek haram değildir. Yeter ki iyi niyetli öğrensin, iyi niyetle kullansın. Bu duruma düştüğümüzde işin ehlini bulacağız. İşin ehli olan paracı olmaz. Eğer ehlini bulamaz isek Kurtubi’ye göre şu işlemi yapacağız. Sedir ağacından 7 yeşil yaprak alıp 2 taş arasında bunlar dövülür. Sonra suya atarak üzerine ayet el kürsi'yi okunur. Daha sonra bu sudan 3 yudum içilir. Onun geri kalanı ile de gusül edilir. Ve böylelikle Allahın izniyle kurtulur.

İbni Abidinin Redd’ül Muhtarında anlattığına göre; Büyü işinde kullanılan cinliler, bir evi, bir kişiyi, bir arabayı taşıyabilirler. Atılan taşı görürüz ama atanı göremeyiz. Bu durumda korkmadan ayet el kürsiyi ya da cin suresini okuyarak kendimizden ve evimizden onları rahatlıkla uzaklaştırabiliriz. Onları darmadağın eden elimizdeki en güzel en kısa silah Euzu, sonra ayet el kürsüdür. Evimizde sürekli rahatsız olan biri varsa her gün cin suresini okuyacağız.

Cin suresi ile ilgili Peygamber efendimiz bir hadisi şeriflerinde; Bir kimse cin suresini okursa Hazreti Muhammed'i tasdik ve tekzip eden cinniler sayısınca köle azat etmiş olur, buyuruyor. Yeryüzünde şu anda 80 milyarın üstünde cinni olduğunu tahmin ediyoruz. O zaman kişi cin suresini okumakla 80 milyar sevabı almış oluyor. Cenabı hak da bu sevabın hürmetine rahatsız olan kişiye şifa ihsan ediyor. Cenabı hak tekrar daha nice beraberlikler nasip eylesin.

Bismillah. subhaneke la ilmelena illa ma allem tena inneke entel alimul hakim. sadakallahul azim. Subhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki, her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.

17 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör