top of page

ŞEYTANIN VESVESELERİNDEN BÜYÜ VE SİHİR-1


Kişiye Büyü Yapıldığı Nasıl Bilinir?

Sihir ya da büyü yapılmış kişi eşyaları olduğundan farklı görür. Bu en büyük emaresidir ki kişi eşyayı olduğundan farklı görmeye başladıysa o kişide büyü vardır. Mesela sıcak bu havada uzaktaki bir asfalta veya bir kum çölüne baktığımızda su birikintisi görürüz. Orada göl, deniz varmış gibi görürüz. Bunun adı seraptır. Büyülenen kişi de eşyaları, tabiatı bizim serap gördüğümüz gibi farklı görür. Televizyonlarda inanmayın böyle şeylere diyen şarlatanlara sesleniyorum. 1- Hepimizin namazlarda okuduğu büyüye sihire karşı Resulullah'a indiğini bildiğimiz Felak ve Nas surelerini nereye koyacağız? 2- Kalem suresinin 51 ve 52. ayeti o kadar bedihi ve açıktır ki onlar seni gözleriyle devireceklerdi buyuruyor bunları nereye koyacağız? 3-1 yahudi'nin yüce peygamberimize büyü yaptığını Ayşe annemiz anlatırlar. Peygamberimizin 6 ay o büyüyle yaşadığını ve o büyünün tesiri ile bütün eşyayı aslı suretinden farklı görme sıkıntısı yaşadığını, 6 aydan sonra Cibrili Emin ile Mikail (as.) mın gelip büyünün yapıldığı yeri peygamberimizin başında konuşarak hangi kuyuya atıldığını anlatmaları neticesinde okuyup gidip suyu boşaltılıp o büyü oradan çıkarılıp onun hepsi yok edildikten sonra iyileştiği ifadesi 3 yerde geçer Bu şarlatanlar bütün bu delilleri çiğneyecek kadar bu kudurmuşluk neyin nesi 4-Ayşe annemizin bir hizmetçisi ona büyüyü bizzat yaptırıp ve bu sonra fark edilince itiraf etmek zorunda kaldığı Ayşe annemizin de birkaç ay bunun tesirinden etkilendiği bize aktarılıyor. Bunların hepsini üst üste koyduğumuz zaman görüyoruz ki Peygamberimiz o büyü kuyudan çıkarılıp tamamen etkisiz hale getirilince şöyle buyuruyor. Allah bana şifa verdi. Bu hadisi şerifi ne yapacağız? Kuranı kerimizin tek tek bütün ayetleri günlerce incelediğimizde görüyoruz ki 40 yerde sihirden bahsediyor. Bunların hangisini inkar edeceğiz, hangisini kenara koyacağız?

Şimdi kuranı kerimizin en karmaşık âyeti celilesi, Bakara suresi 102. Ayetidir. Hangi tefsiri elinize alırsanız alın o ayetin tefsirinden tam manasıyla zihnimiz ferahlayıp ben bu konuyu anladım diyeceğimiz şekilde ayrılamayız. Bundan dolayı yaklaşık 20 ye yakın tefsiri kelime kelime elden geçirerek bu ayeti hiçbir ilmi temeli olmayanın bile anlayacağı sadeliğe kavuşturmak için büyük gayret verdik. Şimdi bu ayeti celile o karmaşıklığını gidermek için Cümle cümle işleyeceğiz Esteuzibillah Şeytanlar Süleyman'ın mülkü hakkında söyledikleri şeylere uydular. Şimdi bu ayet ne anlatmak istedi? Ayet uzun olduğu için mecburen metin metin inceleyeceğiz. Süleyman aleyhisselam ve vefat edince şeytanlar o günün müslümanlarına dediler ki Ey Müslümanlar! Hazreti Süleyman bu kadar mülkü bu kadar ihtişamı sihirle elde etti. Siz de Süleyman aleyhisselamın böyle dirayet ve otoritesini elde etmek istemez misiniz? Öyleyse sizde sihri öğrenin. Bundan cahil olan o günün müslümanları o kadar etkilendiler ki tereddüte düştüler. Bu ayetin ikinci metni oysa ki Süleyman asla kâfir olmadı diyor. Eğer insanlar sihri kendilerine sanat edindi ise ayetin sonunda geçiyor dünyada para kazandılar ama ahretteki nasiplerini kaybettiler diyor. Onun için Süleyman aleyhisselamı kendilerine referans göstererek oda sihirle bu hale geldi peygamber değildi diyecek kadar ileri gittiler. Biz Süleyman dan haşa üstünüz diyerek kendi yaptıkları sihirlerini mucize ile eş değerde gösteriyorlardı. Müslümanlar ise bu yapılan mucize mi, sihir mi, o mu üstün, bu mu üstün, ikisine de inanmalıyım inanmamalı mıyım? Gibi gel gitler yaşadılar. Cenabı Hak Süleyman kâfir olmadı ama bu dedikoduları yayanlar kâfir oldu buyurdu? Niye? Peygambere iftira ettiler. Peygamberlik makamından kendilerini üstün görmeye başladılar.

Karmaşık Konulardan Biri Harut ve Marut

Tefsir yapıcılar bu konuyu anlatarak okuyanı ikna edemeyeceklerinden anlatmakdan kaçmışlar o yüzden Harut ve Marut olayında herkes kendince uydurma yapmıştır. Hatta bu konuları anlatan birkaç tefsir var ki baştan sona okunmazsa insanlar o sapıklığı doğru zannederler. Metin aslı şöyle. Harut ve Maruta indirilen şeyleri öğretmeleri sebebiyle kâfir oldular. Süleyman aleyhisselamdan sonra sapınca mucize ile sihir Peygamberlikle sahil birbirine karıştı. Cenabı Hak Harut ve Marut adlı iki melaikesini bu konuda görevlendirerek Babil topraklarına indirdi. Bunların 3 görevi vardı.1-Görevleri, İnsanlara sihri öğreterek mucize ile sihrin karıştırılmasını önlemek. 2- Sihir öğrenen müslümanlar kendilerini peygamber yerine koyup halka böyle pazarlayan bu sahilleri tanıyıp bunların cenabı hakkın desteklediği yardım ettiği sevilen kul olmadığını ayırt edebilsin. 3- Cinler insanlardan daha fazla sihir çeşidini bilir. Çünkü insanoğlunun tarihi Adem aleyhisselam efendimizle başlar. Ondan önce bunların yeryüzünde kaç bin yıl yaşadıklarını bilmiyoruz. Ama yeryüzünün hükümranlığı otoritesi cinlerin elindeydi. Şimdi orada binlerce yıllık bir tecrübeleri var. Ayrıca bugün ortalama insanın ömrü 75- 80 iken Cinin ömrü bin yılı düşmez. En kısa yaşadım diyelim ömrü 950 -1000 -1200 yıldır, şimdi bin yıl yaşayan cin ile 60 yıl yaşayan insanın tecrübe birikimi bir değildir. Biz bir yere giderken vasıta ile gidiyoruz. Onlar enerjiden yaratıldıkları için rahatlıkla her yere kısa zamanda giderler. Bunların artılarını üst üste koyduğumuzda onların sihirdeki bilme oranları yükseliyor. Bundan dolayı Harut ve Marut işte cinnilerin bilip de insanoğlunun acaba mucize midir diye tereddüt edeceği bu alanları öğrettiler ki Müslüman mucize ile sihri ayırt edebilsin. İşte bu melekler bu görevi ifa için inmişler bunlar hiçbir tefsirimizde açınca önünüze çıkmaz. Bunlar günlerin çalışması sonucu ortaya çıkmış bilgilerdir.

Günümüz fıkıh hükümleri içerisinde de vardır ki Müslümanların içerisinde sihri detayıyla bilip sihirden mağdur olmuş Müslümanları kurtarmak için vicdanlı, adaletli ve karakteri dürüst, güvenilir kişiler olmalıdır. Bu günümüzün fıkhi hükmüdür böyle mağduriyete uğramış kişilerin o haline vesile olup o sihirden kurtulmaları için yapılacak yöntem ne ise bunu öğrenilmesi aramızda dürüst olan bu kişilerin bulunması caizdir. Bundan dolayı o gün Harut ve Marut nasıl müslümanları yalnız bırakmamış ise bugünde bu ilmi bilip bu ilmin mağduriyet yaşayanlara yardımcı olan kişilerin aramızda olması ve bu amaçla sihir öğrenmesi küfür değildir. Ama paraya tamah eder gittikçe insanları kendisine el ayak ovuşturacak hale getirip saparsa o saptığı andan itibaren bizim bu anlattığımız hükmün dışına çıkmıştır.

Süleyman aleyhisselamın veziri Asaf bin Berhiya Hazretleri Süleyman aleyhisselamın emriyle yeryüzünde ilk defa cinlilerin müslüman olanlarından ve geçmişteki elde edilen bilgilerden cinliler kimdir, sihiri nasıl yaparlar, büyü nasıl yaparlar, yapma teknikleri nedir? Bunu anlatmıştır o günün insanları da deriler üzerine yazmışlardır. Bugünkü sapık büyücülerin ellerindeki taşıdıkları kitapların hepsinin içinde Asaf bin Berhiyanın müslümanların korunması gerekliliğine dönük doğru olarak anlattıklarının çarpılıp nefislerine uydurulması vardır. Yukarıda ayette kâfir oldular buyuruldu. İlk bakışta insanlar Harut ile Marutun kafir olduğunu zannederler. Halbuki ayetin edebi özüne baktığımızda oradaki kafir olanların Harut ve Marut değil sihri öğrenmek için gelip ondan sonra da gidip paraya tamah ederek dinden uzaklaşanlar kafir oldu diyor. Ama ne gariptir ki tefsirlerimizin çoğunda Harut ve Marut kafir oldu diyecek kadar melaikelere iftira atılmakta ve böylelikle bu ayetin özü bir türlü anlaşılamamıştır. Kâfir olanlar Harut ve Marut değildir. Onları öğrenip öğrendikten sonra bir hırsla paraya tamah ederek çığrından çıkan insanlardır.

Peki hırs nedir? Her insanda hırs vardır. Nefsin 7 ana özelliğinin ilki hırstır. Nefsin 7 özelliği vardır. O 7 özelliğin etrafında ondan dal budak büyüyen toplam 125 tane nefsi hastalık vardır. Her insanda 125 tane nefsi hastalık ama az ama çok vardır. Bu nefis dünyevi lezzetlerden, şehvetlerden tatsa ondan da bir lezzet alsa işte bu gittikçe hırsa döner. Peygamberimizin şu kısa öz bedihi hadisi şerifi bize bunu o kadar mükemmel anlatır ki; Bir şeye olan sevgi insanı kör ve sağır eder. Yüce rabbimiz ve yüce peygamberimiz dışındaki bütün sevgilerin aşırısı suçtur. O sevgi insanı öyle sağırlaştırır ki hırs yoluna koyar ve bir şey göremez duyamaz hale getirir ve uçuruma kadar götürür. Bazı aileler çocuklarını putlaştırmasına severler ilahlaştırırcasına severler, o sevgi onları kör ve sağır eder terbiye edemezler ileriki yaşlarda hem çocuğu hem kendilerini parça parça ederler.

Metnimize tekrar dönersek 2 melek, Fitnetun Biz ancak 1 imtihan vesilesiyiz dediler. Fitne kelimesi çok anlama gelir ama buradaki bizim konumuz gereği anlamı imtihandır. Melaikeler Harut ve Marut şöyle diyor, biz imtihan için indirildik. Sihri melekler öğretiyormuş deyince o günün insanları Süleyman peygamberin getirdiği ilimle amel etmeyi terk ettiler. Akın akın öbek öbek sihir öğrenmek için kapıda sıra beklemeye başladılar. Ve büyüyle ilgili yöntemleri ve sihirin bütün insanı etkileyecek unsurlarını öğrenmeye çalıştılar.

Âyetlerimize devam ediyoruz. Esteuzibillah Sakın sen kâfir olma demedikçe sihir öğretmiyorlardı. Onlar bu iki melekten zevc ile zevcenin yani bizim halk diliyle karı ile kocanın arasını ayıracakları şeyi öğreniyorlardı. Kadın ile eşinin arasını ayırma sihrine özellikle vurgu yapıyor Rabbimiz. Harut ve Marut ben illa sihir öğreneceğim diye gelen kişilere diyorlardı ki Sen hırsa düşmüşsün bak bunu yaparsan kâfir olursun.Buna rağmen adam kapıdan gitmiyor hayır ben öğreneceğim diyordu. Madem öyle git bir küllük bul oraya küçük abdestini abdestini boz ve gel. Gördüklerini bize anlat. Buradan bir şey dikkatimizi çekti demek ki kül üzerine veya çöp birikimi olan yerlere çok dikkat edeceğiz. Kişi o denileni yapıp geliyor. Orada yaşadığı iolayı anlatıyor diyor ki, benden oraya idrar yapınca bedenimden çıktı, gökyüzüne doğru bir nur yükseldi gitti. Ne çıktı iman çıktı. Ardından ikinci şey oldu diyor Bedenimden simsiyah duman çıktı ve duman yukarı gitmedi. Bu duman kulaklarımdan girip bedenimin içine tekrar girdi. Bu ne bu da küfür işte. Nur çıktı yerine küfür girdi. Bunu haber verince gel diyorlar işte eşlerin zevce ile zevkin arasını ayıracak formülü öğretiyorlar sonra haydi Allah sana lanet etsin diyorlardı. Kadınlar da aynı şekilde bekliyorlar onlara da adetli olduğun halde gel deniyordu. O haliyle öğrenecekler ve sihir yaparken hep o hal üzere yapacaklardı. Düşünün şu rezilliklerini düşünün şu insanoğlunun hırsından dolayı düştüğü bataklıkları.

Ayeti celileye tekrar geri dönüyoruz Esteuzibillah oysaki onlar illa bi iznillah allah'ın izni olmadıkça bu sihirle hiç kimseye zarar veremezler. Şimdi arkadaşlar gerçek etki yani sihir ya da büyü yap. Ne yaptırsan yap sihir yap büyü yap gerçek etki ancak ve ancak Allahın izni ve müsaadesiyle olur. Rabbimiz müsaade etmezse etki etmez. Nedendir hikmetini bilemeyiz. Böyle eşlerin beraber olmasını engelleyen bir sihre bulaşmış kişiler ben büyü bozan dürüstüne rastlamadım. Güvenemiyorum, gidemiyorum diyorsa ki gittikçe dürüstünü bulmak zorlaştı. Kitaplarımız bunu tane tane çözümünü bile anlatmış bize bu kişiler mahrum değil diyor. Asaf bin Beriya hazretlerinin anlatımından bütün tefsirlerimize girmiş çok basit hemen bunu deneyebilir ama bunda da yukarıda ayette geçtiği üzere Rabbimiz izin verirse olur izin vermezse olmaz. Ne yapacağız? Sedir ağacından 7 yaprak alacağız. Bunları götürüp havanda falan ezmiyoruz. 2 taş alıyoruz, tertemiz yapıyoruz. 2 taşı tertemiz yıkayıp arasında eziyoruz. Bir kabın içinde ezeceğiz ki suyu kaybolmayacak. Bu ezdiğimizi ve suyla birlikte götürüp bolca tertemiz suyun içine dökeceğiz. Orada karıştıracak suyla harmanla yapacağız. Üzerine 7 kez ya da 11 kez ayetsel kürsüyü okuyacağız o suya uflayacağız. Sonra o sudan ayakta kıbleye dönüp bismillah deyip 3 defa içeceğiz. Kazandaki gerideki suyla da gusül edecek. İşte bundan sonrası biiznillah yani rabbimiz inşallah müsaade eder. Hiç bir büyücüye para vermeden bu illetten kurtaracağız.

Günlük hayatımızda yaşadığımız faydalı veya zararlı şeyler nasıl gerçekleşir? Çünkü sihirle yakın ilgisi olduğu için akaidizimizi burada tamir etmemiz gerekiyor. Cenab hakkın 99 esması içerisinde 2 esması ed darr celle celaluhu ve en nâfi celle celaluhu bu 2 esmayı şerif bizim günlük hayatımızdaki bu iki şeyi anlatır. Ed darr zarar, en nâfi faydalı demektir. İnsanlar, bütün cinniler, hayvanlar dünyada yaşayan her şey bazen zarar, bazen fayda olarak bu iki yelpaze arasında gider gelirler. Cenabı Hak tam 20 sure ve 37 ayette başımıza gelen zararlı ya da faydalı şeyleri tekraren tekraren bize anlatır. Ben bunun bir tanesini açıklarsak Esteuzibillah; Allah dilemedikçe hiçbir varlık insan cin melaike, hayvanat, böcek, kuş toprağın altındaki bizim görüp göremediğimiz bütün kurtçuklar ne fayda ne de zarar verme gücüne sahip değildir. Bir karınca bile Cenabı hak müsaade etmedikçe bir kişiyi gelip ısıramaz bir sivrisinek gelip ısıramaz. Zerre kadar bizi üzen,sevindiren her ne varsa Allah dilemedikçe onların hiçbirisi bize zarar da veremez fayda da veremez. Başımıza bir zarar geldiğinde biz ne yaparız onu suçlar bunu suçlar ona küfür buna hainlik yap… Cenabı hak müsaade etmiş artık olan olmuş. Biz bu zararda nefsimiz olarak sorumluluğumuz nedir bunu düşüneceğiz. Biz bu zarara niçin uğradık bunu tespit edip o sebebi sonraki yaşamımızda yapmamaya gayret edeceğiz. Demek ki Cenabı hak yoktan var edip yaratıp icat ediyor bize zarar da fayda da öyle tahakkuk ediyor. Rabbimizin yoktan yaratıp icat edip onun bize gelip dokunmasına müsaade etmesiyle bize uğrayan her şey, bu üçlü geçitten sonra vaki oluyor. Zarardan mı kurtulduk Elhamdülillah diyecek zararın arkasından elhamdülillah denir çok şükür denmez. Müfessirlerin imamı İmamı Fahrettin Razi Hamd ile şükrün farkını tam 787 sayfalık bir eserde anlatıyor. Biz cahil olunca ikiside aynı zannediyoruz.

Hazreti Ayşe annemiz (ra.) anlatıyor; Hazreti peygamberimiz her gün yatarken diyor. Yatağında otururdu Felak ve Nas surelerini okur kendi ellerine o tüfler sonra ellerini bedenin tamamına sürerdi diyor. Peygamberimiz burada bize hangi örnekliğini gösteriyor? Her türlü büyücüsünden şerlisinden her türlü zararlı haşaratından hayvanından Rabbine sığınıyor. Ondan sonra tevekkül edip teslim oluyor. Demek ki zarardan ve faydalıdan biz bu 2 eksen arasındaki gidip gelmeden bazen Resulullah efendimizin yaptığı gibi tedbirimizi alacağız. Ondan sonra da gelmişse vardır bir hikmeti diyerek teslim olacağız, isyan etmeyeceğiz.

Şimdi biz şöyle konumuzu tekrar yaparsak; 1-sihir mucize değildir, mucize peygamberlerde sihir bir sairin cinlerden öğrendiği birkaç şaklabanlıktır. 2- Sair yani sihir yapan kişi haşa asla peygamber değildir. 3 -Sairler sihir yapan büyücüler Hidayet üzere değillerdir. Hidayete kaybetmişlerdir. Bir Müslüman üstüne basa basa söylüyorum her gün ailesi kaç kişi ise? Bu ailesinin içine damadını da dahil edecek dahil etmeyen yahudi zihniyetidir. Ya Rabbi bizi hidayet'in üzere daim eyle diye dua etmiyorsa ve sonunda Allah muhafaza imansız giderse suçu kendinedir. Yüce peygamberimiz her gün bu duayı yaparken ümmeti olarak biz yapmıyorsak neyimize güveniyoruz. 4-Büyücülerin yaptıkları küfürdür.Bu ayetin asıl özü 4 madde. Taha suresi 69. ayetinde bu bizim yaptığımız pekiştirmeyi rabbimiz nasıl bildiriyor. Esteuzibillah, Sair sihir yapan her nerede olursa olsun yani dünyada olsun ahrette olsun. Felah bulamaz yani onun kurtuluşu yok. Onun için bu alana adım atmış olan hemen tövbe edip geri dönmelidir. Cenabı hakkın Sahir felah bulmaz ikazına rağmen hala bu şaklabanlığa devam eden varsa etsin.


DEVAM EDECEK.....

44 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page