top of page

ŞÜKREDİCİ OLABİLMEK


Cenabı hak kuranımızda şükredilmesi gereken sayısız nimetleri 140 gurupta haber veriyor. Bu dersimizde 7 tanesini öğreneceğiz.

1-Nahıl ve İbrahim suresinde Euzubillah bismillah …ni'metallahi la tuhsuha… Allahın nimetlerini saymazsınız, buyurur.

2-Tur suresinin 29. Ayetinde Bismillah fe ma ente bi ni'meti rabbike bi kahinin ve la mecnun. Rabbinin sana verdiği nimet sayesinde ne bir kâhinsin ne mecnunsun, buyuruyor. Burada peygamberimize hitap ederek ona nebilik nimeti verdiğini, o nimetin sayesinde kâhin ve mecnun olmadığını bildiriyor.

Nebilik makamı bitmiştir ama bu ayet bize de hitap eder. Çünkü her ayeti celile her döneme hitap eder. Hiçbir zaman bir ayetin hükmü kalkmaz. Yeter ki biz ayetin derinliğini anlayabilelim.

Rasulullah (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Peygamberler altın ve gümüş mirası bırakmadılar, buyuruyor. Peygamberler ancak ilim nimeti bıraktılar. Bir kişi ilim nimetinden uzak kalır da önemsemez ise ya kâhinlerden etkilenirler ya da cinnilerden saçmalıklar alarak dengesiz ve mecnun hale gelirler. İlimden uzak kalmanın bedelini böyle öderler.

3-Duhan suresinin 11. Ayetinde Euzubillah Bismillah Ve emma bi ni'meti rabbike fe hadis. Rabbinin nimetini söz ile dile getirip paylaş, buyuruyor. İşte şuan sohbet halindeyken bu ayetin emrini yerine getiriyoruz.

4- Bakara suresinde Euzubillah Bismillah …Vezkuru… size verilen nimetleri dilinizle zikredin, Yâd edin ve düşünüp tefekkür edin, buyuruyor.

5- Lokman suresinin 20. ayetinde Euzubillah Bismillah  …lekum ma fis semavati ve ma fil ardı ve esbega aleykum niamehu zahireten ve batıneh … Rabbinizin görünen ve görünmeyen nimetlerini sizin için bollaştırdığını görmüyor musunuz? Buyuruyor.

6- Ali İmran suresinin 145. ayetinde Euzubillah bismillah …ve se necziş şakirin. Ömür nimetlerine şükredenleri mukafatlandıracağız, buyuruyor.

7- Lokman, Neml ve Ahkaf surelerinde Euzubillah bismillah …En eşkure niğmetekelleti en amte aleyye ve ala valideyye.. Rabbim  bana anne ve babama verdiğin nimetlerine şükürde bulunmamı ilham et ve nasıl şükredeceğime beni sevk eyle, buyurarak Hazreti Süleyman (as.) dilinden bizi eğitiyor.

Ahkaf suresinde bu ayetin baş kısmında …Erbaine seneten… geçer ki 40 sene demektir. Ebeveynin sorumluluğunun çocuklar 40 yasına varıncaya kadar devam etmesi gerektiğini bildiriyor. Yani anne ve babanın sorumluluğu ancak evlat 40 yaşını geçince biter.

Ebeveyn nimetine hakkıyla mukabelede bulunmak mümkün değildir. Peygamber dahi olsa bu imkânsızdır. Yapmamız gereken yapabildiğimiz kadarını yapmaktır. Yapamam, hakkını eda edemem diye kaçamak yapmaktansa onlara her gün dua etmeliyiz. Ayrıca zikri cemil ile yani güzel sıfatlarıyla yad etmeliyiz. Bunların hepsi fıkhi hükümdür.

3-Kişiye ana olarak verilen kadın en büyük nimettir. Başka kadınlarla mukayese edip annesini kötüleyen kişi günah işler. O nimeti Rabbimiz vermiş, ana olarak Rabbimiz seçmiştir. Dolaysıyla kişi verilen nimete bu nankörlük edemez.

4- Kişiye baba olarak verilen erkek en büyük nimettir. Kişi annesi gibi babası için de şöyledir, böyledir diye kötüleyemez.  Herkese verilen en büyük nimet babasıdır.

5-Evlatların ana ve babalarını küçümsemesi, onların şahsiyetlerinden, konuşmalarından ve mesleklerinden utanması başka günah işlemese kendine yeterde artar.

Bu ayetin işaretini güncel kültürel ve sosyal hayatımızla ilişkisi

Üzerimizdeki emeklerinden dolayı ebeveynimizi anneler veya babalar gününde tebrik edip onura etmek görevimizdir.

Gayri müslimlerden sosyal hayatımıza girmiş bir olguyu kabullenirken nelere dikkat etmeliyiz?

Anneler günü;

Amerika’da Anna Jarvisi’in kendi annesinin ölümünden sonra ona duyduğu özlemi dolayısıyla 1908 den itibaren anmaya başlayıp öğrencileriyle devam ettirdiği bu kutlama dünyaya yayılır. Ülkemiz de 1955 yılından bu yana Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler günü olarak kutlanır.

Babalar günü;

Yine Amerika’da Sonora Smart Dodd adlı kadın annesi vefat ettikten sonra 6 çocuğuna annelik ve babalık yapan babasının vefatından sonra her yıl onu anar. Daha sonra tüm Amerika’da ve dünya da babalar günü olarak kutlanır. Ülkemizde de 1966 yılından itibaren Haziran ayının 3. Haftasında kutlanmaktadır.

Bu kutlamaların bizim kültürümüzle hiçbir alakası yoktur.  Biz Müslümanlar Peygamber Efendimizin vefat ettiği günden bu güne 1390 yıldır bu kutlamayı yapmaktayız ama farkında bile değiliz.

Kıldığımız 5 vakit namazın son oturuşunda Rabbenagfirli ve li valideyye ve lil mu'minine yevme yekumul hisab.  Rabb'imiz! Hesabın görüleceği gün, beni, annemi, babamı ve Mü'minleri affet. (İbrahim/41.) diyerek günde 13 defa dua edip günlerini kutlamış oluyoruz.

Peygamber Efendimiz (sav.) Müttakī el-Hindî’nin kenzü’l-ummâl isimli hadis kitabında geçen bir hadisi şeriflerinde; Anne ve babası haklı yere kendine öfkelenmiş kişinin onların kalbini düzeltinceye dek kıldığı namazlar kabul görmez. O kişi Allaha isyan etmiş olur. Anne babasına günlük dua etmeyi bırakan kişinin rızkı bereketsizleşir, buyuruyor.

         Başka toplumlardan İslam dünyasına girecek gelenek görenek gibi tüm olguları iki kritere göre ölçmeliyiz.

1-Kriter; Gayri müslümanların adetlerini ve yaşam biçimlerini taklit edip onlara benzememek olmalıdır.

Peygamber Efendimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Bir topluluğa benzemeye çalışan onlardandır, buyuruyor.

Başka toplumlardan Müslüman topluma girmiş olan bazı olguları kabul etmeyenler bunun için iki sebep gösterirler.

1- Biz her gün anne ve babamız saygı gösteriyoruz bir o gün mü hatırlayalım derler. Halbu ki o günün dışında söv, döv, hakaret et denmiyor.

2-Bunu batılılar başlatmış derler. Halbu ki dinimizde var olan bir gerçek olduğunu yukarda öğrendik.

Peygamberimiz efendimiz Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin aşure günü oruç tuttuklarını gördü. Bunun ne olduğunu sordu. Onlar da cevap olarak; Allahu Teala israiloğullarını firevunun zulmünden bugün kurtardığı için dediler. Peygamber efendimiz (sav.); Biz Hazreti Musa’nın sünnetine sizden daha yakınız, buyurdu ve o gün herkese oruç tutmalarını emretti.

2. kriter; Ehli sünnet vel cemat itikatımıza ve ibadetlerimize Bid’atları sokmamak olmalıdır.

Hadid suresinin 27. ayetinde Euzubillah bismillah … ve rahbaniyyetenibtedeuha ma ketebnaha aleyhim illebtigae rıdvanillahi fe ma reavha hakka riayetiha, fe ateynellezine amenu minhum ecrehum, ve kesirun minhum fasikun…Bir de rahipliği ki, onu onlar uydurdular, Biz onu üzerlerine yazmamıştık; ancak Allah'ın rızasını aramak için yaptılar, sonra da ona hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman etmiş olanlara mükafatlarını verdik, çokları ise yoldan çıkmış fasıklardır, Buyuruyor. Bid’atla ilgili tek ayet budur. Bu ayet hıristiyanların ruhbanlık ihdas ettiğini anlatır. Yahudilerin şerrinden korunmak için dağlara çekilmesine ruhbanlıktır. Rabbimiz de o şartlarda yaptıkları ve türettikleri bu bid’ata riayet edenleri kabul ettik, buyuruyor.

Hazreti Aişe annemiz aktarıyor; Rasululh (sav.) Her kim dinimizde olmayan bir şeyi dinimize katarsa o merduttur. Yani batıldır, reddolunur. Buyurdular.

Peygamber Efendimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Benim sünnetime ve Hulefâ-yi Râşidînin sünnetlerine canınız dişlerinize takarak sımsıkı yapışın, buyuruyor. Ehli sünnetin bütün mezhepleri Hulefâ-yi Râşidîne uyulması konusunda ittifak etmişlerdir.

Peygamber Efendimiz ümmetim bu sünneti kaldıramaz diye teravih namazını hep evinde kılmıştı. O’nun vefatından sonra o günün müslümanları mescide gelip teravih namazını cemaatla kılmaya başladılar. Hazreti Ömer Efendimiz ‘’bu ne güzel bir bid’attır’’ buyurarak onların bu halini tasdik etmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav.); Her bid’at delalettir, buyuruyorken Hazreti Ömer Efendimiz bu hadisi şerifle ters mi düştü? Hayır. Bid’at iki türlüdür. Bir tarafta bid’atı hasene, bid’atı mahmudiye ve bid’atı hüdayedir. Bunlar Kuran ve sünnete aykırı olmayan bid’atlar olup yasaklanmış değildir. Meşru bir sünnetle çatışmayan bu bid’atlar; kuranımızı tek kitapta toplamak, minare yapmak, ilmi kitaplar tasnif etmek, kışla yapmak, teravih namazını cematla kılmak gibi bid’atlardır.

Bir de bid’atı seyyie, bid’atı dalal, bid’atı mezmume diye bunların tersi olan bid’atlar vardır.  Bir konu itikadımızı, ibadetimizi ve amelimizi bozuyorsa bu tür bid’atlara girer.  Akaitte, ibadette ve itikatta ekleme ve çıkarma yapılamaz. Bu bid’atlar iman esaslarını, islamın şiarlarını, Sünnetleri unutturmaya, bozmaya, kaldırmaya yönelik yenilikler düşüncelerdir.  Görkemli türbe yapmak, kabirde mum yakmak vb. bunlara örnek verilebilir.

Hemen herkesin yaptığı veya yapmak zorunda kaldığı Cuma namazı esnasında hutbe okuyan hatibin duasına cemaatın ellerini kaldırarak iştirak etmeleri de bu tür bid’attır. Halife Abdulmelik döneminde başlayan bu duruma tabiinden olanlar itiraz etmişlerdir.

Anneler gününde, babalar gününde, doğum günlerinde ilgili kişileri tebrik etmekte bu kriterlere ters düşen bir durum söz konusu değildir.

Peygamber Efendimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Kim iyi bir çığır açarsa o çığırdan giden herkesin sevabından alır, buyuruyor. Bilim tek gelişmelerden icatlar buluşlarla insanlığa destekte bulunmak.

Peygamber Efendimiz (sav.) başka bir hadisi şeriflerinde; Müslümanların ekseriyesi güzel ve uygun gördüğü her şey Allah katında da güzeldir, buyuruyor.

Hazreti Temîm ed-Dârî (ra.) ticaret için Şam’a gittiğinde orada teneke içinde zeytin yağ yakarak aydınlık veren kandilleri gördü. O kandillerden Medine’ye getirip Mescidi Nebevi’yi aydınlatınca Peygamber Efendimiz (sav.) ona dua ettiler.

Nisa suresinin 71. ve 102. Ayetlerine göre Müslümanların zamanın şartlarına uygun silahlanması ve tedbir alması farzdır.

Tecdit

İslam dinin ana temasıyla yenilenme ve canlılık oluşturan dindir. Yılda bir oruç tutmak, canlılık ve yenilenmedir. Teravih namazı, bayram namazları, Cuma namazları, günlük kılınan 5 vakit namaz, abdest, kandiller ve mübarek geceler tecrit yani yenilenmedir. Görüyoruz ki yenilenme ve yenilik dinimizin özüdür.

Dinimiz canlılık ve yeniliklerle monoton hayatı yok eder. Bizlerde bu özel günlerde monoton yaşantıyı yok etmeliyiz.

Peygamber Efendimiz (sav.) bir hadisi şeriflerinde; Dost ve kardeş edindiğiniz kişilere onu sevdiğinizi söyleyiniz, buyururken başka bir hadisi şeriflerinde de; Biriniz kardeşini Allah için sevdiği zaman bu sevgisini ona açıkça söylesin, buyuruyor.

Anne babamızı o günlerde tebrik etmek işte bu emirlerin gereğidir. Çocuklarımıza da örnek olup öğrenmelerini sağlamalıyız. Onlara şahsiyet kazandırmak için değer verdiğimizi hissettirmeliyiz. Müslümanlar için gerici suçlamalarına mâni olmalıyız.

Çocuklarımız doğum günü tebrik etmek üzerine iki tane naas ve ayet vardır.

Meryem suresinin 15 ayetinde; Bismillah Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayy. Doğduğun güne ve öldüğü güne selam olsun buyuruyor. Hazreti Yahya’yı onurlandıran bir ayette görülüyor ki Doğum ve ölüm günlerini anmak bir emirdir.

Yine Meryem suresinin 33. Ayetinde; Euzubillah bismillah Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya benim doğduğum gün de öleceğim gün de selam üzerimedir, buyurarak Hazreti İsa’yı onulandırır. Bu ayetlerde görüldü ki 1390 yıl önce doğum günü tebrik etmek ve ölüm günü anmak bid’at değil dinimizin emridir.

Ey yüce Rabbimiz! Habıbullah efendimizin ümmetim arasından savaş çıktığı zaman Askalan (Aşkalon, İsrail’in güneyinde bir şehirdir.) halkı hayır ve afiyet üzeredir, buyurduğu bu mübarek direnişi mucizevi olarak sergileyen kardeşlerimizi o günden müjdeleyen Peygamber Efendimizin emrine imtisalen bu kardeşlerimize nusret nasip eyle, bu kardeşlerimize yardım eyle, zalimleri kahru perişan eyle…

 Amin, Amin, Amin… el fatiha…

 

6 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page