top of page

ÖMÜR ÇEŞİTLERİ



Hazreti Belyayı Hızır (as.)

Hazreti Belyayı Hızır (as.) asıl adı Belya’dır ama biz Hızır olarak biliriz. Kehf suresinin 60. ayetinden başlayıp 82. Ayetine kadar 23 ayette hayatı anlatılır. Biz bugün hayatını anlatmayacağız bugün sadece konumuzun gereği uzun ömür verilip elan aramızda yaşadığının delillerini sayacağız. Hazreti Adem (as.) vefat ederken naaşını defnedenin ömrünün kıyamete kadar uzun olmasına dua etti. Nuh (as.) tufanın geleceğini bildiği için ilahi emir gereği mağarada beklettiği Adem (as.)ın merkadını gemiye yerleştirdi. Tufan sonrasında Nuh (as.) oğullarına onu tekrar defnetmeleri için görev verdi. Oğulları kabrin yerini, düzenlemesini yapıp cenazeyi kabre yerleştirilmesi esnasında Hazreti Belyayı Hızır (as.), Nuh (as.)'ın evlatlarından müsaade istedi onu kabre indirip elleriyle defnetti. Ve Adem (as.)ın o duasını Hazreti Belyayı Hızır (as.) almış oldu. Bu bilgi, İbni Asakir, Ruhul Beyan ve Mensur isimli 3 eserde geçer.

Hazreti Abdullah ibni Abbas radiyallahuanh Hazreti Belyayı Hızır (as.) ile ilgili şu bilgileri verir. Hazreti Belyayı Hızır (as.) Adem (as.)ın oğludur. Adem (as.)ın kendi zürriyetinden devam eden oğlu değil insanoğlu anlamındadır. Yani cinni, melaike değil insanoğludur anlamında kullanıyor. Deccalın yalancılığını meydana çıkarıncaya kadar kendisine uzun ömür verilmiştir. Bunu en büyük müfessirimiz Hazreti peygamberimizin özel yetiştirdiği Amcasının oğlu Hazreti Abdullah ibni Abbas Hazretleri açıklıyor, devam ediyor. Kuranı kerimin kaldırılmasına kadar da yaşayacaktır. Yani yeryüzüne kurandan bir tek ayet bile kalmayacağı zamana kadar yaşayacaktır buyuruyor. Cumhuru ulemaya göre Hızır (as.) sağdır ve aramızda bulunmaktadır. İmamı Nevevi, Müslim İbni Mace, Ruhul Beyan, Peygamberler Tarihi, Taberi Salebi, İbni Kesir, Ebul Fidâ, Kurtubi büyük islam kaynaklarda geçer. Hazreti Belyayı Hızır (as.), abı hayat suyundan içtiği için şuan hayattadır. Biz de mahşerde diriltilip hesabımızı verip suçumuzun gereği cehennemde kaldıktan sonra cennete girmeden önce ölümsüz bir hale dönüşmemiz için önce hepimiz abı hayatta yıkanacağız. Orada yıkanmadığımız sürece kişinin cennete ölümsüz olarak girmesi mümkün değildir. Daha sonra da Havzı kevserden içilecek ve cennete girecek mümin ve mümine insanlarda terleme, idrar, dışkı yani gibi hiçbir beşeri ihtiyac kalmayacak. Kıyamete yakın bir zamanda Cenabı hak o günün kullarını imtihan için Deccala bir kez öldürme ve diriltme istidracı veriyor. Deccal ikinci kez öldürmeye ve diriltmeye muktedir olamayacak ama o bir kezinde de o gün deccalın karşısına Hızır (as.) çıkıp ona meydan okuyacak. İşte o güne kadar ömrü tehir edilmiştir. Buhari,Celaleyn, Ruhul Beyan,Ma’mer,Mensur,İbni Asakir,Dara kutni adlı eserlerde kelime kelime yazılıdır.

Hazreti peygamberimiz (sav.) vefat ettiğinde herkes hüzünlü şekilde defin işlemlerini bekledikleri esnada Ey ehlibeyt, Allah'ın selamı rahmet ve bereketleri üzerinize olsun. diye herkesin duyacağı yükseklikte bir ses geldi. O gün Medinede bu sesi duymayan kalmadı. Ancak bu hitabı yapan kişiyi görebilen hiç kimse yoktu. Ehli beytte bu selama ve taziyeye mukabele ettiler. Herkes sesin sahibini merak ediyordu ki Hazreti Ali (ra.) efendimiz ayağa kalkarak oradakilere, Selam ve taziyede bulunan kim olduğunu biliyor musunuz? Diye soru sordu. Tabii hiç kimse bilmediği için hayır dediler. Bu sesin sahibi Hazreti Hızır (as.) dır buyurdular. Bu olayın kaynakları; İslam tarihi, Tabakat, Ensabul eşraf, Sire, Metalubul Aliye, Buhari,Müslim, Ruhul Beyan, İbni sad, Belâzuri, İbni Hacer, Hakim İbni seyyid, Ebul fida kaç tane kaynak biz Bu kaynakları sayma nedenimiz kendimizi inandırmak için değil bildiğimiz bilgilerin ne kadar doğru olduğu ve gönlümüzde ve aklımızda mutmain olmamız içindir. Yoksa başkalarının onlar inanmış inanmamış böyle bir kaygımız tereddüdümüz yoktur. Bu hitap Hızır (as.)’ın hayatta olduğu dönemden 3130 küsur yıl sonra oluyor. Peki bu kadar yıl sonra yaşıyor da şimdi mi yaşamamış oluyor?

Kuranımızda Kehf Suresi 74. ayette Hızır aleyhisselamın bir genci öldürdüğü anlatılır. Orada öldürme ile ilgili fe katalehu - e katelte diye iki kelime geçer öldürme anlamına gelir. Nasıl ki? İnsanların cinlilerin canlarını Hazreti Azrail (as.) almakla mükellef ve sorumlu ise Azrail (as.) görevinin kısmen bir benzeri de Hızır (as.) verilmiştir. Bazı kişilerin ölümü için onda da aynı Azrail (as.)'ın yetkisi vardır. Yani oradaki öldürmeyi kurcalamakla kimse bir şey elde edemez. Aynı yetki ona da verilmiştir. Olay budur.

Hazreti Belyayi Hızır (as.) mın,1-2 özelliğinden daha bahsedelim. Hazreti Belyayi Hızır (as.) her gün sabah namazını mescidi haramda ifa eder. Güneş doğana kadar da hicirde uyumadan oturur. Güneş doğunca tavafını yapar. Makamı İbrahim de namazını kılar. Öğle namazını Medine'de Mescidi Nebevide kılar. Yaklaşık 4.000 küsur yıldır bunları hiç terk etmeden yapar. Akşam namazını Turi Sinada kılar. Yatsı namazını Zülkarneyn (as.) ye’cuc me’cüc kavminin önüne yaptığı setin üstünde kılar. Yecüc ve mecüc kıyamet alametlerinden olup ahirete yakın zamanda insanların başına bela olacak dünyaya girerek dünyaya tasallut edip insanların yiyeceklerini, içeceklerini, canlarını, ırzlarını tarumar edecekler. Ancak şu an Rabbimiz onları bulundukları gezegende tutuyor ve dünyaya sokmuyor. Bunlar hayvanata benzer ama insandır. Zülkarneyn (as.) onların önüne bir set yaptı. Onlar o seti yıkmaya çalışırlar ama yıkamadan gün biter. Hızır (as.) onların sete verdiği tahribatı her gün tekrar tamir eder. Yani o seddin sürekli sağlamlığının ikamesinin oluşturur. Büyük Ecdadımızın içinden çıkmış muhaddis İmam Hakim ismiyle sıfatıyla isimlendirilen İmamı Tirmizi Hazretlerinin Nevadilinde Bu anlattığımız yerlerde ibadet yaptığını bizzat kaydeder. İmamı Tirmizi Ne zaman bazı meseleleri istişare etmek istese Hızır (as.) ile görüşe bildiğini ifade eder. Hızır (as.) el an bu tür konularda müminlere yardımcı oluyor.

Sahâbi büyüklerimizden Hazreti Ebu Umame (ra.) peygamberimizden duyduğu Hızır aleyselamın yaptığı şu duayı naklediyor. Rabbim vechin hürmetine dualarımı kabul eyle. İmam Suyuti Hazretlerinin tefsiri Mensurda, Taberanide, İbni Kesirde, El banide, İbni Asakir de geçiyor. Şimdi Ebu Umumameyi tanımak için bir ait bir kıssa nükte anlatalım. Peygamber efendimiz bu zatı çok severdi. İrşat etsin diye kendi kabilesine gönderdi. Kabilesi bahile denilen bir mevkide yaşıyordu. Kabilesine vardığında buna hiç bir kimse hoş geldin demedi ilgi göstermedi. Aç kalsın da geri dönmek zorunda kalsın diye bir küçücük ekmek dahi vermediler. Ancak kendilerinden daha dinç ve sağlıklı olduğunu görüyorlardı. Buna şaşırdıklarından onu gizlice izlediler. Ona günde 2 kez manevi bir sofra indirildiğine şahit oluyorlar. Bu bereketli görünce top yekun islamiyeti kabul ettiler. Bu olay hadis kitaplarımızdan Hakim ve Heysemi de geçer. Döndükten sonra Hazreti Peygamberimiz ona Ya Umame sen bendensin ben de sendenim diyerek onu taltif etti. Böyle mübarek bir sahabinin peygamberimizden aktardığı Hızır aleyhiselamın Vechin hürmetine duasına geri döndüğümüzde. El vecih celle celaluhu Cenabı Hakkın 99 esması içerisinde yer almayan bir esmasıdır. Kuranımızda dolaylı olarak 13 yerde geçer. 3 tanesini söyleyeyim. Birincisi Bakara suresinin 272. ayetinde vechillah diye geçer. İnsan suresinin 9. Ayetinde Allahın vechini rızâsını isteyin buyuruyor. Rum suresinin hem 38. 39. ayetinde Cenabı hak Benim Cemalimi dileyin buyuruyor. Üçüncüsü leyl suresinin 20. ayetinde Vechi rabbihim geçer. Cenabı hakk'ın hoşnutluğunu isteyin buyuruyor. O zaman bundan sonra biz de duamızı bitirdiğimizde Ya Rabbi vech hürmetine dualarımı kabul ve makbul eyle diyeceğiz

Lanetullah Olsun O Azazil İblise

Hakiki ismi Azazil olup İblis sıfatı sonradan verilmiştir. Önce İblisin kimliğine baktığımızda zaman zaman bu önümüze çıkar işte bu meleklerin içindeydi, Meleklere dönük onlara her türlü eğitimi vermekteydi. Buradan iblisin Melek olduğu zannedilir. İblisin kökü yaratılışı Kehf suresinin 50. Ayetinde bize öğretiliyor. İblis cin grubundandır. İnsanoğlunun ilk babası Hazreti Adem aleyhisselam olduğu gibi cinlerin ilk babası Canndır (Hicr/27.) İblisin ilk görevi daii yani güzellikleri gösteren çirkinlikleri, kötülükleri öğreten anlamına geliyor. O asiliğinden sonra o görevinden azledildi. Onun için Azazil denildi. Adem aleyhisselama Secdeye itaat etmeyip yapmıyorum demesinden sonra da Cenabı hakk İblis ismini verdi. Allah muhafaza secdeyi terk ettiğimizde aslında bu lanetullaha benzemiş oluyoruz. Bu iblis aleyhillaneye Cenabı Hak kıyamet sabahına kadar yaşaması için uzun ömür verdi. Cenabı hak düşmanına bu kadar uzun ömür verirken geçen derste anlattığımız İlyas aleyhisselama ve birinci başlıkta anlattığımız Hızır aleyhisselama ve buna benzer bazı kişilere uzun ömür ve farklı ömür vermesi zor mu? Onun için ikisi uzayda ikisi yeryüzünde olmak üzere bizim bildiğimiz 4 tanesine uzun ömür verilmiştir. Uzayda olanlar İdris aleyhisselam ile İsa aleyhisselam yeryüzünde olanlar Hızır aleyhisselam ile İlyas aleyhisselamdır.

Herkesin sorumlu olduğu üzerimize farzı ayın olan Akaidimizi bir sorgulayalım. Çünkü her müslümanın 1-2 hafta önce yayımladığımız o tabloyu necat yanı kurtuluş tablosunu ezbere bilmesi gerektiği gibi bunu da ezberlemelidir. Elimize mikrofon alsak Türkiye'deki herkese tek tek sorsak. İblis neden lanetlendi desek Herkes Secde emrine isyan etti onun için kâfir oldu diyeceklerdir. Aramızda ve ülkemizde ve Müslümanların arasında secde emrine itaat etmeyen o kadar çok insan var ki o zaman bunların hepsi haşa ve haşa kafir olması lazım. Çünkü İslami hükümlerde iblis de melek de peygamber de aynıdır. Asi Müslüman da takva muttaki Müslüman da aynıdır. Birine farklı birine farklı hüküm yoktur. Kuranımızda Peygamberimize has istisna bazı hükümler vardır. Buna fıkıhda peygamberimize ait hassasiyetler anlamına gelen hasaisun nebi deriz. Peygamberimize toplam 10 civarında bazı ayrıcalıklar verilmiştir. Onun haricinde diğer hükümlerde peygamberimizde Ebubekir efendimizde bizde meleklerde, cinlerde ibliste aynıyız, eşitiz. Bakın peygamberimizin Hasaisun nebi dediğimiz durumuna örnek olarak Ahzap suresi 28.ayetten 59. ayete kadar Cenabı hak Peygamberimize özel hitap ediyor. Ahzap suresinde Peygamberimizin evliliklerini yapması emredildiği anlatılır. Niçin? 9 evliliği rabbimizin müsaade ettiği ona özel bu müstesna iznin verildiği 9 dan sonrasının yasaklandığı anlatılır. İkinci olarak Zekat ve sadaka peygamberimize ve aile efradına ve bugün dahi torunlarına bunları almaları yemeleri özel olarak yasaklanmıştır. Üçüncü grubu ise Cenabı hak peygamberimize İsra suresinin 79. âyeti celileside teheccut namazını farz kılmıştır. Bize sünneti müekkededir. Dördüncü olarak bizler uyuduğumuz zaman abdestimizi bozulur. Ama Hazreti peygamberimiz uyuduğu zaman onun abdesti hiçbir şekilde bozulmadığını ve ona ait bir istisnayı özellik olduğunu görüyoruz. Bu verdiğimiz 4 örnekte olduğu gibi 5-10 istisna dışında kuranı kerimimizdeki bütün hükümler, bütün cinler, insanlar, peygamberler, veliler herkes için aynıdır. Bunlar da zaten özel kelimelerle anlatılmış halisaten leke, ke halikey ve leke gibi kelimelerle bu özellikler anlatılmış.

İblis secde etmediği için kafir olmadığına göre Doğru cevap nedir? Ben bu akaidimizin temelini oluşturan tabloyu necetlardan bir tanesidir. Bir müslümen 8 yerde dinden çıkar.Bunlar 1-Bir insan cenabı hakkın verdiği emri ilâhiyi küçümser ise dinden çıkıyor. 2-Basit görürse. 3-Değersiz görürse. 4-Umursamazsa. 5-Alay ederse 6-Hakaret ederse 7-Altını çiziyorum, biraz sonra açıklayacağım, yine çirkin görmezse 8-İnkâr etmezse dinden çıkmaz. Emri ilâhiyi kabul ettiği halde bunların bu 8 suçu işlemediği zaman ancak gafletinden, tembelliğinden veya benzeri sebeplerden o emirlerini yerine getiremiyorsa yapamıyor veya yapmıyor ise kâfir değildir. Günahı kebair işlemiştir asi olmuştur, imanını kurtarmıştır ya affedilir o emre itaatsizlikten ya da adaletin ikamesi için azâb olunur. Cehennemde daimi olarak kalmaz.

O zaman İblisin kâfir olma illeti nedir? Bunu Araf suresi 12.76. ve İsra suresi 61.ayetinde ne diyor; Ben Adem den daha üstünüm, Çünkü o topraktan ben ateşten yaratıldım. Ve ondan daha hayırlıyım. Burada Cenabı hakka dolaylı olarak sen bilmiyorsun, ben diyor, daha üstünüm Adem benden üstün değil. Niye ben ona secde edeceğim ben daha hayırlıyım diyor. O saydığımız 8 suçun birisi olan cahillikle suçluyor. İşte iblis etmediği için değil bunun için kâfir oldu. Bu hataya düşen günümüzde bazı apoletli ilahiyatçılar görürüz. Cenabı hak yarını bilmez, kimin kiminle evleneceğini bilmez diyenlerin iblisten farkı ne? Biz de onlara acaba dediğimiz anda iblisin düştüğü derekeye düşeriz. İblisin tedavisi olmayan Hırs, Haset ve Kin gibi emraz hastalığı Adem (as.) o gösterilen melaikenin saygısı ona verilen ilim onu azdırıp hırslandırdı. Bugünkü bizim o apoletleri takanlar da biz niye Cenabı hakkın sevgili kulları gibi itibar görmüyoruz diye aynı hasede düşüyorlar.

Bitkisel Ömürle Yaşatılanlar

Kehf Suresi 19.ayet Esteuzibillah Böylece onları uykudan diriltik ki Birbirlerine ne kadar kaldıklarını sorsunlar? Kehf suresinde 9. âyeti ile 26. ayeti arasında Ashabı Kehfin istisna olan hayatını rabbimiz bizi haberdar eder. Bunlar 309 sene bitkisel hayatla yaşatıldılar. Biz geçen derslerimizde de demiştik. Her insan o kadar mübarek özel yaratılmıştır ki ama insan kendisini aşağıların aşağısına kendi eliyle kendi nefsinize zulmetmekle düşürür. İnsanda 7 tane ruh vardır. Bunlar 1-Cemadi Ruh, 2-Nebati Ruh, 3-Hayvanı Ruh, 4-Duyusal Ruh, 5-İnsani Ruh, 6-Hayat Ruhu, 7-Ruhu sultan. Cenabı hakkın ilhamına medar olan ruhumuzun en kıymetli alanı ruhu sultandır. Ashabı Kehf 309 yıl boyunca nebati ruhla yani bitkisel hayatla uyutuldular ve şuan yine bitkisel hayatla uyumaya devam ediyorlar. Harun (as.)dan Ruhu sultana ait mükemmel bir örnek verirsek. Hazreti Musa (as.) ma abisi Harun aleyselamın ölüm vakti bildirildi. Musa (as.) abisi Harun (as.) ve olurki bir töhmet olmasın diye onun iki oğlunu da yanına alarak kendisine emredilen yere gittiler. Dağın tepesine vardıklarında o güne kadar görülmemiş güzellikte bir ağaç ve hiç el değmemiş bir ev, evin içerisinde de üzerinde hiç yatılmamış bir sedir ve üzerinde hiç yatılmamış bir döşek vardı. O döşekten öyle bir koku geliyor ki 1-2 kilometre kala o kokuyu alabilir haldeler. O güzellikleri gören Harun (as.) Kardeşi Hazreti Musa'ya dedi ki ya Musa gel şu döşeğe çok kısa bir süre de olsa birlikte uyuyalım dedi. Musa (as.) her şeyden haberdar edildiği için kabul etti. Birlikte kardeş kardeş yattılar. Ancak Musa (as.) uyandı. Harun (as.) uyanamadı yani 5-10 dakika sonra ruhu o döşeğin içinde kabzolundu. Orada oğullarıyla birlikte Harun (as.) yıkadılar. Zaten gizliden kefeni götürmüştü kefenleyip vefat ettiği yere defnettiler. Çünkü peygamberler bir metre ileri geri alınmaz vefat ettiklere yere defnedilirler. Harun (as.) ın merkadının bulunduğu dağın adı Turu Harun dağıdır. Musa (as.) Harun (as.) 2 oğluyla birlikte oradan döndüklerinde İsrailoğulları baktılar ki Harun (as.) yok. İsrailoğulları Harun (as.)ı çok severlerdi. Çünkü Musa aleyselamın fıtratı celalli, Harun aleyhisselâm fıtratı biraz cemali idi. Yani böyle biraz daha ikna eden sevecendi onun için onu daha çok severlerdi. Baktılar ki yok ne oldu dediler. Öldü defnettik dediler. inanmadılar dediler ki Sen onu çok sevdiğimiz için kıskandın öldürdün dediler. Hazreti Musa (as.) dedi ki peki ben öyle bir şey yapsam yanımda 2 tane oğlu var. Onlar bana engel olmaz mıydı? 2 oğluna sorun dedi. Ama İsrailoğulları hayır dediler biz sana da onlara da inanmayız dediler. Musa (as.) 2 rekat namaz kıldı dua etti ya Rabbi beni bu sıkıntıdan Necate erdir dedi. Ve İsrailoğullarının gözü önünde gökyüzünden bir sedir üzerinde Harun aleyhisselam oturmuş halde yanlarına kadar indirildi. Seni kim öldürdü dediler. Dedi ki beni hiç kimse öldürmedi. Beni Cenabı hak vefat ettirdi dedikten sonra aynı sedir gökyüzüne geri götürüldü. İşte bu indirilen ve gösterilen cevap veren Ruhu Sultan'dır.

Cenabı Hak Ashabı Kehfi 309 yıl yaşattı. Onları kuranımızda ne buyuruyor biz diyor onları evirip çevirdik. Yani yattıkları yerde sağa sola döndürdük. Tırnakları vücutlarının kılları büyüyordu ama onların vücutlarına bedenlerine çürüme olmasın diye rabbimiz evirip çevirdiğini ifade ediyor. Yani bitkisel bir hayat yaşatıyordu. 309 yıl bu hayatı yaşadıktan sonra o günün insanlarına gösterildi. Öldükten sonra diriltmeye kâdir olan rabbimizin kudreti ispat edildi. Geri tekrar o bitkisel hayata döndürüldü. Onların bulunduğu mağaraya Cenabı hakkın müsadesi ile Ashabı kiramdan 4 büyük halifemiz Ebâ Bekir Sıttık, Ömer Faruk, Osman Zinnureyn ve Ali kerimallahu veche bir kilim üzerinde getirilip onlarla bir süre muhabbet ettiler. Bu şekilde bir görüşme oldu ki Büyük Müfessirimiz Kurtubi der ki İsa (as.) döneminde bunlar tekrar diriltilip İsa aleyhiselamla birlikte hac edecekler. Yine İmamı Birgivi Hazretleri İzmir Birgivi ilçesinde yaşamıştır ki kitabında Halife Hazreti Mehdi döneminde diriltilip ruhlarının iade olunacağını onunla birlikte hizmet edeceklerini buyuruyor. Ben buna inandım. Benim arkadaşımda inanır.

Hazreti Yunus bin Metta (as.)

Hazreti Yunus (as.) kuranı kerimde Yunus suresi ve ayrıca 6 surede 17 kez bu Yunus (as.) ismi zikredilerek hayatından bize ibretler sunulur. Kendisi Yusuf (as.) kardeşi Bünyaminnin oğlu Mettanın oğludur. Irak topraklarındaki Musul da yaşadı. 30 yaşında peygamberlik nebilik makamı taltif olundu. Cenabı hak Enbiya Suresi'nin 87. ayetinde balığın sahibi anlamında zünnun diye hitap eder. Bir küçük çocuğun çenesindeki gamzeye de en nune denir. Şimdi bunun konumuzla ne alakası var derseniz. Hazreti Osmanı Zinnureyn (ra.) efendimiz bir gün devlet başkanı olarak sokakta gezerken güzel simalı bir çocuk görür. Onun güzelliğine hayran kalır dua eder. Der ki bu çocuğun en numunesini -gamzesini- siyaha boyayınız. Çocuk güzel olduğu için olur ki birisinin nazarı değer belki aylarca bu çocuk o nazarın etkisinden kurtulamaz. Hatta ölebilir. Hazreti Yunus'a geçmeden evvel gene kitaplarımızda okuduğumuz bir Zünnun el Mısri var. Onunla karışmasın diye Zünnun el Mısri den bir kısa örnek anlatayım, ikisini karıştırmayalım. Zünnun el Mısri, Mısır'da 770 yıllarında yaşamış rahmetullahi aleyh büyük bir velidir. Asıl adı Sevban rahmetullahi aleyh Zünnuni Mısridir. Bu zat bir gemiye biner gemide bir tüccarın mücevheri kaybolur. Bu sessiz sakin bir köşede oturduğunu görenler ondan şüphelenirler. Derler ki çalsa çalsa bu mücevheri bu Selvan çalmıştır. Hepsi adeta ittifak etmişçesine işkence etmeye başlarlar. Bu Sevban rahmetullahi aleyh işkenceye dayanamaz. Ben almadım, ben hırsız değilim dese de hiçbir şeye yaramaz. Sadece elini kaldırıp yarabbi sen bilirsin diye dua eder. O anda hepsinin ağzında birbirinden nadide kıymetli mücevher olan balıklar çıkar. Geminin 2 tarafından o kadar çok balık hepsinin ağzında birer mücevherle geldiler hepside ya Selvan benim mücevherimi diyordu. Oradan 1 tanesini aldı. Tüccara mücevherlerini verdi gemiden toprağa iner gibi indi yürüyerek gözden kayboldu. O günden sonra Sevbana Zünnuni Mısri lakabı verildi. Bakın burada sen bilirsin rabbine sığınıyor. Sataşmıyor, küfür etmiyor, kavga etmiyor sadece teslim oluyor.

Kendi konumuza döndüğümüzde Hazreti yunus aleyhisselâm bizden tam 2800 yıl evvel Musul'da yaşadı. Halkını 33 yıl islama davet etti. Kendine sadece 2 kişi inandı. Cenabı haktan müsaade istedi. Yarabbi, Bu kavim hidayete ermeyecek. Cenabı hak 40 gün daha devam etmesini emretti. Yunus aleyhisselam 37 gün davetine devam etti, 3 gün kaldı. O 3 gün baktık ki gene hiç inanan yok. Tahammülü bitti. O gün gece olunca kavminden ayrılıp Musulu terketti. 38.günün sabahı kavminin hepsinin yüzlerinin rengi değişti. Herkesin farklı bir renk oldu. Hazreti Cebrail aleyhisselam Yunus aleyhisselâmın önüne indi dedi ki, Acilen kavminin yanına dön, bu şekilde onları terk edip gitme. Ama Cebrail aleyhisselâm uyarısına rağmen dönmedi. Ve bir gemiye bindi. Bindiği gemi bunun bilinmesinden sonra hareket edemedi. Dediler ki burada bir suçlu var ama kim 3 kez kura çekildi. Üçü de Hazreti Yunus (as.) a çıktı. Artık 3 kurada kendine çıkınca kendisi gemidekilere eziyet olmamak için hafif ortalık karanlığında kendisini denize attı. Cenabı hak Nil Nehrinden bir balığı görevlendirdi. O balık geminin etrafında zaten atlamasını bekliyordu. Atladığı anda Yunus aleyhisselâmı yuttu ki müfessirlerimiz bu balığın balina olduğunu tahmin ediyorlar. Balığa rabbimiz şöyle emretti Saffat suresinin 142. ayetinde O sana gıda değil, etine kemiğine zarar vermeyeceksin. Balık denizin en tabanına indirdi. Yunus (as.) oradaki bütün taşların zikirlerini duymaya başladı. Balık 40 gün süresince Yunus aleyhisselamı karnında gezdirdi. Hazreti Yunus (as.) balığın içerisinden okyanusun tabanında ki bütün hayatı bütün canlıları o okyanusun tabanında ne var ne yok hepsini görüyordu. Bu bilgileri tam 14 tefsirden günlerdir ancak toparladık. Bu bize niye anlatıyor? Denizin dibindeki dalgıçlığı, Savaşlardaki stratejik öneme sahip deniz altını, deniz altındaki petrolleri, doğalgazı bize anlatır. Yunus aleyhisselâmı oralar boşuna gezdirip gösterilmiyor ki hikaye değil ki bu. Orayı bu ümmet Müslümanlar bulsun tespit etsin, o nimetten yararlansın. Kapitalistlerin boyunduruğuna yönetimine girmesin.

Sonra Enbiya suresinin 87. Ayetine bakıyoruz. Esteuzibillah. Lailahe illa ente subhaneke inni kuntu minazâlimin. Dedi Cenabı hak biz diyor onun bu duasını kabul ettik ve kendisini gamdan kederden kurtardık, necate erdirdik. Ve yine Saffat suresinin 143 ve 144 üncü ayetinde Eğer çok tespih edenlerden olmasaydı insanları yeniden dirilteceğimiz mahşer gününe kadar o balığın karnında kalıp gitmişti. Hazreti Yunus (as.) ima ile kendisine kaç vakit namaz farz ise o vakitlerde ima ile secde edip o namazlarını eda ediyordu. Sürekli dua ediyor, Cenabı hakka yalvarıyordu. Bu zikir sesini melaike duydu ya Rabbi dediler senin zikreden çok kısık bir güzel ses duyuyoruz. Rabbimiz o kulum Yunustur buyurunca hepsi birden yarabbi ne olur onu affeyle diye şefaat ettiler. Demek ki cenabı hak bazı kullarına şefaat izni verir, şefaatlerine kabul eder. Yani cenabı hak izin vermeden kimse şefaat edemez ama izin verdikleri şefaat eder ve onların şefaatini kabul eder. Hazreti Sad bin Ebu Vakkas dünyada iken cennetle müjdelenmiş 10 sahabeden birisi O bize peygamberimizden şöyle buyurur ki, Biz bir şey isteyeceğimiz öncesinde Yunus (as.)ın la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minazzalimin duasını eden kişinin diyor. Hiçbir zaman duasının red olunmayacağını peygamberimizden işittim ve size aktarıyorum buyuruyor. Bu, Müsnet, Hakim, Münziri, Peygamberler tarihi, Kurtubi, Tirmizi, Ebu dâvud 6 hadis kitabında geçer. O zaman ikinci bir şey daha öğrendik. Her dua etmeye başlamadan evvel bu Yunus aleyhisselâmın duasıyla başlayacağız. Onun ardınca diğer dualarımızı yapacağız. İmamı Şafi rahmetullahi aleyh buyuruyor ki, veba ve taun, veba ve taun hastalığının en iyi tedavisi tesbihtir. Yani cenabı hakkı zikir etmektir, başka türlü diyor. Onun bulaşmasını ve köklü olarak kurtulmasını önleyemezsiniz. Demek ki zikir musubeti Cenabı haktan gelecek cezayı ve azabı kaldırıyor. Bunu İmam Şafi efendimiz buyuruyor. Biz bir yerde tökezledik bir hata yaptık nefsimize uyduk. O tökezlediğimiz düştüğümüz yerden bizi Salih amellerimiz ayağa kaldırır. Salih ameller adeta bastonumuz gibidir. Peygamberimiz İmamı Kurtubinin tefsirinde geçen bir hadisi şerifte buyuruyor ki Kim salih amel türünden kendisi için saklanabilecek bir şeyler yapabilme imkanı bulursa mutlaka onu yapsın. Salih amel nasıl saklanır? Yani yaptığımız ameli kimseye göstermemektir. Bunu bakın peygamberimiz öğretiyor. İlginç bir kurtuluş reçetesi. Çaresiz kaldık, bir yerde sıkıştık daraldık tek başımıza kimsenin haberi yok bir yırtıcı hayvanla karşı karşıyayız. İçerisinde olduğumuz bir bela musibet var öyle bir zamanda diyor. Bu sakladığınız amelleri vesile ederek rabbimize dua edersiniz rabbiniz de o amelin sayesinde sizi necate erdirir. Hani bu bir hadisi şerifte anlatılan 3 tane kişi bir mağarada önlerine taş kapatır. Herkes geçmişte yaptığı bir güzelliğin hürmetine ister, sonra taş açılır. İşte amellerin saklanması budur.

Saffat Suresinin 145. ayetinde Cenabı Hak Biz o balığın ağzından diyor. Hazreti Yunus'u bıraktık, çıkardık attık. Yunus aleyhisselâmı kusan balık olmasına rağmen neden Cenabı hak zâtına yaptık, attık, bıraktık buyuruyor? işte Çünkü biz bir fiili yapmak istediğimiz zaman Cenabı hak o anda bizde bir kudret yaratır. O kudret olmasa biz o fiili yapamayız. Cenabı hak orada balığın kusup da Yunus (as.) dışarı atmasını dahi kendi kudret vermesiyle yapabileceğini izafe ediyor. O zaman nerede ne yaparsak yapalım yarabbi verdiğin kudret ile yaptım elhamdülillah diyeceğiz. Eğer bizim ailemizde güzellik katmış ise şükür diyeceğiz, bir olumsuzluktan kurtulduysak elhamdülillah diyeceğiz. Cenabı hakkın kudretiyle bir işte başarılı olduysak elhamdülillah çok şükür diyeceğiz. Balık o denizlerde dolaştı geldi İranın güneyindeki Basra körfezinden Dicle nehrine girdi. Bizim ülkemizdeki Dicle nehrine ters yönden girdi. 2000 küsur yıl önce o bölgenin tamamına Nusaybin denirdi şimdiki Mardine Hz. Yunusu ağzından çıkarıp attı.

Saffat suresinin 145. ayetinde biz diyor Yunus (as.) attığımızda Öyle bir hastaydı ki o kadar bitkin bir haldeydi ki annesinden yeni doğan bir yavru gibiydi. Çünkü 40 gün süresince balığın karnında bu hale gelmişti. Eti erimiş kemik mavsalları gevşemiş. Derisi o kadar incelmişti ki zayıflığından oturmaya takatı daha iyi yoktu. Bu Yunus (as.) için büyük bir iptila. Rabbimiz bizleri iptala eylediği zaman şikayet etmez isek derecemiz artar. Ama imtihan ederse bu ağırdır. İp dila ayrı imtihan ayrıdır. Saffat suresinin 146. âyetinde Cenabı hak yaktin buyuruyor. Kuranda bitkiye 2 isim verilir. Şecere derse ağaç olur yaktin derse gövdesi olmayıp böyle toprağın üzerinde yan yana uzayıp giden bitki yani kabak, karpuz, salatalık, acur, kavun bu tür bitkilere yaktin denir. Cenabı hak böyle bir bitki bitirdik diyor. Biz Onun yapraklarıyla Yunus aleyhisselâmı güneşten rüzgardan koruduk. Çünkü balığın kustuğu yerde hiçbir bitki eseri yoktu. yerde. Sadece o bitkiyi kudretullah ile bir anda oluşturan rabbimiz ondan bir su damlattı. O su derisine damlıyor ve derisi ondan şifa buluyordu. Derisi eski haline gelmek için adeta o su ilaç oluyor. Biz bu bitkiyi bilsek onun suyunu derimizin tedavisinde kullanabiliriz ama Cenabı hak ismi olarak vermediğinden bilemiyoruz. Sadece yaktın buyuruyor. Kabak, acur salatalık, kavun, karpuz bitkilerinden birisinin olabileceğini ama hangisi olduğunu bilmiyoruz. O bitkiye sinek konmadığı için Cenabı hak Yunus (as.) yaprakları vesilesiyle sineklerden de korumuş oldu. Cenabı hak bir yabani dağ keçisini görevlendirdi. Bir sabah geliyor, bir akşam geliyor 2 ayağını açıyor. Yunus (as.)ın tam ağzına memesini getiriyor. Yunus (as.) ise o memeden süt içiyor ve bedeni bu şekilde sürekli iyileşiyordu. Yunus aleyhisselâm iyileşince Cenabı hak bir kurda emir verdi. O kurt bitkiyi kökünden kopardı. Bir sıcak yel esti güneş Hazreti Yunus aleyselamın başını öyle etkiledi ki hastalandı. O güneşin etkisinden başı öyle ağrıdı ki ağrıya tahammül edemediği için ölümü sevecek hale geldi. Orada Cenabı hak buyurdu ki, ey Yunus o kabak seni besleyen koruyan gölgelendiren suyla derini iyileştiren kabağın kurumasına acıdın mı? Buyurdu. Yunus (as.) ya Rabbi gerçekten çok acıdım. O benim için farklı bir hizmet etti buyurunca Cenabı hak sistemli olarak. Peki sen üzerine yorulmadığın bakıp, emek çekip büyütmediğin belki de bir gecede biten bu kabağa acıyorsun da Ben 12 tepeden gelen 120 kişilik Musul halkına burayı gazap et diye dua ettiğinde merhamet etmez miyim? Sen bunu benden nasıl istedin? Diye ikaz etti. Demek ki biz bir kafirlere beddua edebiliriz ama en asi müslümana dahi beddua edemeyiz. Yunus (as.) Eti sertleşti saçı tekrar bitti, eski kuvvetini kavuştu ve onlara şükretmesini emretti.

Bir gün sahabilerden bir tanesi sordu Ya Resulallah sen kabağı seviyor musun? Peygamberimiz, Evet buyurdu. O kardeşim Yunus'un ağacıdır. Ruhul beyan, İbni kesir, İmam mâturidinin Tevilat isimli tefsiri, Bey haki ve Kurtubi adlı eserlerin hepsinde geçer. Yine Hazreti Enes (ra.) buyuruyor ki Bir gün peygamberimize kabak parçalarının bulunduğu sulu bir yemek ile kurutulmuş et takdim edildi. Peygamberimiz içi kabak dolu o kabın etrafındaki kabak taneciklerini topluyor ve yiyordu. Hazreti Enes (ra.) diyor ki ben o günden sonra en çok kabağı sever oldum.

Şimdi İmamı Ebu Yusuf rahmetullahu aleyh diyor ki, Bir adam peygamberimiz (sav.) kabağı severdi dese diğeri de küçümseyerek aşağılamak kastıyla bende sevmiyorum dese kafir olur. Hazreti Hasan bin Ali yani Hazreti Ali efendimizin oğlu Hasan (ra.) Hüseyin efendimizin abisi derki, Çorba yaptığınız zaman içerisinde bolca kaba koyun çünkü kabak beyni kuvvetlendirir. Büyük Muhaddis Hafız İmam Suyutinin Mensur adlı tefsirinde geçer.

Hazreti Yunus aleyhhselam, bu durumdan sonra azledilmedi. Peygamberlikten alınmadı. Tekraren Nebi olarak ikinci kez görevlendirildi. Yunus (as.) kavminin iman etmeleri ve o azabın emaresini görüp tövbe etmeleri nasıl oldu dersek. Yunus Suresinin 98.ve Saffat Suresinin 148. Ayetinde Esteuzibillah sonunda ona iman ettiler, Bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar ömür verdik. Yani tekrar azabı kaldırıp ömürlerini uzattık, buyruluyor. Bu âyet inmeden siyah bir duman Musul ve Ninovayı kaplamış insanlar o dumandan bir adım atamaz hale gelmişlerdi. Hem nefes alamıyorlar, hem yürüyemiyorlar, hem önlerini görmüyorlardı. Bu halde halk öyle bir canhıraş hale geldi ki acaba Yunus aleyhisselâm nerede arayıp bulup biz tövbe ettiğimizi bildirelim dediler. Ama Yunus (as.) 3 gün öncesinden şehri terk etmişti. Öyle bir samimi tövbe ettiler ki hem azabı gördüklerinde artık inanmaları kendilerine fayda vermeyecekti hem de imanları bu âyeti celile ile taçlandırıldı. Peki bunlar imanın niye geçerli oldu? Yunus (as.)ın kavmi henüz azap gelmeden azabın sadece o duman emaresini gördüler ve o emareyi görür görmez iman ettiler.Bir kişinin tek başına ölme anına sekarat, bir toplumun topluca üzerine gazap gelip öldürülmesine yeis denir. Onun için yeis hali gelmeden iman ettiklerinden dolayı firavuna benzemezler. Cuma günü azap top yekun kaldırıldı. Bunun bereketi olarak duman çekildi ve arkasından öyle bir yağmur yağdırdı ki adeta rahmeti ile şehri tekrar yıkamış oldu.

Yunus (as.) döneminde Musul halkının töresinde yalan söyleyen mutlaka öldürülürdü. 37. gün olmasına rağmen azap gelmeyince Yunus (as.) yalan söylemiş oldum. Bu halkın yüzüne nasıl bakarım bakarım? diye şehri terk etmesinin sebebi bu utanmadır. Yoksa ilâhi vazifeden kaçma veya Cenabı hakka haşa haşa başkaldırma değildir. 37. gün olmuş azabın gelmesine 3 gün kalmış hala inanan yok diyerek onlardan uzaklaşmış oldu. Peygamber olarak sen söyledin bak azap gelmedi diyecekler diye utanmış oluyordu. Bunun için peygamberimiz özel olarak bizi uyarır. Buyurur ki benim ümmetimden hiçbir kula ben Yunus bin Mettadan daha hayırlıyım demek yakışmaz. Yunus (as.) burada asi oldu günah işledi gibi düşünüp böyle bir hataya düşmeyelim peygamberler zelle işler günah işlemezler Cenabı haktan izin almadan Ninovayı terk etti. Halbuki biz terk edebiliriz ancak peygamberler terk edemez. Yunus aleyhisselâmın fıtratı icabı çabuk davranırdı. Bu günah değildir. Günah şunu içmek haramdır. Onu bilerek kasıtlı yaparsak bu günahtır. Peygamberler asla günah işlemez. Peygamberler zelle işler yani içtihadi hata yapar, evlayı terk eder. Cenabı hak indinde yaptığının doğru olduğunu zanneder ama önceden bildirilip açıklanmadığı için bu iştihadi hata olduğundan buna zelle deriz. Çünkü peygamberlerin her yaptığını biz taklit etmek zorundayız. Eğer onlar günah işlese biz onların günahını da taklit etmek zorunda kalırız. Sadece 3 gün Sabredememiş oldu. Demek öfkeli ve sinirli iken ani kararlar vermeyeceğiz. Kalem suresinin 48. ayeti, 3 müsebbibin buyurur Yani testbihatımız olacak, Cenabı hak onu tesbihatı sayesinde affettim diyor. Biz sürekli Yunus aleyhisselamın balık karnında yaptığı gibi her gün istikrarlı şekilde duamızı kendi nefsimiz aile efradının için yapacağız.

Bismillah. Subhaneke la ilme lena illa ma allem tena inneke entel alimun hakıym. Sadakallhul azim. Subhansın ya rab senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen her şeyi hikmetle yapan sensin. Amenna ve saddakna velhamdülillahi rabbil âlemin el Fatiha.

40 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page